listemdeki film/dizileri izliyorum part 45: uzun zamandır listemde olan bir anime filmiydi. izlerken aklıma köstebek giller geldi. iyi ki izlediğim dediğim anime filmlerinden birisi oldu. bazı sahneler çok zekice ve çok tatlıydı. izlerken ekrana kitleyen hoş bir evreni vardı. bence…devamılistemdeki film/dizileri izliyorum part 45:
uzun zamandır listemde olan bir anime filmiydi. izlerken aklıma köstebek giller geldi. iyi ki izlediğim dediğim anime filmlerinden birisi oldu. bazı sahneler çok zekice ve çok tatlıydı. izlerken ekrana kitleyen hoş bir evreni vardı. bence sonu daha iyi olabilirdi. ama yine de çok sevdim ve izlerken hiç sıkılmadım. niya çok tatlı bir kediydi ya. doya doya sevesim geldi...
mutlaka izlemelisiniz!
"arrietty, sen artık benim bir parçamsın. seni asla unutmayacağım"
9/10
spoiler:
arietty ilk aşırcılık için babasiyla gittiği zaman şekerini düşürmüştü ve morali bozuktu. sonrasında shonun şekeri getirmesi o kadar tatlı bir hareketti ki. parmaklıkların ardından bile bakmadı rahatsız olmasın diye. 🥹
aşırıcılar için yapılan oyuncak eve BAYILDIM YA. her şey o kadar detaylı ve mükemmeldi ki. fazlasıyla güzel ve özeldi..
Spoiler içeriyor
bilgilendirme: direkt olarak filmi anlattım. yani baştan aşağı spoilerle dolu. bir aile evlerinde tutsak kalıyorlar. hiçbir kapı, pencere falan açılmıyor. yağmurdan dolayı hiçbir şey açılmıyor ve dışarı çıkamıyorlar. tüm dünya bu durumdaydı sanırım. komşularıyla tahtaya yazı yazarak camdan gösterip öyle…devamıbilgilendirme: direkt olarak filmi anlattım. yani baştan aşağı spoilerle dolu.
bir aile evlerinde tutsak kalıyorlar. hiçbir kapı, pencere falan açılmıyor. yağmurdan dolayı hiçbir şey açılmıyor ve dışarı çıkamıyorlar. tüm dünya bu durumdaydı sanırım. komşularıyla tahtaya yazı yazarak camdan gösterip öyle iletişim kuruyorlardı. telefon ve internet çekmiyordu. başlarda ilgi çekiciydi film. ama tam 1 saat boyunca film evin içinde geçti ve ilgi çekici hiçbir şey olmadı. tam 5 yıl boyunca o evde kaldılar. onlar dışında herkes öldü. babalarının zekasının da olumlu etkisiyle yıllarca evde yaşayabildiler. son 50 dakikada falan film biraz hareketlenmeye başladı. o zaman kafalarını kullanmaya ve harekete geçmeye karar verdiler. çok sıkıcıydı bence ya. KÖPEKLERİNİN ÖLDÜĞÜ SAHNEDE GÖZLERİM DOLDU. SONRA HAYVANLARI AVLAMAK ZORUNDA KALDIKLARI ZAMANDA ÇOK ÜZÜLDÜM.
aile cidden psikolojik olarak çok çökmüştü doğal olarak. düşününce berbat bir hayat. yaşantı bile değil. yaşam savaşı ama daha farklı bir boyutuydu.
bugün arkadaşlarımla izledik. hiçbirimiz beğenmedik. daha hareketli ve farklı bir film olabilirdi. ne bileyim komşularla beraber mücadele etselerdi daha hareketli ve güzel olurdu. sonda ucu açık bitti. galiba ikinci filmi olacak. yani bilmiyorum. asla önermiyorum ya. bazı sahnelerde daha çok sona doğru gerilimi iyiydi. ama yine de vakit kaybı oldu benim için.
