Gün 9. Ben acılar denizinde boğulmuşum İşitmem vapur düdüklerini, martı çığlıklarını Dalgalar her gün bir başka kıyıya atar beni Duyarım yosunların benim için ağladıklarını Ölüyüm çoktan, bir baksana gözlerime Gör, içindeki o kanlı cam kırıklarını Bu ne karanlık, bu ne…devamıGün 9.
Ben acılar denizinde boğulmuşum
İşitmem vapur düdüklerini, martı çığlıklarını
Dalgalar her gün bir başka kıyıya atar beni
Duyarım yosunların benim için ağladıklarını
Ölüyüm çoktan, bir baksana gözlerime
Gör, içindeki o kanlı cam kırıklarını
Bu ne karanlık, bu ne zindan gece böyle
Bütün gemiler söndürmüş ışıklarını
Ben acılar denizi olmuşum, yaklaşma
Sularım tuzlu, sularım zehir zemberek
Baksana; herkes içime dökmüş artıklarını
Bu karanlık bitse artık, bir ay doğsa
Bir deli rüzgar çıksa; alıp götürse
Yılların içimde bıraktıklarını...
#Ümit Yaşar Oğuzcan🌊
Sizin canınız canda bizimki patlıcan miiii ?????? Ooo vefasizlar katiller görecekler hain zalim köpek insanlar bana dünyada yaşamayı çok gorduler teker teker alicam intikamımı 🔥👊😡
Türk mitolojisi hakkında temel bilgileri öğrenmek için ideal bir kitap. Okuru tümden bir akademik bilgi yığınıyla başbaşa bırakmadan kısa ve öz başlıklar altında Şamanizm, Evren, Mitler, Tanrı ve Tanrıçalar Panteonu, Kültler, İyeler, Ölüm ve Kıyamet ve İslamiyet Sonrası Türklerin Yaşamındaki…devamıTürk mitolojisi hakkında temel bilgileri öğrenmek için ideal bir kitap. Okuru tümden bir akademik bilgi yığınıyla başbaşa bırakmadan kısa ve öz başlıklar altında Şamanizm, Evren, Mitler, Tanrı ve Tanrıçalar Panteonu, Kültler, İyeler, Ölüm ve Kıyamet ve İslamiyet Sonrası Türklerin Yaşamındaki Mitolojik İzler'i duru ve akıcı bir dille anlatıyor.
Tam olarak bizim ülkeye gelmesi gereken eğitim sistemi ya normal de Kore dizilerine ön yargılı biriyim ama arkadaşımın tavsiyesi ile başladım harbi çok iyi bizim ülkeye şu diziyi izletip ders almasını sağlamak lazımda işte izleyin izlettirin benim fav dizi listesine…devamıTam olarak bizim ülkeye gelmesi gereken eğitim sistemi ya normal de Kore dizilerine ön yargılı biriyim ama arkadaşımın tavsiyesi ile başladım harbi çok iyi bizim ülkeye şu diziyi izletip ders almasını sağlamak lazımda işte izleyin izlettirin benim fav dizi listesine girdi
Farkhunda Malikzada’yı Hatırlayın Farkhunda Malikzada, 1988 doğumlu, Afganistan’ın Kabil kentinde yaşayan 27 yaşında genç bir kadındı. Din eğitimi almıştı ve öğretmen olmayı hedefliyordu. 19 Mart 2015’te bir cami yakınında muska satan bir kişiyle tartıştı. Tartışmanın ardından hakkında Kur’an yaktığı yönünde…devamıFarkhunda Malikzada’yı Hatırlayın
Farkhunda Malikzada, 1988 doğumlu, Afganistan’ın Kabil kentinde yaşayan 27 yaşında genç bir kadındı. Din eğitimi almıştı ve öğretmen olmayı hedefliyordu.
