Başaralı ve zeki bir avukatın mahkemede ve mahkeme dışında vermiş olduğu mücadeleyi konu alan, içinde aksiyon gerilim ve gizem barındıran, sürükleyici güzel bir Güney kore filmiydi. Ben çok beğendim ve izlemenizi tavsiye ederim.
Annesinin ölümünde babasını sorumlu tutan ve üstüne tüm anılarının olduğu evlerini satıp eski Delhi'ye taşınan Kabir (Anirudh Tanwar) iyice içine kapanmıştır. Babası Mathur (Rishi Kapoor) oğlu ile iletişim kurabilmenin yolunu Tara -Seher (Amyra Dastur) isimli kız adına açılan pasif Facebook…devamıAnnesinin ölümünde babasını sorumlu tutan ve üstüne tüm anılarının olduğu evlerini satıp eski Delhi'ye taşınan Kabir (Anirudh Tanwar) iyice içine kapanmıştır. Babası Mathur (Rishi Kapoor) oğlu ile iletişim kurabilmenin yolunu Tara -Seher (Amyra Dastur) isimli kız adına açılan pasif Facebook hesabı üzerinden mesaj yazmakla bulur.
#### SPOILER ####
Bundan sonrasi filmi daha sonra hatırlamak için kendime not, izlemeyenler okumasin
Kabir ile Tara arasındaki yazışmalar ilerledikçe Kabir'in babasına olan tavırları biraz yumuşar. Bu arada bir müzik grubu kuran Kabir iyice normale dönerken, çıktıkları barda Tara'yı görüp konuştuğu kişinin o olmadığını anlayınca yıkılır. Bu noktada babası devreye girip Seher'e para verip oyunu devam ettirmesini ve O'na aşık gibi davranmasını ister. Başta para için bu teklifi kabul etse de gerçekten aşık olur. Fakat babası Tara'ya güvenmediği için oğlundan ayrılmasını isteyince Kabir için herşey başa döner. Mathur hata yaptığını anlar ve durumu düzeltir. Baba-Oğlu son sahnede birbirlerine söyleyemedikleri her şeyi anlatır. Aslında olayları biz karmaşık hale getiriyoruz, konuşmak lazım mesajı vardı
Uzun zamandır izlemek istiyordum bu filmi. En sonunda izledim, geç izlediğim için de kendime kızdım zira harika bir filmdi. Film, yalan, iftira, vicdan, din ve adalet kavramlarını sorguluyor. Ve her zaman olduğu gibi gizem ve bilinmezlik başrolde. Akıcı, sade ve…devamıUzun zamandır izlemek istiyordum bu filmi. En sonunda izledim, geç izlediğim için de kendime kızdım zira harika bir filmdi. Film, yalan, iftira, vicdan, din ve adalet kavramlarını sorguluyor. Ve her zaman olduğu gibi gizem ve bilinmezlik başrolde. Akıcı, sade ve duru bir işleyişi var. Basit bir konu ama çok gerçekçi anlatılmış, izlerken sıkılmadım. Yakın dönem İran sinemasının en önemli yönetmenlerinden Asghar Farhadi’nin başyapıtı desek yeridir...
Hayran bırakan oyunculukları, yönetimi ve ustaca oluşturulmuş diyaloglarıyla özünde insan olmaya dair kıymetli tespitler barındırıyor. Temelinde bir karı-kocanın ayrılığı üzerinden ilerlese de ülkeden ayrılış, anne ve babadan ayrılış ve doğru bilinenden ayrılış gibi çok çeşitli ayrılma temaları içeriyor. Katmanlı bir hikâyeye sahip olan film, herkesin birbirinden sakladıklarıyla çözümsüzlüğe doğru ilerleyen bir olay örgüsünde, “doğru” söylemenin koşullarını ve hatta sonuçlarını araştırırken insanın çetrefilli doğasına atıfta bulunuyor.
Aklıma şu replik kazındı desem yeridir,
+ Baban Alzheimer. Senin kim olduğunu bile bilmiyor
- Olsun, ben onun babam olduğunu biliyorum.
