"İnsanlardan nefret edecek gücü olmadığı gibi onları sevme arzusu da yoktu..." "hiç kimse ölümü aklına getirmiyordu, ölümü hissedenler de artık ondan korkmuyordu..."
Spoiler içeriyor
🦄🧚🏻♀️🌸🌠 Çocukken Centopia’nın gerçekten var olduğuna inanırdım. Kanatlı perilerin, tek boynuzlu atların olduğu, bir yerlerde bizim dünyamızdan saklı böyle bir ülkenin gerçekten var olduğuna… Şimdi yetişkin hâlimle yeniden izlediğimde fark ettim ki bende pek bir şey değişmemiş sjsjsjjs Hâlâ Centopia’yı…devamı🦄🧚🏻♀️🌸🌠
Çocukken Centopia’nın gerçekten var olduğuna inanırdım. Kanatlı perilerin, tek boynuzlu atların olduğu, bir yerlerde bizim dünyamızdan saklı böyle bir ülkenin gerçekten var olduğuna… Şimdi yetişkin hâlimle yeniden izlediğimde fark ettim ki bende pek bir şey değişmemiş sjsjsjjs Hâlâ Centopia’yı sanki gerçekten varmış gibi ağzım açık hayretle izliyorum hajjaaaaa Birçok yetişkinin yaptığı gibi bunlar çocukluk hayalleri işte deyip küçümsemiyorum; kanatlı periler gerçekten varmış, o ülkeye gerçekten gidilebilirmiş gibi inanarak izliyorum hahaaaaah sanırım ben yetişkin değilim ya da bunu kabul etmek istemiyorum sjsjsj
Ve şunu fark ettim ki galiba ben çocukluğumu kaybetmemişim sjsjsjjs İçimde hâlâ hayal kuran, inanmak isteyen, bir maceranın gerçekten mümkün olduğuna kapılabilen o çocuk var... heyecanını hissedebiliyorum.. :)
Yalnız, hayatın bana küçük bir haksızlık yaptığını da düşünmüyor değilim. Madem çocukken böyle bir dünyanın varlığına inanacaktım, neden bana bir çift peri kanadı vermedi? Neden elime, içine girip kendi maceramı yazabileceğim o kitabı tutuşturmadı? Çünkü Centopia’da herkes kendi hikâyesinin hem kahramanı hem de yazarı gibi. Ben de çocukken bir gün kendi kitabımın açılacağını ve o maceranın kahramanı olacağımı sanmıştım.. gerçeklerle yüzleşmek hayal kırıklığım oldu diyebilirim..
Mia ve Ben’i yeniden izlemek güzeldi. Bana yalnızca çocukluğumu değil, çocukken mümkün olduğuna inandığım hayatı da hatırlattı. Ve itiraf etmeliyim ki Hâlâ da kırgınım hayata. Bana bir çift peri kanadı vermediği ve bambaşka bir gezegende başka bir ben'i yaratma fırsatı vermediği için.. :) saçma gelebilir ama bazen hâla düşünürüm acaba başka gezegenlerde ya da bu dünyada Mia gibi başka gezegenlere gidip peri olabilen insanlar var mıdır diye hahaaaaa öyle bir durumu olan varsa çok iyi sır saklarım arkadaşlar haberiniz olsun bana söyleyebilirsiniz yani kimseye söylemem djdjdjdjdj
"Eğer sana hainlik edeni arıyorsan, benden yana bak.." "Siz bizim sandığımız adamlar değilmişsiniz.." "Satsan beş para etmez hiçbiri! Kurula kurula gezip, ona buna dalaşmayı marifet sayan, Kabadayı özentisi züppe hepsi bunların; Yalan dolandan, kara çalmaktan başka şey bilmezler. Aptal aptal…devamı"Eğer sana hainlik edeni arıyorsan, benden yana bak.."
"Siz bizim sandığımız adamlar değilmişsiniz.."
"Satsan beş para etmez hiçbiri! Kurula kurula gezip, ona buna dalaşmayı marifet sayan, Kabadayı özentisi züppe hepsi bunların; Yalan dolandan, kara çalmaktan başka şey bilmezler. Aptal aptal dolaşır, kabadayılık taslarlar..."
"aynı şey kendi başına gelince kendi öğüdünü dinlemeye kimsenin aklı yetmiyor. Onun için, bana akıl verme; dertlerimin çığlığında nasihat filan duyulmuyor.."
"Tam zamanında sözümü kestin; nerdeyse ben de seni sevdiğime yemin edecektim.."
"Yeryüzündeki her şey "Utan" diye haykırmıyor mu yüzüne?"
Spoiler içeriyor
Yerime Geç, uzun zamandan beri izlediğim en sıcak animasyonlardan biri oldu. Bence ismiyle de tamamen uyumlu; çünkü sadece karakterlerin yer değiştirmesini değil, empatiyi, birlikte yaşamayı ve birbirini gerçekten anlamayı anlatıyor.. Bence film sırf ismiyle bile çok şey anlatıyor "Yerime geç!"…devamıYerime Geç, uzun zamandan beri izlediğim en sıcak animasyonlardan biri oldu. Bence ismiyle de tamamen uyumlu; çünkü sadece karakterlerin yer değiştirmesini değil, empatiyi, birlikte yaşamayı ve birbirini gerçekten anlamayı anlatıyor.. Bence film sırf ismiyle bile çok şey anlatıyor "Yerime geç!"
