Sürekli yeni film/dizi arayıp buluyorum ama hiç başlayamıyorum. Sadece devam eden dizilerimi izleyebiliyorum. İzleyebileceğim bir sürü manyak yapım olduğunu biliyorum ama izleyemiyorum. Bir döngüye sıkışıp kaldım, yeni bir şey yapamıyorum...
Bu filme zaman ayırdığım için kendime kızıyorum açıkçası. İnanılmaz sıradan, inanılmaz saçma ve inanılmaz basit bir filmdi. Bu filmi izlediklerim listesine bile koymayacağım. Çok kötü bir film değildi yanlış anlaşılma olmasın ama film size hiçbir şey vaad etmiyor. Her şey…devamıBu filme zaman ayırdığım için kendime kızıyorum açıkçası. İnanılmaz sıradan, inanılmaz saçma ve inanılmaz basit bir filmdi. Bu filmi izlediklerim listesine bile koymayacağım. Çok kötü bir film değildi yanlış anlaşılma olmasın ama film size hiçbir şey vaad etmiyor. Her şey çok sıradan ve klişe. Televizyonda Beyaz TV'nin sürekli yayınladığı boktan aksiyon filmleriyle hiçbir farkı yok
Kaiju No. 8 izlerken zamanın nasıl geçtiğini anlamadım; temposu yüksek, akıcı ve görsel olarak gerçekten tatmin edici bir anime. Bu açıdan izleyiciyi ekrana bağlamayı başarıyor. Ancak IMDb puanının biraz abartılı olduğunu düşünüyorum. Konu ve hikâye tarafında çok sıradışı bir şey…devamıKaiju No. 8 izlerken zamanın nasıl geçtiğini anlamadım; temposu yüksek, akıcı ve görsel olarak gerçekten tatmin edici bir anime. Bu açıdan izleyiciyi ekrana bağlamayı başarıyor. Ancak IMDb puanının biraz abartılı olduğunu düşünüyorum.
Konu ve hikâye tarafında çok sıradışı bir şey sunduğunu söylemek zor. Kaiju teması daha önce defalarca işlendiği için anlatım tanıdık geliyor ve bazı noktalar yeterince açıklanmadan geçiliyor. Bu durum şimdilik “ileride açıklanır” hissi veriyor ama hikâyenin derinliğini de biraz zayıflatıyor.
Ayrıca animede klasik “herkes kahraman olmak istiyor” yaklaşımı oldukça baskın. Karakterlerin neredeyse tamamı fedakâr, iyi niyetli ve başkalarının hayatını kendi hayatının önüne koyuyor. Bu da evreni zaman zaman fazla steril ve toz pembe hissettiriyor. Daha gri, daha çelişkili karakterler hikâyeyi çok daha güçlü kılabilirmiş.
Tüm bunlara rağmen Kaiju No. 8 kesinlikle kötü bir yapım değil. Aksine, akıcılığı, animasyon kalitesi ve genel atmosferiyle keyifle izleniyor. Büyük beklentiyle girilmezse gayet tatmin eden bir anime. Devam sezonlarında hikâye daha derinleşirse çok daha iyi bir noktaya gelebilir. Devamını merakla bekliyorum.
Bu manga, herkes tarafından o kadar çok övüldü ve önüme o kadar sık çıktı ki sonunda merak edip okumaya başladım. Fakat açık söylemem gerekirse yarıda bırakmak zorunda kaldım ve kimseye tavsiye edemeyeceğim bir eser olduğunu düşünüyorum. Okumadan önce ve biraz…devamıBu manga, herkes tarafından o kadar çok övüldü ve önüme o kadar sık çıktı ki sonunda merak edip okumaya başladım. Fakat açık söylemem gerekirse yarıda bırakmak zorunda kaldım ve kimseye tavsiye edemeyeceğim bir eser olduğunu düşünüyorum.
Okumadan önce ve biraz ilerledikten sonra araştırma yaptım. Ancak karşılaştığım sahneler, sağlıklı bir kafayla yazılıp çizildiğini düşündürmeyecek kadar rahatsız ediciydi. Şiddet sahnelerine belli bir noktaya kadar dayanabilirim ama bu serideki şiddet ve özellikle tecavüz sahneleri çok detaylı, uzun ve fazlasıyla tiksindiriciydi. Dahası, bu sahnelerin içine çocukların da dahil edilmesi kabul edilemez bir durumdu.
