Beyler normalde buraya müzik için uğramam hatta genelde ben öneririm ama bu seferlik özel olarak sizden birkaç epik, duygusal (bilinen veya bilinmeyen) müzikler isteyeceğim. Şimdiden teşekkürler..(bu arada hadi bir şey itiraf edeyim, seçimi eğer tekrar Erdoğan kazanırsa[umarım olmaz] buradaki bağlantıya…devamıBeyler normalde buraya müzik için uğramam hatta genelde ben öneririm ama bu seferlik özel olarak sizden birkaç epik, duygusal (bilinen veya bilinmeyen) müzikler isteyeceğim. Şimdiden teşekkürler..(bu arada hadi bir şey itiraf edeyim, seçimi eğer tekrar Erdoğan kazanırsa[umarım olmaz] buradaki bağlantıya koyacağım müzik hazır. Hoş kazanmazsada koyabilirim..)
Duygusal bir baba var ve oğlu Fischer. Diğer taraftaysa o ailenin rakibi, düşmanı Saito. Filmde rüya uzmanlarımız, fikir aşılamaya çalışıyorlar.(bilinçaltı en savunmasız olduğumuz alandır. Ve bunu filmde bilinçaltının yansımasına müdahale edemediğimizden anlıyoruz. Belki de bu sayede rüya görebiliyoruz. Böyle bir…devamıDuygusal bir baba var ve oğlu Fischer. Diğer taraftaysa o ailenin rakibi, düşmanı Saito. Filmde rüya uzmanlarımız, fikir aşılamaya çalışıyorlar.(bilinçaltı en savunmasız olduğumuz alandır. Ve bunu filmde bilinçaltının yansımasına müdahale edemediğimizden anlıyoruz. Belki de bu sayede rüya görebiliyoruz. Böyle bir sistemi var ettiği için Tanrı'ya ne kadar şükretsek az) Başarılı da oluyorlar her şeye, tüm zorluklara rağmen. Daha sonrasında birtakım aksaklıklar çıkıyor. Ancak bu her zaman yaptıkları bir iş olsada bu sefer ki işte çok temkinli ve profesyonelce davranmaları gerekiyor. Yine zamanının ötesinde, zekice en ince ayrıntısına kadar mükemmel kurgulanmış bir film.(filmin ilk sahnesiyle son sahnesinde de Saito var. Dom Cobb ve Saito film boyu arafta kalmışta olabilir. Sonra kendilerini öldürmüş olup uyanıyorlar. Bu da ilginç olabilitesi olan bir teori) Bazı sahnelerde örneğin havada dövüş, kapışma sahnelerinde Matrix filminden esinlenilmiş gibi bir hava aldım. Aynı teknik kullanılmıştı. Rüyanın katmanlarına indikçe, daha da derinleşen bir yapım görüyoruz. Aynı oranda da zorluklar ve daha dikkatle izlenmesi gereken bir yapım çıkıyor ortaya. Paradoks sahneleride kilit noktaydı bence. Müthişti. Ayrıca filmde çalan Edith Piaf'ın müziğinin yavaşlatılmış haliyle Hans Zimmer film müziğini yapmış. Yani arka planda çalan müzikler Hans Zimmer'dan çıkma olsada Edith Piaf Hanımdan esinlenmiş. Nolan'ın en iyi filmi olabilir. Sırf son sahneyi tekrar izlemek için izledim. Harika bir şaheser. (bu arada bende neredeyse 1,5 sene önce gördüğüm net bir rüyayı anlatayım. Rüyamda iki tane hortum oluşuyordu-hoş bulunduğum bölgede hiç hortum olmaz ama-ve bir çöp konteynırı havada uçuşuyordu. Hiçbir rüyayı bunun kadar net görmemişimdir. Filmden bir söz 'rüyalarda da kendimizi bir anda olayların ortasında bulmaz mıyız kendimizi'? Tam bunun gibi değildi ama sanırım sonuç aynı. (Spoiden sanıyorsanız okumayiniz)
"bir rüyanın başlangıcını hiç hatırlamazsın değil mi? Hep rüyanın ortasına düşersin?")
