benim izlemek istedigim bu degildi yanlis filmi indirdigim icin izledim ama bu da guzeldi dovus sahneleri cok iyiydi hafif gerilimli falan gayet okey bi filmdi puanim 6,5/10
2026 (91. Film) Oyuncu listemden bu sefer bahtıma Aaron Taylor-Johnson düştü. Düşüncem aslında "Gece Hayvanları" filmini izlemekti. Fakat TV+'ta da olması kolaylığından ötürü seçimim "Suikast Treni" filmi oldu. Yönetmen David Leitch'in izlediğim dördüncü filmi oldu. Daha önce Deadpool 2, Fast…devamı2026 (91. Film)
Oyuncu listemden bu sefer bahtıma Aaron Taylor-Johnson düştü. Düşüncem aslında "Gece Hayvanları" filmini izlemekti. Fakat TV+'ta da olması kolaylığından ötürü seçimim "Suikast Treni" filmi oldu.
Yönetmen David Leitch'in izlediğim dördüncü filmi oldu. Daha önce Deadpool 2, Fast & Furious Presents: Hobbs & Shaw ve Dublör filmlerini izlediğim Leitch şimdiye kadar beni üzmemişti. Açıkçası bu filmle birlikte üzmemeye de devam etti. Filmin kadrosu bir kere yıldızlar geçidinden oluşuyor. Brad Pitt, Aaron Taylor-Johnson, Zazie Beetz ve Joey King gibi birçok aşina olduğumuz ismin bulunmasının yanı sıra daha önemsiz diyebileceğimiz rollerde Sandra Bullock, Ryan Reynolds gibi isimlerinde olduğu bilgisini vereyim.
Film tam bir aksiyon-komedi. Yer yer komodinin aksiyonun önüne geçtiğini bile söyleyebilirim. Mantıksal çizgide gitmiyor pek. O nedenle keyif almak adına sorgulamadan izlemek gerekiyor. Filmin 2 saat boyunca trende geçmesi bana kalırsa bir noktadan sonra sıkıyor. Beklentimin yarım tık altında kalsa da vakit kaybıydı denilecek bir işte değil kesinlikle.
Ladybug karakterinin daha ilk sahneden şanssızlık vurgusu ile zemin hazırladığı amerikan esprileri oldukça iyiydi. Zaman zaman aralarda boş şakalar olsa da Brad Pitt rolü kendisiyle güzel bağdaştırmış. Joey King'in ekran süresinin uzun olması güzel olmuş. Tatlı, zararsız bir kadın profilinde kusursuz saçları ile manipülatif bir karakter, iyi yazılmış kendisi de hakkını vermiş doğrusu. Zazie Beetz noktasında ise Joey King için dediğimin aksini düşünüyorum. Ekran süresi çok azdı, Zazie gibi aşina olduğumuz birini daha fazla görmek isterdim açıkçası. Başta oyunculuğunu çok beğendiğim Aaron Taylor-Johnson olmak üzere kalan kadro da iyi bir iş çıkarmış diyebilirim.
Özetle tanıdık yüzlerin filme boldan serpiştirildiği, mermi ve yumrukların havada uçuştuğu, meşhur fiji su şişesinin vagonun bir sağına bir soluna yuvarlandığı vakit geçirmelik keyifli bir film. İzleyeceklere şimdiden iyi seyirler.
7.0/10
Film Hakkında İlginç Detaylar (Spoiler Uyarısı)
1- Brad Pitt, hızlı trenin dar vagonlarında ve mutfak kısımlarında geçen yakın dövüş sahnelerinin %95'ini dublör kullanmadan, 58 yaşında olmasına rağmen bizzat kendisi gerçekleştirdi.
2- Filmin yönetmeni David Leitch, aslında yönetmenlik kariyerinden çok önce Hollywood'da uzun yıllar dublörlük yapıyordu ve en büyük kader ortaklığı, Fight Club, Troy ve Mr. & Mrs. Smith gibi efsane filmlerde bizzat Brad Pitt'in birebir dövüş ve tehlike dublörü olmasıydı; yıllar sonra dublörü, Pitt’i başrolde yönetmiş oldu.