2/10
listemdeki film/dizileri izliyorum part 44: en son izlediğim animenin üstünden 6 ay geçmiş. uzun zamandır anime izlemiyordum. o yüzden bunu izlemek bana iyi geldi. animeyi izlerken hiç yabancılık çekmedim. farklı yüzler, farklı konu olabilir ama benimsediğim bir tarzdı. izlerken evimde…devamılistemdeki film/dizileri izliyorum part 44:
en son izlediğim animenin üstünden 6 ay geçmiş. uzun zamandır anime izlemiyordum. o yüzden bunu izlemek bana iyi geldi. animeyi izlerken hiç yabancılık çekmedim. farklı yüzler, farklı konu olabilir ama benimsediğim bir tarzdı. izlerken evimde gibi hissediyordum. sıkıcı değildi, izledikçe akan bir yapımdı benim için. tüm karakterleri sevdim ve benimsedim. sanatla dolu bir şeyler izlemek ruhuma iyi geliyor. bu animeyi izlemek o yüzden çok daha keyifliydi benim için.
karakterler samimi ve içtendi. anlamlarla, arayışlarla, neşeyle, hüzünle, dostlukla dolu bir animeydi. izlerken biraz da olsa ruhum beslendi gibi hissettim. çok severek izledim fakat bazı yerlerde eksikler, kopukluklar var gibiydi. o yüzden iki puan kırdım. yine de seyir zevki yüksek bir animeydi.
bazı sahneler o kadar anlamlı ve ince düşünülmüş sahnelerdi ki. insanın içine işliyor cidden. samimi bir animeydi. ama finali biraz içime sinmedi. pek beklediğim gibi değildi. ama yine de iyi ki izlemişim dediğim bir yapım oldu.
"bir gün seni oraya götüreceğim. mavi boyayı yanına almayı unutma." 🥹
8/10
SPOİLER
shin karakterini klasik ikinci erkek kıskançlığında yazmadıkları için mutluyum. shin çok iyi, düşünceli, kibar biriydi. kit'e çok değer veriyordu ve lili'ye de öyle. iyi kalpli çocuk..
kit'in ölüm haberini aldıktan sonra animenin siyah beyaz olması. lili kitten sonra tüm renklerini kaybetmişti. o kadar anlamlıydı ki o sahneler..
kit'in lili ve shin'in evleneceğini duyduğu zaman çok üzüldüm ya. 🥹
finalden önceki bölümde her şeyin siyah beyaz olup mavi boyanın olmaması. of bu detaylar var ya. muazzam.. boyaları çok seven biri olarak mavi renkte aklıma lili ve kit gelecek sanırım.
KİT'İN LİLİ'NİN ESKİZ DEFTERİNİ VEREREK LİLİ'NİN BİRİNCİ OLMASINI SAĞLAMASI MUAZZAM BİR SAHNEYDİ YA. 😭
dorothy ve lili'nin arkadaşlığı o kadar güzeldi ki. ve dorothy'nin çocukları çok tatlıydıı.🥹
dorothy ve jeoffry çok yakışıyorlar ya ve evlenmişler yaayayayay.
SAKURA VE PETERİ ÇOK SHİPLİYORUM!
catherine karakteri başta çok gıcık bir karakterdi ama sonradan o kadar tatlı bir karakter oldu ki. liliyle çok güzel bir arkadaşlıkları oldu. ve catherine'nin hayallerini gerçekleştirmiş olmasına da çok sevindimm.
catherine ve shin yakışıyordu aslında.. keşke onlar sevgili olsaydı..
keşke finalde sakurayı da görseydik. ve shin'in de mutlu olduğunu falan.
listemdeki film/dizileri izliyorum part 43: baştan sona kaygıyla, ama bir o kadar da içtenlikle örülmüş bir diziydi. psikolojimizin incinmesinin, zihnimizin yıpranmasının bir insana ne kadar derin zararlar verebileceğini çok iyi, derin bir şekilde anlatan bir dizi benim için. özellikle erkek…devamılistemdeki film/dizileri izliyorum part 43:
baştan sona kaygıyla, ama bir o kadar da içtenlikle örülmüş bir diziydi. psikolojimizin incinmesinin, zihnimizin yıpranmasının bir insana ne kadar derin zararlar verebileceğini çok iyi, derin bir şekilde anlatan bir dizi benim için.
özellikle erkek karakterin yaşadığı o derin duygusal açlık çok çarpıcıydı. hatta dong-man’ın saati sürekli "açlık" diye çalıyordu ama o çalar saat aslında onun mideye değil, ruha dair duygusal açlığını haykırıyordu. kadın ve erkek başrolün içinde bulundukları durumun pek çok noktasında kendimden parçalar buldum. her ikisinin de hem ailevi hem de kendi içlerinde taşıdığı o ağır sorunlar tam olarak kendi sorunlarımdan birer parça gibiydi.
ruh halime benzeyen ya da ona yaklaşan hikayeleri izlemek bana her zaman çok güvenli hissettiriyor. bu dizi de bana tam olarak o "anlaşılmışlık" hissini verdi. dong man'ın öğrencileriyle kurduğu o samimi bağ çok özeldi. başrol karakterlerin birbirlerini mutlu etmek için etrafa küçük bozuk paralar bırakmaları ve bunu sırf karşı taraf bulsun diye görecekleri yerlere saklamaları da çok özeldi. dizide beni mutlu eden ve içime bir çok detay vardı.
