Başka bir şey mümkün hissi her an orada asılı duruyor ama o çemberden bir türlü çıkamıyorlar. Küçük temaslar, uzaklaşmalar ve ani yakınlaşmalarla örülü bir sarmal. Kar wai görsel şöleniyle de büyüledi Begendim
Hangi düşünceyle başladım? Nasıl bitti? Beni şaşırtan bir filmdi Yorumlara şöyle bir göz gezdirince kimse filmin ana temasını konuşmamış. Ya filmin ödülleri hak etmediğini ya da Michael B jorden ın oscar almasını eleştirmişler. Genel bir eleştiri yapmak gerektiğini düşündüm Ana…devamıHangi düşünceyle başladım? Nasıl bitti?
Beni şaşırtan bir filmdi
Yorumlara şöyle bir göz gezdirince kimse filmin ana temasını konuşmamış. Ya filmin ödülleri hak etmediğini ya da Michael B jorden ın oscar almasını eleştirmişler. Genel bir eleştiri yapmak gerektiğini düşündüm
Ana tema müzik üzerine kurulu. Ama bildiğiniz müzikal tarzda filmler gibi değil. 1930 lu dönemlerde müziğin şeytani varlıkları çektiğine inanılırdı. (özellikle de Blues tarzı) Filmde de müzikle iç içe olan Sammie nin, kötü ruhları çekmesini, geçmiş ve gelecekteki müzisyenlerle de bir bütün haline geldiğini görüyoruz. Yani bir nevi müziğin büyüleyici bir şey olduğuna değinilmiş ve söyleyen kişi de orta çağdaki "cadı" tabirine benzetilmiş. Bu çıkarımı da Sammie nin Vaiz babasının ona "Blues müzik yapmasının günah ve şeytanla danstan farksız" sözünü söylemesinden anlıyoruz.
___________________________________________
SPOİLER ALANI!!!!
Müzik şeytanı çeker ama buradaki şeytanların vampir olması mı? Bu biraz tartışılır bir konu.
Yani şeytan ile vampir arasındaki uyum çok mantıksız olmuş. Müziği söyleyen kişinin ele geçirilmesi gibi bir anlatımı olsa belki çok daha etkileyici olabilirdi. Bir de filmin şu meşhur sözü var "Şeytanla dans etmeye devam edersen bir gün peşinden gelir" diye. Bu söz film ile biraz çelişiyor. İkizler işledikleri günahlar sayesinde bolca para kazanıyorlar bunu biliyoruz. Ama şeytanı çeken onlar değildi. Onlar sadece aracıydı. Asıl şeytanı çeken Blues müziğini söyleyen Sammie di. Zaten bunu vampirin kendisi de söylüyor. "Beni buraya sen çağırdın. İçindeki o karanlık çağırdı." diye bir söz söyledi. Yani bu şeytan mevzusu ikizler ile biraz çelişiyor. Halbuki ikizler, bunun kendilerinden kaynaklı olduğunu ima ediyorlardı...
Filmin ödül almasının siyahilerin ırkçılık mevzusundan dolayı olduğunu söyleyenler var.
Sırf bu yüzden siyahiler oynatılmış vb. yorumlar gördüm. Bu konuyu beyazlar üzerinden zaten anlatamazlardı. Blues tarzı siyahilere özgüdür. Senaryo da bunun üzerine kurulu zaten. Bu hikayede beyazları oynatmak elbette saçma olurdu. Aldığı ödüller tartışılmaz ama adaylıklar kesinlikle tartışılır. Bu kadar fazla adaylık alacak bir film elbette değildi. Tamam senaryo yaratıcı, sinematografi harika, oyunculuklar başarılıydı ama abartmanın da lüzumu yok. Son dönemdeki en başarılı yapımlardan biriydi sadece. Bu adaylık rekorunu zamanında başka filmlerin kırması gerekirdi.
Müzikleri gerçekten çok iyiydi!
Sammie nin müziği söylemeye başladığı sahnede geçmiş ve gelecekteki müzisyenlerin ona eşlik ettiği kısıma bayıldım. (Kulüpteki ortam bana Gaspar Noe nun "Climax" filmini anımsattı) Oluşturdukları atmosfer başarılıydı. Sinematografik açıdan kült olabilecek bir yapım diyebiliriz. Vampirlerin şarkı söyleyip dans etmesi de hikaye ile çok anlamlı olmuş. Müzik ile çağrılan bir varlığın, elbette müziği sevmesi gerekirdi. Bazılarına komik gelmiş olabilir ama dikkatli izlerseniz aslında oldukça ürkütücü bir sahneydi. Vampirler kurbanlarına psikolojik olarak gövde gösterisi yapıyordu. Kendi aralarındaki bağı arttırıp, onların iradesini kırarak zafer kutlaması yapıyorlardı. Dışardan eğlenceli gibi gözüken bu dansın, altında yatan etmenler oldukça derindi.
Sinemayı bu yüzden seviyorum...
