kurgusu ve konusu en iyi filmler “film izledikten sonra beyniniz zonkluyorsa, o film iyi yazılmıştır.” —bir sinema manyağı memento (2000) hafızasını 10 dakikada bir kaybeden bir adamın, karısının katilini bulmaya çalışması. olaylar sondan başa doğru anlatılıyor. izleyici olarak sen de…devamıkurgusu ve konusu en iyi filmler
“film izledikten sonra beyniniz zonkluyorsa, o film iyi yazılmıştır.”
—bir sinema manyağı
memento (2000)
hafızasını 10 dakikada bir kaybeden bir adamın, karısının katilini bulmaya çalışması. olaylar sondan başa doğru anlatılıyor. izleyici olarak sen de ne olduğunu unutuyorsun. nolan zekâsının ilk büyük tokadı.
oldboy (2003)
15 yıl boyunca bir odada kilitli tutulan bir adam, serbest bırakıldığında intikam almaya başlar. ama olay o kadar katmanlı ki, final sahnesinde koltuğa çakılı kalırsın.
-- kore sinemasının tokat gibi cevabı: “biz de hikâye anlatmayı biliyoruz.”
the prestige (2006)
iki sihirbaz arasındaki ölümüne rekabet. film, kendisi bir sihirbazlık numarası gibi kurgulanmış. her izleyişte başka bir detay yakalıyorsun. son sahne, “bir ilüzyon ne zaman gerçektir?” dedirtiyor.
coherence (2013)
tek mekân, 8 kişi, bir kuyruklu yıldız geçişi. paralel evrenler, zaman kırılmaları, kim gerçek kim kopya belli değil. düşük bütçeyle yüksek zihin oyunu.
“bunu yazan kimse, kesin bilimkurgucu değil fizikçi” dedirten film.
triangle (2009)
loop içinde loop. gemiye çıkan karakterlerin kaderi sonsuz bir döngüye hapsoluyor. kendini öldürenin kendin olduğu yer. finaldeki çekiç gibi sahne unutulmaz.
enemy (2013)
jake gyllenhaal'un iki karakteri canlandırdığı bu film, freudyen altmetniyle rüya içinde rüya gibi. örümcek sembolizmi, kafka'vari atmosfer ve “ben kimim?” sorgusu.
villeneuve'un “az kişi anlasın ama çok kişi sarsılsın” projesi gibi.
the machinist (2004)
1 yıldır uyumamış bir adam. hayal mi görüyor, yoksa biz mi onun halüsülasyonuyuz? zihin oyunları + travma çözülmesi = net beyin yakar.
bale'in 28 kilo verip gerçek anlamda “kaybolduğu” film.
synecdoche, new york (2008)
charlie kaufman'ın beyninin içine girip yön kaybetmek istersen, tam yeri. bir adam hayatının tiyatrosunu yaparken aslında hayatını kaybediyor. sahnede şehir kurup, kendini tekrar tekrar oynuyor.
felsefi, ağır, ama büyüleyici.
fight club(1999)
zaten spoiler vermeden yazmak zor. tüketim kültürü, kimlik, delilik, her şey içinde. twist'i artık bilmeyen yok ama kurgu hâlâ derslik.
the sixth sense(1999)
“çocuk ölüleri görüyor” diye basit bir korku filmi gibi başlayıp, finalde her şeyi tersyüz eden ustalık eseri.
bir kez izlenir, ama hep hatırlanır.
primer (2004)
“time travel” temasıyla yapılmış, en matematiksel film. iki mühendis bir zaman makinesi yapıyor ama olaylar fibonacci dizisi gibi karmaşıklaşıyor.
anlamak için not almak gerek. iki defa değil, üç defa izlemelik.
donnie darko (2001)
zaman, kader, paralel evrenler ve bir dev tavşan. amerikan banliyösünde geçen ama felsefesi quantum seviyesinde bir iş.
jeneriği biterken yüzünüzde şu ifade olur: “noldu ya şimdi?”