bir de dong-man’ın kedisi… gerçekten çok tatlıydı ve dizide en sevdiğim karakter oydu! dong man'ın kazağında, laptopuna yapıştırdığı stickerda bile kedisini taşıyor oluşu karakteri daha da sevmeme sebep oldu. her ne kadar ilk başlarda çok can sıkıcı olsa da, sonradan karakter gelişimini bir tık daha güzelleştirdi.
süslü püslü senaryolardan uzaktı. kurgudan ziyade tamamen içtenliğe dayanıyordu. depresyonu, kaygıyı ve insanın kendi içindeki o sıkışmışlığı izleyiciye hissettirme konusunda son derece başarılı ve klişelerden uzak bir yapımdı. hikayede sanki birkaç bir şey eksik kalmış gibi hissettirse de her şeye rağmen muazzam ve etkileyici bir diziydi benim için. sadece başrol kız ve erkeğin hayatını değil dizideki çoğu karakterin hayatını, duygularını ele alan bir diziydi. sadece başrollerin paylaştığı duygular yoktu. ve sürekli dip dibe değillerdi. bu da gerçekçilik katıyordu. çoğu dizide olduğu gibi değillerdi. başrol kız ve erkeğin arasındaki çekim, duygu o kadar farklı ve içtendi ki. onların beraber olduğu sahnelerde hep içim sımsıcak oldu. kalbin yumuşuyordu sanki. ilişkileri, samimiyetleri çok içtendi.
sanki her bir karakter bambaşka duygular yayıyordu. tüm oyuncular çok iyiydi. duyguları gerçekten içtenlikle hissettirdiler. diziyi izlerken bazı yerlerinde güldüm, çoğu yerinde üzüldüm, çoğu yeri kalbime dokundu. "iyi ki izlemişim" derditen bir dizi oldu benim için. dong man ve abisinin bağlarının daha da güçlü olmasını isterdim. daha çok samimiyet ve daha çok güçlü bir bağ. ama belki de yapay durabilir gözüyle de bakmış olabilirler. karakterlerin hepsinin içsel bir sorunları, iç karanlıkları, iç yalnızlıkları vardı. kimi suskunlukla, kimi çok konuşarak, kimi siniriyle yansıtıyordu. kimse "bir sorun var" diyemiyordu. çoğumuz böyleyiz, bende öyleyim. bu sahneler beni içine çok çekti. bana benzeyen sahneler görünce garip hissediyorum ama bir o kadar da anlaşılmış hissediyorum. sanki gerçekten yalnız değilim ve ben gibi çok insan varmış gibi hissediyorum.
her detayıyla içime dokunan, derin bağlar içeren, psikolojik sorunların hafif olmadığını buram buram hissettiren bir diziydi.
finali daha iyi, daha içten olabilirdi. ya da bir kaç bölüm daha olsaydı keşke. bir şeyler biraz eksik ve kopuk gibiydi. ama yine de benim için 10/10'luk bir dizi. çünkü kendimi buldum. kendimi bulduğum şeyler içimi biraz da olsa rahatlatıyor. diziyi izlerken bu rahatlık hissi bir miktarda olsa beni mutlu ett.
10/10
"-bir insan etten ve kemikten var olmaz. ömür boyu birikmeye devam eden tek bir duygudan var olur.
+peki ya ben, sence ne yığınıyım? aklına ilk geleni söyle. değiştirme.
-kaygı.
+bildin. kaygılı biriyim. ama kaygı da insan doğasının bir parçası değil mi? ayrı bireyler olarak varız, nasıl kaygı hissetmeyelim ki? benim en sevdiğim kelime "sükunet". sakinlik, huzur. onu daha önce hiç hissetmedim. ama ne olduğu hakkında bir fikrim var. çok güvenli, sıcacık bir his. kışın battaniyenin altında çizgi roman okurken mandalina yemek gibi. ama çok daha iyisini düşün. acayip konuşkanım, bak. neden sence? ne zaman bir kaygı dalgasının üzerime hücum ettiğini hissetsem ona karşı koymak için bağırır, durmadan konuşurum. sessizlikten korkuyorum. sessizliğin içinden birden gerçek ortaya çıkar diye korkuyorum."
"eskiden hoşlandığım birine beddua etmek gerçekten acı veriyor. kalbime asit dökülüyormuş gibi bir his."