Filmden bir alıntı daha:
- Sadece anlamaya çalışıyorum.
+ Nasıl anlayabilirsin ki? Aşık olmanın ne demek olduğunu biliyor musun? Bir bütünün yarısı olmayı? Sana bir bilmece sorayım. Bir tren bekliyorsun. Seni uzaklara götürecek bir tren. Tren seni nereye götürmeyi umduğunu biliyorsun ama emin değilsin. Ama önemi yok. Bir trenin seni nereye götüreceğini nasıl umursamazsın? Çünkü birlikte olacaksınız.(keşke serisi olsaydı dedirten film)
⚠️spoyler içeren alan⚠️
Bu arada filmin en iyi sahne, sekansı sonu... Bu arada (biliyorum çok fazla bu arada oldu) filmin sonunun neden bu kadar mükemmel olduğunu açıklayayım mı? Buraya kadar okuduğunuza göre filmi izlediğinizi varsayıyorum ve fasla başlıyorum. Filmdeki esas mesele o sonda dönen topacın durup durmaması değildi. Esas mesele Dom'un bir tarafta şeytan(Mall) bir tarafta melek(yani Saito) tarafından yönlendirilmesiydi. Ve son kertede Dom Mall'ı yani şeytanı değil meleği (yani Saito'yu) seçti. Neden mi? Çünkü dikkat ettiyseniz o son sahnede topacın durup durmayacağını umursamamıştı bile ve direkt çocuklarına koşarak sarılmıştı. Yani zihninde yaptığı savaşımda iyiliğin tarafını seçip meleğe inanmaktan yana kullanmıştı tercihini. Yani(biliyorum çok yani olduu xd) içinde bulunduğu dünyanın gerçek olduğuna kendisini inandırmıştı. Filmin esas vurucu noktası buydu. (bu arada Saito arınma manasına geliyor)
Favorilere ne hacet film gönlümüzdeeee ❤️❤️❤️❤️
⚠️SpoilerinSpoileri⚠️ (burayı filmi izlemediyseniz hiç ama hiç okumayınız zira tüm izleme hevesinizi kaçırabilir)
Filmdeki Mall gerçekliğe uyanan tek kişiydi, hatta o malum sekansta kalbinin sesini dinle diyor ve atlıyor ama Dom mantığını dinliyor ve atlamıyor. Yani gerçekliğe uyanan tek kişi Mall'dı ve son.(341 yorumun 341'ine de baktım hiçbiriside Mall'un gerçekliğe uyanan tek kişi olduğunu belirtmemiş muhtemelen bilmediklerinden bu bilgiyi de Saltukhan Ayas'ın o muazzam incelemesinden edindim hadi eyvallah)
Eveet katman katman film analizi incelememizin sonuna geldikk bir sonraki postta görüşmek üzere
Soundtrackı ayrı hoş fantastik anime. Christopher Nolan'ın İnception'ı çekmeye başlamadan önce bu animeden ilham aldığını öğrenince direk izledim. Şimdi spoiler vermek istemiyorum. (kasılmama gerek yokmuş animenin açıklamasında spoiler varmış zaten) O yüzden siz direk izleyin. DC mini adlı bir teknolojik…devamıSoundtrackı ayrı hoş fantastik anime. Christopher Nolan'ın İnception'ı çekmeye başlamadan önce bu animeden ilham aldığını öğrenince direk izledim. Şimdi spoiler vermek istemiyorum. (kasılmama gerek yokmuş animenin açıklamasında spoiler varmış zaten) O yüzden siz direk izleyin. DC mini adlı bir teknolojik aletle psikoterapi alanında hastalara yardımcı olmak üzere rüyalara giriliyor.(psikoterapide yerinde manidar olmuş) Animede şişko bir deha ve yaşlı başkan ve kel adam gibi karakterler var. Unutmadan Konakawa ve Paprika... Anime bana daha önce okuduğum Süpersimetri romanını hatırlattı. Bu arada İnception'daki birtakım sahnelerin buradan alındığı belliydi. Hoş vakit geçirebileceğiniz zamanının ötesinde bir anime. Bir Hayao Miyazaki değil ama fikri yeter.(bu arada animeyi izledikten sonra tekrar detaylıca İnception izleyesim geldi.)