perfect blue (1997) – anime
japon psikolojik gerilim animesi. bir pop idolünün kimlik çözülmesi. gerçek ile halüsinasyonun iç içe geçişi.
aronofsky'nin black swan'ına ilham olmuştu. ama bu çok daha hasta.
mr. nobody (2009)
jared leto'nun her olasılığı yaşadığı bir hayat hikayesi. “seçim yapmazsan her şeyi yaşarsın” felsefesiyle dolu.
görsel şölen + çoklu anlatı + varoluşsal sancı = sanat.
the man from earth (2007)
bir adam, dostlarına aslında 14.000 yaşında olduğunu söylüyor ve hiçbir efekt, aksiyon olmadan, sadece konuşarak sizi beyninizle baş başa bırakıyor.
kurgu: tek mekân, bol felsefe, maksimum etkileyicilik.
closer (2004)
dört kişi, bir yalan girdabı içinde sürekli yer değiştiriyor. ilişki anatomisi, dürüstlük, ihanet ve arzu üzerine keskin diyaloglar.
film değil, adeta duygusal satranç oyunu.
incendies (2010)
denis villeneuve'den bir diğer zihin yakan kurgu. annesinin geçmişini araştıran kardeşlerin bulduğu gerçek, kalp krizi etkili.
ortadoğu trajedisi + yunan trajedisi + modern kurgu.
the double(2013)
dostoyevski'nin romanından serbest uyarlama. aynı anda hem var olup hem yok olmak nedir sorusunu soruyor. jesse eisenberg çift karakterli. david lynch sevenlere.
el hoyo// the platform (2019)
dikey bir hapishanede geçen, sınıf sistemi üzerine ağır bir alegori. minimal mekânda maksimum metafor.
kurgusu basit görünür ama alt metni derindir: paylaşmazsan aç kalırsın, ama paylaşırsan ölürsün.
her biri, “bitince 10 dakika sessizlik” garantili.
Yasaklı filmler salo, or the 120 days of sodom (1975) – pier paolo pasolini faşizmin sapkınlığına ayna tutan, işkence, dışkı yeme ve cinsel şiddetle dolu bu film; birçok ülkede yasaklandı. hâlâ bazı ülkelerde gösterimi mümkün değil. sanat mı? hastalık mı?…devamıYasaklı filmler
salo, or the 120 days of sodom (1975) – pier paolo pasolini
faşizmin sapkınlığına ayna tutan, işkence, dışkı yeme ve cinsel şiddetle dolu bu film; birçok ülkede yasaklandı. hâlâ bazı ülkelerde gösterimi mümkün değil. sanat mı? hastalık mı? tartışması hâlâ sürüyor.
a serbian film (2010) – srdan spasojevic
devletin halk üzerindeki şiddetini anlatmak için pedofili ve nekrofili dâhil her şeyi kullanan bir film. o kadar uçta ki, bazı ülkeler “bu filmi gösterenin ruh sağlığı incelenmeli” dedi.
in the realm of the senses(1976) – nagisa oshima
gerçek seks sahneleri, boğulma fantezisi ve fallus kesilmesiyle meşhur japon yapımı. erotizmin en uç noktası. japonya'da bile sansürlü kopya gösterildi.
cannibal holocaust (1980) – ruggero deodato
amazon ormanlarında geçen, hayvan ölümleri ve “gerçek sanılan” cinayet sahneleri yüzünden yönetmeni gözaltına aldıran film. kurmaca ile gerçek arasındaki sınırları bulanıklaştırdı.
the last temptation of christ (1988) – martin scorsese
isa'nın şüpheleri, arzuları ve insan halleri üzerine kurgulanan bu film; dini otoritelerin hedefi oldu. bazı ülkelerde sinemalar yakıldı, hâlâ tartışmalı.
baise-moi (2000) – virginie despentes & coralie trinh thi
tecavüze uğradıktan sonra erkekleri öldürerek intikam alan iki kadının öyküsü. hardcore seks + şiddet birleşimi yüzünden fransa'da bile sansüre uğradı.