Herkesin kendince sorunları var ve bunlarla mücadele ederken kendilerini unutuyorlar. Dizi günümüz insanını çok güzel işlemiş. Arayışlar, kaçışlar ve de memnuniyetsizler... Gerçeğin direk yansıması hem güldürdü hem düşündürdü. Çok keyifliydi, ben empati yapabildim. Hayatlarımızın normal akışlarında ne kadar da baskılandığını…devamıHerkesin kendince sorunları var ve bunlarla mücadele ederken kendilerini unutuyorlar. Dizi günümüz insanını çok güzel işlemiş. Arayışlar, kaçışlar ve de memnuniyetsizler... Gerçeğin direk yansıması hem güldürdü hem düşündürdü. Çok keyifliydi, ben empati yapabildim. Hayatlarımızın normal akışlarında ne kadar da baskılandığını ve değersizleştirildiğini çok güzel tasvir etmiş.
Dizi birçok metafor ve göndermeler içeriyor. Örneğin Oktay'in geceleri uyumamasi ve telefonundan bina yıkımı videoları izlemesi müthiş bir detay. Zira adam mimar ve gündüzleri işi yeni birşeyler inşaa etmek iken geceleri tam tersi bir ruha bürünüyor. Oyunculuklar muazzam, kadro zaten şampiyonlar ligi. Kısaca Netflix Türkiye dizilerinden en iyilerinden bir tanesi olabilir.
İşine, mesleğine ya da topluma yıllarını verip tek bir an işini, görevini aksatmayan ve ki bunu layıkıyla yapan Miguel, yaptığı hava tahmini tutmayınca gerek sosyal medya gerekse çalıştığı kurum tarafından büyük tepki alıyor. Yönetmen ekmek teknesi olan taksisini dolulara yem…devamıİşine, mesleğine ya da topluma yıllarını verip tek bir an işini, görevini aksatmayan ve ki bunu layıkıyla yapan Miguel, yaptığı hava tahmini tutmayınca gerek sosyal medya gerekse çalıştığı kurum tarafından büyük tepki alıyor. Yönetmen ekmek teknesi olan taksisini dolulara yem eden bir adamın öfkesini, köpeğini kaybeden bir ailenin yaşadığı üzüntüyü; bu gelişmelerin doğallığını bizlere harika bir seyir zevki ile sunuyor.
Yaşadığı yerde, tepkilerin pek de iyi yöne gitmeyeceğini anlayan Miguel’in hayatı da kaldığı yerden, bütün olumsuzluğuyla devam ediyor. Bırakın ünü, şanı; dünyanın en çok nefret edilen insanı haline gelen Miguel, bu bahaneyle, yıllardır görüşmediği kilometrelerce uzaktaki çocuk doktoru kızı Carla'nın yanına giderek bir diğer hayat prensibini yoluna koymaya çalışıyor. Ancak kızı ile arasındaki mesafenin fizikselden ziyade; duygusal, manevi olduğu anlaşıldığında, Miguel’in bir diğer test ürünü devreye giriyor. Bu sebeple; hikâyeyi oyunculardan, yerden, mekândan bağımsız olarak; düşünce sistemi ve aktarmaya çalıştığı mesajlarla değerlendirmek çok daha akıllıca duruyor.
Son olarak dolu sahneleri çok başarılıydı, böyle bir konudan böylesi hoş bir film çıkacağını düşünmüyordum ama yüzümde mutluluğa yol açan bir film oldu. İlk yorum benden gelmiş oldu, Raflara ekleyip izleyin fırsat bulduğunuzda. Netflix'ten izleyebilirsiniz... Puanım 7/10
Aile boşluğunu müzikle dolduran bir adam ile annesini görmeden büyüyen, babasının sımsıcak sevgisiyle annesinin yokluğunu pek hissetmeyen, sonrasında babasını da kaybeden sekiz yaşındaki bir kız çocuğunun hikâyesi “Babamın Kemanı”. Çocuk da babasının yerine onun kemanını koyuyor! Mehmet Mahir (Engin Altan…devamıAile boşluğunu müzikle dolduran bir adam ile annesini görmeden büyüyen, babasının sımsıcak sevgisiyle annesinin yokluğunu pek hissetmeyen, sonrasında babasını da kaybeden sekiz yaşındaki bir kız çocuğunun hikâyesi “Babamın Kemanı”. Çocuk da babasının yerine onun kemanını koyuyor!