3- Filmde Limon karakterinin her insanı analiz ederken kullandığı "Thomas ve Arkadaşları" çizgi filmi detayı kitapta bu kadar geniş yer kaplamıyordu; senarist, Limon ve Mandalina ikilisinin arasındaki o tezatlığı ve komedi dozunu artırmak için bu takıntıyı senaryoda kilit bir olay örgüsü haline getirdi.
4- Film Japonya'daki meşhur Shinkansen (Hızlı Tren) hatlarında geçiyor olmasına rağmen, çekimlerin neredeyse tamamı Los Angeles'taki Sony Stüdyoları'nda kurulan devasa vagon dekorlarında gerçekleştirildi; pencerelerden görünen o hızla akan Japonya manzaraları ise vagonların etrafına kurulan devasa LED ekranlar vasıtasıyla canlı yansıtıldı.
5- Aaron Taylor-Johnson (Mandalina) ve Brian Tyree Henry (Limon), çekimler başlamadan önce rollerine çalışmak için tam bir ay boyunca aynı otel odasında birlikte zaman geçirdiler, 90'ların eski İngiliz gangster filmlerini izlediler ve aralarındaki o muazzam ikiz kardeş kimyasını set arkasındaki bu yakın dostlukla yakaladılar.
6- Filmin o sessiz vagonda geçen ve Brad Pitt ile Brian Tyree Henry’nin etraftaki insanları rahatsız etmemek için birbirlerini hiç ses çıkarmadan, fısıldaşarak ve boğazlayarak dövmeye çalıştıkları o efsane absürt sahne, tamamen Brad Pitt’in set esnasında ortaya attığı bir doğaçlama fikri sonucu kurgulandı.
7- Filmde suikastçı Prince karakterini oynayan genç aktris Joey King, o masum görünümlü ama içi tamamen şeytani planlarla dolu psikopat liseli kız aurasını tam verebilmek için çekim aralarında bile set ekibine karşı o mesafeli ve soğuk tavırlarını hiç bozmadı.
8- Filmin kadrosundaki en büyük sürprizlerden biri olan ve trendeki suikastçılardan "Kurt" karakterini canlandıran isim, gerçek hayatta Latin müziğinin dünyaca ünlü Grammy ödüllü süper starı Bad Bunny'nin ta kendisidir; bu film onun Hollywood'daki ilk büyük sinema sınavı oldu.
9- Sandra Bullock’un canlandırdığı ve Uğur Böceği’ne telefonda terapi taktikleri veren Maria Beetle karakteri için ilk başta ünlü aktris Lady Gaga ile el sıkışılmıştı; ancak Gaga son anda House of Gucci filminin çekim takvimiyle çakışma yaşayınca rolü yakın dostu Sandra Bullock’a devretti.
10- Brad Pitt, Maria Beetle rolüyle filme son sahnede dahil olan Sandra Bullock ile o kadar yakın dosttur ki, bu filmde oynaması karşılığında Bullock’tan hiçbir ücret talep etmedi; sadece Bullock'un kendi filmi olan The Lost City (Kayıp Şehir) filminde Brad Pitt'in ücretsiz olarak ufak bir cameo rol oynaması şartıyla karşılıklı jestleştiler.
11- Filmin o meşhur cam odada ve tren hatlarında geçen "Beyaz Ölüm" (Michael Shannon) karakterinin o görkemli kılıçlı sahneleri çekilirken, kullanılan o samuray kılıçlarının tamamı Japonya'daki tarihi demir ustaları tarafından filme özel olarak dövüldü ve oyuncuların el güvenliği için çekimlerde soluklaştırılmış kopyaları kullanıldı.
12- Aaron Taylor-Johnson, filmdeki o jilet gibi duran Mandalina karakterinin fit ve kaslı vücudunu koruyabilmek için çekimler boyunca çok ağır bir askeri diyet uyguladı; ancak tren mutfağındaki bir dövüş sahnesinde elini çok sert bir şekilde keserek hastanelik oldu ve dikiş atıldıktan hemen iki saat sonra sete geri döndü.