En çok da filmin kurduğu dünyayı sevdim. Ormanın büyülü kozası sayesinde hayvanların birbirlerinin yerine geçebilmesi çok yaratıcı bir fikir. Doğayla bütünleşen canlı tasarımları, ormana hayat veren gizemli varlıklar ve birbirinden özgün hayvanlar filmin atmosferini zenginleştiriyor. Özellikle boynuzları dalları andıran geyikler, ateş kurtları ve diğer canlıların tasarımları o kadar özenliydi ki, hepsi ormanın doğal bir parçası gibi görünüyordu. Karakter ve tür isimleri de kulağa çok hoş geliyor ve bu evrene ayrı bir özgünlük katıyor...
Animasyon deyip geçmemek gerekiyor. Sadece eğlenceli bir macera anlatmıyor; empatiyi, dayanışmayı, farklılıklarla birlikte yaşayabilmeyi ve bazen bir başkasını anlayabilmek için onun yerine geçmek gerektiğini de hatırlatıyor. Benim için en güzel yanı ise bütün bunları sıcacık bir atmosferle anlatması oldu. Sırf o huzurlu hissi yeniden yaşayabilmek için bile tekrar izleyebileceğim filmlerden biri..
"Kiminize göre bir süs eşyası, alıp vazoya konacak, istediğiniz zaman koklanacak bir çiçek gibiyiz, kiminize göre altına serilmiş bir paspas, çiğneyip kolayca geçeceğiniz. Keyfinizle kullanacağınız bir tutsak, boyun eğip susması gereken bir hizmetçi.."
- İstediğim, sana güç önünde boyun eğmeyi öğretmek + O dalkavukluğu sen yap, benim mizacıma uymaz! "Daha mantıklı olduğun gün, ikimizi de sen idare edersin.." "Bana sevdiklerime ihanet etmeyi öğretmeye çalışma.." "Dertlerinden böyle kurtulamazsın. Istırabından haz mı duyuyorsun?" "Ey yaşadığım…devamı- İstediğim, sana güç önünde boyun eğmeyi öğretmek
+ O dalkavukluğu sen yap, benim mizacıma uymaz!
"Daha mantıklı olduğun gün, ikimizi de sen idare edersin.."
"Bana sevdiklerime ihanet etmeyi öğretmeye çalışma.."
"Dertlerinden böyle kurtulamazsın. Istırabından haz mı duyuyorsun?"
"Ey yaşadığım günlerin en iğrenci! Ey gece, ey melun ziyafetlerin dehşetli felaketi!"
"...ne akıllı ne de dindar olmak mümkündür; kötülüğün içinde bizi kötülüğe zorlayan güç çok büyüktür.."
"İnsanlar için basiretli ve ölçülü bir karakter en büyük
kârdır inan!"
"İyi bir ün kazanmamız, sonra da utanç verecek bir tarzda ölmemiz neye yarar? Zira ölüm en iğrenç şey değildir, asıl ölmek isterken ona ulaşamayacak durumda olmak fecidir..."
"Sen inanmayacaksın ama gene de söyleyeyim: Böyle hakaret etmekten ben de utanıyorum. Biliyorum, bu sözler ne yaşıma yakışır, ne de mevkiime. Fakat sana duyduğum nefret ve kötü davranışların beni buna itiyor. Zira çirkin örneklerden çirkin şeyler öğrenilir..."
"İçinizde saklı ezikliği, korkuları, kötülükleri saklamak için mi akılcı, sert, kendini beğenmiş adam rolünü oynuyorsunuz?" "Kaçmak kurtuluş değildi. Kendinden kaçabiliyor musun?" "Düşündüğüm gibi değilmiş -Siz de düşündüğüm gibi değilsiniz.."
"Erdemin damgası olmadan nasıl onurlu olunabilir Kimse hak etmediği onuru taşımaya kalkmasın.." "Başkasını bu kadar sevebilir miyim? Senin olup olmadığımı bilebilir mi senden başkası?" "Yaldızlı mezarlardan gözün kamaşır, Ama içlerinde kurtlar kaynaşır. Yürekli olduğun kadar akıllı olsaydın, Bedenen gençsin, ama…devamı"Erdemin damgası olmadan nasıl onurlu olunabilir Kimse hak etmediği onuru taşımaya kalkmasın.."
"Başkasını bu kadar sevebilir miyim? Senin olup olmadığımı bilebilir mi senden başkası?"
"Yaldızlı mezarlardan gözün kamaşır,
Ama içlerinde kurtlar kaynaşır.
Yürekli olduğun kadar akıllı olsaydın,
Bedenen gençsin, ama aklen olgun olsaydın
Cevabını bu kağıttan almazdın.."
"yaşadığım hayal kırıklıklarından yaşattığım hayal kırıklıklarını çıkarttığımda neredeyse kafa kafaya denk geliyor.." "kaçın! hiçbiri hakkınızda iyi şeyler düşünmüyor kaçın! bu mahalle bu delilik bulaşıcı bakın! ben daha yeni delirdim..." "zamanı unut olanları olamayanları ve olamayacakları kadere hükmedip seni alamayışımı unut…devamı"yaşadığım hayal kırıklıklarından yaşattığım hayal kırıklıklarını çıkarttığımda neredeyse kafa kafaya denk geliyor.."
"kaçın! hiçbiri hakkınızda iyi şeyler düşünmüyor kaçın! bu mahalle bu delilik bulaşıcı
bakın! ben daha yeni delirdim..."
"zamanı unut olanları olamayanları ve olamayacakları kadere hükmedip seni alamayışımı unut ağaçları ve teşebbüs ettiğim yalanları söylediğin yalanları unut söylediğim yalanları.."
Benden kuşkulanma sakın, Brutus; İkiyüzlü soytarının biri olup da Önüme gelene dostluk yeminleri edersem, Şunu bunu kucaklayıp, pohpohlayıp Arkasından ağzıma geleni söylersem, Elalemi tavlamaya çalıştığımı görürsen, Kork o zaman benden...