Böğürtlen Kışı,Kitaptan ziyade şunları söylemek isterim; ortaokul zamanlarımda çok sevdiğim türkçe hocamın sürekli koltuk altında gezdiği bir kitaptı.Derse hep bu kitapla gelirdi ya da ben sürekli görüyordum. Bu kitaba denk gelip okumak istediğim zaman ise üniversite zamanlarımdı ve kendime şunu…devamıBöğürtlen Kışı,Kitaptan ziyade şunları söylemek isterim; ortaokul zamanlarımda çok sevdiğim türkçe hocamın sürekli koltuk altında gezdiği bir kitaptı.Derse hep bu kitapla gelirdi ya da ben sürekli görüyordum. Bu kitaba denk gelip okumak istediğim zaman ise üniversite zamanlarımdı ve kendime şunu söylemiştim "Neden daha önce okumadın? " Muazzam...
"Yaşamak; insanın hayattaki vurdumduymazlıklarının, sonradan fark edilse de telafi edilemeyen pişmanlıklara dönüşmesini anlatan derin bir yalnızlık hikayesi. Sevdiklerini birer birer kaybetmenin verdiği o büyük sarsıntıya rağmen hayata tutunmaya çalışan Fugui, yaptığımız seçimlerin ömrümüz boyunca peşimizi bırakmadığını ve bazen en büyük…devamı"Yaşamak; insanın hayattaki vurdumduymazlıklarının, sonradan fark edilse de telafi edilemeyen pişmanlıklara dönüşmesini anlatan derin bir yalnızlık hikayesi. Sevdiklerini birer birer kaybetmenin verdiği o büyük sarsıntıya rağmen hayata tutunmaya çalışan Fugui, yaptığımız seçimlerin ömrümüz boyunca peşimizi bırakmadığını ve bazen en büyük farkındalıkların bile gidenleri geri getirmeye yetmediğini çok acı bir şekilde gösteriyor. Peki kitap kapağındaki her bir siyah çizginin Fugui'nin kaybettiği ve hayatında bir süreliğine de olsa yer edinmiş Ailesinden birini temsil ettiğini biliyor muydunuz?"
Güzel filmdi polis olan cris eşini öldürmekle suçlanıyor bunun üzerine gözaltına alınıyor mahkemeden önce yapay zekali kadın ile suçsuzluğunu ispatlamaya çalışıyor SE puanım 7. 7
Bir suç planı ne kadar kusursuz olabilir ki? Tam bunu sorgulatırken seni yavaş yavaş içine çekiyor. Arjantin sineması böyle karanlık suç hikâyelerini gerçekten iyi kotarıyor. İlk dakikalarda ağır ilerliyor gibi dursa da sabredince karşılığını fazlasıyla veriyor. Büyük aksiyonlar bekleyenleri tatmin…devamıBir suç planı ne kadar kusursuz olabilir ki? Tam bunu sorgulatırken seni yavaş yavaş içine çekiyor. Arjantin sineması böyle karanlık suç hikâyelerini gerçekten iyi kotarıyor. İlk dakikalarda ağır ilerliyor gibi dursa da sabredince karşılığını fazlasıyla veriyor. Büyük aksiyonlar bekleyenleri tatmin etmeyebilir ama gerilimini karakterlerin üzerinden kurması bence filmi asıl özel yapan şey olmuş.
Film güzeldi, komikti sarıyor ve açıkçası beklediğimden daha iyiydi İzlerken sıkmadı eğlenceli geçti Kafayı yormayan ama keyif veren filmlerden biri bence.
Bence çok güzel bir filmdi. Saplantıyı gerçekten çok iyi işlemişler. Sharon a bayıldım çok güçlü bir kadın ve son sahnede kadını fena benzetti ellerine sağlık. Başıma böyle nir şey gelse sharon gibi davranırdım muhtemelen idol kendisi. Öneririm,izlenir. ⭐️⭐️⭐️⭐️
benim izlemek istedigim bu degildi yanlis filmi indirdigim icin izledim ama bu da guzeldi dovus sahneleri cok iyiydi hafif gerilimli falan gayet okey bi filmdi puanim 6,5/10
2026 (91. Film) Oyuncu listemden bu sefer bahtıma Aaron Taylor-Johnson düştü. Düşüncem aslında "Gece Hayvanları" filmini izlemekti. Fakat TV+'ta da olması kolaylığından ötürü seçimim "Suikast Treni" filmi oldu. Yönetmen David Leitch'in izlediğim dördüncü filmi oldu. Daha önce Deadpool 2, Fast…devamı2026 (91. Film)
Oyuncu listemden bu sefer bahtıma Aaron Taylor-Johnson düştü. Düşüncem aslında "Gece Hayvanları" filmini izlemekti. Fakat TV+'ta da olması kolaylığından ötürü seçimim "Suikast Treni" filmi oldu.
