Hiç şaşırmadım, bir şey hissetmedim. Neden bilmiyorum ben de bu durumu anlayamiyorum ama the body dışında epey bir süredir hiçbir film beni şaşırtmıyor, garip gelmiyor, ağzımı açık bırakmıyor, bir şey hissettirmiyor.
Spoiler içeriyor
Ben bunu da anlayamadım. Bahçıvan neyi temsil ediyordu kötülüğü temsil ettiğini düşünürsek esas adamın tutsak olduğu kısımlar Ali'nin kötülüğü hakim, iyiliği bastırılmış olduğu zamanlar mı demek oluyor? Bu bir metafor madem niye karısına böyle bir şeyden bahsetti, onun bahsinin hiç…devamıBen bunu da anlayamadım. Bahçıvan neyi temsil ediyordu kötülüğü temsil ettiğini düşünürsek esas adamın tutsak olduğu kısımlar Ali'nin kötülüğü hakim, iyiliği bastırılmış olduğu zamanlar mı demek oluyor? Bu bir metafor madem niye karısına böyle bir şeyden bahsetti, onun bahsinin hiç geçmemesi gerekmez miydi? Sonunda karısı Ali'ye hamile olduğunu söyleyecekti diye hissettirildi. Ancak, ne zaman geçmişinle, babanla barışabilirsen o zaman ileriye gidebilirsin demek mi oluyor bu? Babasının filmin sonunda gelip yatması, baştaki rüyaya göndermede bulunulması ne anlam ifade ediyor? Ondan sonra kapıyı çalan neyi temsil ediyor?
Filmleri gerçekten bu kadar girift yapmaya gerek var mı yoksa bunlar ortalama bir sinemasever anlayabileceği düzeyde sinematografi de ben mi o düzeyin altında kalıyorum?
Ben, yaş aldıkça yani zaman geçirdikçe görüyorum, anlıyorum her şeyin fazlası gereksiz yük gibi. Fazla yemek, fazla konuşmak, fazla uyumak vb. İşte o yüzden binlerce sayfa yazıp da anlatılmaktansa çok kısa bir cümle çok daha fazlasına değer. "İyilik, iyidir."
Sonu nereye bağlandı, ne oldu hiç anlayamadık. Benim tek anladığım ne olursa olsun güçlü, güç her türlü eziyor haklı da olsan, masum da olsan para etmiyor. Maalesef gerçek bu, böyle. Hakimenin ayakçı gibi iki de bir savcının ayağına gitmesi normalde…devamıSonu nereye bağlandı, ne oldu hiç anlayamadık. Benim tek anladığım ne olursa olsun güçlü, güç her türlü eziyor haklı da olsan, masum da olsan para etmiyor. Maalesef gerçek bu, böyle.
Hakimenin ayakçı gibi iki de bir savcının ayağına gitmesi normalde olan bir şey midir? Ve savcının elini niye tuttu, bir de o da mı belediye başkanının tarafıydı acaba? Öyle izlenim de verdi çünkü.
Biraz Madımak'a da benzetmişler gönderme olmuş sanki. Haksız, bağnaz kitlelerin doğrulara değil de taraftargirliğe sıkı sıkıya sarılması...
Filmi iyi anlayan varsa bana da izah edebilirse müteşekkir olurum.
Bu adamın filmleri arasında belki de en basit kalan buydu. Ancak bu bizim sanatımızın hâlen çok önünde olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Kadın o gece yaşanılan değişim ile bir kapıdan geçip farklı bir gerçeklikte yaşıyorsa bir gün uyandığında nasıl olur da o…devamıBu adamın filmleri arasında belki de en basit kalan buydu. Ancak bu bizim sanatımızın hâlen çok önünde olduğu gerçeğini değiştirmiyor.
Kadın o gece yaşanılan değişim ile bir kapıdan geçip farklı bir gerçeklikte yaşıyorsa bir gün uyandığında nasıl olur da o güne kadar yaşadığı her şey silinip öteki gerçeklik hafızasına takılı kalır? Ve hikayenin sonunda bütün her şey aslına döndüğüne göre ne oldu bütün bu şeyler hiç yaşanmadı mı yani?
Ne olursa olsun geçmişi değiştirmek sadece bir şeyle sabit kalmıyor, geçmişteki değişiklik yapma konulu izlediğim tüm filmlerde değişen geçmiş bugünü de değiştiriyor ve öyleyse biz o geçmişe müdahale eden konumda olmuyoruz. Öyleyse geçmişi kim değiştirdi, kimse değiştirmediyse bizim o yaşadıklarımız neydi...
Dizi beni çok tatmin etmedi ama şu sıralar hayatı, her şeyi hatta kendimin gerçekliğini bile sorguluyorum. "Hiçbir şey apaçık ortada olan aldatıcı değildir." Sir Arthur Conan Doyle
Güzel film. Gerçek hayat gibi, olması gerektiği gibi. Asla tamamlanamayan işler, bir türlü olması gerektiği diye düşündüğümüz şekilde olmayan olaylar, hiçbir şeyin yerli yerine oturmaması. Ölümün nefesini ensende hissederken her şeye geç kalmış ve her şeye bir an önce ulaşmak…devamıGüzel film. Gerçek hayat gibi, olması gerektiği gibi. Asla tamamlanamayan işler, bir türlü olması gerektiği diye düşündüğümüz şekilde olmayan olaylar, hiçbir şeyin yerli yerine oturmaması. Ölümün nefesini ensende hissederken her şeye geç kalmış ve her şeye bir an önce ulaşmak çabası.
Güncel duygusal durumuma da çok güzel uydu. Hayat da tam olarak böyle hiçbir zaman hiçbir şeyi tam yerine koyamıyorsun, ne kadar planlasan da olması gerektiği gibi diye düşündüğün şekilde olmuyor. Olacak olan oluyor. Anlamaya çalışma, yorumlama, suyun içinde usul usul ak git. Bundan fazlasına gücün yok zaten.
Simyacı kitabında yaşanılan o bütün hikaye, olup biten her şey burnunun dibindekini görmek içindir. Burada da olan biten, yaşanılan, düşünülen, kaygılanılan her şey sonundaki o küçük sahne için. O sahne her şeye bedel. Anne annenin yurdudur demek istiyorum.