Evet, Berserk dünyasının acımasızlığını göstermek istemiş olabilirsiniz ama bu kadarını anlatmak “gerçekçilik” değil, sadece mide bulandırıcı. Üstelik bir defalık bir anlatım değil; tecavüz ve şiddet yan yana defalarca tekrar edilmiş, uzun uzun işlenmiş.
Benim için bu manga artık iyi yanlarını tamamen kaybetti.
❌ Kimseye tavsiye etmiyorum.
Peacemaker aslında “süper kahraman dizisi” kılığına girmiş ama özünde tam bir kara komedi. James Gunn’ın elinden çıktığını daha ilk dakikalardan hissettiriyor çünkü hiçbir karakteri yüceltmeye çalışmıyor, tam tersine hepsini insani zayıflıklarıyla, mallıklarıyla önümüze atıyor. Ana karakter Peacemaker, kaslı ama duygusal…devamıPeacemaker aslında “süper kahraman dizisi” kılığına girmiş ama özünde tam bir kara komedi. James Gunn’ın elinden çıktığını daha ilk dakikalardan hissettiriyor çünkü hiçbir karakteri yüceltmeye çalışmıyor, tam tersine hepsini insani zayıflıklarıyla, mallıklarıyla önümüze atıyor.
Ana karakter Peacemaker, kaslı ama duygusal açıdan çocuksu, hatta yer yer saf bir tip. Kahraman olmaya çalışıyor ama sürekli kendi egosu, travmaları ve salakça kararlarıyla işleri batırıyor. Yanına Vigilante gibi manyak derecede mal bir tip konunca, ortaya zaten tek başına komedi çıkıyor. Ama işin güzelliği şu: burada herkesin bir şekilde arızalı olması. Harcourt’un fazla ciddi ve sert tavrı bile, bu kaotik ekibin içinde tuhaf bir denge unsuru oluyor.
Diziyi asıl farklı kılan şey, komediyi abartılı şiddet ve aşırı açık sahnelerle harmanlaması. Normalde süper kahraman işlerinde şiddet sterilize edilir, ama burada “gore” sahneler mide kaldıracak derecede doğrudan önüne konuyor. Aynı şekilde belaltı sahneler de “ima” düzeyinde değil, bildiğin açık seçik. Bu da izlerken garip bir ikilem yaratıyor: bir yandan kahkahaya boğuluyorsun, bir yandan da “bu sahneyi niye bu kadar uzattınız abi?” diye rahatsız oluyorsun.
Bence Peacemaker’ın en güçlü yanı, absürt mizahı ve karakter dinamikleri. En zayıf yanı ise zaman zaman abarttığı şiddet ve belaltı sahneler yüzünden kendi seyir keyfini baltalaması. Ama işin ilginç tarafı, tam da bu çelişki onun kimliğini oluşturuyor. Marvel/DC kalıbının dışında, seyirciyi ya aşırı güldüren ya da tiksindiren bir noktaya oturuyor.
Sonuç olarak Peacemaker, herkesin seveceği bir iş değil; ama süper kahraman klişelerini yerle bir eden, mallığı ciddiyetin üstüne koyan, kendi tuhaf dengesiyle iz bırakan bir dizi.
Bu film benim gözümde “kılıç dövüşünün sanatı nasıl yapılır?” sorusunun cevabı. Hikâye öyle çok komplike ya da felsefi değil, klasik bir yolculuk ve hayatta kalma öyküsü. Ama filmi özel yapan şey, işin sinematik şiddet kısmı. Dövüş sahneleri öyle abartılı değil,…devamıBu film benim gözümde “kılıç dövüşünün sanatı nasıl yapılır?” sorusunun cevabı. Hikâye öyle çok komplike ya da felsefi değil, klasik bir yolculuk ve hayatta kalma öyküsü. Ama filmi özel yapan şey, işin sinematik şiddet kısmı.