Yönetmen David Leitch'in izlediğim dördüncü filmi oldu. Daha önce Deadpool 2, Fast & Furious Presents: Hobbs & Shaw ve Dublör filmlerini izlediğim Leitch şimdiye kadar beni üzmemişti. Açıkçası bu filmle birlikte üzmemeye de devam etti. Filmin kadrosu bir kere yıldızlar geçidinden oluşuyor. Brad Pitt, Aaron Taylor-Johnson, Zazie Beetz ve Joey King gibi birçok aşina olduğumuz ismin bulunmasının yanı sıra daha önemsiz diyebileceğimiz rollerde Sandra Bullock, Ryan Reynolds gibi isimlerinde olduğu bilgisini vereyim.
Film tam bir aksiyon-komedi. Yer yer komodinin aksiyonun önüne geçtiğini bile söyleyebilirim. Mantıksal çizgide gitmiyor pek. O nedenle keyif almak adına sorgulamadan izlemek gerekiyor. Filmin 2 saat boyunca trende geçmesi bana kalırsa bir noktadan sonra sıkıyor. Beklentimin yarım tık altında kalsa da vakit kaybıydı denilecek bir işte değil kesinlikle.
Ladybug karakterinin daha ilk sahneden şanssızlık vurgusu ile zemin hazırladığı amerikan esprileri oldukça iyiydi. Zaman zaman aralarda boş şakalar olsa da Brad Pitt rolü kendisiyle güzel bağdaştırmış. Joey King'in ekran süresinin uzun olması güzel olmuş. Tatlı, zararsız bir kadın profilinde kusursuz saçları ile manipülatif bir karakter, iyi yazılmış kendisi de hakkını vermiş doğrusu. Zazie Beetz noktasında ise Joey King için dediğimin aksini düşünüyorum. Ekran süresi çok azdı, Zazie gibi aşina olduğumuz birini daha fazla görmek isterdim açıkçası. Başta oyunculuğunu çok beğendiğim Aaron Taylor-Johnson olmak üzere kalan kadro da iyi bir iş çıkarmış diyebilirim.
Özetle tanıdık yüzlerin filme boldan serpiştirildiği, mermi ve yumrukların havada uçuştuğu, meşhur fiji su şişesinin vagonun bir sağına bir soluna yuvarlandığı vakit geçirmelik keyifli bir film. İzleyeceklere şimdiden iyi seyirler.
7.0/10
Film Hakkında İlginç Detaylar (Spoiler Uyarısı)
1- Brad Pitt, hızlı trenin dar vagonlarında ve mutfak kısımlarında geçen yakın dövüş sahnelerinin %95'ini dublör kullanmadan, 58 yaşında olmasına rağmen bizzat kendisi gerçekleştirdi.
2- Filmin yönetmeni David Leitch, aslında yönetmenlik kariyerinden çok önce Hollywood'da uzun yıllar dublörlük yapıyordu ve en büyük kader ortaklığı, Fight Club, Troy ve Mr. & Mrs. Smith gibi efsane filmlerde bizzat Brad Pitt'in birebir dövüş ve tehlike dublörü olmasıydı; yıllar sonra dublörü, Pitt’i başrolde yönetmiş oldu.
3- Filmde Limon karakterinin her insanı analiz ederken kullandığı "Thomas ve Arkadaşları" çizgi filmi detayı kitapta bu kadar geniş yer kaplamıyordu; senarist, Limon ve Mandalina ikilisinin arasındaki o tezatlığı ve komedi dozunu artırmak için bu takıntıyı senaryoda kilit bir olay örgüsü haline getirdi.
4- Film Japonya'daki meşhur Shinkansen (Hızlı Tren) hatlarında geçiyor olmasına rağmen, çekimlerin neredeyse tamamı Los Angeles'taki Sony Stüdyoları'nda kurulan devasa vagon dekorlarında gerçekleştirildi; pencerelerden görünen o hızla akan Japonya manzaraları ise vagonların etrafına kurulan devasa LED ekranlar vasıtasıyla canlı yansıtıldı.
5- Aaron Taylor-Johnson (Mandalina) ve Brian Tyree Henry (Limon), çekimler başlamadan önce rollerine çalışmak için tam bir ay boyunca aynı otel odasında birlikte zaman geçirdiler, 90'ların eski İngiliz gangster filmlerini izlediler ve aralarındaki o muazzam ikiz kardeş kimyasını set arkasındaki bu yakın dostlukla yakaladılar.
6- Filmin o sessiz vagonda geçen ve Brad Pitt ile Brian Tyree Henry’nin etraftaki insanları rahatsız etmemek için birbirlerini hiç ses çıkarmadan, fısıldaşarak ve boğazlayarak dövmeye çalıştıkları o efsane absürt sahne, tamamen Brad Pitt’in set esnasında ortaya attığı bir doğaçlama fikri sonucu kurgulandı.
7- Filmde suikastçı Prince karakterini oynayan genç aktris Joey King, o masum görünümlü ama içi tamamen şeytani planlarla dolu psikopat liseli kız aurasını tam verebilmek için çekim aralarında bile set ekibine karşı o mesafeli ve soğuk tavırlarını hiç bozmadı.
