Bunu izleyip kaale alıp üzerinden ciddi yorum yapanlar neyin kafayı yaşıyor amk eu4'te alternatif senaryo yapmak gibi bir şey, alt tarafı "atam atam sen kalk ben yatam" tadında bomboş bir film. Ha yer yer komik sahneleri yok mu var ama…devamıBunu izleyip kaale alıp üzerinden ciddi yorum yapanlar neyin kafayı yaşıyor amk eu4'te alternatif senaryo yapmak gibi bir şey, alt tarafı "atam atam sen kalk ben yatam" tadında bomboş bir film. Ha yer yer komik sahneleri yok mu var ama Ata Demirer'in dandik Eyvah Eyvah filmlerinin daha bayağı bir versiyonundan başka bir şey değil. Şu "İbo" karakterini oynayan adam çok iyi, tamamen dalkavukluk üzerine bina etmişler tipolojisini. Filmin genel gayesi de o ama ciddi falan değil gülünç. Filmin olayı o zaten. Onun sahnelerine yer yer hafif güldüm. Zaten böyle filmler ufak skeçler şeklinde kurgulanıyor herhalde.
Tek bir sahnede Abdülaziz'in Gondol Şarkısı'nın hafif bir esintisi var. Boş diyaloglar yerine bütün film müddetince sırf o güzel müziği koysanız yüz kat daha iyiydi.
4 sezon iyi izlemişim bunu. Lagertha karakterini oynayan hatun şahane diye. Frank krallığı kısmını biraz sevdiğimi hatırlıyorum. Bir de şu puşt İngiliz kralı vardı Wessex kralı mı ne onu canlandıran adam çok iyi oynuyordu. Onun harici meh.
Spoiler içeriyor
İzlediğim yerler ki kısa kesitler ve bazı son dem bölümleri, bunlar üzerinden yorum yapabilirim. Süleyman'ın son yıllarını muazzam tasvir etmişlerdi. Aksi ihtiyar hâlini çok beğendim. Özellikle Süleyman'ın Bayezid'le olan girift baba-oğul ilişkisi çok iyi işlenmişti. Mesela şu söz. “Hüdainabit değilsin.…devamıİzlediğim yerler ki kısa kesitler ve bazı son dem bölümleri, bunlar üzerinden yorum yapabilirim.
Süleyman'ın son yıllarını muazzam tasvir etmişlerdi. Aksi ihtiyar hâlini çok beğendim. Özellikle Süleyman'ın Bayezid'le olan girift baba-oğul ilişkisi çok iyi işlenmişti. Mesela şu söz. “Hüdainabit değilsin. Senin toprağını hazırlayan, suyunu veren, tohumunu veren benim.” The Boys, Anthony Stark’ın sırtında taşınmış ise bu dizi de Halit Ergenç’ın sırtında taşınmış. Mustafa’nın idamını iyice tragedya hâline sokmuşlardı ve adamı tamamen melek gibi tasvir etmişlerdi. Çoğu kişi bayıldı ve baya ikonik oldu ama ben daha gri bir Mustafa'yı tercih ederdim. Cihangir daha da melek zaten. Hürrem'e gelirsem her yerde cicikler ortada bıngıl bıngıl gezmesi hoş yani göze hoş ama gerçekçiliğin içinden geçiliyor tabii. Zor bir karakter. Meryem Uzerli iyi altından kalkmıştı. Yaşlılığını canlandıran aktris de fena değildi. Diğer yan karakterleri iki saat yazmaya pek lüzum yok. Ha tabiki İbrahim'i unutmayalım. O muhteşem bir cast. Okan Yalabık en az Halit Ergenç kadar altından kalkmış rolün. O kibrin âlâsına çıktığı “bu imparatorluğu ben yönetiyorum!..” diye başlayan kısım hele... Hop oradan Ebussuud aklıma geldi. Tuncel Kurtiz yine mükemmel oynamış. Şeyhülislam için çok iyi cast, o titrek sesi, yukarıdan bakışları vs.. Hakkını vermiş. Bir de son olarak bazı flashbacklerde Yavuz Selim'i canlandıran aktör sanki minyatürlerden fırlamış gibi. Süleyman'ın babası ile sahnede göründüğü o sahneler de -zehirli kaftan hikayesi epey abartılı olmakla beraber- çok etkileyici idi. Yine flashback tarzında Süleyman'ın Mustafa'nın kendisini devirdiğini rüyasında gördüğü o sahneler... “Kader nedir?” Arkadan da İbrahim konuşurken Topkapı sarayına toplarını çevirmiş donanma ve o donanmaya doğru ağır ağır zoom yapıldığında görünen Mustafa ve yanında Barbaros Hayrettin, Mustafa'nın ‘ateeeeeş!!!’ diyerek kılıcını savurması ve sarayı topa tutulurken Süleyman’ın ‘ya Allah hüüü!!!’ diye bağırdığı o sahne... Dizinin en güzel sahneleri bu tarz kısa kliplerdi diyebilirim.
