MAYIS AYI ÖZETİ İZLEDİKLERİM: 🔹Friends: The Reunion 🔹Duyguların Rengi OKUDUKLARIM: 🔹Ölüm Bir Varmış Bir Yokmuş 🔹Empedokles'in Dostları ✨446 sayfa✨ Pek verimli geçen bir ay olmadı umarım haziran ayını güzel geçiririm. 🧞♀️
Merhabalar bugün ırkçılığı derinlemesine işleyen bir filmi anlatacağım. The Help yani Türkçe adıyla Duyguların Rengi, 2011 yılında aynı adlı kitaptan uyarlanmış. Kitabını okumadım ama filmi beğendiğim için okuma listeme ekleyeceğim. Neyse filme geçecek olursak Minny ve Aibileen beyazların evinde hizmetçilik…devamıMerhabalar bugün ırkçılığı derinlemesine işleyen bir filmi anlatacağım. The Help yani Türkçe adıyla Duyguların Rengi, 2011 yılında aynı adlı kitaptan uyarlanmış. Kitabını okumadım ama filmi beğendiğim için okuma listeme ekleyeceğim.
Neyse filme geçecek olursak Minny ve Aibileen beyazların evinde hizmetçilik yapan iki kadındır. O zamanlar siyahiler sadece beyazlara hizmet etmek amacıyla yaşıyorlardı ve bu kast sistemi kadar kötüydü.
Üstelik siyahilerin tuvaletleri farklıydı, beyazların kullandığı tabak çanakları kullanamazlar, eğer yemek yaparken tadım kaşığını tekrar yemeğe kullanacak olurlarsa o yemeğin hepsini çöpe atıyorlardı... Ve bunun gibi aşağılayıcı birçok durumu yaşıyorlardı.
Beyaz kadınların tek amacı giyinip süslenmek, arkadaşlarıyla buluşmak ve partiden partiye gitmekti. Hatta bu atmosfere kendilerini o kadar çok kaptırıyorlardı ki kendi cocuklarına bile bakamıyorlardı. O küçük çocuklara siyahi kadınlar dadılık yapıyordı ve çocuklar gerçekten dadılarını anneleri gibi görüyor ve onları çok seviyorlardı fakat evlenip kendi hizmetcilerini tuttuklarında o merhamet yerini gaddarlığa bırakıyordu.
Daha fazla spoi vermek istemediğim için yarıda kesiyor ve bu tarz filmler izlemek istiyorsanız tavsiye ediyorum. İyi seyirler 🌼
Merhabalar bugün yine bir kitapla karşınıza çıkıyorum. En son Ölüm Bir Varmış Bir Yokmuş kitabını okumuştum ve orada ölüm olmasaydı hayatımızda neler olurdu ya da öleceğimiz günü bilseydik psikolojimizin nasıl olacağını mizahi bir şekilde anlatıyordu Jose Saramago. Bu beni çok…devamıMerhabalar bugün yine bir kitapla karşınıza çıkıyorum. En son Ölüm Bir Varmış Bir Yokmuş kitabını okumuştum ve orada ölüm olmasaydı hayatımızda neler olurdu ya da öleceğimiz günü bilseydik psikolojimizin nasıl olacağını mizahi bir şekilde anlatıyordu Jose Saramago. Bu beni çok düşündürmüştü hatta iyi ki ölüm var da acımız bir yerde sonlanıyor demiştim.
Bu romanda ise teknolojinin ilerlemesiyle bir yandan gelişirken bir yandan da sonumuzu getirdiğimiz anlatılıyor. Şu an bile savaşlar sürüyor ve nükleer santrali olan devletlerle iyi anlaşmak zorundayız çünkü hayatımız neredeyse bir tuşa bağlı.