13- Film boyunca trende kaybolan, vagonların arasında sürünen o ölümcül yılan dijital bir efekt değildi; sahnelerin çoğunda sette profesyonel yılan eğiticileri eşliğinde çalışan gerçek bir eğitimli yılan kullanıldı.
14- Ryan Reynolds’ın filmin tam sonunda suikastçı Carver olarak sadece 2 saniyeliğine göründüğü o meşhur cameo sahnesi tamamen gizli tutulmuştu; Reynolds, daha önce Deadpool 2 filminde kendisine ücretsiz cameo yapan Brad Pitt’e borcunu ödemek için bu filmde tek bir kelime bile etmeden oynamayı kabul etti.
15- Filmin yüksek temposunu destekleyen renkli görsellik, Japonya'nın o meşhur anime kültüründen ve Quentin Tarantino'nun Kill Bill filmindeki o parlak, neon renk paletlerinden ilham alınarak kurgulandı.
16- Andrew Koji’nin canlandırdığı Kimura karakterinin babası "Yaşlı Adam" rolünde izlediğimiz efsane aktör Hiroyuki Sanada, sinema dünyasında dublör kullanmayan en büyük samuray aktörüdür; 60 yaşının üzerinde olmasına rağmen Michael Shannon ile olan o son kılıç düellosu sahnesindeki tüm hareketleri bizzat kendisi yaptı.
17- Film, Japon yazar Kōtarō Isaka’nın tüm dünyada çok satan "Maria Beetle" (Amerika'da Bullet Train adıyla basılan) orijinal romanından uyarlandı; ancak kitaptaki tüm karakterler aslında Japon suikastçılardı, Hollywood stüdyosu filmi küreselleştirmek için kadroyu Brad Pitt önderliğinde uluslararası bir suç karmasına çevirdi.
18- Filmin müziklerini yapan Dominic Lewis, vagonlardaki o absürt komedi ve aksiyon dengesini yakalayabilmek için 70'lerin meşhur funk şarkılarını ve klasik Japon pop müziklerini modern elektro-gitar ritimleriyle miksleyerek izleyicinin nabzını sürekli yukarıda tuttu.
19- Filmin son sahnesinde trenin raydan çıkıp devasa bir kasabaya daldığı o muazzam final aksiyon sahnesi çekilirken, set ekibi stüdyoya tren vagonlarının birebir boyutlarında devasa hidrolik rampa mekanizmaları kurdu ve Brad Pitt ile Joey King o mekanizma havada 45 derece sallanırken iplere bağlı şekilde canlı olarak o taklaları attılar.
20- Yaklaşık 85-90 milyon dolar gibi türü için ideal bir bütçeyle çekilen yapım, dünya genelinde tam 239 milyon dolar kazanarak stüdyonun ve David Leitch’in yüzünü güldürmeyi başarmıştır.
21- Filmdeki o su şişesinin yolculuğunun anlatıldığı o 1 dakikalık özel sekans, sinemada "cansız nesnelerin gözünden hikaye anlatımı" tekniğinin en eğlenceli modern örneklerinden biridir.
