"Bir kadın sizce nedir sanki? Bir anlık gönül eğlencesi; seviyorum demek zevki için sever gibi göründüğünüz boş bir hayal..!" "Bir tercümana ihtiyaç duyduğuna, kendi kendini anlatamadığına göre, bu adamın aşkı Çince veya Arapça gibi bir şey olsa gerek.." "On dokuz…devamı"Bir kadın sizce nedir sanki? Bir anlık gönül eğlencesi; seviyorum demek zevki için sever gibi göründüğünüz boş bir hayal..!"
"Bir tercümana ihtiyaç duyduğuna, kendi kendini anlatamadığına göre, bu adamın aşkı Çince veya Arapça gibi bir şey olsa gerek.."
"On dokuz yaşında olsaydım ne düşünecektiniz?" "Sevilebilmek için daha beş altı yılınız, kendinizi sevmeniz için de sekiz on yılınız olduğunu.."
"Bir şeyin neşeli ya da hüzünlü olduğunu kim söyleyebilir? Hakikat gölgeden başka bir şey değil. Hayal ya da çılgınlık, ne dersen de, onu güzelleştiriyor. O zaman çılgınlık güzelliğin kendisi oluyor.."
"Sizin bir eğlence saydığınız aşk, benim bütün hayatımı altüst eder. Ah dostum, benim gibi sevmenin ne anlama geldiğini asla bilemeyeceksin..."
Spoiler içeriyor
Ben sana büyü yapmışım cadıymışım ben sjsjsjs "Oğluma ne efsun okuyorsun bilmem? Sen bu eve geleli o zavallının dili, ağzı bağlandı..." "Geçen gece neydi o? Kocanla bir şey iddia ediyordunuz... Bir kelimenin imlâsı için sen şöyle yazılır diyordun. Kocan da…devamıBen sana büyü yapmışım cadıymışım ben sjsjsjs
"Oğluma ne efsun okuyorsun bilmem? Sen bu eve geleli o zavallının dili, ağzı bağlandı..."
"Geçen gece neydi o? Kocanla bir şey iddia ediyordunuz... Bir kelimenin imlâsı için sen şöyle yazılır diyordun. Kocan da hayır böyle yazılır, diyordu. Nihayet iki liralık bir hediyesine bahse giriştiniz. Sonra lügat mıdır nedir işte o kitabı açıp baktınız, sen haklı çıktın. Kızım işte o gece ben senin fettanlığından korktum.."
"Yine nedir o? Kitap mı okuyorsun? Bir kere şu odanın haline bak. Hiç kadın odasına benziyor mu? Gören kıraathane sanacak."
Hâlâ beni görenler: "Cami yıkılmışsa mihrabı yerinde duruyor" diyorlar. (dışarıdan baktım yeşil türbe içine girdim estağfurullah tövbe sjsjsjs)
"Ağlamak yalnız Havva kızlarına mahsus bir hilkat vermesi değildir. Teessür halinde erkekler de ağlar.."
"Boşanmış Kadın, diğer adıyla Mutallâka, kısa ama oldukça eğlenceli bir kitap. Mektuplardan oluşan yapısıyla akıp giden bir kitaptı. Kitap karı koca arasındaki mektuplar, gelin-kaynana çekişmesi ve arada kalan oğul etrafında dönen çatışmaları eğlenceli bir şekilde anlatıyor. Bana göre, gelin–kaynana–oğul çatışmasının en iyi görüldüğü örneklerden biri. Ama bunu öyle büyük olaylarla ya da abartılı bir dille değil; tamamen günlük hayatın içinden, sanki bir evin içindeki konuşmaları dinliyormuşsun gibi veriyor. Bu yüzden karakterler çok tanıdık, çok içimizden geliyor..
Ben ne zaman Hüseyin Rahmi Gürpınar okusam yüzümde hep bir gülümseme oluyor. Çünkü insan ilişkilerini, ev içindeki küçük savaşları ve insanların komik taraflarını öyle güzel bir mizahla anlatıyor ki hem güldürüyor hem düşündürüyor. Dili de çok canlı okurken hiç sıkmıyor. Bana hep Türk edebiyatının Molière’i gibi geliyor. Nasıl Molière toplumun çelişkilerini ve insanın komik taraflarını güldürerek ve düşündürücü olarak anlatıp bir mizah yapıyorsa Hüseyin Rahmi de bunu romanlarında yapıyor gibi hissediyorum..