Sadece Murat’ın vaziyete hâkim olmaya başladığı 1632 sonrasını ve İbrahim dönemlerini izledim. Ha biraz da tabii Osman'ın bazı sahnelerine baktım. Ahmet döneminin Kuyucu Murat Paşalı bir iki sahnesine de baktım, yoksa orada Beren Saat’in iğrenç oyunculuğuna tahammül edemezdim. Şimdi izlediğim…devamıSadece Murat’ın vaziyete hâkim olmaya başladığı 1632 sonrasını ve İbrahim dönemlerini izledim. Ha biraz da tabii Osman'ın bazı sahnelerine baktım. Ahmet döneminin Kuyucu Murat Paşalı bir iki sahnesine de baktım, yoksa orada Beren Saat’in iğrenç oyunculuğuna tahammül edemezdim.
Şimdi izlediğim yerleri yorumlayacak olursam derim ki Murat ve İbrahim'in tasvirlerini çok beğendim. Hele Murat'ın Topal Recep Paşa ile olan “beri gel bre topal zorba başı!” sahnesi muazzamdı. Murat’ın psikolojisini baya iyi işlemişler, bu kadar gaddar olmasında abisinin katlinin tesiri olduğunu iyi işlemişler. İbrahim'in pasif karakterinin sebebi de Murat'ın o gaddarlığından korkusu idi. Onu da gayet hissedilir şekilde yansıtmışlar. Kösem rolünde Nurgül Yeşilçay ne alâka zerre anlamadım. Fena oynamıyor, hükümet kadın havasında görünüyor ama tip olarak bana hiç geçmedi. Bir de bu kadın Rum özelinde yani ne diyeyim biraz aksanı falan olur. Hoş devşirme paşalar dümdüz Türkçe konuşuyor. O da ayrı saçmalık. Bir orijinal dizide Hürrem'in bozuk Türkçesi gerçekçi idi konuşulan dil anlamında. Ha bir de Farah Zeynep Abdullah vardı. Olmasa da hiçbir şey değişmez.
Spoiler içeriyor
İlk sezonu ile bitseydi bu kadar sövülmezdi. Amon, eşitlikçiler, soundtrackler falan baya iyiydi. Korra’ya hiçbir zaman bayılmadım ama ama ilk sezondaki hâli -şu dünyanın en lüzumsuz aşk üçgenleri hariç- ‘eh işte bu da böyle bir avatar, Aang’in tırnağı dahi olmaz…devamıİlk sezonu ile bitseydi bu kadar sövülmezdi. Amon, eşitlikçiler, soundtrackler falan baya iyiydi. Korra’ya hiçbir zaman bayılmadım ama ama ilk sezondaki hâli -şu dünyanın en lüzumsuz aşk üçgenleri hariç- ‘eh işte bu da böyle bir avatar, Aang’in tırnağı dahi olmaz ama gömülecek kadar kötü değil’ derken 2. sezonda bir sıçış oldu ki... Ondan sonrası yokuş aşağı. 3.sezonda Zaheer gibi fena olmayan bir villain dahi olsa 2. sezondaki rezaletin üstü örtülmüyor. 4. sezon zaten tüy dikti. Berbat bir villain, saçma sapan fight'lar, kimsenin bir yerine takmadığı bomboş karakterler vs vs. Adam gibi bir senaryosu olsa ve 1. sezonla nihayet bulsa ATLA değilse bile onun devamı sayılabilecek bir eser olacak iken çok büyük bir fiyasko olması üzücü. Bu kadar kötü olduğu için hater’ı gani oldu hâliyle. Ben de öyleyim ama ‘kerhen’.
Kısaca ecanibin tabiriyle tam manasıyla bir ‘waste of potential’.