Yeni bir hikâye yazıyorum. Hikâye, açıklanamaz bir şekilde Mezopotamya’daki tüm eşek ve koyun popülasyonlarının yok olduğu; mitolojik değerlerin ise insanlığın hafızasından silindiği alternatif bir tarihi konu alacak. Bu evrende insanlar, bir anda ortadan kaybolan hayvanlar ile unutulan mitolojik mimariler arasındaki…devamıYeni bir hikâye yazıyorum. Hikâye, açıklanamaz bir şekilde Mezopotamya’daki tüm eşek ve koyun popülasyonlarının yok olduğu; mitolojik değerlerin ise insanlığın hafızasından silindiği alternatif bir tarihi konu alacak. Bu evrende insanlar, bir anda ortadan kaybolan hayvanlar ile unutulan mitolojik mimariler arasındaki gizemli bağı araştıracaklar (🛸)
hani fromun 4. sezon finali 1 saat 35dk olucakti ya cok heveslenmistim instada 1 saat 35dk diye gonderiler falan vardi e bu 50dk hevesim kursagimda kaldi ya OF
Spoiler içeriyor
Alışılmışın dışındaydı. 5.6 IMDb bence çok altta , samimi ve "çerezlik" bir tonda Oyunculuk performansları (özellikle başrollerin uyumu) iyiydi Açıkçası bazı yerler ezberlediğimiz şeylerin aynısıydı başrollerin başta yakınlaşması vs daha iyi kurguyla olabilirdi Oğuzhan Koç ve Ayça Turan🙏 (Ali biçime…devamıAlışılmışın dışındaydı. 5.6 IMDb bence çok altta , samimi ve "çerezlik" bir tonda Oyunculuk performansları (özellikle başrollerin uyumu) iyiydi
Açıkçası bazı yerler ezberlediğimiz şeylerin aynısıydı başrollerin başta yakınlaşması vs daha iyi kurguyla olabilirdi
Oğuzhan Koç ve Ayça Turan🙏
(Ali biçime yazılan yavşak iyiydi)
hayatın beklenmedik trajedilerini mizahi ve umut dolu bir dille ele alan, romantik komedi ve dram türünde bir Türk sinema filmi . 12 Aralık 2025'te sinemalarda vizyona giren yapım, Haziran 2026 itibarıyla dijital platformlarda da izleyicilerle buluştu.
günaydınlar! herrkesler övmüş övmüş övmüş galiba sorun yine bende arkadaşlar konu muazzam bak onda hemfikiriz tamam da konunun işlenişi ne bileyim biraz şey yani yavan mı diyim verimsiz mi diyim olmamış mı diyim ya da hepsini aynı anda mı…devamıgünaydınlar!
herrkesler övmüş övmüş övmüş galiba sorun yine bende
arkadaşlar konu muazzam bak onda hemfikiriz tamam da konunun işlenişi ne bileyim biraz şey yani yavan mı diyim verimsiz mi diyim olmamış mı diyim ya da hepsini aynı anda mı diyim bilemedim.
zaten benim bu filmi 4 günde bitirebilmiş olmam da cabası... yetişemiyorum çünkü hiçbir şeye evet film izlemek gibi basit bi eylem de buna dahil hıhım
her şey çok çabuk oldu bittiye gelmiş konu hızlı işlenmiş ondan sebeptir ki sevemedim diye düşünüyorum zaten ben romantik filmlere çok ısınabilen bi insan da değilimdir sadece başrol yakışıklı diye izlemeye devam ettim ha bi de iyi kötü bi akıcılığı vardı filmin hakkını yiyemem sadece basitti o kadar. üzerine düşünülmüş bi şey yoktu ama zaten bu tür filmlerde üzerine düşünülmez genelde her şey sonunda tatlıya bağlanır onlar erer muradına biz çıkamayız kerevetine... (biraz da gerçekler)
neyse işte vakit geçirmek için açın izleyin ama hayatta böyle tatlı anıların olmadığını da bilin burası gerçek dünya burada her şey her geçen gün daha kötüye gitmek için kurulmuş siz yine de umudunuzu diri tutun demeyi çok isterdim lakin ben polyanna değilim ondan sebeptir ki uzatmadan bitiriyorum hoşcakalın ben gidiyorum.
Gece gece rüyamda laik atak geçirdim resmen. Rüyamda 14 aylık yeğenimle atamı ziyaret etmişim. Tabi rüyamda daha büyüktü. Bu arada Atatürk’ü anlatırken hep onun dede kimliğini de söylüyorum. Rüyamda da kucağımdan inip koşuyordu dede diye. Sonra da gazilerimizin olduğu bir…devamıGece gece rüyamda laik atak geçirdim resmen. Rüyamda 14 aylık yeğenimle atamı ziyaret etmişim. Tabi rüyamda daha büyüktü. Bu arada Atatürk’ü anlatırken hep onun dede kimliğini de söylüyorum. Rüyamda da kucağımdan inip koşuyordu dede diye. Sonra da gazilerimizin olduğu bir alana geçip dede diye hepsinin eline sarıldı bu nasıl bir rüyaydı. Bende öptüm ellerini sonra duygulandım hatta ağladım. Atamı bir ziyaret etmek lazım onu hissettim.
