En son animemi sanırım 15-16larımda falan izlemiştim ve şuan yeni bi animeye başladım. Çok güzel ve beğeneceğimi varsayıyorum * Twisted Wonderland* kısacık bişe zaten bitiririm herhallllll 🙆🏻♀️💃🏻♠️🍎👸🏻😈
kitapta, geçen yıl sadece 35 yaşındayken vefat eden baek’in 12 hafta süren psikiyatri sürecini okuyoruz. genel olarak terapi sürecini hiç beğenmedim terapist beni çok uyuz etti ama baek’in hissettiklerini çok gerçek buldum. çoğumuz onun gibi hissediyoruz ama genelde hislerimizi paylaşacağımız…devamıkitapta, geçen yıl sadece 35 yaşındayken vefat eden baek’in 12 hafta süren psikiyatri sürecini okuyoruz. genel olarak terapi sürecini hiç beğenmedim terapist beni çok uyuz etti ama baek’in hissettiklerini çok gerçek buldum. çoğumuz onun gibi hissediyoruz ama genelde hislerimizi paylaşacağımız insanları pek bulamıyoruz, bu kitap sizin biraz daha anlaşılmış ve yalnız olmadığınızı hissettirecek türden bir kitap. herkesin kendinden bir parça bulacağını düşünüyorum💫
Anna gazeteci bir kadın ve bebeği vefat edince kasabadan gidiyor. Kocası Jack de bir dedektif ve kasabada kalıyor eşinden haber alamayarak. Sonra kasabada bir cinayet oluyor ve Anna geri dönüyor kasabaya. Dizi böyle başlıyor. Sonra cinayetler artıyor ve bağlantılı olduğunu…devamıAnna gazeteci bir kadın ve bebeği vefat edince kasabadan gidiyor. Kocası Jack de bir dedektif ve kasabada kalıyor eşinden haber alamayarak. Sonra kasabada bir cinayet oluyor ve Anna geri dönüyor kasabaya. Dizi böyle başlıyor. Sonra cinayetler artıyor ve bağlantılı olduğunu gösteriyorlar. Anna da Jack de başkalarıyla fıtı fıtı yapıyor. Zaten ilk ölen kadın da fıtı fıtı ustasıymış. Yani çok fazla +18 olan olaylar vardı. Tam aile ile izlenecek bir dizi :D Midem bulanarak izledim ben. Konu zaten bunun üzerineymiş son bölümde de görmüş olduk. Yani acıydı.
Bence akıcılığı ortaydı. Karakterleri ben beğendim. Sadece aman aman beni içine çekmedi. İzlemek için heveslenmedim yani.
Bu arada ben doğru tahmin etmişim katili. İlk defa tespitim doğru çıktı. Çünküsünü yazamıyorum spoiler olur. Ama katili bulduğumu herkes bilsin. Benim için onurdur💅💅💅💅
Bu filmi başta basit bir çerezlik komedi gibi düşünmüştüm ama böylesine bir siyasi analiz yazacağımı açıkçası hiç tahmin etmezdim. Film yüzeyde klasik bir Türk komedisi gibi ilerliyor; absürt diyaloglar, abartılı karakterler, bolca “durum kurtarma” hali… Ama biraz dikkatli izleyince işin…devamıBu filmi başta basit bir çerezlik komedi gibi düşünmüştüm ama böylesine bir siyasi analiz yazacağımı açıkçası hiç tahmin etmezdim.
Film yüzeyde klasik bir Türk komedisi gibi ilerliyor; absürt diyaloglar, abartılı karakterler, bolca “durum kurtarma” hali… Ama biraz dikkatli izleyince işin rengi değişiyor. Aslında anlatılan şey, bizim çok iyi bildiğimiz bir düzen.
Film boyunca kimse sistemi düzeltmeye çalışmıyor, herkes günü kurtarma derdinde. Yukarıya hesap verme, durumu idare etme, kriz çıkarsa üstünü kapatma… Bu refleksler tanıdık değil mi? Tam olarak Türkiye’deki bürokratik ve siyasi işleyişin küçük bir özeti gibi.
Bir de şu var; karakterlerin bulundukları yer ile o yeri hak edip etmedikleri arasında ciddi bir boşluk var. Ama kimse bunu sorgulamıyor. Çünkü mesele zaten “hak etmek” değil, oraya bir şekilde gelmiş olmak. Bu da aslında filmin en net eleştirilerinden biri.
En çok dikkatimi çeken şeylerden biri de sorumluluk alma meselesi oldu. Ortada bir problem varsa kimse “ben yaptım” demiyor. Herkes topu bir başkasına atıyor. Karar almak yerine ertelemek, çözmek yerine idare etmek… Bunlar sadece filmde değil, gerçek hayatta da sürekli gördüğümüz şeyler.
