Türkiye'de bireyler çok zekidir, kriz yönetme yetenekleri yüksektir, duygusal zekaları çok gelişmiştir. Ancak bizdeki sorun şu: Süreklilik ve kurumsal disiplin. Değişim Arzusu: ABD'de insanlar 20 yıl sonraki teknolojiyi, Çin'de 20 yıl sonraki kalkınmışlık seviyesini hayal eder. Türkiye'de ise biz çoğu…devamıTürkiye'de bireyler çok zekidir, kriz yönetme yetenekleri yüksektir, duygusal zekaları çok gelişmiştir. Ancak bizdeki sorun şu: Süreklilik ve kurumsal disiplin.
Değişim Arzusu: ABD'de insanlar 20 yıl sonraki teknolojiyi, Çin'de 20 yıl sonraki kalkınmışlık seviyesini hayal eder. Türkiye'de ise biz çoğu zaman "yarın ne olacak?" veya "ay sonunu nasıl getireceğim?" kaygısıyla yaşarız. Bu "anlık hayatta kalma" modu, uzun vadeli vizyon kurmamızı engelliyor.
Otorite ile İlişki:
ABD'li: "Otorite (devlet/baba) benim önümde engel ise onu aşmalıyım."
Çinli: "Otorite (devlet) benim rehberimdir, onunla birlikte büyümeliyim."
Bizim kültürümüzde: "Otorite (aile/toplum) beni kısıtlıyor, bu yüzden sürekli onlarla gizli veya açık bir çatışma halindeyim."
Biliyorum Ve bildiğim halde Yaralarıma merhem olacak her şeyden İtinayla uzaklaşıyorum Uzaklaştıkça yaralarım daha çok sızlıyor Neden bunu yaptığımı tam olarak bilmiyorum Bir şeyler koptu içimde Büyük bir tufan Ardından mükemmel bir sessizliğe gömüldüm Gözyaşlarım görünmeden aktı Hayatıma gölge olarak…devamıBiliyorum
Ve bildiğim halde
Yaralarıma merhem olacak her şeyden
İtinayla uzaklaşıyorum
Uzaklaştıkça yaralarım daha çok sızlıyor
Neden bunu yaptığımı tam olarak bilmiyorum
Bir şeyler koptu içimde
Büyük bir tufan
Ardından mükemmel bir sessizliğe gömüldüm
Gözyaşlarım görünmeden aktı
Hayatıma gölge olarak devam etme kararı aldım
Üzerime basıp geçtiler varlığımdan bihaber
Daha da acıdı ruhum, bedenim, hayallerim
Ama hapsolduğum varlık sahasını
Bir türlü terk etmeye cesaret edemedim
Zerre zerre biriktirdiğim umutlarla
Nice yarınlar biriktirdim.
Kukla tiyatrosu nasıldır, bilir misin? Kuklalardan biri yırtılırsa bir diğeriyle değiştirilir, ama tiyatro devam eder, müzik kesilmez, izleyiciler sevinçle alkışlar, çok ilginçtir. İzleyici, hiç yırtılmış kuklayı nereye attılar diye endişelenir mi? Hayır, oyunu izlemeyi sürdürür ve eğlencesine bakar. İşte her…devamıKukla tiyatrosu nasıldır, bilir misin? Kuklalardan biri yırtılırsa bir diğeriyle değiştirilir, ama tiyatro devam eder, müzik kesilmez, izleyiciler sevinçle alkışlar, çok ilginçtir. İzleyici, hiç yırtılmış kuklayı nereye attılar diye endişelenir mi? Hayır, oyunu izlemeyi sürdürür ve eğlencesine bakar. İşte her şey bana da böyle eğlenceli gelmişti; davulların davetkâr biçimde çalınışı, kuklaların attıkları matrak taklalar, yaptıkları maskaralıklar; bu ölümsüz oyun öyle hoşuma gitmişti ki, ben de bizzat aktör olmak istemiştim... Ah, nerden bilecektim, bütün bunların oyun olmadığını; eğer kukla sensen o çöp kutusunun bu kadar korkunç olduğunu; kuklaların yırtıklarından kan sızdığını -aldattın beni ey en yeni dostum!
Herkesi takip ederek önce rafı sonra dünyayı mı ele geçireceksiniz? @nolanmp sana diyore... Takip bildirimlerine de güncelleme gelsin. Her isimden her gün 4 saatte 1 yeni ana bildirim, altındaki sekmede başta görünür, sel baskınına dönünce gizli, opsiyonel olarak açılıp kapanan…devamıHerkesi takip ederek önce rafı sonra dünyayı mı ele geçireceksiniz? @nolanmp sana diyore...