Bir de beni ayrıca etkileyen bir ayrıntı vardı: Kitabın önsözünde, daha doğmamış kızını düşünerek bu kitabı ona ithaf ettiğini daha doğrusu doğmamış kızının kaynanasına ithaf ettiğini söylüyor sjsjsj Daha ortada olmayan çocuğunu düşünüp onun yaşayabileceklerini hesaba katması bana oldukça ince ve düşünceli geldi. Belki de kadın dünyasını, gelin-kaynana çatışmalarını ve ev içindeki kırgınlıkları bu kadar iyi gözlemleyebilmesinin altında biraz da bu hassasiyet vardır diye düşündüm.. Keşke Hüseyin Rahmi ile tanışma fırsatım olsaydı ya da o dönemde yaşasaydım sjsjsjsj kitabını önsözünde belirttiği ifade aynen şu şekildeydi:
ÖN SÖZDEN: Birkaç mektuptan meydana gelmiş şu hikâyeyi evlenmemden sonra doğacak kızımın kaynanası olacak hanıma armağan ediyorum..
Spoiler içeriyor
"Sende o kadar uzun yaşadım ki merak ediyorum acaba gerçekten var mısın, yoksa seni ben mi uydurdum?" "Anın içinde sessizce yaşamazsak, insan ölerek ne kazanır ki?" -Kadın için deli diyorlar. +İnsanların hakkımda her duyduklarına inanmalarını istemezdim.." - Evlilik bir mobilyadan…devamı"Sende o kadar uzun yaşadım ki merak ediyorum acaba gerçekten var mısın, yoksa seni ben mi uydurdum?"
"Anın içinde sessizce yaşamazsak, insan ölerek ne kazanır ki?"
-Kadın için deli diyorlar.
+İnsanların hakkımda her duyduklarına inanmalarını istemezdim.."
- Evlilik bir mobilyadan ziyade bitki gibidir. Sürekli beslenme ihtiyacı olan canlı bir organizma..
+ sahip olduğumuz değil büyüttüğümüz bir şeydir.
"Erkek kendini bitki, kadını da toprak olarak görme eğilimi var. Bu iki cins içinde zayıf bir hal.."
"Bağımsızlığın cinsiyeti olmaz..
Popülerlik hiçbir zaman üstün yetenek ve dehanın belirtisi olmamıştır.."
"Bana sorarsan aşk karşındakini her şeyiyle tanımak değil, onu neyin delirttiğini bilmemek.."
"Arada bir seni görüyormuşum gibi geliyor sonra bir bakıyorum gitmişsin.. insanları ne kadar az tanıyoruz.."
"hiç söylediğini kastediyor ya da kastettiğini söylüyor musun yoksa sana yaklaşmaya çalışanları şaşırtmaktan zevk mi alıyorsun?"
"Neden birçok şeyi kendine saklamak gibi bir sanat geliştirdin?"
"Şimdiki zaman kipleri anlamsızlaşmaya başladı.."
*Filmini izlemeye başlarken Virginia Woolf hakkında bildiklerim oldukça sınırlıydı. Onu daha çok feminist kimliğiyle ve trajik sonuyla tanıyordum. Açıkçası hayatının bazı yönlerini bugün öğrenmiş oldum ve bu beni şaşırttı. Fakat filmi değerlendirirken bu kısmı merkeze almak istemiyorum. Çünkü bana kalırsa bir insanı anlamaya çalışırken bazen hayatının en çok konuşulan tarafı, aslında en az şey anlatan tarafı olabilir.. Benim dikkatimi daha çok Virginia Woolf'un bir yazar olarak zihinsel dünyası çekti. Sürekli düşünen, kendi zihninin içinde dolaşan, bazen düşüncelerinin ağırlığı altında ezilen bir insan gördüm. Yazmak gerçekten böyle bir şey mi diye düşündüm izlerken. İnsan çok düşünmekten yorulur mu? Düşünmek, insanın kendi içinde kaybolmasına neden olabilir mi? Film bana daha çok bu gibi soruları sorgulattı..
Virginia'nın yaşadığı buhranları bir tanıyla açıklamak istemiyorum; sonuçta bir insanın iç dünyasını dışarıdan bütünüyle anlamak kolay değil. Ama film boyunca onda bir anlam arayışı, bir iç sıkışmışlık ve tarif edilmesi zor bir yalnızlık sezdim.. Film boyunca düşündürücü cümleler ve insanı durup düşündüren birçok bakış açıları vardı..
Film boyunca Virginia Woolf ve Vita'yı yalnızca birbirine yakınlaşan iki insan olarak değil, biraz da kendi yazgılarıyla savaşan iki kadın olarak gördüm. Sanki ikisi de kendi iç boşluklarıyla, hayatın anlamını çözme çabasıyla ve bir şeye tutunma ihtiyacıyla mücadele ediyordu. Bu yüzden bana göre aralarındaki bağ yalnızca bir yakınlıktan ibaret değildi; daha çok birbirinin dilinden anlayan, aynı iç sıkışmışlığı farklı şekillerde yaşayan iki insanın birbirini tanıması gibiydi. Belki de bazı insanlar birbirini sevmekten önce birbirinin yalnızlığını anlar.
Filmi ben daha çok Virginia Woolfu'u bir yazar olarak anlamak için izledim. Açıkçası ilgimi çeken taraf, onun düşünce dünyası, yazarlığının ağırlığı ve insanın zihninde büyüyen sorgulamaları oldu..