Spoiler içeriyor
Ünlü bir fotoğrafçı olan Peach,kız kardeşinin çalıştığı parfüm şirketi Arseni’nin yeni koleksiyonu için bir çekim işi alır. Koleksiyonun lansman gecesinde markanın yakışıklı modeli Ran,şirketin sahibinden ahlaksız teklif alır. Ran’ın,patronun adamları tarafından sıkıştırıldığını gören Peach onu korumak için araya girer. Arseni’nin…devamıÜnlü bir fotoğrafçı olan Peach,kız kardeşinin çalıştığı parfüm şirketi Arseni’nin yeni koleksiyonu için bir çekim işi alır. Koleksiyonun lansman gecesinde markanın yakışıklı modeli Ran,şirketin sahibinden ahlaksız teklif alır. Ran’ın,patronun adamları tarafından sıkıştırıldığını gören Peach onu korumak için araya girer.
Arseni’nin sahibi Bay Thee ile ilgili türlü türlü söylentiler dolaşmaktadır. Ailesinin mafya olduğu ve parfüm işinin sadece bir paravan olduğu söylenmektedir. Dahası onu kızdıranları öldürdüğü ve iş yerine bazen üstünde kan lekeleriyle geldiği söylentileri vardır.
Peach başının derde girmemesi için Thee’nin huyuna gidip Ran’ı tavlamasına yardım etmeye başlar. Fakat Thee ile ilgili bir sürü şeyi yanlış anladığını fark eder. Korkutucu görünen genç mafya aslında pembe diziler izlemeyi çok seven,hatta hayat ve aşk konusunda bildiği her şeyi de pembe dizilerden öğrenen tuhaf birisidir. Diğer yanlış anladığı şey ise Thee’nin ilgilendiği kişidir. Thee Peach hayatına girdikten sonra ilgisi ona kayar. Kalbi Peach için atmaya başlar. Travmatik bir geçmişi olan ve hayatını ailesinden geriye kalan tek kişi olan kız kardeşini korumakla geçiren Peach,peşinde dolanıp kendisine kol kanat geren genç mafyadan etkilenmeye başlar.
Dizi geçen senenin sonlarına doğru çıkmıştı sanırım. O zaman izleyememiştim. Bu seneye kısmet oldu. İzlemek hep aklımdaydı,ben de Pride özel listeme ekleyeyim dedim. Bu Pond ve Phuwin çiftinden izlediğim üçüncü dizi.
Dizi için hep çok aşırı komik,aşırı eğlenceli dedikleri için beklentim çok yüksekti. Ossan’s Love’ın orjinali kadar komik olacak zannediyordum. Beklentimi bu konularda karşılayamadı ama kötü bir dizi de değildi. Çerezlik olarak tüketilebilecek bir BLdi bence. Dürüst olayım ben bazı yerlerini hızlandırarak izledim. Başroller geçmişe oranla gelişme göstermişler ama hala muhteşem olduklarını söyleyemiyorum. Bu arada tam izlemeye başladım,özel bir sezon haberi geldi djdjdjkd “Peach And Me” kaç bölüm olacak ve bölüm uzunlukları nasıl olacak bilmiyorum ama Temmuz ayında başlayacakmış.
Yalan yok,Peach-Thee ikilisindense Mok-Rome karakterleri daha çok ilgimi çekti. William’ın diziye girdiğini zaten geçen sene görmüştüm. Ama bunu bildiğim halde ekranda belirdiğinde çok mutlu oldum. Çok tatlıydı! Belki Peach And Me’de onların kısımlarına bir göz atarım. Bunun haricinde devamına bakmayı düşünmüyorum. Daha dramatik ve tutkulu aşk hikayeleri arıyorum şu aralar. (Zira bu dizide yakınlaşma sahnelerinin birçoğu bence iyi çekilmemişti.)
Ran ve Tawan hikayesine ise hiç gerek bile yokmuş gibime geldi. Onların hikayesini sıkıcı ve sıradan buldum.
Sanırım Pride ayını böylece geride bırakmış oluyorum 🌈 gelecek aylarda BL incelemelerinde yine görüşeceğiz. Beklediğim diziler final vermiş olacak ❤️