i am curious (yellow) (1967) – vilgot sjöman
sosyalizm, cinsellik ve kilise karşıtlığı bir arada. isveç'ten çıkmasına rağmen abd'de mahkemelik oldu. seks ve politika bir arada olunca kıyamet kopuyor.
ken park (2002) – larry clark
ergenlerin cinselliğini açık açık gösteren bu film, abd'de dağıtım bile bulamadı. mastürbasyon, oral seks ve aile içi şiddet sansür kurbanı yaptı.
sweet movie (1974) – dušan makavejev
içinde dışkı yeme, süt banyosu, dev penis heykeli ve politik taşlama var. seksle devrimi birleştirmeye çalışan bu film birçok ülke için “fazla kafadan”.
tumbling doll of flesh (1998) – tamakichi anaru
gerçek şiddet gibi görünen sahneleriyle japonya yeraltı sinemasının en sert örneklerinden. izleyenlerin çoğu sonunu getiremiyor. psikolojik sınırları zorluyor.
1. yılmaz güney filmleri gerçekten mafya parasıyla mı çekildi? gerçek: bazı filmler için finansman bulmakta zorlanan yılmaz güney, gerçekten de anadolu'daki güçlü yerel ağlardan ve kimi “yeraltı” figürlerinden destek aldı. ancak bu durum, onu “mafya yönetiyor” gibi göstermek için abartıldı.…devamı1. yılmaz güney filmleri gerçekten mafya parasıyla mı çekildi?
gerçek: bazı filmler için finansman bulmakta zorlanan yılmaz güney, gerçekten de anadolu'daki güçlü yerel ağlardan ve kimi “yeraltı” figürlerinden destek aldı. ancak bu durum, onu “mafya yönetiyor” gibi göstermek için abartıldı. güney'in sineması her zaman politikti ve bu ilişkiyi çıkar değil, “karşılıklı yarar” şekillendirdi.
2. filiz akın ve türkan şoray yıllarca konuşmadı.
gerçek: aralarında ciddi bir kavga ya da düşmanlık olmamış, ancak rekabet ve kıskançlık söylentileri dönemin basını tarafından köpürtülmüştür. türkan şoray“sultan” olarak öne çıkarken, filiz akın daha “modern ve avrupai kadın” profiliyle konumlanmıştı. bu fark, halk arasında bir “kamplaşma” gibi algılandı.
3. sadri alışık, “turist ömer” karakteri yüzünden hayatı boyunca alay konusu oldu.
gerçek: evet. sadri alışık bu karakterle özdeşleştiği için birçok ciddi projede yer almakta zorlandı. oysaki çok yönlü bir oyuncuydu. kendi deyimiyle, “millet gülsün diye ömrüm geçti ama ben bazen ağlamak istiyordum.”
4.cüneyt arkın dövüş sahnelerinde `dublör kullanmazdı.
gerçek: doğru. özellikle 1970'lerde yaptığı dövüş ve aksiyon sahnelerinin tamamına yakını kendi beden performansıdır. cüneyt arkın tıp eğitimi almış, dövüş sporlarına hâkim bir oyuncuydu. bu sahnelerde birçok kez ciddi şekilde yaralanmıştır.
5. belgin doruk, sezai karakoç'a âşıktı.
gerçek: belgin doruk'un, gençlik yıllarında edebiyatçı sezai karakoç'a mektuplar yazdığı iddia edilir. karakoç bu mektuplara hiç yanıt vermemiştir. bu hikâye net belgelerle kanıtlanamamıştır ama çok konuşulmuştur. belgin doruk'un melankolik yapısı bu söylentiyi beslemiştir.
6. zeki müren ve bülent ersoy kavgalıydı.
gerçek: evet. özellikle bülent ersoy'un sahne aldığı dönemlerde zeki müren onun “tavrını” beğenmediğini dile getirmiştir. aralarında gerçek bir mesafe olduğu bilinmektedir. hatta zeki müren, “erkek gibi kadın değil, kadın gibi adam ister sahne” demiştir.
