Spoiler içeriyor
Bu tarz, bir grup insanın hayatta kalmak için birbirini öldürmek zorunda bırakıldığı filmleri çok seviyorum. Bunun insan psikolojisiyle ilgili olan kısmını çok düşünürüm. Böylesi olağanüstü bir durum karşısında insanların ilk tepkisi nasıl olur? İşler ciddileşince nasıl davranmaya başlarlar? Hayatımızda tanıdığımız,…devamıBu tarz, bir grup insanın hayatta kalmak için birbirini öldürmek zorunda bırakıldığı filmleri çok seviyorum. Bunun insan psikolojisiyle ilgili olan kısmını çok düşünürüm. Böylesi olağanüstü bir durum karşısında insanların ilk tepkisi nasıl olur? İşler ciddileşince nasıl davranmaya başlarlar? Hayatımızda tanıdığımız, kendisinden hiçbir kötülük görmediğimiz, bu yüzden kısaca iyi biri olduğunu düşündüğümüz insanlar böyle bir durumda ne yaparlar? Peki biz, kendimiz nasıl davranırız? Öldürmezsek ya o an ya da eninde sonunda öleceğimizi bildiğimiz hâlde o silahı ateşleyemez, gerçekten birilerini öldüremez miyiz? Yoksa hayatta kalma içgüdüsü aklımızı, duygularımızı tamamıyla esir alır ve "anlık" bir şekilde bir kişinin hayatına son verebilir miyiz?
Tüm bu soruların farklı yanıtlarını Battle Royale gibi, Escape Room gibi, Ready or Not ya da Belko Deneyi gibi filmleri izlerken küçük küçük almaktan hoşlanıyorum. Bu yüzden bu tarz filmler, izlemeyi en sevdiklerimden.
Battle Royale'a gelecek olursam, bu filmi neredeyse hiç beğenmedim maalesef. Fizik kurallarına aykırı olma konusunda Dhoom 3 ile yarışır hâldeydi. Filmdeki anlam veremediğim saçmalıklara, birçok kişinin birkaç kez ardı ardına vurulduğu hâlde hâlâ kalkıp savaşmaya devam etmeye çalışmalarını örmek gösterebilirim. Ama bunların en tuhafı olarak bana kalırsa filmin sonlarına doğru bir yerde öğretmen Kitano'nun, Nanahara tarafından defalarca vurularak hareketsiz hâlde yere yığılmasından birkaç saniye sonra telefonu çalınca hareketlenip, kalkıp telefonu açıp telefonda konuştuktan ve ağzına bir kurabiye atıp tadının güzel olduğunu söyledikten sonra kafasını geriye atıp en sonunda ölmesini örnek gösterebilirim. Bu sahne hakkında daha fazla konuşmaya gerek olduğunu sanmıyorum. Anlatamadıysam da izleyince anlarsınız.
İkincisi, genel olarak Battle Royale projesi. Film gelecekte Japonya'da geçiyor. Öğrenciler öğretmenlerine ve diğer yetişkinlere karşı isyankâr, asi hale gelmişler (öyle ki bir sahnede çocuk öğretmenini bacağından bıçaklıyor ve öğretmen hiçbir şey yapamıyor). Bu yüzden Japonya da demiş ki Battle Royale diye bir proje uyduralım. Rastgele bir tane sınıf seçelim, 15 yaşlarındaki bu veletleri bir adada ölüm oyununa sokalım, 3 gün içinde yalnız bir tane sağ kalan olsun ve yalnız o kurtulabilsin, eğer birden fazla kişi zaman dolduğunda hayatta olursa bunların hepsini patlatalım. Neden diye sorduğumda düşünebildiğim en mantıklı sebebin, ülkedeki diğer öğrencilerin bundan ibret alıp kendilerine çekidüzen vermelerini sağlamaya çalışmak, onları korkutmak olabileceği oldu. Ancak sonra projenin, seçilen bu sınıftaki öğrencilere anlatıldığı sahnede gördüm ki çocukların ülkelerindeki böylesi bir durumdan haberleri yokmuş. İlk kez duyuyorlar gibi bakıyorlar, ilk kez duyuyorlar gibi anlatılıyor onlara. Yani umarım bu kısımda benim anlayamadığım, kaçırdığım, yanlış anladığım bir şeyler vardır. Yoksa gerçekten filmin direkt konusu olan bu projenin ifade ettiği hiçbir anlam, çözdüğü hiçbir problem yok.
Peki hiçbir şeyi mi sevmedim? Hayır tabii ki. Bazı oyunculukların fena olmadığını düşünüyorum, özellikle de filmin oyuncu kadrosunun çoğunluğunun yaşının küçük olduğunu dikkate alırsak. İnanılmaz etkileyici performanslar yoktu, ama genel olarak baktığım zaman çocukların oyunculuklarının sırıtmadığını görüyorum. Bana göre oyunculuk kolay bir iş değil. Bu yüzden etkilendim diyebilirim. Ayrıca filmin kendini bir şekilde izlettiğini söyleyebilirim. Çok sıkılsam zaten bırakırdım ama sıkmadı. Aktı gitti de diyemem ama oturup izleyebildim yani. Arada çocukların okulda geçirdikleri bundan önceki zamanlarının gösterildiği kısımlar beni etkiledi. Bir basketbol maçı vardı sanırım, bu kısımları izlemesi güzeldi ve filmin bomboş oluşunu biraz olsun dengeliyordu. Bu ikisi hariç hatırladığım kadarıyla sevdiğim pek de bir şey yok. Bu türe bayılmama rağmen sevmediğim, izlerken keyif almadığım bir film oldu. İkincisini izlemeyi şimdilik düşünmüyorum. Daha iyi şeyler mutlaka vardır. Bahsettiğim türde iyi film önerileriniz varsa alabilirim.