Dövüş sahneleri öyle abartılı değil, katanalar ışık saçmıyor, adamlar tek atışta ordu biçmiyor. Her vuruşun ağırlığı var, her bloklama kılıcı aşındırıyor, yorulan nefesleri bile hissediyorsun. Özellikle finaldeki kapışma, anime tarihinde hâlâ “en iyi kılıç dövüşü” olarak anılmasının boşuna olmadığını kanıtlıyor.
Bir de olay sadece aksiyon değil: Karakterler dümdüz insan, korkuları var, tereddütleri var, kanıyorlar, yoruluyorlar. Bu da izlerken seyirciyi olayın içine çekiyor.
Sonuç: Eğer klişe shounen güç gösterilerinden sıkıldıysan ve gerçekçi, elle tutulur bir samuray aksiyonu görmek istiyorsan, Sword of the Stranger tam bir başyapıt. ⚔️🔥
Mob Psycho 100 aslında tam bir “güçlü karakter” animesi ama olay sadece dayak, patlama, efekt değil. Burada asıl olay Shigeo’nun (Mob’un) iç dünyası. Adam dünyanın en güçlüsü ama kendi hayatında en basit şeylerde bile zayıf hissediyor. Bu da çok güzel…devamıMob Psycho 100 aslında tam bir “güçlü karakter” animesi ama olay sadece dayak, patlama, efekt değil. Burada asıl olay Shigeo’nun (Mob’un) iç dünyası. Adam dünyanın en güçlüsü ama kendi hayatında en basit şeylerde bile zayıf hissediyor. Bu da çok güzel bi tezat yaratıyor.
Seri sana şunu hissettiriyor: Güçlü olmak sadece “düşmanı yere sermek” değil, duygularını kontrol edebilmek, insanlarla bağ kurabilmek. Mob’un sürekli “normal” biri olmak istemesi, hatta “özel güçsüz de değerli olabilirim” diye çabalaması çok insancıl bir mesele.
Yan karakterler de boş değil, özellikle Reigen. Adam sahtekar gibi gözüküyor ama aslında Mob’un en büyük rehberi. “Yalanıyla bile doğru söyleyen” bir karakter resmen. Bence animeyi taşıyan en önemli isimlerden biri o.
Ayrıca görsel stilini de söylemeden geçemem. ONE’ın çizim tarzı zaten basit, ama animasyon ekibi bunu avantaja çevirmiş. Dövüş sahneleri patlıyor resmen, hem absürt hem de akılda kalıcı.
Finaline doğru da çok sağlam bir kapanış yapıyor. Mob’un kendiyle yüzleşmesi, duygularını kabul etmesi, “normal” olma isteğini geride bırakıp olduğu kişiyle barışması… cidden çok tatmin edici bir son.
Kısaca, Mob Psycho 100 sadece güç gösterisi değil, kim olduğunu bulmaya çalışan bir çocuğun hikayesi. Eğlenceli, derin ve duygusal.
(Dipnot: İzlediğim en komik animeydi, bunu izlerken fazla gülmekten kan ter attım sürekli ksmzmmwnx)
Erased, sana “keşke ben de geçmişe dönüp bazı şeyleri düzeltebilsem” dedirten, ama aynı zamanda “ya yanlış yaparsam?” korkusunu iliklerine kadar hissettiren bir anime. Hikaye, 29 yaşındaki Satoru’nun trajik bir olay sonrası çocukluğuna dönmesiyle başlıyor. Bu noktadan sonra hem bir cinayet…devamıErased, sana “keşke ben de geçmişe dönüp bazı şeyleri düzeltebilsem” dedirten, ama aynı zamanda “ya yanlış yaparsam?” korkusunu iliklerine kadar hissettiren bir anime. Hikaye, 29 yaşındaki Satoru’nun trajik bir olay sonrası çocukluğuna dönmesiyle başlıyor. Bu noktadan sonra hem bir cinayet gizemi hem de zaman yolculuğu gerilimi iç içe işleniyor.