Daha bitirmedim ama not olarak kalsın. Ergo Proxy'de de olan bir şey var bu animede. Alışması çok güç. Black Lagoon'u bu yüzden ekstra seviyorum çünkü ilk bölümün daha ilk dakikalarında belli başlı karakterlerin mizacını -mesela Revy, Rock, Dutch- hemen kavrıyorsun…devamıDaha bitirmedim ama not olarak kalsın. Ergo Proxy'de de olan bir şey var bu animede. Alışması çok güç. Black Lagoon'u bu yüzden ekstra seviyorum çünkü ilk bölümün daha ilk dakikalarında belli başlı karakterlerin mizacını -mesela Revy, Rock, Dutch- hemen kavrıyorsun birkaç diyalog ile. Bunda “n'oluyor amk” hissiyatı çok yoğun. Adapte olmak çok zor.
Buradaki karakterlerin yine Revy ve Rock kadar akılda kalıcı olacağını sanmıyorum. Takenaka’ya benzettiğim bir karakter var, o iyi ama.
-------
1995-2005/2006 arası animelerde Japonlar kafa s*kmeyi baya seviyorlar onu anladım. O ara böyle bir akım vardı herhalde.
Klasik propaganda filmi. İnönü'nün nutkunda bahsettiği isimler mühim. Voroşilov, Karahan, Budyeni vs. Zavallı Karahan'ı 37'de yemiş Stalin. Diğerleri politikaya girmediğinden hayatta kalabildi herhalde. Ama eski Ankara'yı falan göstermeleri bakımından kıymetli diyebilirim. Augustus Mabedi'ni çekmişler o güzel bak. Halk oyunları kısmı…devamıKlasik propaganda filmi. İnönü'nün nutkunda bahsettiği isimler mühim. Voroşilov, Karahan, Budyeni vs. Zavallı Karahan'ı 37'de yemiş Stalin. Diğerleri politikaya girmediğinden hayatta kalabildi herhalde.
Ama eski Ankara'yı falan göstermeleri bakımından kıymetli diyebilirim. Augustus Mabedi'ni çekmişler o güzel bak. Halk oyunları kısmı falan da hoş. Kültürel ögelere de yer vermeye çalışmışlar kısmen. Eğer başka yerden kesip eklemedilerse Voroşilov da izlerken keyif alıyor belli ki.
Atatürk'ün meşhur nutku da var burada tabii ama keşke Çakmak'ın vs sesini de kaydetselermiş. Çakmak’ın sesini hiç duymadım herhalde davudî bir sesi olsa gerek o cüsseye göre.
Hay Allahım ya 2003'de çıkmış filmi 144p izliyoruz. Onun haricinde film fena değil. 7 Numara dizisindeki kadın oyuncu varmış o iyidir baya. Abdülhamid'e "Hep biraderin parasıyla tahkir edilmişler" dedirtip onun evhamını biraz olsun hissettirmişler. Talat'ı Yaprak Dökümü'nün Ali Rıza beyine…devamıHay Allahım ya 2003'de çıkmış filmi 144p izliyoruz.
Onun haricinde film fena değil. 7 Numara dizisindeki kadın oyuncu varmış o iyidir baya. Abdülhamid'e "Hep biraderin parasıyla tahkir edilmişler" dedirtip onun evhamını biraz olsun hissettirmişler. Talat'ı Yaprak Dökümü'nün Ali Rıza beyine oynatmışlar. Tip olarak epey uymuş. Güven Kıraç çok iyi oyuncudur, hele Karagöz Hacivat'taki Pervane rolü muazzamdır ama Maliyeci Cavit'le tip olarak pek bir alakası yok. Abdülhamid'in opera dinlediği bir sahne koymuşlar. Ulan aferin! Şu saçma sapan Payitaht denen zırvalıktan çok daha doğru ve gerçekçi olmuş. Marangozluk yaparken de göstermişler, o da iyi olmuş. Abdülhamid geceleri ninni gibi kendine Sherlock Holmes hikayesi okutturur imiş. Onu da bir sahneye dahil etmişler. Hüseyin Cahit için de Oktay Kaynarca fena cast olmamış. Tevfik Paşa da tip olarak epey iyi seçilmiş.
Bir yerde "Senato üyeliği" diye bir tabir kullanılmış, Meclis-i Ayan üyeliği deseler n'olurmuş sanki? Meltem Cumbul'un oynadığı karakter öyle söyleyince film sanki 60 darbesi sonrasında geçiyormuş gibi geldi.
"İktidar gücü elinde tutmaktır. Ona yandan bakmak değil. Cemiyetiniz ona yandan bakıyor. Eline almaya ise korkuyor. Elinize alamazsanız o güç sizi yok edecektir."