7. şener şen aslında tiyatro kökenlidir ve yeşilçam'a sonradan geçmiştir.
gerçek: doğru. şener şen uzun süre tiyatro sahnelerinde oynamış, bir dönem öğretmenlik de yapmıştır. sinemaya geçmesi gecikmeli olmuştur. babası ali şen de usta bir oyuncuydu ama oğlunun onun gibi bir sinema oyuncusu olmasına önce karşı çıkmıştır.
8. “süt kardeşler” setinde gerçekten cin çağrıldı.
gerçek: tamamen uydurma. filmin içinde geçen “gulyabani” sahneleri, halk arasında “gerçekten cin çağırdılar” efsanesine dönüşmüştür. ama film tamamen mizahi bir dille çekilmiştir ve sette böyle bir olay yaşanmamıştır.
9. müjde ar'ın cesur sahneleri yüzünden ailesi onu reddetti.
gerçek: kısmen doğru. özellikle 1980'lerde erotik dram türündeki filmleri (aşk-ı memnu, dağınık yatak, fahriye abla) ile “kadın cinselliğini” beyazperdeye taşıyan müjde ar, büyük tepki gördü. ailesi onu reddetmese de uzun süre bu filmlerden dolayı baskı gördü. ancak annesi aysel gürel, her zaman kızının arkasında durdu.
10. yeşilçam'da birçok oyuncu açlık sınırında yaşadı.
gerçek: kesinlikle doğru. birçok tanınan oyuncu kamera arkasında yokluk içindeydi. filmler peşin para vermezdi, oyuncular setten sete koşturur, kira ya da yemek parası bulamazdı. lüks yaşam sadece perdedeydi.
11. kemal sunal uçak korkusu nedeniyle yıllarca yurtdışına gidemedi.
gerçek: evet. kemal sunal'ın ciddi bir uçak fobisi vardı. bu yüzden yurtdışı festivallere, ödül törenlerine gitmekten kaçınırdı. ne acıdır ki, 2000 yılında bindiği uçakta (trabzon'a giderken) kalp krizi geçirerek hayatını kaybetti.
12. türkan şoray'ın “öpüşmeme kanunu” yoktu, bu bir reklam stratejisiydi.
gerçek: kısmen doğru. “türkan şoray kanunları” olarak bilinen kurallar listesinin büyük kısmı kendisinin değil, yapımcıların ve menajerlerin yönlendirmesiyle ortaya çıkmıştır. öpüşme yasağı da bir dönem halkla ilişkiler stratejisiydi. zamanla bu kurallardan vazgeçmiştir.
13. kartal tibetaslında dövüş sahnelerinde yeteneksizdi, yerine dublör kullanılırdı.
gerçek: evet. kartal tibet yakışıklılığı ve mimik oyunlarıyla öne çıkarken, dövüş sahneleri genellikle dublörle çekilmiştir. dönemin “aksiyon yıldızı” imajına sahip olsa da, sahne arkasında cüneyt arkınkadar fiziksel performansı yoktu.
14. tarık akan, “hababam sınıfı”nı ilk başta kabul etmek istemedi.
gerçek: doğru. tarık akan başlangıçta bu filmin kariyerine zarar vereceğini düşündü. daha önce ciddi romantik roller üstlenmişti. ancak ertem eğilmez'in ısrarı ve senaryonun gücüyle ikna oldu. bugün bile “damat ferit” karakteriyle hatırlanıyor.
15. ahmet mekin, “selvi boylum al yazmalım”daki rolünü istemeyerek oynadı.
gerçek: doğru. ahmet mekin, bu filmdeki karakterin “fazla duygusal ve pasif” olduğunu düşünüyordu. ancak senaryo onu etkiledi. filmin yıllar sonra kültleşmesiyle, bu rol kariyerinin dönüm noktası oldu.
