“Züleyha , Yusuf’a bir mektup yazmaya başlayınca Yusuf diye başladı, Yusuf diye bitirdi. Gördü ki, hitaptan öteye geçemedi. Anladı ki, aşkın nâmesinde, ser-nâmeden öte kelam yok ve Züleyha’nın lügatında Yusuf’tan öte sözcük yok. “❤️🩹
"Hep öyle değil mi? Sevgilerimizi, duyguların yükseliş ve alçalış dalgalanmalarını, kendi kendimize algıladığımız biçimde bir başka insana akıtmak istediğimizde tümüyle içimize hapsetmiyor muyuz? Kim karşılıyor sevgileri? Bir ilişkinin başlangıcı, sürekliliği aynı zamanda en derin sınırlandırılması değil mi? Belki ancak ayrılık…devamı"Hep öyle değil mi? Sevgilerimizi, duyguların yükseliş ve alçalış dalgalanmalarını, kendi kendimize algıladığımız biçimde bir başka insana akıtmak istediğimizde tümüyle içimize hapsetmiyor muyuz? Kim karşılıyor sevgileri? Bir ilişkinin başlangıcı, sürekliliği aynı zamanda en derin sınırlandırılması değil mi? Belki ancak ayrılık bir açıklık, bir derinlik kazanmıyor mu?"
/30.03.2026/
Bana inanmayanlar var. Güzel.. Demek ki ben kendime daha çok inanacağım. Sadece burda durmasını istiyorum. Bu kadar caniliğin yaşandığı bu ülkede ve uğruna emek verdiğim bu kurum şu an bu durumdayken dahi Ayla öğretmenimin izinden gitmek için daha güçlü duracağım.…devamıBana inanmayanlar var. Güzel.. Demek ki ben kendime daha çok inanacağım.
Sadece burda durmasını istiyorum. Bu kadar caniliğin yaşandığı bu ülkede ve uğruna emek verdiğim bu kurum şu an bu durumdayken dahi Ayla öğretmenimin izinden gitmek için daha güçlü duracağım. Söz veriyorum!
Bir kadının sadece kendi başarısı için değil, en temel insani hakları için verdiği hukuk mücadelesinin sarsıcı hikayesi. İran Kadın Milli Futsal takımı kaptanı Afrouz’un eşinin engeli yüzünden yurtdışındaki finale gidememesi üzerinden yükselen film, bürokrasiyi, toplumsal cinsiyet rollerini ve 'erk' figürünü…devamıBir kadının sadece kendi başarısı için değil, en temel insani hakları için verdiği hukuk mücadelesinin sarsıcı hikayesi. İran Kadın Milli Futsal takımı kaptanı Afrouz’un eşinin engeli yüzünden yurtdışındaki finale gidememesi üzerinden yükselen film, bürokrasiyi, toplumsal cinsiyet rollerini ve 'erk' figürünü sert bir dille eleştiriyor. Adalet arayışının bu kadar klostrofobik ve çıkmaz sokaklarla dolu olması izlerken insanın boğazını düğümlüyor. Mutlaka şans verilmeli.
İlk C-drama'm ! Vay be ilk defa C-drama bitirdim. Aslında hep bi tarihi c-drama izlemek istiyordum çünkü kıyafetler, saraylar çok iyi ama bölümler uzun olduğu için izleyemiyordum. Bir ara bir tanesine başlamıştım ama ara vermiştim. Bu aralar bu çok popüler…devamıİlk C-drama'm !
Vay be ilk defa C-drama bitirdim. Aslında hep bi tarihi c-drama izlemek istiyordum çünkü kıyafetler, saraylar çok iyi ama bölümler uzun olduğu için izleyemiyordum. Bir ara bir tanesine başlamıştım ama ara vermiştim. Bu aralar bu çok popüler olması ve puanın yüksek oluşuyla başlayayım dedim. Çok fazla klişeler olsa da keyif aldım o yüzden izleyip bitirme kararı almıştım. Bitirdim de.
Açıkçası C-drama izlemeyişimdeki bir diğer neden isim hafızam kötü olduğu için dizileri izlediğimde pek bir şey anlamıyorum. Bu dizide de ufak tefek almadığım olsa da en azından genel olarak anladım. Dizinin en sevdiğim yönü savaşçı özelliği olan bir başrol kadını içermesiydi. Dizinin en sevmediğim yönü (klişeler hariç) dublaj olması idi. Bu çinliler galiba birbirlerinin dilini telaffuzdan dolayı anlamadığı için bütün oyuncuları çince dublajlıyorlar. Dublajları da harbi rahatsız edici ve berbat.