Neyse romana geçecek olursak Atlas Okyanusu kıyısında Antioche adasında Alec ve Evé adında iki kişi yaşıyordu. Bu kişiler kalabalıktan sıkılmış daha doğrusu Evé insanlardan nefret ettiği için Alec ise hem yoğun iş temposundan hem de babasının hayalini gerçekleştirmek için bu adaya yerleşmişti. Bir gün iletişim ağlarının kesilmesiyle iki komşunun yolları kesişti.
Empedokles'in Dostları adıyla anılan bir medeniyet ortaya çıktı ve dünya üzerinde ne kadar nükleer varsa onların ortadan kaldırılmasını istediler çünkü dünyanın sonu geliyordu ve insanlık yok olacaktı. Ayrıca gelişmiş tıp teknolojileriyle insanları hastalıktan kurtaracak bir şifa tüneliyle ortaya çıkmışlardı. Şifa tünelinden geçen kişi hastalığı ne olursa olsun eski sağlığına kavuşuyordu. Bu kitabı okurken Ölüm Bir Varmış Bir Yokmuş kitabını hatırlamamın sebebi buydu çünkü Ölüm Bir Varmış Bir Yokmuş'da insanlar ya hastalıklarıyla sonsuza kadar yaşıyordu ya da öleceği günü bilerek yaşıyordu ama Empedokles'in Dostları'nda ölümsüzlüğü değil, sağlıklı bir uzun yaşam fikri ortaya çıkmıştı ve kim olursa olsun bunu tercih ederdi.
Kitabın karakterlerinden biri olan Amerika'nın devlet başkanı olan Howard Milton, kansere yakalanmıştı ve Empedokles' in Dostları onu tedavi etmek istediler. Çünkü bu medeniyet o kadar iyi niyetli ki insanları iyileştirmek için ellerinden geleni yapıyorlar. Normal şartlarda herhangi bir insan olsaydı bir çıkar sonucunda Başkan Milton' u iyileştirirdi çünkü ellerinde bulunmayacak bir nimet var ve bunu sadece dünya üzerindeki tüm ölümcül silahların kaldırılması şartıyla yapıyorlardı. Başkan Milton ilk başta kabul etmese de eşinin ısrarı hatta halkın ısrarıyla kabul etti. Kıyılarda birçok hastane kuruldu ve insanları da tedavi etmeye başladılar. Böylece sonsuz kuyruklar oluştu.
Fakat Başkan Milton iyileşmiş olmasına rağmen başkanlığa geri dönmedi çünkü yaptığı şeyin etik olmadığını düşünüyor ve istifa etmek istiyordu. Onun yerine geçen başkan vekili ise Milton' un istifasını doğru buluyordu. Başkan Vekili'ne göre şifa tüneli inançlarına tersti. Tanrı'nın onlara biçtiği bir yaşam süresi var ve Empedokles'in Dostları da kendi çaplarında sonsuz yaşamı ortaya çıkarmıştı.
Bir gün bir patlama oldu ve 123 kişi hayatını kaybetti bunların içerisinde Empedokles'in Dostları da bulunuyordu. Bu olaydan sonra ülkeyi terk ettiler. Nereden geldiğini bilmediğimiz gibi nereye gittiklerini bilemedik. Halk büyük bir üzüntüyle karşılandı bu durumu çünkü hastanenin sıralarında bekleyen tonlarca insan vardı ve herkes yaşama umuduyla bekliyordu o sırada. Onlar gidince yaşama umutları da peşlerinden denizin ücra köşelerine gitti.