19 Mart 2015’te bir cami yakınında muska satan bir kişiyle tartıştı. Tartışmanın ardından hakkında Kur’an yaktığı yönünde asılsız bir söylenti yayıldı. Hiçbir kanıt olmamasına rağmen öfkeli bir kalabalık bu iddiaya inandı ve önce etrafı sarıldı ve kaçması engellendi. Ardından kalabalık tarafından fiziksel saldırıya uğradı tekmelendi, yumruklandı, sopayla s@ldırıldı, kafasına ve vücuduna insan kafası kadar taşlar atıldı. Yetmedi bir evin çatısına çıkartılıp sopayla saldırıldı kendini korumaya çalışırken çatıdan düştü, yere düştüğü andan itaberen yine büyük taşlar kafasına atıldı. Arabayla üstünden geçildi yüzü vücudu k@nlar içerisindeydi yeniden topluluk tarafından köşeye atılıp c@nsız bedeni yakıldı. O sırada çevrede bulunan çok sayıda kişi olayı izledi veya görüntüledi; müdahale yetersiz kaldı.
Daha sonra yapılan resmî soruşturmada Farkhunda’nın Kur’an yakmadığı, yani suçsuz olduğu ortaya çıktı. Onun hayatına mal olan şey, işlediği bir suç değil; yalan bir iddia, kışkırtılmış bir kalabalık ve adaletin zamanında işlememesiydi.
Farkhunda’nın öldürülmesi yalnızca Afganistan’ı değil, tüm dünyayı sarstı. Cenazesinde tabutunu kadınlar taşıdı; bu, kadınlara yönelik şiddete ve adaletsizliğe karşı güçlü bir sembol hâline geldi. O günden sonra Farkhunda’nın adı, linç kültürünün, yanlış bilginin ve kadınlara yönelik şiddetin unutulmaması gereken simgelerinden biri oldu.
Bir insanın suçlu olduğu iddia edilse bile, hiçbir insan linç edilmeyi, işkence görmeyi veya öldürülmeyi hak etmez. Farkhunda ise bunların hiçbirini gerektirecek bir suç işlememişti. O masumdu.
Farkhunda Malikzada’yı unutmayın. Adalet, ancak hatırladığımız sürece yaşayabilir.
Çok kaliteli bir film olmuş, çok beğendim. Normalde Hint filmlerini çok izlemem ama bu film bence çok daha farklıydı. Hem çok duygusal,hem de çok büyük bir başarı öyküsü görüyoruz. Baba var eski güreş şampiyonu,erkek çocuğu olmasını istiyor ama olmuyor, kız…devamıÇok kaliteli bir film olmuş, çok beğendim.
Normalde Hint filmlerini çok izlemem ama bu film bence çok daha farklıydı.
Hem çok duygusal,hem de çok büyük bir başarı öyküsü görüyoruz.
Baba var eski güreş şampiyonu,erkek çocuğu olmasını istiyor ama olmuyor, kız çocukları oluyor.
Baba da güreş eğitimleriyle kızları müsabakalara hazırlıyor.
Genel olarak konu, oyunculuklar ve gerçek bir hikaye olması hoşuma gitti.
Kesinlikle izlemenizi tavsiye ederimmm.
Bir bahanem olsa da yazsam bir bahanesi olsa da yazsa keşke kıskanma duygum mini mini kırıntılar aslında ama kıskanıyorum da galiba of pof Bugün de birisini sakinleştirmek için o kadar boş boş konuştum ki her şeyimi de öğrendi sus artık…devamıBir bahanem olsa da yazsam bir bahanesi olsa da yazsa keşke kıskanma duygum mini mini kırıntılar aslında ama kıskanıyorum da galiba of pof
Bugün de birisini sakinleştirmek için o kadar boş boş konuştum ki her şeyimi de öğrendi sus artık içimden bunu söylüyorum söylüyorum ama yokk
Bu arada from spoiler
..
.
Ellis çok gıcık mıy mıy Boyd ona iyi dayanıyor evlat işte atsan atılmaz gece dışarıda bırakılmaz ama babasına karşı çıkmak dışında vasfı yok son iki bölümlde yine eski haline oranla daha iyiydi ama TikTok da onu öven bir edit gördüm de haksız mıyım tabiki hayır
2026 (96. Film) "Eğer hepimiz yalnızsak yalnızlıkta da beraberiz." Film listemden 3 filmli bir kura çektim seçimim Gerard Butler ve Hilary Swank'ın başrolleri olduğu "P.S. I Love You" filmi oldu. Filmde bu ikilinin yanı sıra Friends dizisinden çok sevdiğim Lisa…devamı2026 (96. Film)
"Eğer hepimiz yalnızsak yalnızlıkta da beraberiz."