Bu çinliler nasıl bu kadar güzel oluyor anlamıyorum. O kadar asya içerik izledim en beğendiğim çinliler oldu. koreliler yüzü balon gibi geliyor bana çok şiş, japonlarda tipi iyi olan olsa da tipi iyi olmayan da iyi görülüyor onları hiç anlamış değilim. Asıl benim için tipi çok iyi olanlar Hong Kong'dur. Özellikle kadınları .
Bu arada çin dizilerin hepsi böyle klişeymiş meğer onu da söyleyeyim. İzleyenler kendisi de söyledi. Genel olarak sevdim diziyi, tavsiye ediyorum (tabii klişe rahatsız etmiyorsa)
puanım: 7/10
Spoiler içeriyor
Su, Menfaat ve Ahlakî Yıkım.. İnsan, doğru ile yanlış arasındaki çizgiyi kendi çıkarına göre değiştirebiliyorsa, ahlak dediğimiz şey gerçekten neye dayanır? Filmin merkezinde susuzluk sorunu, su üzerinden doğan mülkiyet kavgası, kardeşler arasındaki çatışma ve bu çatışmanın insan ilişkilerini bozucu etkisi…devamıSu, Menfaat ve Ahlakî Yıkım..
İnsan, doğru ile yanlış arasındaki çizgiyi kendi çıkarına göre değiştirebiliyorsa, ahlak dediğimiz şey gerçekten neye dayanır?
Filmin merkezinde susuzluk sorunu, su üzerinden doğan mülkiyet kavgası, kardeşler arasındaki çatışma ve bu çatışmanın insan ilişkilerini bozucu etkisi yer alıyor. Ancak anlatı yalnızca bir su kavgası değildir.. Maalesef büyük bir ahlaki yozlaşma ve çöküş söz konusudur..
Abinin kardeşinin karısına göz dikmesi, onu haksız yere hapse göndermesi ve çıkar uğruna aile bağlarını yok sayması, eserde insan doğasının karanlık yönlerini gerçekçi bir şekilde gözler önüne seriyor..
Filmde ve kitabında en belirgin kırılma noktası aile ilişkilerinde görülür. Kardeşlik gibi en güçlü bağ bile, çıkar ve sahip olma arzusu karşısında zayıflar. Güvenin yerini şüphe, dayanışmanın yerini rekabet alır. Bu noktada insan davranışlarını yönlendiren temel şey artık vicdan değil, çıkar olur.
Film ile kitabı arasında çok belirgin farklar olmamakla birlikte kitabında olmayan bazı eklemeler yapılmış. Konu, atmosfer ve işlenen tema, hatta kullanılan şiveye kadar (Ege ağzı) film kitaba bayağı sadık kalmış diyebilirim.
Fakat benim dikkatimi çeken en önemli fark şu oldu: kitapta karakterlerin yerleri ve ahlaki konumları filmde değiştirilmiş. Kitapta daha "insancıl" ve nispeten iyi tarafta duran kişi Osman’dı. Asıl çıkarcı, menfaatçi ve ahlaki yozlaşmanın en belirgin görüldüğü karakter ise ağabey Hasan'dı. Yani kötü olan ağabey, daha sert ve bencil olan taraftı. Ama filmde bu durum tersine çevrilmiş. Onun dışında filmde kitapta olmayan bazı sahneler de var. Ama bunu çok garip karşılamamak lazım. Çünkü film, karakterlerin yapısına göre onların verebileceği tepkileri biraz daha görselleştirerek eklemiş. Yani hikâyeyi bozmak için değil, daha sinemasal hale getirmek için yapılmış eklemeler bunlar.
Genel olarak baktığımda ise şunu söyleyebilirim: hikâyenin ana çatısı korunmuş. Ama karakter düzenindeki bu değişiklik, özellikle dikkatli okuyan biri için algıyı biraz karıştırabiliyor. Mesela ben kitabını okuduğum için aslında abi Hasan'ın kötü, kardeşi Osman'ın ise iyi olduğunu biliyorum, fakat sadece filmini izleyenler tam tersi zannedecekler. Bu isim karışıklığı çok da önemli olmasa da bence her zaman orijinaline sadık kalmak gerekiyor en azından karakterlerin isimleri konusunda.. Açıkçası kurgusal bir karakter de olsa iyi ve daha insancıl olan Osman'ın hakkını yedirmek istemiyorum djhjh çünkü bu kitabı ve filmini izleyen vicdan sahibi insanların Osman'ın abisi Hasan'a neler söyleyebileceklerini az çok tahmin edebiliyorum sjhjjh Zira durduk yere masum ve bir o kadar da mağdur olan Osman'a küfretmenizi istemem sjsjss Tekrardan söylüyorum filmde isim karışıklığı var bilginize, okuduğum kitapta yani orijinal yapıtında kötü, çıkarcı ve bencil olan abi Hasan'dı ve ona göre daha insancıl olan kardeşi Osman'dır.. :)
Deniz üstü köpürür He-hey canım Rinna-nay, rinna-rinna-nay Kayığa da binsem götürür Hey canım, heeeeey - yapılmış en iyi Türk yapımı filmlerden olduğunu düşünüyorum. The Lighthouse filmiyle konu olarak da hissiyat olarak benzer. müthişti.
