Uzun zamandır yoktuk bu anime hikaye konusunda çok bir şey sunamıyor hatta hiçbir şey sunamıyor diyebiliriz hikayeler ana karakterler dahi havada kalmış hissi veriyor bitirince güzel bir anime ben gene beğendim izlerken böyle zaman öldürmeli zaman geçirmelik bir anime duygusal…devamıUzun zamandır yoktuk bu anime hikaye konusunda çok bir şey sunamıyor hatta hiçbir şey sunamıyor diyebiliriz hikayeler ana karakterler dahi havada kalmış hissi veriyor bitirince güzel bir anime ben gene beğendim izlerken böyle zaman öldürmeli zaman geçirmelik bir anime duygusal sahneler çok başarılı değil görüntü kalitesi çok başarılı onun dışında yan karakterlere bakacak olursak sadece bir bölümde yan karakterin hikayesini anlatıyorlar o da yarım yamalak sonra da bir daha değinmiyorlar onun dışında hikaye çok hızlı ilerliyor sırf romantiklik olsun diye değişik sahneler var boş sahneler gereksiz fakat güzel bir anime güzel derken benim için güzel bir anime olması için zamanın nasıl geçtiğini anlamaman lazım bu da hani öyle bir anime tamam hikaye yarım kalmış olsa da yan karakterlerin hikayeleri çok başarısız olsa da sadece zaman öldürmedik zaman geçirmedik kafa dağıtmalık bir anime notuma gelecek olursak gerek anime karakterlerinin hikayesini tam işlememiş yarım bırakılmış yan karakterlerin bazen gerçekten gereksiz insanlar olması neden bu karakter çıktı veya niye bu kadar birdenbire samimi oldular diye düşündürmesi çok saçma iyi yönleri sadece zaman geçirmelik bir animeydi ondan dolayı notum
10/5
7/10 "Beni hatırla, her ne kadar uzağa gitmek zorunda olsam da... Müzik, dünyalar arasındaki tek köprüdür. Notalar sustuğunda bile, o sevgi dolu anılar ruhumuzu aydınlatmaya devam eder."
Dedektifimiz bir olayı çözmeye çalışıyor. Başta güzel gibiydi ama sonra öyle olmadığını düşünmeye başladım. Ben de herkes gibi ilk filmi öveceğim. Beklentim filmin başındaki "Netflix" ibaresiyle bitmişti zaten.
normalde filmlerde kolay kolay ağlayan birisi değilim, fakat bu filmi izlerken hüngür hüngür ağladım.. yüzü bile olmayan, taştan oluşmuş bir canlıya bu kadar bağlandığıma inanmak gerçekten zor. izlenmesi gerekenlerden
Spoiler içeriyor
Xu ailesine, Çin kültür devrimine, kıtlığa şahit oluyoruz bu kitapla. Daha önce yaşamak kitabını okuduğum yazarın bu eserine de bayıldım. Aklımda kalacak o iki şey “kızarmış domuz ciğeri ve sarı pirinç likörü, ılık olsun!” Puanım 8/10. ~~~ÖZET-YORUM~~~ Xu sanguan babası…devamıXu ailesine, Çin kültür devrimine, kıtlığa şahit oluyoruz bu kitapla. Daha önce yaşamak kitabını okuduğum yazarın bu eserine de bayıldım.
Aklımda kalacak o iki şey “kızarmış domuz ciğeri ve sarı pirinç likörü, ılık olsun!”
Puanım 8/10.
~~~ÖZET-YORUM~~~
Xu sanguan babası ve dedesini kaybedince amcasının yanında kalıyor burada tanıştığı iki delikanlı ile şehre gidip bol bol su için kanlarını arttırarak şef Li ye kan satıyorlar. 35 yuan para alıyorlar. Bu para ile ne yapacağını bilemeyen Xu sanguan evlenmeye karar veriyor ve Xu Yulan ile konuşuyor. Ona yemek yediriyor vs. Kızın da sevgilisi var daha önce beraber olmuşlar. Sonrasında ikisi evleniyor. Xu yulan kızarmış börek güzeli diye biliniyor. Hem güzel hem babasına yardım ediyor. Daha sonrasında 3 erkek çocukları oluyor. (Yile,Sanle,Erle) yile babasına benzemiyor ilk sevgilisine benziyor diye dedikodu çıkarıyorlar. Sanguan bunları reddetmeye çalışsa da yile bi çocuğa zarar verince paraya ihtiyaçları oluyor ve gerçek babasına gidiyor. O ve ailesi de Yile’yi kabul etmiyor. Sanguan gelip kanını satıyor ve ona bakacağını söylüyor. Kızsa da cocugundan vazgeçemiyor. Çocuğa bakmaya devam ediyor. Kıtlık geliyor. Evde yün eldivenleri söküp kazak oruyor Yulan. Sadece pirinç yiyorlar. Restoranlar yemek üretmiyor. Sanguan yine kan satıyor düzgün bşr şeyler yemek için bu sefer de kanını satıp para kazanmasını halk kınıyor. Başlarda satmadığı için kınıyordu. Bu kazandığı kan parasına yile ye yemek yedirmiyor. Evde patates yiyor yile onlar erişte. Yile üzülüp gerçek babasına gidiyor adam yine reddediyor onu bu sefer eve dönmek istemiyor. Kaçıyor. Sanguan onu buluyor ve erişte yemeye götürüyor. İlişkileri bu şekilde ilerlerken çocukların köye çalışmaya gitmesi gerekiyor. Devlet emri ile. Yile orada hasta oluyor büyük hastanelerde tedavi görmesi gerekiyor. Babası şehir şehir dolaşıp kan satıyor. Yile için gerçek babası ve ailesinden yardım istiyorlar para için ama babası daha önce ölmüş oluyor. Hem de yile onların bacasına çıkıp baba ruhunu teslim etme diye ağlamışken fakat zamanında onu çocuğu saymadığı için yile bunu içinden gelerek yapmıyor. Adam da ölüyor. Sanguan ise Yaşı 50 olsa da kanını satıp hastaneye geliyor. Ardından hastanede yile iyileşiyor. Babası 60 yaşına gelince 3 çocuğu da evlenmiş kendine ve çocuklarına bakar duruma geliyorlar. Sanguan bu sefer zevkine ciğer ve pirinç likörü yemek için kanını satmak istiyor ama kanını almıyorlar. Yaşlı olduğu için. Ağlayarak sokaklarda geziyor. Kanım para etmiyor diye söyleniyor. Karısı Yulan gelip onu ciğer yemeye götürüyor. Artık kıtlık yok paraya da ihtiyacımız yok diyor.