Genel fikrimi söyleyecek olursam beğenerek okuduğum bir kitaptı. Şu an kötü anlatmış olabilirim hatta yazdıklarımı beğenmedim. Ama kitap güzel şans vermenizi isterim. Kötü anlattıysam da okuduğunuz için teşekkür ederim 🌸💜
" İnsanların körleşme arzusu hep hafife alınır. Var olduğunu bilmek isemiyorlarsa, ömürleri boyunca yanından geçip seni asla görmeyebilirler." #Empedoklesindostları
"...hem gelecek hem de geçmiş ölümü taşıyor, yaşamı taşıyan ise sadece şimdiki zaman, tıpkı güneşi ve sarhoşluğu taşıyan bir üzüm tanesi gibi..." AMİN MAALOUF, Empedokles'in Dostları
Hayatın yollarında hiç durmadan tarihimizin can sıkıcı cesetlerine takılıp sendeliyoruz. Ama geçmişiyle boğuşmaktan usanan insanlık eğer bir gün geleceğiyle karşılaşsa, onu tanıyabilecek mi? Kendini onda bulup, onun güçlü ve sıcak bedenine avuçlarını dayayabilecek mi? AMİN MAALOUF, Empedokles'in Dostları
Herkes için aynı mı geçiyor bilmiyorum ama ben bayramlarda hep misafir ağırlar ve misafirin olmadığı zamanlarda ise ya uyur ya da telefonla ilgilenirdim. Bu sefer boş geçen zamanımı bir şeyler izleyerek geçirmek istedim. Sitcom dizilerinden How I Met Your Mother…devamıHerkes için aynı mı geçiyor bilmiyorum ama ben bayramlarda hep misafir ağırlar ve misafirin olmadığı zamanlarda ise ya uyur ya da telefonla ilgilenirdim. Bu sefer boş geçen zamanımı bir şeyler izleyerek geçirmek istedim. Sitcom dizilerinden How I Met Your Mother dizisi hoşuma gidiyordu yani baştan başlayıp izlememiştim ama kesit kesit görmüştüm. Onun dışında That 70's Show' u izleyip yarıda bırakmıştım ve açıkçası Friends dizisini de sadece duymuştum. Bu şekilde bir bölüm gördüğümde boş zamanımı doldurmaktan başka bir amacım yoktu hem şov gibiydi hem de bazı ünlüleri konuk alacakları için merak etmiştim.
Neyse uzun lafın kısası Friends ekibini 17 yıl sonra tekrar bir araya getiriyorlar ve oyuncular da 10 yıl boyunca çektikleri dizi hakkında yaşadıkları olayları anlatıyorlar. Diziyi izlemediğim için ilk başlarda kimin kim olduğunu anlamam uzun sürdü ama izlememe rağmen duygulandım. Zaten arkadaş temalı dizi ve filmleri çok severim yani hep bir grup arkadaşım olmasını istemiştim ama ne yazık ki kafa dengi birilerini bulamadım 🥺 bu hep içimde bir ukte olarak kaldı. Umarım benim de Friends'teki gibi bir arkadaş grubum olur. Evet kendimi de acındırdığıma göre devam edelim. 😅
Bu bölümde en çok hoşuma giden şey o masada oturup bazı sahneleri tekrar canlandırmaktı sanırım.
Onun dışında güzeldi, diziye başlama sebebim olabilir.
NİSAN AYI ÖZETİM OKUDUKLARIM: ✔️Ölüm Bir Varmış Bir Yokmuş İZLEDİKLERİM: ✔️ Leyla ile Mecnun (ikinci sezon) ✨236 sayfa ✨ Yine bomboş geçen bir ay. Artık eskisi gibi bir şey yapma isteğim yok ve bu durum beni rahatsız etmeye başladı. Eskiden…devamıNİSAN AYI ÖZETİM
OKUDUKLARIM:
✔️Ölüm Bir Varmış Bir Yokmuş
İZLEDİKLERİM:
✔️ Leyla ile Mecnun (ikinci sezon)
✨236 sayfa ✨
Yine bomboş geçen bir ay. Artık eskisi gibi bir şey yapma isteğim yok ve bu durum beni rahatsız etmeye başladı.
Eskiden filim izlerdim kitap okurdum şimdi filmin ilk dakikasında sıkılmaya başlıyorum. Çok meşgul bir insan da değilim yani başka şeylerle uğraşıyorum diyeyim. Tüm gün elimde telefon Instagram YouTube Twitter arasında gidip geliyorum. Sanırım sosyal medya detoksuna başlamalıyım.