Film listemden 3 filmli bir kura çektim seçimim Gerard Butler ve Hilary Swank'ın başrolleri olduğu "P.S. I Love You" filmi oldu. Filmde bu ikilinin yanı sıra Friends dizisinden çok sevdiğim Lisa Kudrow yine başka bir dizi olan TWD'den çok sevdiğim Jeffrey Dean Morgan nam-ı diğer Negan abimiz yer alıyor. Filmin konusuna gelirsem ölüm döşeğinde olan Gerry (Gerard Butler) eşinin kendisinin ölümü sonrası gireceği depresyonu önceden tahmin ederek öldükten sonra ona belli aralıklarla mektuplar yollayarak önceden ayarladığı şekilde onun bu travmayı atlatmasına yardımcı olmasını anlatıyor.
Açık olmak gerekirse filmde iki şey dışında kalan her şey benim nezdimde sınıfta kaldı. İlki kesinlikle oyuncu kadrosu. Kesinlikle senaryo ve kurguya kıyasla çok iyi isimler var kadroda. İkincisi de son 20 dakikası hakikaten güzeldi. Haricen filmin 100 dakikası benim adıma kötü bir deneyimdi. Gerard Butler filmin en büyük fiyaskolarından biri bana göre. Kendisi İskoç olan Butler İrlandalı bir karakteri oynuyor bu filmde ve aksanı affedersiniz ama berbat ötesi. Sanırsam kendi de öz eleştiri yaparak zaten bu durum için İrlanda halkından özür dilemiş. Butler özelinde diğer bir eleştirim ise rolü kabul etmesine olacak. Açıkçası başroller arasındaki kimyayı hiç uyduramadım. Ki Butler kusura bakmasın ama Gerry gibi bir karakter için fazla erkeksi bir adam cast seçimi yanlış. Yine Butler üzerinden eleştirmem gerekirse Gerry ve Holly'nin İrlanda'da ilk tanıştıkları sahnelerde Butler'ın makyajını her kim yaptıysa direkt setten kovulmalıymış. Acaba kimse de durup bu nasıl makyaj, dememiş mi?
Butler'a yeterince yüklendikten sonra filmi biraz eleştirmem gerekirse giriş sahnesi oldukça cringedi. ImdB puanını gördüğümde diğer romantik filmlerin yanında acaba sıralamamda nerede yer alır diye bir düşünmüştüm. İlk 10 dakikadan sonra az çok yerini belli etti. Devamında Gerry'i andıkları sahnede son derece samimiyetsizdi. Lisa Kudrow'u ayrıca sevmem bir kenara ara ara Phoebe karakterinin esintilerini sunduğu ufak şakalarıyla filme renk katmış. Özellikle Friends'ten Joey'e yapılan göndermeyi de kaçırmadım, çok iyi sahneydi:)
Maalesef ki film özgün konusuna rağmen benim pekte iyi hatırlayacağım bir yapım olmadı. ImdB ve Raf puanına baktığımda dürüstçe söylemem gerekirse filmin şişirildiğini düşünüyorum. Film her şeyden öte romantiklik ve komedi arasında ki çizgiyi tutturamamış. Bazen yaptığınız yemek tuzlu veya acı olur ya bu filmde öyle. Potansiyeli olan ancak gerek cast gerek kurgu hatalarıyla birlikte benim listemde sınıfta kalan filmler arasında yerini aldı.
6.3/10
Film Hakkında İlginç Detaylar (Spoiler Uyarısı)
1- Gerard Butler, filmdeki o İrlanda aksanını tam verebilmek için çekimlerden önce tam 4 hafta boyunca profesyonel aksan koçlarıyla çalıştı; ancak oyuncunun gırtlaktan gelen baskın İskoç vurgusu nedeniyle ortaya çıkan o melez aksan sinema eleştirmenleri tarafından "tarihin en kötü İrlandalı taklidi" seçildi.
2- Filmin o meşhur İrlanda'daki ilk tanışma flashback sahnelerinde kullanılan o peruk ve çiğ bronzlaştırıcı makyaj, filmin çekim takviminin Gerard Butler'ın (300 Spartalı) filmindeki o aşırı kaslı ve sakallı halinin hemen ardına denk gelmesi nedeniyle o sert hatları yumuşatmak için zorunlu ama başarısız bir hile olarak uygulandı.