bakalım yeterince yaramız birikmiş mi ki yaşamaya azıcık cüret edebilelim saçlarımız saçılmış dünyanın ortasına dağınıklığı göze alabilenlerdeniz parmağımızdan yüzümüze dağılan ürperti: bir tiksintiyle hayatımıza bulaşan yüzük, kirli bir dokunuşa dönüşen temas, ve elbet kanayamamak masif. su toplamış kalpleriyle gusülsüz gezinenler…devamıbakalım yeterince yaramız birikmiş mi ki
yaşamaya azıcık cüret edebilelim
saçlarımız saçılmış dünyanın ortasına
dağınıklığı göze alabilenlerdeniz
parmağımızdan yüzümüze dağılan ürperti:
bir tiksintiyle hayatımıza bulaşan yüzük,
kirli bir dokunuşa dönüşen temas,
ve elbet kanayamamak masif.
su toplamış kalpleriyle gusülsüz gezinenler
kancalayıp dudağının gevşek tebessümünü
senin coşkunluğunla cesaretlenmişler.
bütün bunları anlıyoruz; bütün bunlarla işimiz yok!
bir sevabı telafi etmek için buradayım
burada; şiir ile
şiir olmayanın arasında, bir adada
k/özleniyorum.
14.23
Mükemmel bir dizi herkese tavsiye ederim özellikle de olaylı dizi sevenlere ilk dizimdi ve gerçekten çok güzel izlediklerimdeki dizilerin en güzellerinden biri
Spoiler içeriyor
30’lu yaşlarının sonlarındaki Anna Andrews BBC’de spikerlik yapmaktadır. Aslında eskiden haber peşinde koşup muhabirlik yapıyordur fakat selefi arka arkaya iki kez doğum iznine ayrılınca kendini On Üç Bülteni’nin ana spikeri olarak bulur. İki yıldır kendince güzel bir düzen oturtmuşken birgün…devamı30’lu yaşlarının sonlarındaki Anna Andrews BBC’de spikerlik yapmaktadır. Aslında eskiden
haber peşinde koşup muhabirlik yapıyordur fakat selefi arka arkaya iki kez doğum iznine ayrılınca kendini On Üç Bülteni’nin ana spikeri olarak bulur. İki yıldır kendince güzel bir düzen oturtmuşken birgün aniden doğum iznine ayrılan selefi işine geri döner ve Anna kendini tekrar muhabirlik yaparken bulur. Tam da ekrana nasıl geri dönebileceğini düşünürken Blackdown isimli küçük bir kasabada bir kadın öldürülür. Burası tesadüfi şekilde Anna’nın büyüdüğü yerdir. Anna bu cinayetin haberini yapmak için 16 yaşından beri dönmediği kasabaya döndüğünde Jack Harper ile karşılaşır. Polis Jack ile Anna’nın bir geçmişi vardır. Bir kadının,bir adamın ve bir de katilin yaşadıklarıyla üç farklı kişinin dünyası anlatılırken başka cinayetler de işlenmeye başlar.
Acaba üç kişi değil de iki kişinin mi dünyası anlatılıyordur?
Alice Feeney yine çok iyi bir iş çıkarmış. Bu, Feeney’den okuduğum üçüncü kitap. Yine aşırı sürükleyici ve ters köşeliydi. Her bölümün sonunda başka bir karakterden şüphe ediyorsunuz. Çok spoya girmeyeyim ama kitabın sonlarına doğru katil beklediğim kişi çıkmayınca ilk şaşırdım. Ama sonra en son bölümde yine ters köşe olduk ve beklediğim kişi çıktı. Kitap bana güzel bir okuma zevki sundu. Gizem/gerilim severlere öneririm.
Spolu kısım***
Acaba her şey bittikten sonra olaylar medyada nasıl bir yer buldu ve nasıl ses getirdi? Buna yer verilmesi hikayenin gizemini biraz etkilerdi belki ama merak ettim ben.