İki yıl sonradan selamlar. Çok dukunakli bir animeydi. Epistein adası gibi olaylar içerinsindeyken izleyince çok kötü oldum açıkçası. Benzer çok şey vardı ama biri gerçek hayat diğeri animeydi. Çok dokundu. Ama kurgusu işleyişi, nasıl desem... Hem çok merak uyandırıcı hem…devamıİki yıl sonradan selamlar.
Çok dukunakli bir animeydi. Epistein adası gibi olaylar içerinsindeyken izleyince çok kötü oldum açıkçası. Benzer çok şey vardı ama biri gerçek hayat diğeri animeydi.
Çok dokundu. Ama kurgusu işleyişi, nasıl desem... Hem çok merak uyandırıcı hem çok karanlıktı. Ama sonradan her şey aydınlanmaya başladı. Bu karanlık başlangıç için bu ışık biraz fazlaydı. Masala döndü sanki. Gerçek hayatlar masal değildir maalesef. Hiç bir şeyin güzelliğe erdiği yok. Sadece acıların üstüne toprak atılıyor o kadar. Ve susturuluyor.
Son olaylar için çok üzgünüm.
Yaşıtlarım olan şahısların bu tarz eylemler de bulunması beni şoke ediyor. Yaşama isteğimi ve gelece olan hayallerimi söndürüyor her şey. İnsanlar canavarlaşıyor.
Ve sosyal medya psikolojimi bozduğu için, detoks dedikleri şeyi deneyeceğim. Hesaplarımı kapatınca rafa geri döndüm. Okumak hissetmek iyi bir insan olmak istiyorum.
Ve korkmuyorum.
Peter Jackson yönetmenliğinde çekilen ve J. R. R. Tolkien’in aynı adlı eserinden uyarlanan 2001 yapımı epik fantezi filmi. Yüzüklerin Efendisi üçlemesinin ilk filmi olan Yüzüklerin Efendisi: Yüzük Kardeşliği, Orta Dünya’ya hükmetmek isteyen ve diğer tüm yüzükleri kontrol eden “Tek Yüzük”ün…devamıPeter Jackson yönetmenliğinde çekilen ve J. R. R. Tolkien’in aynı adlı eserinden uyarlanan 2001 yapımı epik fantezi filmi.
Yüzüklerin Efendisi üçlemesinin ilk filmi olan Yüzüklerin Efendisi: Yüzük Kardeşliği, Orta Dünya’ya hükmetmek isteyen ve diğer tüm yüzükleri kontrol eden “Tek Yüzük”ün peşindeki Sauron’un planlarını engellemek amacıyla bir araya gelen "Yüzük Kardeşliği"nin hikâyesini anlatır. Bir hobbit olan Frodo Baggins ve Yüzük Kardeşliği’nin diğer sekiz üyesi—Gandalf, Legolas, Gimli, Aragorn, Boromir, Samwise Gamgee, Meriadoc Brandybuck ve Peregrin Took—Mordor’a ulaşmak için son derece zorlu bir yolculuğa çıkarlar.
Sinematografisi, oyuncu kadrosu, görsel efektleri ve en önemlisi müthiş senaryosuyla Yüzüklerin Efendisi: Yüzük Kardeşliği, kelimenin tam anlamıyla bir başyapıt niteliğindedir. Uzun süredir karşılaştığım “Nasıl izlemezsin?” sorularına da nihayet bir son verdiğim için ayrıca memnunum. Serinin kalan iki filmini de en kısa zamanda izleyerek üçlemeyi tamamlamayı hedefliyorum.
“Frodo: I wish the ring had never come to me. I wish none of this had happened.
Gandalf: So do all who live to see such times. But that is not for them to decide. All we have to decide is what to do with the time that is given to us. There are other forces at work in this world Frodo, besides the will of evil. Bilbo was meant to find the Ring. In which case, you were also meant to have it. And that is an encouraging thought.”