Mehmet Mahir (Engin Altan Düzyatan) müzik eğitimini İtalya’da almış dünyaca tanınmış bir keman virtüözüdür. Mehmet Mahir narsist bir kişiliğe sahip. Narsist kişiler özünde kendine güvensizlik, kendiyle baş edememiş, çocukluğunda değer görememiş; anne babasında bulamadığı sevgiyi başkalarından almak için sürekli değerli olma, beğenilme, ilgi görme çabası içindedirler, belki başarılarının sırrı da bu beğenilme arzusundan geliyor. Narsistler empati yapamazlar, yürekten ve gerçekten sevemezler. Dışarıdan soğuk, mesafeli, kibirli, kendini beğenmiş ve çekici görünen narsist kişinin bu görüntüsünün altında, aslında incinmeye karşı aşırı derecede duyarlı, kırılgan, kendine güveninde ve kendine verdiği değerde eksiklikler bulunan bir yapı vardır… Mehmet Mahir’de tam da bunu görüyoruz
İnsan olarak yaralarımız birbirine benzer aslında; terkediliriz, şiddet görürüz, sap gibi ortada kalırız, sevdiklerimizi kaybederiz. Fakat en derin yaralar çocukluğumuzda oluşan yaralardır. İşte o yaraları bir türlü iyileştiremeyiz. Bedenimizdeki oluşturulan çürükler beynimize sirayet eder ve görünüşte ne kadar başarılı olursak olalım o çürüme ruhumuzun her bölgesine yayılır, bütün hayatımızı etkisi altına alır. Mutlu, huzurlu olamayız; hep bir hınç, hep bir dışlanmışlık duygusu…Ve hatırladıkça yara kanar, kanama bir ömür boyu sürer.
Özet olarak film; daha çok amca ve yeğeni odağına alsa da karı koca ilişkisine de bu anlamda bir dokunuş yapmış. Yeşilçam tadıyla başlayıp ağızda mayhoş bir tat bırakan sonrasında Türk baklavası ile menüyü tamamlayan bir film olmuş. Ne yalan söyleyeyim eksikleri olsa da film bana iyi geldi; belki de hayatımdan izler bulduğum içindir bilemiyorum ama birkaç sahnede de yapmacıklık hissetsem de genel anlamda oyuncular rollerinin hakkını vermiş. Özellikle Özlem’i canlandıran küçük oyuncu Gülizar Nisa Uray kızıl saçları ve sevimli yüzüyle seyirciyi avucuna alıyor. Narsist bir kişiliği olan Mehmet Mahir’in bir anda hatasını anlayıp iyilik meleğine dönüşmesi de çok sahici gelmese de o kadar kusur kadı kızında da olur.
Filmden güzel bir replikle bitireyim; “Aile, farklı notaların bir araya gelip oluşturduğu en güzel bestedir”
Unbelievable dizisindeki performansı ile dikkatimi çeken Toni Collette'yi başrolde görünce şans verdiğim bir dizi. Laura ve 30'lu yaşlardaki huysuz kızı Andy bir öğlen restoranda yemek yerken meydana gelen bir cinayete tanıklık ediyor, Laura elinden yaralanması pahasına katili öldürüp etkisiz hale…devamıUnbelievable dizisindeki performansı ile dikkatimi çeken Toni Collette'yi başrolde görünce şans verdiğim bir dizi. Laura ve 30'lu yaşlardaki huysuz kızı Andy bir öğlen restoranda yemek yerken meydana gelen bir cinayete tanıklık ediyor, Laura elinden yaralanması pahasına katili öldürüp etkisiz hale getirince kahraman ilan edilse de Andy ile aralarında beklenmedik engeller ve sırların ortaya çıkması ile olaylar gelişiyor.
Bir kitaptan uyarlama 8 bölümlük dizi aslında 1.5 saatlik bir film olsa daha iyi olurmuş, ya da 4 bölümlük mini bir dizi olabilirmiş, bir yerden sonra gereksiz uzatılan bölümler, Andy'nin huysuz ergen halleri, Laura'nın ketumluğu kabak tadı veriyor.