3- Filmin o çok konuşulan yatak odasındaki iç çamaşırlı dans sahnesinin çekimleri sırasında, Gerard Butler’ın askısı fırlayan o jartiyer metal tokası kazayla fırlayarak başrol ortağı Hilary Swank’in tam alnına çarptı; Swank'in alnı yarıldı ve oyuncu apar topar hastaneye kaldırılarak dikiş atıldı.
4- Hilary Swank hastaneye götürüldüğünde, Gerard Butler set arkasında histerik bir şekilde ağlamaya başlamış, "Kızın neredeyse gözünü çıkarıyordum, ben tam bir ayıyım, bu hassas romantik role hiç uygun değilim" diyerek saatlerce kendini suçlamış ve seti durdurmuştur.
5- Jeffrey Dean Morgan (William), filmde barda Holly için gitar çalıp şarkı söylediği o sahnede dublör veya hazır ses kaydı kullanmadı; aktör bu film için sadece bir hafta gibi çok kısa bir sürede sıfırdan gitar çalmayı ve o İrlanda folk şarkısını söylemeyi canlı olarak öğrendi.
6- Film, İrlandalı ünlü yazar Cecelia Ahern’in henüz 21 yaşındayken yazdığı ve tüm dünyada milyonlarca satan aynı isimli efsanevi ilk romanından uyarlandı; ancak stüdyo filmi daha küresel hale getirmek için kitaptaki Dublin arka planını tamamen New York-İrlanda hattına kaydırdı.
7- Hilary Swank, canlandırdığı Holly karakterinin ağır yas ve depresyon sürecini tam verebilmek için çekimler boyunca kendi dairesinde günlerce tek başına kalıp televizyon izleyerek kendini izole etti.
8- Filmin o İrlanda’nın muazzam yeşil ve sisli tepelerindeki dış çekimleri tamamen o bölgenin gerçek coğrafyasında yapıldı; ancak hava koşullarının sürekli yağmurlu ve aşırı rüzgarlı olması nedeniyle ses kayıtlarının neredeyse tamamı Londra'daki stüdyolarda sonradan seslendirildi.
9- Richard LaGravenese, filmin hem yönetmenliğini hem de senaryo uyarlamasını üstlenirken, romantizm ve komedi arasındaki tuhaf ton kaybını dengelemek için kurgu masasında filmin tam 30 dakikalık dramatik sahnelerini çöpe atmak zorunda kaldı.
10- Gerard Butler, filmdeki o efsane İrlandalı William rolü için aslında ilk düşünülen isimdi; ancak yapımcılar William rolünü Jeffrey Dean Morgan'a verip, Butler'ın o sert ve erkeksi hatlarını Holly'nin ölen kocası Gerry rolüne yerleştirerek büyük bir "cast" hatasına imza attılar.
11- Lisa Kudrow, filmdeki o Phoebe Buffay esintili, sürekli koca arayan ve her adama özgeçmiş soran o çılgın Denise karakterini oynarken, set ekibinin kendi karakteri için tasarladığı o aşırı renkli ve absürt 2000'ler kostümlerini bizzat kendi gardırobundan seçtiği parçalarla modifiye etti.
12- Filmde Gerry'nin mektuplarını Holly'ye ulaştıran o gizemli postacı rolünde izlediğimiz usta aktör James Marsters, aslında dünyaca ünlü kült fantastik dizi Buffy the Vampire Slayer'ın Spike karakteridir; onun bu dramadaki sade varlığı eleştirmenler tarafından takdir edildi.
13- Filmin "son 20 dakikası hakikaten güzeldi" diyerek hakkını teslim ettiğim o duygusal anne-kız yüzleşmesi sahnesinde, Holly’nin annesini oynayan Oscar ödüllü efsane aktris Kathy Bates, o güneyli otoriter ve dürüst anne profilini tamamen kendi kişisel anne deneyimlerinden yola çıkarak doğaçladı.