Öyle bir yazarız ki aklınız hayaliniz şaşar sjhjh "Kadınlar, erkekler hakkında kitap yazmazlar.." 'Eğer asil bir biçimde ifade etmenin yolunu bilseydim, başka insanları etkilemeyi hayal etmeyin, derdim..." ...bilinçli biçimde bir kadın olarak konuşmak ölümcüldür... "Bilge erkekler, kadınlar hakkında düşündüklerini asla…devamıÖyle bir yazarız ki aklınız hayaliniz şaşar sjhjh
"Kadınlar, erkekler hakkında kitap yazmazlar.."
'Eğer asil bir biçimde ifade etmenin yolunu bilseydim, başka insanları etkilemeyi hayal etmeyin, derdim..."
...bilinçli biçimde bir kadın olarak konuşmak ölümcüldür...
"Bilge erkekler, kadınlar hakkında düşündüklerini asla söylemezler".
"Davet edilmeyi talep etmeyen kimseyi gelip beni görmeye davet etmeyeceğimin anlaşılmasını dilerim..."
"İsterseniz kütüphanelerinizi kilitleyin ama zihnimin özgürlüğünü kilitleyebileceğiniz hiçbir kapı, kilit, sürgü yoktur."
"Kadının varlığına katlanamayan zihniyet; elbette onun yazmasına, okumasına, düşünmesine de karşıdır.."
"Kendi kalbindekini bilmezsen senin ruhiyat mütehassıslığını kaç paraya alırım?" "Siz beni insanlıktan, saffetten, samimiyetten, sevdadan iğrendirdiniz!.." "Lâdes" tutuşanlar gibi ben de şakanıza bir kelime ile cevap vereceğim. - Aklımda.. "Mademki istediğiniz vasıflara haiz değilim, mademki insan, ancak kendi düşündüğü vasıflara…devamı"Kendi kalbindekini bilmezsen senin ruhiyat mütehassıslığını kaç paraya alırım?"
"Siz beni insanlıktan, saffetten, samimiyetten, sevdadan iğrendirdiniz!.."
"Lâdes" tutuşanlar gibi ben de şakanıza bir kelime ile cevap vereceğim.
- Aklımda..
"Mademki istediğiniz vasıflara haiz değilim, mademki insan, ancak kendi düşündüğü vasıflara haiz olan bir adamı sever ve ister, şu halde siz beni isteyemezsiniz?"
"Kuşları kimler sever bilir misin? Ya insanlardan fenalık görenler, yahut da yalnızlıktan, kimsesizlikten bunalanlar..."
"Cevabınıza yine bir yalanla başlıyorsunuz. Tanıdığı insanlardan birine fazlaca ehemmiyet veren bir insanın yalan söylemeye iktidarı kalmadığını, bir çocuk gibi masumlaştığını söylüyorsunuz, ne yanlış fikir!..."
Sana da iyilik yaramıyor Homongolos Ziya, taş kalpli olarak mı ölmek istiyorsun? sjhjhjj "Kendini taştan yapılmış sanan bir adama başka insanlar gibi bir kalp taşıdığını göstermek, onu manasız ve küstah gururundan kurtarmak fena bir şey mi?" "Vahşi bir gurur ile…devamıSana da iyilik yaramıyor Homongolos Ziya, taş kalpli olarak mı ölmek istiyorsun? sjhjhjj
"Kendini taştan yapılmış sanan bir adama başka insanlar gibi bir kalp taşıdığını göstermek, onu manasız ve küstah gururundan kurtarmak fena bir şey mi?"
"Vahşi bir gurur ile şimdiye kadar sustum. Etrafımdaki kalabalığın içinden yalnız bir gölge gibi geçtim. Fakat bugün anlıyorum ki bu mağrur sükûtun sebebi, kendi tahammülüm, kendi irade kuvvetim değilmiş... Hayatın her insan için mukadder sayılı bir fırtınasına henüz uğramayışımış..."
"Fakat yüreğimdeki gizli yaralar, bereler vücudumdakinden çok daha derindi.. Sevdiklerini, sevildiklerini söyleyen insanlara başka dünyalardan gelmiş harikulade mahluklar gibi hayretle bakardım..."
Sizce Feridun Necdet'in burcu ne? hahahaaa "Necdet Feridun biraz lüzumundan fazla kendini beğenmiştir; kendisini sevmiş olan kadınlara hak verir, onları zevk sahibi kadınlar arasına dahil eder. Dikkatini üzerine çekmeyi başaramadığı kadınları bu kusurlarından dolayı hiçbir zaman affedemez.."
"Görüyor musun, içimdeki bu altüst oluşlardan dış varlığım da etkilendi. Sonsuza kadar burada kalmak istediğimi sanmamalısın.." "Gerçekten bize ait olan bir şeyi hiç kimse elimizden alamaz. Gerçekten bize ait olan, er veya geç bizim olur.."