Spoiler içeriyor
Çok ağlamıştım dileğin ölümüne ondan sonra da pek sarmadı merakıma yenik düştüğüm için izledim hep alışmıştım izlemeye bir de, selma karakterini ilk gördüğüm zaman az da olsa seviyordum ama evlendikten sonra tam lisenin gıcık çiftlerine dönmüşlerdi sevimli gelmiyorlardı kısacası tutkal…devamıÇok ağlamıştım dileğin ölümüne ondan sonra da pek sarmadı merakıma yenik düştüğüm için izledim hep alışmıştım izlemeye bir de, selma karakterini ilk gördüğüm zaman az da olsa seviyordum ama evlendikten sonra tam lisenin gıcık çiftlerine dönmüşlerdi sevimli gelmiyorlardı kısacası tutkal misali Ali'nin büyümüş halini merak ettiğim için bakıcam yoksa dilek öldükten sonra gönül dağı benim için bitti.
Dileğimizi geri verebilir misiniz lütfen
Başlarında hep bir bela 2-3 bölüm rahat etseler tekrar bir şeyler oluyor jandarma veya hastane tarzı sıkıcılaştı iyice
3/10
Yani sadece lidayaya üzüldüm,film başlangıç olarak kuzey güney aynısı. Ama devamında birkaç karakter arasında dönüyor. Tavsiye etmem ama sıkıcı da bir film değil. Çıtır çerez bir film yapmışlar, herkese iyi seyirler dilerim.
Ben sinemada izledim beğendim . Çoğu kişi beğenmemiş muhtemelen direkt olarak oyunu gibi beklediler. Bana göre backroomsun sonsuz odalardan oluşan boşluk ve psikolojik baskıyı kurmuş bir film olduğunu düşünüyorum. Devam filmi de gelir umarım.
İyiydi. Tatlı bir çiftin arabaları bozuluyor ve mecburen bir gece kalmak zorunda kalıyorlar ilginç bir kasabada. Oğlan neyseki bir korku filmine yakışmayacak kadar zeki ve daha en başından bir şeylerden şüpheleniyor. Ama arabaları yok ve çaresizler. Yani şüphenin de bir…devamıİyiydi.
Tatlı bir çiftin arabaları bozuluyor ve mecburen bir gece kalmak zorunda kalıyorlar ilginç bir kasabada.
Oğlan neyseki bir korku filmine yakışmayacak kadar zeki ve daha en başından bir şeylerden şüpheleniyor. Ama arabaları yok ve çaresizler. Yani şüphenin de bir faydası olmuyor göreceğimiz üzere.
Birkaç deli etrafta ellerinde bıçakla dolaşıp başrolleri kovalıyor.
Korku kısmına tam girmez, daha çok gerilim tadında. İzlerken bunun bilincinde olmalısınız. Korku adına çok bir şey beklenmemeli.
Ama güzeldi.
Devamı gelecek bir final yapmışlar.
9/10
Filmin karakterleri fikir olarak bir dizinin içinde çok daha iyi olabilirdi. Daha iyi hikayelerle bu karakterlerden güzel bir platform dizisi çıkabilir. Film hikayenin kendini tekrara düşmesi ve gereksiz uzayan dialogları sebebiyle vasata bağlıyor.
Film sadece mübadeleyi anlatan bir film değildi. İnsanın ait olduğu yeri, geçmişini ve ailesini kaybetmesinin ne kadar derin izler bıraktığını hissettiren bir filmdi. En etkileyici yanı da bunu dedenin günlük hayatı ve torunuyla ilişkisi üzerinden doğal bir şekilde anlatmasıydı. İzlerken…devamıFilm sadece mübadeleyi anlatan bir film değildi. İnsanın ait olduğu yeri, geçmişini ve ailesini kaybetmesinin ne kadar derin izler bıraktığını hissettiren bir filmdi. En etkileyici yanı da bunu dedenin günlük hayatı ve torunuyla ilişkisi üzerinden doğal bir şekilde anlatmasıydı. İzlerken hem sıcacık bir aile hikayesi görüyoruz hem de insanların istemeden koparıldıkları toprakların acısını hissediyoruz. "Bir insanın gerçek memleketi neresidir?" diye düşündürüyor film bitince.