14- Holly'nin en yakın arkadaşlarından Sharon'ı canlandıran aktris Gina Gershon, çekimler esnasında o kız kıza eğlendikleri sahnelerin doğal durması için Hilary Swank ve Lisa Kudrow ile çekim dışındaki tüm akşam yemeklerini birlikte yiyerek o yapay arkadaşlık aurasını kırmaya çalıştı.
15- Filmin o muazzam duygusal kapanışını yapan ve mektupların o son halkasını simgeleyen o meşhur "Galway Girl" şarkısı, ünlü müzisyen Steve Earle tarafından bu filme özel olarak yeniden düzenlendi ve İrlanda’da haftalarca müzik listelerinde bir numara olarak kaldı.
16- Senaryonun orijinal taslağında Holly’nin Gerry’nin ölümünden sonra İrlanda’ya hiç gitmemesi planlanmıştı; ancak yapımcı Warner Bros. stüdyosu, filmin o dondurucu ve kapalı stüdyo havasından çıkıp bir nebze olsun "turistik ve ferah" bir görsel sunması için İrlanda seyahati sahnelerini senaryoya zorla ekletti.
17- Gerard Butler, film vizyona girdikten sonra katıldığı bir talk şovda, "Eğer hayatımda geri dönüp değiştirebileceğim tek bir rol olsaydı, o kesinlikle P.S. I Love You’daki o berbat saçlı ve kötü aksanlı Gerry olurdu" diyerek benimle aynı fikirde olduğunu açıkça beyan etti.
18- Filmin kurgusunu yapan ödüllü kurgucu David Moritz, filmin o yapay temposunu toparlayabilmek için flashback sahneleri ile şimdiki zaman arasındaki geçişlere özel ışık patlamaları ekleyerek o masalsı havayı kurtarmaya çalıştı.
19- Holly’nin İrlanda’da William ile karşılaştığı ve Gerry'nin o meşhur "Not: Seni Seviyorum" imzalı son mektubunu okuduğu o duygusal kapanış karesi çekildikten sonra, Hilary Swank alnındaki o dikiş izini kapatan makyaj uzmanına ve tüm set çalışanlarına dürüstçe sarılarak teşekkür etmiştir.
20- İrlandalı William karakterini canlandıran Jeffrey Dean Morgan da tıpkı Gerard Butler gibi İrlandalı değildir; o da filmdeki o güneyli İrlanda aksanını tutturabilmek için sette özel diyalekt koçlarıyla haftalarca çalışmıştır.
21- Holly rolündeki Hilary Swank, bu filmden önce Boys Don't Cry ve Million Dollar Baby ile iki kez "En İyi Kadın Oyuncu" Oscar’ını kazanmış bir devdi; bu yüzden eleştirmenler onun bu zayıf romantik komedi senaryosunda harcandığını savundu.
22- Gerry’nin Holly’e gönderdiği o mektuplar, Gerry’nin ölümünün hemen ardından başlayıp Holly’nin onun yokluğuna alışması için tam 1 yıla yayılacak şekilde planlanmış ve her mektubun sonu "P.S. I Love You" (D.N. Seni Seviyorum) diye bitirilmiştir.
23- Yapım, vizyona girdiği 2007 yılında eleştirmenlerin tüm o yerici yorumlarına rağmen dünya genelinde tam 156 milyon dolar kazanarak inanılmaz bir gişe başarısına imza atmıştır.
24- Holly’nin filmde ayakkabı tasarımcısı olmaya karar verdiği o süreçteki tüm o çizimler ve ayakkabı tasarımları, New York’un ünlü lüks ayakkabı tasarımcılarının gerçek atölyelerinden esinlenilerek filme aktarılmıştır.
25- Film vizyona girdikten sonra, Holly ve Gerry’nin o tanıştığı Wicklow dağlarındaki o tahta köprüyü ve kırsalı ziyaret etmek isteyen milyonlarca Amerikalı turist yüzünden İrlanda turizminde o yıl patlama yaşanmıştır.
26- Filmin 62. dakikasında kızların mektup okudukları sahnede Denise (Lisa Kudrow) "seksi Tony" yerine "seksi Joey" diyerek Friends'ten eski rol arkadaşı Matt LeBlanc'a (Joey Tribbiani) selam çakmıştır. (Beklenmedik yerde Kudrow'un muhtemelen doğaçlama yaptığı sevdiğim, anlamlı bir detay olmuş.)