16. `ferdi tayfur aslında yeşilçam'ın en çok film çeken isimlerinden biri.`
gerçek: evet. şarkıcı kimliğiyle öne çıksa da ferdi tayfur, 1970'lerin sonlarında yeşilçam'da neredeyse her yıl 4-5 film çevirdi. filmleri özellikle taşra sinemalarında rekorlar kırdı. hatta birçok kasabada “ferdi filmleri haftası” olurdu.
17- . yeşilçam'da erotik film furyası başladığında birçok ünlü oyuncu sahte isimle oynadı.
gerçek: kesinlikle doğru. 1974–1980 arasında erotik furyada rol alan birçok oyuncu, afişlerde takma ad kullandı. “yıldız kenter”, “figen han”, “ayşe gül” gibi uydurma isimlerle tanıtıldılar. aralarında sonradan tanınmış olanlar da vardı.
18. badi (1983), e.t. filminden çalıntıydı.
gerçek: evet. badi, steven spielberg'in e.t.'sine açık bir “kopya”ydı. kostüm, hikâye, karakter neredeyse aynıydı. bu, dönemin telif yasalarının zayıflığından faydalanılarak çekildi. film, yıllar sonra kültleşti ama hâlâ utançla anılır.
19. kadir inanırbir dönemde politikaya girmeyi ciddi ciddi düşündü.
gerçek: doğru. 90'larda siyasete girme teklifleri aldı, bazı sol partilerle görüştü. ancak oyunculuğun daha etkili bir platform olduğunu düşünerek vazgeçti. toplumsal içerikli filmlerle mesaj vermeye devam etti.
20. yılmaz güney, “yol” filmini hapishaneden yönetti.
gerçek: evet. şerif görenteknik yönetmen olarak seti yönetmiş olsa da, senaryo, planlar ve tüm yönlendirmeler yılmaz güney tarafından cezaevinden verilmiştir. bu, dünya sinema tarihinde eşine az rastlanır bir olaydır.
21. `bazı yeşilçam oyuncuları gerçekten figüran olarak açlıktan bayılıyordu.`
gerçek: dönemin set ortamları ilkel ve düzensizdi. figüranlara yemek verilmezdi, ücretleri de çok düşüktü. özellikle kalabalık sahnelerde uzun süre bekleyen birçok figüran setlerde açlıktan bayılmış, bazen hastaneye kaldırılmıştır. bu hikâyeler dönemin gazete arşivlerinde bile yer aldı.
22. “ağır roman`” filminde oynayan bazı yan karakterler gerçekten sokaklardan seçildi.
gerçek: uğur yücel ve mustafa altıoklar bu film için dönemin kenar mahallelerinden gerçek “mahallenin delikanlılarını” oynatmıştır. hatta bazıları filmin ardından hapse girmiştir. bu yöntemle film daha “otantik” hale getirilmek istenmiştir.
23. `bazı yeşilçam filmleri sansürlenmemek için sahte senaryo gönderirdi.`
gerçek: özellikle 70'li yıllarda erotik ve politik filmlerde sansür kurulu “kandırılmak” zorundaydı. yönetmenler gerçek senaryoyu kurula vermez, makyajlı ya da değişik bir versiyon sunardı. filmler sansürden geçtikten sonra setlerde asıl metin çekilirdi.
24. erdoğan tokatlı'nın çektiği “maden” filmi sırasında sendikalar tehdit aldı.
gerçek: “maden” (1978), işçi hakları ve sömürüyü doğrudan anlattığı için çok tepki gördü. film seti gizli tutuldu, bazı sahneler kaçak çekildi. filmin yayına girmemesi için dönemin bazı sermaye çevreleri baskı yaptı.
25. bazı yeşilçam kadın oyuncuları, `rol almak için gerçekten “evlilik teklifine” zorlandı.`
gerçek: setlerde, özellikle genç ve yeni kadın oyuncular, yapımcı ya da güçlü erkekler tarafından evlilik ya da özel ilişki karşılığında rol tekliflerine maruz kaldı. bu durum bir sır değil, yeşilçam'ın “karanlık bilinen” ama kimsenin konuşmadığı yönlerinden biri.