8- Filmin kadrosundaki en büyük sürprizlerden biri olan ve trendeki suikastçılardan "Kurt" karakterini canlandıran isim, gerçek hayatta Latin müziğinin dünyaca ünlü Grammy ödüllü süper starı Bad Bunny'nin ta kendisidir; bu film onun Hollywood'daki ilk büyük sinema sınavı oldu.
9- Sandra Bullock’un canlandırdığı ve Uğur Böceği’ne telefonda terapi taktikleri veren Maria Beetle karakteri için ilk başta ünlü aktris Lady Gaga ile el sıkışılmıştı; ancak Gaga son anda House of Gucci filminin çekim takvimiyle çakışma yaşayınca rolü yakın dostu Sandra Bullock’a devretti.
10- Brad Pitt, Maria Beetle rolüyle filme son sahnede dahil olan Sandra Bullock ile o kadar yakın dosttur ki, bu filmde oynaması karşılığında Bullock’tan hiçbir ücret talep etmedi; sadece Bullock'un kendi filmi olan The Lost City (Kayıp Şehir) filminde Brad Pitt'in ücretsiz olarak ufak bir cameo rol oynaması şartıyla karşılıklı jestleştiler.
11- Filmin o meşhur cam odada ve tren hatlarında geçen "Beyaz Ölüm" (Michael Shannon) karakterinin o görkemli kılıçlı sahneleri çekilirken, kullanılan o samuray kılıçlarının tamamı Japonya'daki tarihi demir ustaları tarafından filme özel olarak dövüldü ve oyuncuların el güvenliği için çekimlerde soluklaştırılmış kopyaları kullanıldı.
12- Aaron Taylor-Johnson, filmdeki o jilet gibi duran Mandalina karakterinin fit ve kaslı vücudunu koruyabilmek için çekimler boyunca çok ağır bir askeri diyet uyguladı; ancak tren mutfağındaki bir dövüş sahnesinde elini çok sert bir şekilde keserek hastanelik oldu ve dikiş atıldıktan hemen iki saat sonra sete geri döndü.
13- Film boyunca trende kaybolan, vagonların arasında sürünen o ölümcül yılan dijital bir efekt değildi; sahnelerin çoğunda sette profesyonel yılan eğiticileri eşliğinde çalışan gerçek bir eğitimli yılan kullanıldı.
14- Ryan Reynolds’ın filmin tam sonunda suikastçı Carver olarak sadece 2 saniyeliğine göründüğü o meşhur cameo sahnesi tamamen gizli tutulmuştu; Reynolds, daha önce Deadpool 2 filminde kendisine ücretsiz cameo yapan Brad Pitt’e borcunu ödemek için bu filmde tek bir kelime bile etmeden oynamayı kabul etti.
15- Filmin yüksek temposunu destekleyen renkli görsellik, Japonya'nın o meşhur anime kültüründen ve Quentin Tarantino'nun Kill Bill filmindeki o parlak, neon renk paletlerinden ilham alınarak kurgulandı.
16- Andrew Koji’nin canlandırdığı Kimura karakterinin babası "Yaşlı Adam" rolünde izlediğimiz efsane aktör Hiroyuki Sanada, sinema dünyasında dublör kullanmayan en büyük samuray aktörüdür; 60 yaşının üzerinde olmasına rağmen Michael Shannon ile olan o son kılıç düellosu sahnesindeki tüm hareketleri bizzat kendisi yaptı.
17- Film, Japon yazar Kōtarō Isaka’nın tüm dünyada çok satan "Maria Beetle" (Amerika'da Bullet Train adıyla basılan) orijinal romanından uyarlandı; ancak kitaptaki tüm karakterler aslında Japon suikastçılardı, Hollywood stüdyosu filmi küreselleştirmek için kadroyu Brad Pitt önderliğinde uluslararası bir suç karmasına çevirdi.
18- Filmin müziklerini yapan Dominic Lewis, vagonlardaki o absürt komedi ve aksiyon dengesini yakalayabilmek için 70'lerin meşhur funk şarkılarını ve klasik Japon pop müziklerini modern elektro-gitar ritimleriyle miksleyerek izleyicinin nabzını sürekli yukarıda tuttu.
19- Filmin son sahnesinde trenin raydan çıkıp devasa bir kasabaya daldığı o muazzam final aksiyon sahnesi çekilirken, set ekibi stüdyoya tren vagonlarının birebir boyutlarında devasa hidrolik rampa mekanizmaları kurdu ve Brad Pitt ile Joey King o mekanizma havada 45 derece sallanırken iplere bağlı şekilde canlı olarak o taklaları attılar.
20- Yaklaşık 85-90 milyon dolar gibi türü için ideal bir bütçeyle çekilen yapım, dünya genelinde tam 239 milyon dolar kazanarak stüdyonun ve David Leitch’in yüzünü güldürmeyi başarmıştır.
21- Filmdeki o su şişesinin yolculuğunun anlatıldığı o 1 dakikalık özel sekans, sinemada "cansız nesnelerin gözünden hikaye anlatımı" tekniğinin en eğlenceli modern örneklerinden biridir.