Ama işin rahatsız edici tarafı şu: Film sadece yukarıyı eleştirmiyor. Aslında hepimizi içine katıyor. Çünkü bu düzen sadece yönetenlerle ayakta kalmıyor. Biz de buna alışmışız, hatta çoğu zaman kabullenmişiz. Filmde güldüğümüz sahnelerin bir kısmı, günlük hayatta yaşadığımız şeylerin aynısı.
Yani kısacası; “Hava Muhalefeti” sadece güldürmek için yapılmış bir film değil. Altında baya net bir sistem eleştirisi var. Ama şu da gerçek, biz bu tarz eleştirileri izleyip gülüp geçmeye de çok alışmışız. Film bitiyor, hayat aynı şekilde devam ediyor.
İşte asıl mesele de burada başlıyor zaten.
Kamera açıları o kadar güzel ki herhangi bir sahnesini tablo yapıp evinizin duvararına asabilirsiniz. O manzara gibi olan sahneler çok güzel bir müzikle eşleştirilmiş. Filmin sakin sakin ilerleyişi olağan hayatın akışına benziyor. Sanki filmi değil de iki insanın yaşamını izliyoruz.
Benn bu filmii coooookk seviyroumm cok tatlis bence 🤏🏻🤏🏻💗 ama aldatma oldu 😭 onu görmezden gelemiyorum maalesef yinede keyifle izlemistim çıtır çerezlik romantik komedi bayılırım 💗❕
09/04/2026 tarihinde yani bu gün bitirdim.Ben bu arkadaşları yani Mikaelsonları hayatımın aşırı kötü döneminde iken sırf kafam dağılsın diye başladığım the vampire diaries ile tanıdım. 2025 aralık ayı idi. Tvd beni içine çekmişti,diziye elijah ve kalus girdiği zaman her boş…devamı09/04/2026 tarihinde yani bu gün bitirdim.Ben bu arkadaşları yani Mikaelsonları hayatımın aşırı kötü döneminde iken sırf kafam dağılsın diye başladığım the vampire diaries ile tanıdım.
2025 aralık ayı idi.
Tvd beni içine çekmişti,diziye elijah ve kalus girdiği zaman her boş vaktimde izlemeye başladım.Ve fark ettim ki bu kardeşleri izlemek beni mutlu ediyor.
Diziden çıktıklarında üzülmüştüm fakat asıl dizi olan the originalsle tanıştm.
İyiki başlamışım 5 sezon aşırı uzun gelmişti gözüme ama hiç öyle olmadı rahat bir ay içinde sonuna geldim.
Karakterlere gelirsek hepsinden zaman zaman nefret edip zaman zaman çok sevdim destekledim.Başlarda Marcelden nefret ederdim ama fark ettimde o aslında içinde iyilik barındıran ve o iyiliği kendince yaşatmaya çalışan bir insandı ve Rebeka iyi mutlu olmayı hak etmişti.
Klaus ve Elijahın ilişkisine ise hem hayran kaldım hem üzüldüm.
Final beni maffetti.
Klaus için her ne kadar üzülsemde ona yakışan bir ölümdü ama Elijah bunu yapmamamlıydı.Hayatı kendi kendine yüklediği yükler altında geçti ve bitti.
Onu mutlu görmek çok güzeldi.Antonite ile olan ilişkisini izlerken tüm sezonlar boyunca olmadığı kadar mutulu olup güldüğüne şahit oldum.Keşke kendine gerçekten bir hayat kurma fırsatı verseydi.Ama o zamanda efsane olamazdı.
Daha diyicek çok şeyim olmasına rağmen kelimelere dökemiyorum fakat en çok sevdiğim dizilerden birisi oldu hatta ilk iki sıradan birinde bile diyebilirim.
İzlemek isteseyn zaman kaybetmeden başlasın ve hayran olmaya hazır olsun ve kalus ve elijaha aşık olmayada :))
Spoiler içeriyor
İzlerken içim acıdı ya bide bunun gerçek olması daha da kahretti beni,ama en sinir bozucu sey adamın intihar etmesi sen onca kaçır,psikolojisini boz kızın ama sonunda öl birde vicdan azabı çekmeden...
Hayat bazen sessizce uzaklaşan bir otobüs gibidir. The Lost Bus, kaçırdığımız anların aslında en değerli şeyler olduğunu yüzümüze vuruyor. Film, büyük olaylardan çok küçük ihmallerin yarattığı boşluklara odaklanıyor ve izleyiciye sade ama ağır bir duygu bırakıyor. En net mesajı şu:…devamıHayat bazen sessizce uzaklaşan bir otobüs gibidir. The Lost Bus, kaçırdığımız anların aslında en değerli şeyler olduğunu yüzümüze vuruyor. Film, büyük olaylardan çok küçük ihmallerin yarattığı boşluklara odaklanıyor ve izleyiciye sade ama ağır bir duygu bırakıyor.
En net mesajı şu: Sevdiklerin hayattayken onlarla vakit geçir. Çünkü bazı yolculuklar geri dönmez.