26.bazı erotik filmler aslında gizlice pornografik` versiyonlar için iki ayrı setle çekildi.
gerçek: 1970'lerin sonlarında aynı film, biri sinema salonlarına uygun “hafif versiyon”, diğeri kapalı devre gösterim için daha cüretkâr sahnelerle iki versiyon halinde çekiliyordu. bu versiyonlar “batı almanya'ya” gönderilirdi.
27. ferhan şensoy, yeşilçam'a teklif almasına rağmen reddetti.
gerçek: ferhan şensoy, birçok filmden teklif aldı ama “sinemanın ruhunu bulamadığını” söylediği için kabul etmedi. o, tiyatroyu ve metin üzerindeki hakimiyetini daha değerli buluyordu.
28. `bazı yeşilçam jönleri eşcinsel olduğu halde evlilik yaptılar.`
gerçek: dönemin baskı ortamında, bazı erkek oyuncular magazin baskısından korunmak için “imaj evlilikleri” yaptı. bu ilişkiler genellikle kısa sürdü, boşandıktan sonra sessiz bir yaşam tercih ettiler. medyada bu konuda açık yazı yazmak yasaktı.
29. zeki alasya ve metin akpınar, bir dönem devlet tarafından izlendiler.
gerçek: özellikle 12 eylül öncesinde yaptıkları politik hicivler, devletin dikkatini çekti. birçok skeçleri sansürlendi. “kim bu adamlara bu sözleri yazıyor?” diye soruşturma açıldığı bilinir.
30. yerli bilimkurgu “turist ömer uzay yolunda”, aslında korsan star trek'ti.
gerçek: 1973 yapımı bu filmde “star trek” karakterleri birebir kopyalanmış, izinsiz kullanılmıştır. dönemin türkiye'sinde telif hukuku yok denecek kadar zayıftı. ama bu film sonradan dünyada “kült korsan yapım” olarak tanındı.
1. marilyn manson, “wonder years” dizisindeki çocuk oyuncuydu. gerçek: hayır. bu söylenti yıllarca yayıldı ama doğru değil. marilyn manson (brian warner) hiçbir zaman o dizide oynamadı. dizideki çocuk oyuncu josh saviano'ydu ve hukuk okudu. 2. walt disney'in cesedi donduruldu. gerçek:…devamı1. marilyn manson, “wonder years” dizisindeki çocuk oyuncuydu.
gerçek: hayır. bu söylenti yıllarca yayıldı ama doğru değil. marilyn manson (brian warner) hiçbir zaman o dizide oynamadı. dizideki çocuk oyuncu josh saviano'ydu ve hukuk okudu.
2. walt disney'in cesedi donduruldu.
gerçek: efsane ama yanlış. walt disney öldüğünde bedeni yakıldı. kriptonik dondurma (cryonics) hayranları bu söylentiyi yaydı ama resmi kayıtlar açık: külleri glendale, kaliforniya'da bir mezarlıkta.
3. the exorcist(şeytan) çekimlerinde lanet vardı.
gerçek: film setinde bazı garip kazalar olmuş olabilir (yangın, ölümler), ama olaylar fazlasıyla abartıldı. bu da filmi daha gizemli ve korkunç göstermek için medya tarafından köpürtüldü.
4. poltergeist filmindeki iskeletler gerçekti.
gerçek: evet! bu garip ama doğru. 1982'deki poltergeist filminde kullanılan bazı insan iskeletlerinin gerçek olduğu sonradan ortaya çıktı. çünkü o dönemde plastik modellerden daha ucuzmuş. bu yüzden film gerçekten ürkütücü.
5. stanley kubrick, ay'a iniş görüntülerini sahneledi.
gerçek: komplo teorisyenlerinin efsanesi. ay'a inişin sahte olduğu ve görüntülerin kubrick tarafından çekildiği iddiası kanıtsızdır ve defalarca çürütülmüştür. ama bu efsane hâlâ bazı çevrelerde dolaşır.