"hayatımda bir dilek hakkım olsaydı yaşlanarak ölmeyi isterdim. umarım kediler, ağaçlar bütün canlılar yaşlanarak ölür. hastalıktan değil, acıdan değil. umarım ağaçtan düşen yapraklar gibi her şey yaşı gelince ölür."
"-hayattaki amacın ne?
+hafifçe yaşamak. imkanım olan her şeyi bırakmak. hiçbir şeyle derin bağ kurmamak ve hafifçe yaşamak."
"-seninle konuşurken nefes alabiliyorum. senin söylediğin her şeyi ben de söylerdim gibi geliyor. ve her zaman beni anlıyor gibi görünüyorsun. insanlarla konuşurken ben hep gerilirim. ne anladıklarını merak ederim. ama seninle konuşurken kalbim sonuna kadar açılıyor ve hiç tereddüt etmeden her şey akıyor.
+ben de aynı hissediyorum. her şeyine katılıyorum. sence biz tek kişi olacakmışız da iki ayrı kişi olarak mı dünyaya yollanmışız? erkek olsaydın bile senden hoşlanırdım. hatta ağaç olsaydın bile. rüzgar olsaydın sana deli olurdum. sen öyle dar çerçeveye ve kısıtlı bir alana hapsedilmeyecek kadar değerlisin."
"sözlerinle öldürebileceğin biri değilim ben."
~
"bana komik bir hikaye anlat."
"kimse hayatınıza tesadüfen girmez."
~
spoiler:
jang mi ran ve eun a'nın arasındaki ilişkinin klişe ve kıskançlıkla dolu olmamasına o kadar mutlu oldum ki. tamamen klişelerden uzak bir diziydi.
jin man'ın kızına kavuşamamasına çok üzüldüm ya, offf.
finalde eun a ve dong man sarılsaydı bari ya. ve abisini de görseydik keşke son sahnede.. neyse artık..
-bir insan etten ve kemikten var olmaz. ömür boyu birikmeye devam eden tek bir duygudan var olur. +peki ya ben, sence ne yığınıyım? aklına ilk geleni söyle. değiştirme. -kaygı. +bildin. kaygılı biriyim. ama kaygı da insan doğasının bir parçası değil…devamı-bir insan etten ve kemikten var olmaz. ömür boyu birikmeye devam eden tek bir duygudan var olur.
+peki ya ben, sence ne yığınıyım? aklına ilk geleni söyle. değiştirme.
-kaygı.
+bildin. kaygılı biriyim. ama kaygı da insan doğasının bir parçası değil mi? ayrı bireyler olarak varız, nasıl kaygı hissetmeyelim ki? benim en sevdiğim kelime "sükunet." sakinlik, huzur. onu daha önce hiç hissetmedim. ama ne olduğu hakkında bir fikrim var. çok güvenli, sıcacık bir his. kışın battaniyenin altında çizgi roman okurken mandalina yemek gibi. ama çok daha iyisini düşün. acayip konuşkanım, bak. neden sence? ne zaman bir kaygı dalgasının üzerime hücum ettiğini hissetsem ona karşı koymak için bağırır, durmadan konuşurum. sessizlikten korkuyorum. sessizliğin içinden birden gerçek ortaya çıkar diye korkuyorum.
🎬we are all trying here
listemdeki film/dizileri izliyorum part 42: kimse konuşmuyordu ama o sessizlik her şeyi anlatıyordu. birbirimize sığınmamız gereken anlarda en çok birbirimizden uzaklaşıyoruz. neden böyle olduğunu tam olarak anlayamıyorum. sanırım duygularımızı ifade edemeyip, o anların içerisinde gömüldüğümüz için böyle oluyor. filmi tüm…devamılistemdeki film/dizileri izliyorum part 42:
kimse konuşmuyordu ama o sessizlik her şeyi anlatıyordu. birbirimize sığınmamız gereken anlarda en çok birbirimizden uzaklaşıyoruz. neden böyle olduğunu tam olarak anlayamıyorum. sanırım duygularımızı ifade edemeyip, o anların içerisinde gömüldüğümüz için böyle oluyor. filmi tüm kalbimle hissettim. 12 dakika fakat izlerken bir ömürlük hislerle doldum sanki. çok etkileyici ve her karesi anlam dolu bir kısa filmdi. her şeyin siyah olup, kızlarına ait olan şeylerin renkli olması yüreğime oturdu. türkiyede olan okul saldırıları aklıma geldi.. onca masum insan bir hiç uğruna katledildi. çok yazık, çok. umarım sonumuz hayırlı olur.
