Amerika'daki kupon çılgınlığını konu alan ama bütün bir film boyunca aksiyon ya da bana göre komediye dair bir sahnesi olmayan basit bir film gibi geldi. İzlenir mi? Vakit geçsin bi yandan da ekranda birşeyler tıngırdasın derseniz buyrun açın.
İzlerken, masum bir romantik arzunun peşinden gitmenin insanı nasıl karanlık ve çıkmaz bir yola sürükleyebileceğini dehşetle fark ettim. O sihirli dileğin ardına sığınarak kurulan hayallerin, kısa süre içinde zihni esir alan hastalıklı birer kabusa dönüşmesini izlerken, insan iradesinin ne kadar…devamıİzlerken, masum bir romantik arzunun peşinden gitmenin insanı nasıl karanlık ve çıkmaz bir yola sürükleyebileceğini dehşetle fark ettim. O sihirli dileğin ardına sığınarak kurulan hayallerin, kısa süre içinde zihni esir alan hastalıklı birer kabusa dönüşmesini izlerken, insan iradesinin ne kadar zayıf ve tehlikeli arzulara ne kadar açık olduğunu iliklerime kadar hissettim. Elde etme tutkusunun, sevgiyle ve rızayla hiçbir bağı kalmadığında ruhu nasıl zehirlediğini görmek beni oldukça gerdi, bazı dileklerin gerçeğe dönüşmesinin insanı kurtarmaktan çok yok edebileceğini gösterdi.
“hangisi daha acımasız, gerçek mi yalan mı?” burada bu film hakkında ilk yorumu ben yazıyorum, heyecanlıyım 🙂 bu film instagramda reelslerde hep karşıma çıkıyordu ve erkek oyuncu çok hoşuma gitmişti. daha önce başka filmini izlemiştim aynı kişi olduğundan habersiz orada…devamı“hangisi daha acımasız, gerçek mi yalan mı?”
burada bu film hakkında ilk yorumu ben yazıyorum, heyecanlıyım 🙂
bu film instagramda reelslerde hep karşıma çıkıyordu ve erkek oyuncu çok hoşuma gitmişti. daha önce başka filmini izlemiştim aynı kişi olduğundan habersiz orada da beğenmiştim. baya merak ettim filmi, izlemek için türkçe altyazılısını bulamadım tiktokta bir kız kendi çevirmiş mail yoluyla bana attı öyle izleyebildim :)
film çok hoş, izlerken beni çok derinden etkileyen bir şey olmadı ama bittiğinde üzerimde tatlı bir etki bıraktı. özellikle filmin görselliğini, şarkısını ve senaryosunu çok sevdim.
sanırım en çok da hikâyenin özgünlüğü hoşuma gitti. daha önce çok benzerini izlemediğim bir şey izlemek ve filmin nasıl ilerleyeceğini tam olarak kestirememek çok keyifliydi. bazen bir filmi çok sevmenin sebebi illa ki seni paramparça etmesi olmuyor, bazen sadece sana daha önce görmediğin bir şey göstermesi yetiyor.
bu da benim için biraz öyle oldu 💖
Spoiler içeriyor
Kitabın adındaki “olağanüstü gece”yi, yaşanan olayların olağanüstülüğünden ziyade, karakterin ilk kez kendisiyle karşılaşması olarak düşünüyorum. Çünkü kitabın başında çevresindeki hayatın içinde olmasına rağmen sanki hayatın seyircisi gibi. İnsanlar, at yarışları, kulüp, davetler, para, statü... Hepsinin içinde ama hiçbirinin içinde gerçekten…devamıKitabın adındaki “olağanüstü gece”yi, yaşanan olayların olağanüstülüğünden ziyade, karakterin ilk kez kendisiyle karşılaşması olarak düşünüyorum.
Çünkü kitabın başında çevresindeki hayatın içinde olmasına rağmen sanki hayatın seyircisi gibi. İnsanlar, at yarışları, kulüp, davetler, para, statü... Hepsinin içinde ama hiçbirinin içinde gerçekten kendisi yok.
O gece ise ilk kez çok yoğun biçimde bir şeylerin içine çekiliyor. İlk defa gerçekten istiyor, korkuyor, utanıyor, heyecanlanıyor, dürtülerinin peşinden gidiyor. Hatta yaşadığı suçluluk bile bir anlamda onun için “yaşıyor olmanın” kanıtı oluyor.
Bana göre hayatı bir gecede değişmedi. Daha çok, uzun zamandır uyuşmuş bir insanın bir anda kendisini ve hayatını hissetmesi gibi. Değişen, hayata bakışının kendisi.
Belki de kitabın bende kalan en güçlü düşüncesi şu: Bir gece değil, bir an bile insanın hayatını değiştirebilir. Olumlu ya da olumsuz fark etmez; bazen tek bir an, insana öyle bir farkındalık getirir ki, sonrasında aynı hayatın içine aynı insan olarak bakamazsın.
23 , çok ciddi bir yaş gibi geliyor ama büyük ihtimalle otuzumda da aynı şeyi söyleyeceğim kendimle alakalı fark ettiğim şeylerden en üzücü olanı artık eskisi kadar yazmıyor oluşum sanırım yazarlık kursunda hocam kurstan ayrılınca oraya devam etmek istemedim,yeni yeri…devamı23 ,
çok ciddi bir yaş gibi geliyor ama büyük ihtimalle otuzumda da aynı şeyi söyleyeceğim
kendimle alakalı fark ettiğim şeylerden en üzücü olanı artık eskisi kadar yazmıyor oluşum sanırım
yazarlık kursunda hocam kurstan ayrılınca oraya devam etmek istemedim,yeni yeri de Beyoğlu'nda. uzaklığı bahane ediyorum aslında yapmak istesem yapardım ama kitabın sonunu getiremiyorum
önerdiğim finallerin hiç biri içime sinmiyor
sürekli olarak sayılar ve verilerle uğraştığınızda eskisi kadar kelimelerle oynayamıyorsunuz
hiç düşünmek istemediğim diğer ihtimalse
artık hiçbir şeyi gerçekten hissedemiyor olmak
hepimizi birer robota dönüştüren dünya
yan
Arka kısmından konusuna göz gezdirdiğimde klasik watty kitapları gibi "öğretmen-öğrenci" ilişkisini anlatan bir kitap olduğunu düşünmüştüm ve okuduğum an yanıldım. Kitabı kapağına göre yargılamamak lazımmış ve ey aşk sen nelere tabirsin diyorum ayrıca kitabın sonunda ruthun erik'i terketmesini mantıklı buldum…devamıArka kısmından konusuna göz gezdirdiğimde klasik watty kitapları gibi "öğretmen-öğrenci" ilişkisini anlatan bir kitap olduğunu düşünmüştüm ve okuduğum an yanıldım. Kitabı kapağına göre yargılamamak lazımmış ve ey aşk sen nelere tabirsin diyorum ayrıca kitabın sonunda ruthun erik'i terketmesini mantıklı buldum çünkü aralarında normal bir mutlu mesut aşkın olacağını elbette ki düşünmüyordum hele erik evliyken ve bir çocuğa sahipken. O yüzden bazı aşklar imkansız kalsa daha güzel olur. Duyguların ve hayatın toz pembe olmadığını hissettiren bir kitap. Kitabın içinden bir alıntı bırakmak istiyorum, bu kadınlarımıza gelsin 🌹
"Büyük şeyler yapamamak onu yıldırmıyor. İşte kadın eli, kadın emeği böyle bir şey - cesur. Onların yanında biz acemiyiz."