“Bizim hareketimiz, mesuliyet hareketidir: Davamız hayata uymak değil, hayatımızı Hakk’a uydurmaktır...” Hikayemiz dava yoldaşı bir kaç arkadaşın zamanla yitirdikleri amaçları, erimeye yüz tutmuş maneviyatları ve inançlarının nasıl yozlaştığını her birinin kendi penceresinden anlama, anlatma çabasını konu alıyor. İlginç düzeyde beni…devamı“Bizim hareketimiz, mesuliyet hareketidir: Davamız hayata uymak değil, hayatımızı Hakk’a uydurmaktır...”
Hikayemiz dava yoldaşı bir kaç arkadaşın zamanla yitirdikleri amaçları, erimeye yüz tutmuş maneviyatları ve inançlarının nasıl yozlaştığını her birinin kendi penceresinden anlama, anlatma çabasını konu alıyor. İlginç düzeyde beni çok etkiledi. Akıcı ve nahif bir üslup, ardından gelen hikayeyi kucaklama hissiyatı belki bir parça da kendimden bir şeyler bulmanın etkisi.. Ve hikaye nihayetinde iman, dava insanı, anlamlı bir yaşam, ahiretlik dost gibi kavramların kimsenin tekelinde ve mülkünde olmadığını yüzünüze kibarca çarpıyor. Bu yolda güç bela kazandıklarımızı, gayret ve sebatla sarmalamaz isek ansızın yitirebileceğimizi de hatırlatıyor.
Güzel kitabımızdan kısa, öz alıntılar, buyrunuz.
• Sabahı beklemeyiniz dostum, geceden yola çıkınız. Olur ki uyuyakalırsınız. Sırtınızdaki çıkıntıda ebedî gayenin dürülmüş azıkları varsa ne mutlu size. Gece serindir, yapraklardan süzülen yel gözlerinizdeki yaşları kuruturken ruhunuzda kâinatın derin sessizliğini taşıyarak sabaha doğru yürüyüp fecri başlatınız.
• ..Sık ağaçlı ormanlarında çetin yolculukların başlangıcı için sabahı beklemeyiniz. Sabahı beklemek öğleni, öğleni beklemek akşamı beklemek gibi bir ruh gevşekliğini doğurur.
• Beynimizi tırmalayan zaruretleri mi hatırlıyorsunuz. Evet hayatın zaruretleri ayaklarımıza dolanmış zincirlerdir ve ıstıraplarımıza çeşni katarlar. Fakat bu vahşi sahayı geçmek için hiçbir zaruret kâfi bir mazaret değildir. Ruhunuzu aldatmayalım, ebedî gayeye ihanet etmiş oluruz.
• Durduğumuz noktada inançlarımızın eskidiğini, yabancılaştığını hiç tecrübe etmediniz mi? En acı kayıp budur: Gerilemiş ruhların mütemadiyen tavizler vererek hayatla, zaruretle uyuşmaları...
• Bir kere taviz verildi mi, asla çiğnenmemesi gereken unsurlar bir kere gözden çıkarıldı mı, kalbin aynası bir yerden çizildi mi, kefareti büyük oluyor.
Ne kaçıp gitmek, ne ekip biçmek. Sefer de içimde, tahammül de.🌿
Modern çalışma ahlakına ve toplumsal yapıya yönelik çok güçlü bir eleştiridir. Mutluluk ve refahın yolu, çalışmanın kutsallaştırılmasından değil, boş zamanın adil bir şekilde paylaştırılmasından ve yaratıcı amaçlar için kullanılmasından geçer. Dünyadaki zararların yarısı, başkalarının işine yaradığına inanılan işlerden kaynaklanır. Mutluluğa…devamıModern çalışma ahlakına ve toplumsal yapıya yönelik çok güçlü bir eleştiridir.
Mutluluk ve refahın yolu, çalışmanın kutsallaştırılmasından değil, boş zamanın adil bir şekilde paylaştırılmasından ve yaratıcı amaçlar için kullanılmasından geçer.
Dünyadaki zararların yarısı, başkalarının işine yaradığına inanılan işlerden kaynaklanır. Mutluluğa giden yol, iş miktarının sistemli bir biçimde azaltılmasından geçer.
Russell bize, hayatın anlamının sadece "üretmek" olmadığını, "var olmanın" ve bu varoluşu nitelikli bir boş zamanla taçlandırmanın asıl amaç olması gerektiğini hatırlatır.
Her psikolojisi bozuk insanın hayatını da filme çekmeyi bırakmalıyım artık. 80lerde kocasının onu aldattığını öğrenince aldatıldığı kadını baltayla doğurmaya kalkmasına kadar olan süreci anlatıyor dizi. Sıkıcı ilerliyor. Ben Elizabeth Olsen başka bir filmi ile karıştırıp yanlışlıkla açmışım aslında. Önereceğim bir…devamıHer psikolojisi bozuk insanın hayatını da filme çekmeyi bırakmalıyım artık. 80lerde kocasının onu aldattığını öğrenince aldatıldığı kadını baltayla doğurmaya kalkmasına kadar olan süreci anlatıyor dizi. Sıkıcı ilerliyor.