"bir şey olursa bilin ki sizi seviyorum." 🥹
10/10
listemdeki film/dizileri izliyorum part 41: film sel altında kalan binanın içindeki insanların hayat mücadelesini anlatıyor. filmi izlemeye başladığım zaman büyük bir beklentim yoktu. fakat kurgusu o kadar harikaydı ki. soluksuz izledim. klasik mücadele filmlerinden olduğunu düşünmüştüm. izledikçe daha da merak…devamılistemdeki film/dizileri izliyorum part 41:
film sel altında kalan binanın içindeki insanların hayat mücadelesini anlatıyor. filmi izlemeye başladığım zaman büyük bir beklentim yoktu. fakat kurgusu o kadar harikaydı ki. soluksuz izledim. klasik mücadele filmlerinden olduğunu düşünmüştüm. izledikçe daha da merak ettim. hem şaşırdım, hem gerildim. aksiyonu bayağı iyi bir filmdi. sadece sonlara doğru biraz kafam karıştı, pek anlayamadım bazı yerleri. ama yine de epey güzel bir aksiyon, bilim kurgu filmi. aksiyonu bilim kurguya bağlayış şekilleri çok akıllıcaydı. sadece eksik ve yerine oturmayan bazı yerler vardı. onun dışında harika bir film bence. 🫠
sevgili arkadaşım @walle ile izledik. 💕
9/10 (bazı yerleri anlayamadığım için bir puan kırdım)
listemdeki film/dizileri izliyorum part 40: filmin ismi ilgimi çektiği için ve redd grubunun sevdiğim şarkılarından birinin ismi olduğu için listeme eklemiştim bir ara. bu kadar seveceğimi ve içime işleyeceğini düşünmemiştim. filmi çok garip hislerle izledim. bazı yerlerinde elbette ki klişeler…devamılistemdeki film/dizileri izliyorum part 40:
filmin ismi ilgimi çektiği için ve redd grubunun sevdiğim şarkılarından birinin ismi olduğu için listeme eklemiştim bir ara. bu kadar seveceğimi ve içime işleyeceğini düşünmemiştim.
filmi çok garip hislerle izledim. bazı yerlerinde elbette ki klişeler vardı. ama filmin yaydığı hava, enerji, duygular apayrı bir şeydi. izlerken düşünüyorsun, düşündükçe hissediyorsun. hissetmek... sadece bir film, kurgu ama hisler hiçbir zaman kurgudan ibaret olamaz. bir şeyi yazarsın, çizersin, çekersin, yaparsın. ama onlara bakınca içimizde doğan hisler tamamen bize aittir.
hayatta her istediğimiz şey ne yazık ki olmuyor. ama buna rağmen hayallerine, umutlarına tutunarak yaşayan her şeye rağmen hayaller içinde yaşayan insanlar var. fakat bunun dozunu ayarlarsak ancak o zaman hayal kurmak iç dünyamıza şifa olur.
redd grubunu görmek ve şarkısını dinlemek çok güzeldi. keşke biraz daha yer alsalardı sahnelerde. ve son sahne aslında çok anlamlıydı. ama daha başka da olabilirdi. film bir tık daha uzun olsaydı ya da bazı olaylar çok uzatılmasaydı daha iyi olurdu. ama yine de fazla güzel bir film. :)
8/10
"kader değiştirilemez, değiştirilirse kader olmaz diyenler var. olmasın varsın. hiçbir şeyin değiştirilemeyeceği bir dünyada yaşamak ne umutsuzca olurdu, öyle değil mi gizem? kader başımıza geleceklerin bir listesi diyelim ki. iyi de neden hep mutsuzluk ve kederle aynı anlamda kullanırız bunu?…devamı"kader değiştirilemez, değiştirilirse kader olmaz diyenler var. olmasın varsın. hiçbir şeyin değiştirilemeyeceği bir dünyada yaşamak ne umutsuzca olurdu, öyle değil mi gizem? kader başımıza geleceklerin bir listesi diyelim ki. iyi de neden hep mutsuzluk ve kederle aynı anlamda kullanırız bunu? "bugün çok güldük, çok eğlendik kader işte" diyeni gördün mü sen hiç? bazen başına gelmiş kötü bir olay, öyle bir gün gelir ki olması gerektiği için olmuş ve daha iyi bir şeye neden yaratmıştır, bilemezsin ki. sadece bir kaç santimlik bir eğri bile daha güzel şeyleri getirip, kapına bırakabilir. sen başka bir akşamda, başka bir yerde, başka biriyle belki de mutsuz olabilecekken hemde."
prensesin uykusu🎬