Sevmek benim elimde ama sevilmek diğer kişilerin kendi öz kararları. Kendimi sevdirmek için çaba harcadığım miktarda acı çekeceğim. Çocuklar bizim çocuklarımız değil, yaşamın çocuklarıdır. Biz onlara sadece eşlik ederiz. (stoacılardan tavsiye)
Spoiler içeriyor
Benzer biçimde, donmuş gibi hareketsiz duran, aynı hareketi aynı anda yapan, koşan, sıçrayan, ateş eden, haykıran, genelde de imparator ve kralların zevkle izledikleri ve birbirlerine övündükleri şu güzel geçit törenlerini ve tatbikatları yapan üniformalı insanları gördüğümüzde de aynı şeyleri anlarız.…devamıBenzer biçimde, donmuş gibi hareketsiz duran, aynı hareketi aynı anda yapan, koşan, sıçrayan, ateş eden, haykıran, genelde de imparator ve kralların zevkle izledikleri ve birbirlerine övündükleri şu güzel geçit törenlerini ve tatbikatları yapan üniformalı insanları gördüğümüzde de aynı şeyleri anlarız. İnsandan insanca olan her şeyin alınması ve onun bir makine konumuna getirilmesi; ve tüm bunların ona acı çektirilmeden ya da sert ve acımasızca acı çektirildiği gibi üstelik onu aldatmadan başarılabilecek şey değildir.
Nasıl bir Amerikalı kendi ülkesinin diğer halklar karşısında güçlü ve refah içinde olmasını istiyorsa nu bir İngiliz, Rus, Türk Hollandalı, Habeş, Venezüellalı, Transvaal vatandaşı, Ermeni, Polonyalı, Çek de arzuluyor; bu isteklerin gizlenmesi ve bastırılmasına değil onlarla gurur duyulmasına ve içlerinde geliştirmesi gerektiğine inanıyorlar; eğer bir ülkenin ya da bir halkın gücünün ve refahının başka bir ülkenin ve halkın, bazen de birçok ülkenin ve halkın zarar görmesiyle elde edilmesinden başka bir yol yoksa, savaş kaçınılmaz hale gelir. İşte bu nedenle, savaşın olmaması için vaaz okumak ve barışın olması için tanrıya dua etmek, diğer halkları yönetebilmek için İngilizce konuşan halkları barış içinde yaşamaları konusunda ikna etmek, birbirine karşı ikili ve üçlü birlikler kurmak, prensleri diğer halkların prensesleri ile evlendirmek değil, savaşı yaratan olguyu yok etmek gerekmektedir. Savaşa yaratan şey ise, yurtseverlik olarak adlandırılan, yalnızca kendi halkı için olağanüstü refah arzusudur. Dolayısıyla, savaşı yok etmek için yurtseverliği yok etmek gerekmektedir. yurtseverliği yok edebilmek için her şeyden önce onun kötülük olduğuna inanmak gerekir ve bunu gerçekleştirmek de çok güçtür.
Tolstoy'un 'Savaş ve askerlik üzerine' yazdığı roman. Savaşı kazanmak için tek koşulun moral yani inanç olduğunu vurgulayan yazar; aynı zamanda savaşı da sert bir dille eleştirmekte, yurtseverlik sonlandırılmadıkça savaşın kaçınılmaz olduğunu söylemektedir.
Açıkçası yazarı pek tanımadığımdan (sanırım bir eserini okudum) askerlik hakkında bilgi veriyor sandım ve aldım ama kendisi tam bir savaş karşıtıymış. (savaş ve Barış'ın yazarı olduğundan anlamalıydım)Benim için inanılmaz ufuk açıcı ve bilgilendirici bir kitap oldu. Şiddetle tavsiye ederim.(ayrıca son sayfalarda yazarın savaş temalı eserlerine ve yaptığı eleştirilere dikkat çekilerek kitap sonlanıyor)
Spoiler içeriyor
"İnsana lüzumlu olan tek şey, onu nereye sürükleyeceği belli olmayan hür bir iradedir." Kitapta Dostoyevski, "Yeraltı" diye adlandırdığı bir toplum kişisini anlatıyor. Bu kitabı da çok uzun zaman önce okumuştum. Dostoyevski çok sevdiğim bir yazardır. Tekrar tekrar okunabilecek bir kitap,…devamı"İnsana lüzumlu olan tek şey, onu nereye sürükleyeceği belli olmayan hür bir iradedir."