6. sylvester stallone öldü/sakat kaldı söylentileri – rambo & rocky döneminde.
gerçek: stallone'nin bazı sahnelerde ciddi şekilde yaralandığı doğru (özellikle rocky iv'te kalp durmasına yakın bir darbe aldı), ama uzun süre hayatta olmadığı ya da felç geçirdiği gibi söylentiler uydurmaydı.
7. the ring (halka) filmini izleyen insanlar ölü bulundu.
gerçek: tamamen uydurma. japon versiyonu (ringu) ve amerikan remake'i sonrası bu tür söylentiler özellikle internette yayıldı. ama hiçbir gerçek kayda dayanmıyor.
8. the wizard of ozsetinde biri kendini astı.
efsane: filmdeki orman sahnelerinden birinde arkada bir “cücenin” kendini astığı ve bunun videoya yansıdığı söylenir.
gerçek: tamamen uydurma. görüntüdeki gölge, setteki büyük bir kuşun (turna) hareketidir. bu sahne dijital restorasyonlarla incelendi ve “intihar” izine rastlanmadı.
9. james dean'in arabası lanetlidir.
gerçek: kısmen doğru, kısmen efsaneleşmiş. dean'in 1955'te kaza yaparak öldüğü “little bastard” adlı porsche 550 spyder, sonrasında başka kazalara karıştı. ama lanet olduğu iddiası abartılı. aslında parçaları birçok kişiye satılmıştı ve bazıları kazalara karışınca efsane doğdu.
10. titanic filminde “gerçek bir hayalet” göründü.
efsane: filmdeki bir sahnede arkada “belirsiz bir silüet” olduğu ve bunun titanik'te ölen birinin ruhu olduğu söylenir.
gerçek: bu tamamen lens yansıması ve ışık-gölge oyunundan ibaret. ama paranormal hayranlar bunu yaymayı çok seviyor.
11. brandon lee, the crow filmini çekerken gerçekten öldü ve filmde bu sahne yer aldı.
gerçek: evet, brandon lee gerçekten sette öldü. boş olması gereken bir silahta gerçek mermi parçaları kalmıştı. ama onun ölüm anı filmde yer almıyor, o sahne hemen silinip film başka çekimlerle tamamlandı.
12. “three men and a baby” filminde hayalet çocuk görünüyor.
efsane: bir sahnede perdenin arkasında duran “hayalet çocuk” görüldüğü iddia edildi.
gerçek: o görüntü, filmin setinde unutulan bir karton makettir. başrol oyuncusu ted danson'ın eski bir reklam afişi. ama bu hikâye hâlâ “gerçekmiş” gibi anlatılır.
13. disney filmlerinde gizli cinsel imgeler var.
gerçek: bazı disney animasyonlarında (özellikle eski vhs versiyonlarında), dikkatli bakıldığında cinsel çağrışım yapan detaylar olduğu iddia edildi. bazıları gerçekten fark edilmeden girmiş olabilir (örneğin küçük deniz kızı'nın afişindeki kale), bazılarıysa bilinçli “çalışan şakası” olabilir.
ama disney bu tarz içerikleri zamanla temizledi ve çoğu iddia abartılmıştı.
14. stan lee, marvel karakterlerinikendi başına yarattı.
efsane: genellikle stan lee tüm marvel karakterlerinin yaratıcısı olarak anılır.
gerçek: o, büyük bir katkı yapmıştır ama çoğu karakter jack kirby ve steve ditko gibi sanatçılarla birlikte yaratıldı. lee daha çok fikir babası ve hikâye anlatıcısıydı. bu, marvel'in yıllarca pazarladığı bir “yaratıcı miti”dir.