"İyi bir şey bulup kaybetmektense, ona hiç sahip olmamak daha mı iyidir?" 8/10 Neredeyse her şeyin istatiğinin verilmesi eğlenceliydi. Karakterlerin birbirleri için olan çabaları güzeldi. Film tatlıydı genel olarak beğendim diyebilirim.
İlk defa sade, tatlı, romantik türde bir roman okumayı denedim. Aslında reading slump'tan çıkmaya çalışıyorum çünkü bu tarz kitapların dili daha basit, yormayan ve daha pozitif hissettiren yanları var. Eleanor ve Park bu son saydığımı karşılamasa da ben 2 günde…devamıİlk defa sade, tatlı, romantik türde bir roman okumayı denedim. Aslında reading slump'tan çıkmaya çalışıyorum çünkü bu tarz kitapların dili daha basit, yormayan ve daha pozitif hissettiren yanları var. Eleanor ve Park bu son saydığımı karşılamasa da ben 2 günde okuyup bitirdim. Konu ve olaylar bakımından akıcı bir kitap değil aslında ama ben kendimi tamamen kitaba odaklamaya çalıştım ve bir anda okuma çakralarım amuda kalktı. Yormayan bir dilinin olması büyük ölçüde hızlı okumamı sağladı.
Kitap 1986 yılında geçiyor bu yüzden okurken eski zamanların gençlik dizisini izliyormuşum gibi hissettirdi (gençlik film/dizilerinin eskisi makbuldür). Konusuna gelirsek; Eleanor sümsük bir aileden geliyor, Park onun yanında biraz zengin bebesi gibi ama sıfır ego (bi' zahmet). Onun dışında Eleanor'ın tamam zorlu bir aile hayatı var ama ergenliğin nirvanasını yaşadı, bazen Park'a olan tavırlarını okurken sinir oldum. Park onun yanında çok efendi kalıyordu, bana kalırsa gram yakışan bir çift de değillerdi. Üstelik Eleanor ne istediğini bilmeyen birisiydi. Neyse hiç konu falan anlatamıcam bu kadarla yetinin, zaten yazıyor.
Genel olarak ikisi de 16 yaşındaki herkes gibi hormonların şaha kalktığı bir dönemde tanıştıkları için yaşadıklarını aşk sanmış iki gençti. Neysecime, rs'den çıkardığı için iyidir. Bu arada kitabın ciltli kapağı çok soft hissettiriyor, sırf kitaplığıma renk katsın diye satın almak istemiştim ama bu ayki kitap alışverişimde param yetmediği için alamadım 🥲. Ha ama eğer elinde olup da hediye etmek isteyen falan varsa seve seve alırım🐧. (Buradan sonrası alıntı)
" 'Sen onu baban gibi hissedebiliyor musun?' 'Bilmiyorum.' dedi, 'Bahsettiğin şey nasıl bir duygu ki?' "
"Eleanor'a dünyanın tahmin ettiği gibi bir yer olmadığını düşündürtmüştü ve bu iyi bir şeydi, olabilecek en iyi şeydi."
"Bu şarkıyı parçalarına ayırmak ve her parçasına ölesiye âşık olmak istiyorum."
"Yatağına uzanıp da farklı bir yerde olduğunu hayal ettiği zamanlar dışında kendini herhangi bir yere aitmiş gibi hissedemiyordu."
"Sanki etrafına tuhaf bariyerler örmüşsün ve benim sadece küçücük bir parçana ulaşabilmemi istiyorsun..."
"Onun yüreğini acıtan asıl şey umuttu."
"Park onu hiçbir zaman vedalaştıkları o gün olduğu kadar çok sevmeyecekti ve Eleanor onun kendisini bundan daha az seveceğinin düşüncesine bile katlanamıyordu."
"Yazdığı mektupları postaya vermekten vazgeçtikten aylar sonra bile ona mektup yazmaya devam etti."
🗝️ 6/10