En sevdiğim yanı, sadece katili bulma meselesi değil; çocukluk arkadaşlığı, güven, yalnızlık ve aile sevgisinin ne kadar kırılgan olduğunu çok iyi hissettirmesi. Çizimler sıcak, atmosfer hem nostaljik hem tedirgin edici. Müzikler ise duyguyu tam yerinde veriyor. Finali ise... (spoiler yok) bazılarına aceleye gelmiş gelebilir ama bence mesajı güçlüydü.
Özetle, Erased kısa ama yoğun bir deneyim. Tek oturuşta bitirilebilir ama izledikten sonra uzun süre aklından çıkmaz. Eğer hem gizem hem duygusal bağ arıyorsan, bu anime seni içine çeker bırakmaz.
Gerçekten isminin hakkını veren bir anime bu. Cyberpunk atmosferi muazzam. Şehir, ışıklar, teknolojik kaos… resmen içine çekiyor. Aksiyon, gerilim, tempo… hepsi tam dozunda. Ama şunu da söylemeden geçemem: çıplaklık ve vahşet bayağı fazla. Yani bazı sahnelerine hentai dersin bazı sahnelerine…devamıGerçekten isminin hakkını veren bir anime bu.
Cyberpunk atmosferi muazzam. Şehir, ışıklar, teknolojik kaos… resmen içine çekiyor. Aksiyon, gerilim, tempo… hepsi tam dozunda.
Ama şunu da söylemeden geçemem: çıplaklık ve vahşet bayağı fazla. Yani bazı sahnelerine hentai dersin bazı sahnelerine de insan anatomisi belgeselini katliam yaparak anlatıyorlar dersin. Öyle bi abartı ve gerçeklik var. Gerçeklik diyorum çünkü cyberpunk bi evrende böyle bir şey görmek maalesef çok doğal.
Bir diğer konu da duygusallık.
Dizi çok yoğun duygular barındırıyor ama karakterler bu duyguları yaşayamıyor gibi. Yakınlarını kaybettiklerinde bile gözyaşı yok bazen.
Ama sanırım bu da evrenin ruhu… Herkes az çok robotlaşmış artık.
Ayrıca, keşke 2-3 bölüm daha olsaydı. Olayları 12-13 bölüme sığacak şekilde yaysalardı daha oturaklı duygulara ve hikayeye sahip olabilirdik. Duygular bana tam geçmedi açıkçası. Böyle de iyi ama bi tık hızlı bitmiş gibi olmuş.
Kısacası… çok güzel ama çok duygusal bir anime.
İzlemeden önce ruh halin yerinde olsun derim.
Cyberpunk seviyorsan kesinlikle kaçırma.
Şöyle söyleyeyim: Tam anlamıyla beyin yakan bir anime. Gerçekten çok etkileyiciydi. Her yerinden felsefe fışkırıyor, izleyeni düşünmeye zorluyor. Asla diğer animeler gibi gerçeği direkt açıklamıyor; senin düşünerek bulmanı bekliyor. Karanlık bir cyberpunk atmosferi var ve neredeyse hiç komik sahnesi yok.…devamıŞöyle söyleyeyim: Tam anlamıyla beyin yakan bir anime. Gerçekten çok etkileyiciydi. Her yerinden felsefe fışkırıyor, izleyeni düşünmeye zorluyor. Asla diğer animeler gibi gerçeği direkt açıklamıyor; senin düşünerek bulmanı bekliyor.
Karanlık bir cyberpunk atmosferi var ve neredeyse hiç komik sahnesi yok. Ciddi mi ciddi, hayvan gibi kaliteli bir yapım.
Öncelikle şunu söyleyeyim: Bu yapımdan aksiyon bekliyorsan izleme. Yoğun duygu yükü bekliyorsan yine izleme.
Ama diyorsan ki:
> “Bir anime izleyeyim, beynimi yaksın,
ters köşelerle dolu olsun,
beni düşünmeye zorlasın, şaşırtsın...”
O zaman izleyebilirsin.
Ama tekrar etmekte fayda var:
Karanlık ve gizemli bir atmosferi var.
Toplam 23 bölüm sürüyor ve final yapıyor.
Bu atmosferin ağırlığına 23 bölüm boyunca dayanabileceksen gir bu dünyaya.
Gerçekten, bu animeyi herkesin bir şekilde deneyimlemesi gerek.