“Hayat, çoğu insan için bir seçim değil, bir dayanma sürecidir.” Dışarıdan bakıldığında insanlar sanki hayatlarını kendileri seçmiş gibi görünür: işi, eşi, yaşam tarzı, evi… Ama içlerine girdiğinde görürsün ki çoğu, şartlara göre şekil almış, mecbur kalmış, vazgeçmiş ya da unutmuş.…devamı“Hayat, çoğu insan için bir seçim değil, bir dayanma sürecidir.”
Dışarıdan bakıldığında insanlar sanki hayatlarını kendileri seçmiş gibi görünür: işi, eşi, yaşam tarzı, evi… Ama içlerine girdiğinde görürsün ki çoğu, şartlara göre şekil almış, mecbur kalmış, vazgeçmiş ya da unutmuş. Hayal kurmak yerine idare etmeyi, sevmek yerine katlanmayı, yaşamak yerine sadece sürdürmeyi öğrenmişlerdir.
Bu insanlar sabah uyanır, işe gider, döner, televizyon izler, uyur. İçlerinde çoktan ölmüş biriyle yaşamaya devam ederler. Çünkü sistem, sorgulayan değil, katlanan insan ister.
Gerçek şu ki: çoğu insan yaşadığını sanır, aslında sadece tükeniyordur. Ve bu, büyük kalabalıkların ortak trajedisidir.
“İyilik, çoğu zaman karşılık bulmadığı gibi, zayıflık sanılır.” Toplumda “iyi olmak” hep yüceltilir; ama gerçek dünyada iyi insanlar çoğu zaman kullanılır, kenara itilir ya da anlaşılmaz. Çünkü iyilik sessizdir, gösterişsizdir. Ama acımasızlık, bencillik ve oyunbazlık daha “etkili” görünür. Sonuçta insanlar…devamı“İyilik, çoğu zaman karşılık bulmadığı gibi, zayıflık sanılır.”
Toplumda “iyi olmak” hep yüceltilir; ama gerçek dünyada iyi insanlar çoğu zaman kullanılır, kenara itilir ya da anlaşılmaz. Çünkü iyilik sessizdir, gösterişsizdir. Ama acımasızlık, bencillik ve oyunbazlık daha “etkili” görünür. Sonuçta insanlar çoğu zaman en çok bağıranı, en çok alanı, en az düşüneni “başarılı” sanır.
Gerçek şu ki, birine kırmadan doğruyu söylemek, elini uzatmak, içten olmak… Bunlar bu dünyada değer görmekten çok, seni hedef hâline getirir. En acı tarafı da: insanlar çoğu zaman, iyiliğini en çok hak etmeyenler için kendilerini harcarlar.
Yani iyilik, romantize edilir ama çoğu zaman yalnız bırakır. Çünkü gerçek dünyada, merhametli olmak cesaret değil, delilik gibi algılanır.
“Zaman sadece geçmez; bizi yavaşça elimizden alır.” İnsanlar genelde zamanı ileriye doğru akan bir nehir gibi düşünür: geçip giden, ardında anılar bırakan bir şey. Ama aslında zaman, sadece geçmekle kalmaz; seni senden, sevdiklerinden, hayallerinden, gücünden, bedeninden, hatta bazen kim olduğunu…devamı“Zaman sadece geçmez; bizi yavaşça elimizden alır.”
İnsanlar genelde zamanı ileriye doğru akan bir nehir gibi düşünür: geçip giden, ardında anılar bırakan bir şey. Ama aslında zaman, sadece geçmekle kalmaz; seni senden, sevdiklerinden, hayallerinden, gücünden, bedeninden, hatta bazen kim olduğunu sandığından uzaklaştırır. En sessiz, en nazik ama en kesin hırsızdır zaman. Gençken fark edilmez. Ama bir bakmışsın, ödenmemiş cesaretlerin, yarım kalmış sevgilerin, ertelenmiş tutkuların mezarlığı olmuşsun.
Acı çünkü çoğu kişi bunu fark ettiğinde geç kalmıştır. Gerçek çünkü her birimiz bu sürecin içindeyiz, fark etsek de etmesek de.