23 Temmuz sonrası İttihatçıların siyasi vaziyetini çok iyi özetlemiş gene Meltem Cumbul'un karakteri.
31 Mart'ta isyancıların Meclis'e dalıp saçma sapan konuştuğu yer çok gereksiz olmuş. Ha Hüseyin Cahit sanıp Lazkiye mebusunu öldürüyorlar. Gene Ahmet Rıza sanıp Adliye Nazırını öldürüyorlar.
Hareket Ordusu ile ilgili bilgiler de doğru. Sonradan yazılan metinlerde bütün ordunun kurmay başkanı yanlış olarak Mustafa Kemal gösterilir ama doğrusu burada olduğu gibi Hareket ordusunda tümen kumandanı olduğu. Hareket Ordusunda Arnavut gönüllüleri, Bulgar çetecileri bile vardı bunu da dillendirmişler.
"Aramızda olmaları arkamızda olmalarından daha güvenlidir."
"Reşad Efendi biçare bir ihtiyar. Padişahlığı göstermelik olacak. Cemiyetin elinde bir kukla olarak kalacak. İsyanlar çıkacak belki de imparatorluk çökecek."
Giriş kısmı çok güzel ama devamı teleolojik bir script. 1909'da imparatorluğun çökeceğini mökeceğini müneccim değilse kimse tahmin edemezdi.
Hassa ordusu mukavemet etse Hareket Ordusu'nu tepelemesi işten bile değildi. Onu da dillendirmişler. İyi.
Turgut Özakman denen hamasetçi dallama senaryoyu yazmış. Kemal Tahir'in Yorgun Savaşçı'sını yakma emrini veren heyette olduğu için ayrı gıcığım bu herife. Onun haricinde muharebe sahnelerini iyi yapmışlar. Şafak vakti top ateşi ile Yunan müdafaa tahkimatının tahribi akabinde süvari ve piyade…devamıTurgut Özakman denen hamasetçi dallama senaryoyu yazmış. Kemal Tahir'in Yorgun Savaşçı'sını yakma emrini veren heyette olduğu için ayrı gıcığım bu herife. Onun haricinde muharebe sahnelerini iyi yapmışlar. Şafak vakti top ateşi ile Yunan müdafaa tahkimatının tahribi akabinde süvari ve piyade taarruzu vs. Görseller, dekorlar falan da baya iyi. Epey emek vermişler belliki. Ordudan destek aldıkları bariz. Hoş mesela Son İmparator filminde de Çin ordusundan faydalanmışlardı. Mustafa Kemal'in o zaman korumalığını yapan Topal Osman'ın tipine bile dikkat etmişler. Laz korumalara ayrı dikkat etmeleri hoşuma gitti. Ali Şükrü beyin ölümü tamâmen Topal Osman'a yıkılır filmde aynı şekilde. İnönünün canlandırması güzel ama biraz fazla yaşlı bir aktör seçmişler. Fevzi Çakmak'ı oynayan adam bilahare Yol Ayrımı dizisinde Karabekir'i canlandırdı. Kalıplı, cüsseli bir adam olmak hasebiyle ikisine de uyuyor tip olarak. Dolunay Soysert Latife'yi canlandırmış ama içi boş yazıldığı için hiçbir tesiri yok. "İhtimal bazı kafalar kesilecektir!" meselesi salt Nutuk'ta var sanıyordum ama değilmiş. Rıza Nur'da da "Saltanatın lağvı işini yokuşa sürmek istediler (Mustafa Kemal) gelip bunları ölümle tehdit edince vazgeçtiler" minvalinde bir ifade var. Tabii Cumhuriyet'in ilanına oylamada 250 mebustan 100 tanesinin yokluğunda bir emrivakiyle karar verildiği hakkında zerre bi şey de söylemiyor. İzmir suikastı da fazlasıyla sathi işlenmiş. Derine girse epey tatsız şeyler göstermek zorunda kalacaklarını biliyorlar ondan herhalde. Atatürk'ün 1932'de MacArthur'a 2.Harbin nasıl cereyan edeceğine dair "kehanetleri"ni de söyletmişler. Yok öyle bir şey amk ya. Adam normalde "10 sene içinde bir büyük harp beklemiyorum" diyor bunlar adamı demediği şeyler üzerinden güya Nostradamus gibi göstermeye çalışıyorlar. Hay kafanıza turp sıkayım. Adamı illa yüceltecekseniz -ki gayeniz ancak bu olur zaten- böyle yalan yanlış şeylerle yapmayın bari. Tabii adama gerçekten hürmet ediyorsanız. Hülasa klasik Kemalist naratiften başka bir şey yok.