Kitapta Dostoyevski, "Yeraltı" diye adlandırdığı bir toplum kişisini anlatıyor. Bu kitabı da çok uzun zaman önce okumuştum. Dostoyevski çok sevdiğim bir yazardır. Tekrar tekrar okunabilecek bir kitap, ki bende ilerleyen zamanlarda öyle yapacağım. (bu arada çok sık değil hatta nadiren bir kitabı tekrar tekrar veya ikinci sefere okurum)
Filmin biyografik bir film olduğunu sonuna gelince öğrendim. Film aşk olmadan dram konusunu işlediği için kaliteli ve iyi bir film olduğunu gösteriyor. Polanski yine kaliteli bir film yapmış.
Spoiler içeriyor
Kitabı yeni bitirdim ve şunu söylemeliyim ki kitap her ne kadar özellikle öğrenciler adına yazılmış olsada yetişkin bir bireyinde okuyabileceği bir kitap. Dili zor sanmıştım, gayet akıcı ama bölüm bölüm olduğu ve bazı yerlerde tekrara düştüğü için entelektüel birikimi fazla…devamıKitabı yeni bitirdim ve şunu söylemeliyim ki kitap her ne kadar özellikle öğrenciler adına yazılmış olsada yetişkin bir bireyinde okuyabileceği bir kitap. Dili zor sanmıştım, gayet akıcı ama bölüm bölüm olduğu ve bazı yerlerde tekrara düştüğü için entelektüel birikimi fazla olan ve okumayı seven daha çok sever gibi bir vibe aldım. Kitapta özellikle irade eğitiminde en büyük engel olarak şehvetli düşüncelerden(gündüz düşleri) ve tembellikten yakınılıyor. Bu en büyük engeller karşısında mutlak bir zafer elde etmenin imkansız ama deneyerek direnç göstermenin de bir başarı olduğu söyleniyor.
Kitaptan çok faydalandım ama bana çok kelime de kattı. Buna mukabil şu pasajı buraya atmamda bir sakınca görmüyorum kapanış babında:
Öte yandan gelişimimiz yeniliklere olan ilgisini kaybetmeye başlayıp da hayatın zorlukları gücümüzün sınırlarını bize öğrettiğinde ve sadece şimdi değil, gelecekte monoton göründüğünden hayat gidişini daha da hızlandırır ve geçmiş bir düşe dönüşür ve şimdiki zaman bir yanılsamadan ibaret hale gelir. Tembellik ya da toplumsal yahut iş hayatının zorunluluklarından nasıl üstesinden geleceğini bilmeyenler için bu yanılsama onlara çaresizlik dolu bir his verir. Koşarak kaçan ve iradelerine karşı gelen mahkumlar gibi zincirlerini yanlarında taşırlar. (yanılsamasız bir hayat geçirmemiz dileğiyle)
(kitabın özetini de atabilirdim her zaman yaptığım gibi alıntılarla ama özet yerine bu sözler kitaba olan ilginizi daha da cezbeder diye düşündüm. Gerçekten altı çizilebilecek, çoğu sayfasından neredeyse ayrı ayrı bir ders çıkarılabilecek bir yapıt. Özellikle tefekkür ve eylem hakkında yazdığı yerde güzeldi. Genç yaşta bu kitabı okuyabilirseniz hayatınızı düzene sokmanız daha olası ama dediğim gibi her yaştan insan okuyabilir ve ders çıkarabilir. Ayrıca Cenil Meriç'in etkilendiği kitap bu değil Ethem'in yazdığı terbiye-i iradedir.)