Yani başlayınca bir şekilde kendini izletiyor ama daha önemli bekleyen dizileriniz varsa onlara öncelik verin derim. Puanım 6/10
Bu belgeselden öğreniyoruz ki Boeing para hırsından dolayı gelmekte olan cinayet gibi kazaları dünyadan saklamış ve buna halen devam ediyor. 2 boeing 737 Max marka uçağın 5 ay arayla arka arkaya düşüş nedenlerini inceleyen belgeselden çıkan sonuç “Boeing” kötü ve…devamıBu belgeselden öğreniyoruz ki Boeing para hırsından dolayı gelmekte olan cinayet gibi kazaları dünyadan saklamış ve buna halen devam ediyor. 2 boeing 737 Max marka uçağın 5 ay arayla arka arkaya düşüş nedenlerini inceleyen belgeselden çıkan sonuç “Boeing” kötü ve gözünü para hırsı büyümüş bir firmaymış.
Şirketlerin yıllarca verilen emek sonucu oluşan şirket kültürünü, şirketin el değiştirmesi sonucu ''patron benim, ben ne dersem o olur'' düşüncesiyle değiştirmeye kalkarsan sonuçları işte böyle ağır olur. Boeing firmasının el değiştirmesi ile gelen yeni yönetimin para hırsı ile güvenliği arka plana atmaları yüzlerce insanın ölümüne yol açmış. Üretimde kalite kontrol kısmında normalde 14 kişi çalışırken yönetim değişimi sonrası bu sayı 1'e düşürülmüş. MCAS diye bir sistem varmış uçaklarda. Fakat bu sistemden, Etiopian ve Endonezya Lion Air kazalarında Boeing tarafından acımasızca suçlanan ve hatta ırkçı yaklaşımlarla küçümsenen pilotların haberinin bile olmadığını görüyoruz. Uçağa sık binenler bu belgeselden sonra binecekleri uçak markalarına dikkat edeceklerdir eminim.
Son olarak, güzel bir belgesel olmuş ama bu denli dev bir şirket hakkında, üstelik bir Amerikan firması olan Netflix tarafından böyle bir belgesel yapılabiliyorsa ve sonuçta Boeing firmasını kötüleyen bir algı belgeseli olma ihtimalini de cepte tutuyorum. Airbus firmasının bu belgesele katkısı, desteği var mı sorgulamak lazım.
14 Mart'ta başladım izlemeye ve 10 bölümlük ilk sezonu 2 haftada bitirdim. Netflix dizisi olduğu için bu dizide çok yoğun şekilde erkek-erkeğe ilişki güzellemesi var, ya gerçekten artık bıktırdı gözümüze sokmaları bu durumu. Striptiz bar sahneleri çokça, küfürlü sahne var.…devamı14 Mart'ta başladım izlemeye ve 10 bölümlük ilk sezonu 2 haftada bitirdim. Netflix dizisi olduğu için bu dizide çok yoğun şekilde erkek-erkeğe ilişki güzellemesi var, ya gerçekten artık bıktırdı gözümüze sokmaları bu durumu. Striptiz bar sahneleri çokça, küfürlü sahne var. Kısaca konusu itibariyle de zaten aileye uygun değil. Breaking Bad izleyen buna da baksın demiş çoğu, Twitter'da Özgür Demirtaş da önermiş, bakayım dedim.
Konu sıra dışı değil, uyuşturucu çetesinin parasını aklama çalışması. Gizem az ama diyaloglar iyi. Fazla aksiyon yok, hatta fazlaca durağan belki de gereksiz diyebileceğimiz yerleri var. Ve çok fazla da uygunsuz sahneler. Genelde durağan ve diyalog olan yapımlarda karakterler ve konusu dizinin gidişatını belirler. Ben dizideki karakterleri ve konunun sadeliğini çok beğendim.
Edit: Az önce 4.cü sezonun 14.cü bölümünü de izledim ve diziyi yaklaşık 3 ayda bitirmiş oldum. 06 Haziran 2022