Ben Elizabeth Olsen başka bir filmi ile karıştırıp yanlışlıkla açmışım aslında.
Önereceğim bir yapım değil. Dönem olması hoşuma gitti ve jenerik müziği hoştu.
Keanu Reeves'in böyle filmler çekmesi bazen garibime gidiyor 👍 Güzel hayata dair şeyler de acaba filmdeki gibi hayatta yaşadığı pişmanlıkları mı var diye düşünüyor insan 🤔 Çocukluktan beri ünlü ve ilk menajeri dahil hayatta karşılaştığı insanlara karşı yaptığı haksızlıklara karşı…devamıKeanu Reeves'in böyle filmler çekmesi bazen garibime gidiyor 👍 Güzel hayata dair şeyler de acaba filmdeki gibi hayatta yaşadığı pişmanlıkları mı var diye düşünüyor insan 🤔 Çocukluktan beri ünlü ve ilk menajeri dahil hayatta karşılaştığı insanlara karşı yaptığı haksızlıklara karşı pişman olarak özür dileme çabasına giriyor 👍 Böyle örnek bir sanatçının dolu dolu küfürlü amerikan mizahıyla harmanlanmış bu filmde oynamasıda garip yada doğal bilmiyorum 🤔 lakin ünlü olmanın bunaltıcı sıkıntılı taraflarını da dile getirmiş 👍
problem çözmeyi sevdiğim içindir bilmem,sevdiğim bir film oldu. zaten önceki filmden ve Scooby doo 'dan alışık olduğum bir hikaye anlatımı.olaylar yaşanır ve sonra tersine mühendislik ile olay farklı açılardan incelenir.yani Scooby doo seviyorsanız izlemenizi öneririm. standart bir katil kim oyunu…devamıproblem çözmeyi sevdiğim içindir bilmem,sevdiğim bir film oldu. zaten önceki filmden ve Scooby doo 'dan alışık olduğum bir hikaye anlatımı.olaylar yaşanır ve sonra tersine mühendislik ile olay farklı açılardan incelenir.yani Scooby doo seviyorsanız izlemenizi öneririm.
standart bir katil kim oyunu zamanında clue vardı güzel bir filmdir o da. tabi sonra kutu oyunları bile çıktı ülkemizde çok popüler olmasada yurt dışında bir kitlesi var.
bu filmdede bir rahip kendi kilisesinden kovulduktan sonra meryem ana kilisesine gider.bu kilise oldukça ilginç bir kilisedir,duvarda asılı olması gereken haç ortalıklarda yoktur. neden diye sorulduğunda bir kadının şeytan tarafından ele geçirilip her yeri döküp parçaladığı ve haç olmama sebebinin ibretlik olarak bırakıldığı cevabı verilmektedir.üstelik bunlarla sınırlı değildir bu kilisenin 1. rahibi cemaati kin ve nefretle doldurduğu ve sürekli siyasi konular hakkında vaaz verdiğini görüyoruz.bir zaman geçtikten sonra buna artık dayanamayan ana karakterimiz 1. rahip ile konuşur bu konuşmada "gerekirse seni bir kist gibi kesip atarım" demesi üzerine arkalarında birinin video kaydı aldığını görürler.ertesi gün 1. rahip yine kürsüde konuşma yaparken yorulur ve dinlenmek için kürsünün yanındaki dolaba girer ve 2. rahip devam eder. aradan kısa bir süre geçmeden ana karakterimiz 1. rahibin deponun içerisinde yerde yatar vaziyette görür, ve yanına gider. ne olduğunu anlamak için kürsüye yaklaşan cemaat panikler ve herkes ana karakterimizin öldürdüğünü düşünür ve ana karakterimiz kendini aklamak için elinden gelen herşeyi yapar.polisler olayı incelemesi için bir dedektif görevlendirirler,bu görev suçun kim tarafından veya nasıl işlendiğini çözmektir ama bu garip kilisede suçu çözmek hiç kolay olmayacaktır...
Uzun yıllık hikâyenin karşılığını veren büyük bir final hissi yaratıyor. Karakterlerin geçmişine dönülen anlar oldukça duygusal ve nostaljik. Ekip olarak yeniden bir araya gelmeleri filmin en güçlü taraflarından biri. Final bölümü gerçekten tatmin edici ve Marvel evreni için unutulmayacak bir…devamıUzun yıllık hikâyenin karşılığını veren büyük bir final hissi yaratıyor. Karakterlerin geçmişine dönülen anlar oldukça duygusal ve nostaljik. Ekip olarak yeniden bir araya gelmeleri filmin en güçlü taraflarından biri. Final bölümü gerçekten tatmin edici ve Marvel evreni için unutulmayacak bir kapanış sunuyor.
Melis Sezen’den başka oyuncu yokmuydu? Pısır pısır konuşuyor. Ne dediği anlaşılmıyor. Ayrıca çok çirkin olmasına rağmen nedense dünyanın sekizinci harikasıymış gibi lanse ediliyor. Deha dizisini de çekilmez hale getirmişti.