🔅 Her gün 1 film izliyorum. { GÜN 35 } Her gün 1 film izleme hedefi koyuyoruz kendimizee. Siz de bu fikri beğenirseniz, izlediğiniz şeylerin yorumunu yapmayı ve gün saymayı unutmayınn. ✨️ Geniş oyuncu kadrosunun içinde, romantik filmlerin vazgeçilmez oyuncusu…devamı🔅 Her gün 1 film izliyorum. { GÜN 35 }
Her gün 1 film izleme hedefi koyuyoruz kendimizee. Siz de bu fikri beğenirseniz, izlediğiniz şeylerin yorumunu yapmayı ve gün saymayı unutmayınn. ✨️
Geniş oyuncu kadrosunun içinde, romantik filmlerin vazgeçilmez oyuncusu Rachel McAdams’ı anne rolünde izliyoruz. Bu hepimiz için değişik ve güzel bir deneyim oluyor tabiki. Aynı şekilde onun için de. Diğer oyuncular ise; Margaret rolünde çocuk oyuncu, Abby Ryder Fortson, baba rolünde Benny Safdie, babaanne rolünde ise tecrübeli oyuncu Kathy Bates bulunuyor.
Film, Judy Blume’un 1970’ten beri her yaşta okuyucuyla buluşmuş ünlü ve aynı adlı kitabından uyarlama. Bu bir gençlik romanı ve gençliği yeni keşfedenlere de, o aşamaları geçip eskileri hatırlamak isteyenlere de, anne ve babalık görevinde arada kalmışlara da yol gösterici niteliğinde.
Margaret ve ailesi, yaşadıkları şehirden, bir terfi nedeniyle taşınıyorlar. Bu Margaret’ı mutlu etmiyor çünkü okulunu, arkadaşlarını ve hatta odasını bile çok seven bir kız. Taşınacakları yer olan New Jersey onun için baştan korkunç bu yüzden.
“Orda mısın tanrım?” Margaret inançları hakkında kendisiyle bile çok çatışan bir karakter. Film boyunca bunun çatışmasını o kadar çok yaşıyor ki, aslında bir anlamda yaratıcı kavramını yaşadığı her şeyde sorguluyor. Geceleri günlüğe yazar gibi yaratıcıya sorular soruyor, ondan yardım ve akıl istiyor. Onunla çok fazla dertleşiyor. Dini bayramları sevmiyor mesel başrolümüz. Babası Yahudi, annesi Hristiyan olan bu kızın hala ama hala aklında soru işaretleri var. Hangi tanrıya inanması gerektiğini ve hani bayramları kutlaması gerektiğini bilmeyen bir kız çocuğu o. Ailesi ise bu seçimi ona bırakmış.
Margaret’ın mükemmel bir annesi var. Onu her konuda destekleyen ve hayatta atacağı adımların önüne bir engel koymayan bu kadını, Yahudi bir adamla evlendiği için istemeyen bir ailesi var. Margaret bunu öğrendiğinde çok üzülüyor. Tanrısıyla konuşuyor yine; ona diyor ki, “Annem çok iyi kalpli biridir ve herkese her zaman yardım eder. Lütfen onun üzülmesine izin verme.” Annesi ve babasının onu ne güzel büyüttüğünü de görmüş oluyoruz. Onu hiçbir zaman dini seçimi konusunda zorlamamaları da, iyi ve kötü gününde yanında olmaları da, taşınırken de yeni hayatlarında da ona destek olmaları da bir kız çocuğu için ne büyük şans.!
Margaret 6.sınıfa gidiyor. Ergenliğe girdiğinden, bir sorgulama halinde malum. Büyüyor ve etrafındaki her şeye farklı bakmaya başlıyor. Aynı zamanda erkeklere de ilgi duymaya başlıyor. Tabi bunun yanında, taşındıkları yerdeki ilk arkadaşı de çok etkili oluyor. Yeni bir öğrenci olduğundan aynı zamanda kabul edilme, kendini kabul ettirme korkusu da var. Bu yaştaki çocuklarda maalesef zorbalama ve dışlama gibi sıkıntılar da çok görülüyor. Aynı şekilde ailesi için de yeni bir serüven bu. İlk ve tek çocukları Margaret olan anne ve babası, ona her konuda anlayışlı yaklaşıyor ve kızlarıyla birlikte öğrenmelerine rağmen her zaman onu rahatlatacak şekilde konuşuyorlar. Ebeveynler için de zor olan bu yolda, ikisinin de hatta babaannesinin bile düşmeden yürüdüğünü ve küçük hatalara rağmen kızlarına sağlıklı bir ergenlik sunduklarını görebiliyoruz.
Filmde birkaç seçim, birkaç değişiklik ve alışma aşamaları izliyoruz. Ailesi ve arkadaşlarıyla arasındaki ilişkilere çokça değinilen bu filmde, ayrıca ergenliğe giren başrolümüzün bedenindeki ve hislerinde değişimlere de ortak oluyoruz. En önemlisi ise dinsel inancını seçerken yaşadığı iç konuşmalara şahit olacaksınız. Heyecan, korku ve kaygı, mutluluk, üzüntü ve çokça arada kalmışlık gibi bir sürü duyguyu aynı anda hissedecek ve eğlenerek izleyeceksiniz. Ayrıca filmdeki retromsu havayı, her sahnedeki sarımtırak rengi de çok beğendim. Filmin havasına çok uyuyor. O zaman, iyi seyirler ve hayatınızın her anında duyguları hissetmeniz dileğiyle.
✔️7/10
'11.9.23