Takip bildirimlerine de güncelleme gelsin. Her isimden her gün 4 saatte 1 yeni ana bildirim, altındaki sekmede başta görünür, sel baskınına dönünce gizli, opsiyonel olarak açılıp kapanan sekme lazzıııııımmm. Kaymıyor. Kaymaz. Sabır bitiyor. Parmak aşınıyor.
beni kendine aşırı bağladı, karakterler öylesine kusurluydu ki bu daha da bağlanmama sebep oldu. her bir karakterde kendimden bir parça gördüm, yeri geldi onlarla güldüm yeri geldi üzüldüm. gen1 den sonra gen2'yi sevmem sanmıştım ama yanılmışım, aynı duyguları onlarda da…devamıbeni kendine aşırı bağladı, karakterler öylesine kusurluydu ki bu daha da bağlanmama sebep oldu. her bir karakterde kendimden bir parça gördüm, yeri geldi onlarla güldüm yeri geldi üzüldüm.
gen1 den sonra gen2'yi sevmem sanmıştım ama yanılmışım, aynı duyguları onlarda da hissettim. hatta kimsenin sevmediği gen3 bile bağladı beni kendine.
basit bir ergen dizisi diyip geçmek isterdim ama bana hissettirdikleri hiç basit değildi, etkisinden hala çıkabilmiş değilim.
Spoiler içeriyor
Lisedeyken kimsenin pek de önemsemediği hatta arkasında “garip” dedikleri birinin yıllar sonra evinin balkonundan “düştüğünü” duyduğunuzda bir an sarsılıp hayatınıza devam ediyorsunuz. Ama şimdi etraflıca düşününce aslında bir insanı kaybetmenin ne kadar acı olduğunu anlamak lazım. Badii hiçbir öğütü dinlemiyor,…devamıLisedeyken kimsenin pek de önemsemediği hatta arkasında “garip” dedikleri birinin yıllar sonra evinin balkonundan “düştüğünü” duyduğunuzda bir an sarsılıp hayatınıza devam ediyorsunuz.
Ama şimdi etraflıca düşününce aslında bir insanı kaybetmenin ne kadar acı olduğunu anlamak lazım.
Badii hiçbir öğütü dinlemiyor, önemsemiyor, bununla ilgilendiği yok. Neden intiharı seçtiğini bilmiyoruz, sonu ne oldu bilmiyoruz. Bildiğimiz tek şey onun kafaya taktığı tek gerçekliğin ölüm olduğu. Her seferinde vurguladığı cümle, “Siz benim acımı hissedemezsiniz,” oldu.
Bazı insanlar intiharı bir son olarak görmez, hayatları değil baş edemedikleri acı bitsin isterler. Ölüm onlar için her şeyin yok olduğu an değildir, acılarının olmadığı başka bir evredir.
Danıştığı herkes kendi perspektifinden hayatın yaşamaya değer olduğunu anlatmak istedi ama kimse onun perspektifinden bakamadı. Bakmak da istemezdik. Yönetmen özellikle bize intiharı için bir sebep vermez çünkü bunu en basite indirgeyecektik. “Bu muydu yani?” diyecektik. “Bunun için miydi?”
Yönetmen bize çarpıcı bir son da vermez. Sonu bizim yazmamızı ister, burda iş de bize düşer.
Badii’nin hayatı bizim elimizdedir. Ölümü de, yaşaması da. Tam da sizin içinizde, dünyaya nasıl baktığınızla ilgilidir.
Başarılı bir ressam olan Alicia kocasını suratına beş kez ateş ederek öldürmekle suçlanır. Tüm deliller aleyhinedir ve olaydan sonra hiç konuşmaması da şüpheleri üstüne çekmesini sağlar. Olayı öğrenen adli terapist Theo, onu tedavi edip olayı çözümlemek üzere işe başvurur. İşte…devamıBaşarılı bir ressam olan Alicia kocasını suratına beş kez ateş ederek öldürmekle suçlanır. Tüm deliller aleyhinedir ve olaydan sonra hiç konuşmaması da şüpheleri üstüne çekmesini sağlar. Olayı öğrenen adli terapist Theo, onu tedavi edip olayı çözümlemek üzere işe başvurur. İşte kitabımızın konusu böyle açılıyor.
Gelelim bana :)
Ben bu kitabı okurken kendimle çok konuştum. Bir kitabı okumaya neden devam edersin?
Kurgunun beni bir yerden tutup yakalaması lazım. Gerek konusu gerekse karakterlerle bağ. Konusu merak uyandırıyor haksızlık etmek istemem ama birçok kısımda diyaloglar o kadar basit geldi ki bana boşuna okuyormuşum gibi hissettim. Fakat bir yandan da o kadar akıcıydı ki çok da seveni var hadi biraz daha okuyayım acaba sonu nereye bağlanacak diye devam ettim açıkcası. İlerledikçe psikolojik yönü daha ağır basıyor ve sonu itibari ile ters köşe bitti. Çoğu okur tahminimce sonundan etkilendi. İtiraf edeyim ben de böyle bir son beklemiyordum. Hikaye psikolojik anlamda güçlü olmasına rağmen bana derinlik vermedi.(Yine anlatım dili🥴) Ben daha zekice, okuru kendine bağlayan bir anlatım ve olay akışı beklemiştim.
Sevgilerimle🤍