Nefret ettiğim bir şey daha varsa, o da insanların kendinizi berbat hissettiğinizi bildikleri halde neşeyle hatırınızı sorup “iyiyim” demenizi beklemeleridir. “Berbat hissediyorum.” Sırça fanus-slyvia plath
“Bir kadının bir tek temiz yaşantısı olması gerektiği oysa bir erkeğin biri temiz öteki kirli iki yaşantısı olabileceği düşüncesi beni çileden çıkarıyordu.” “Ne var ki ben erkeklere herhangi bir biçimde hizmet etme fikrinden nefret ediyordum.” Yer inanılmaz derecede güvenli gelmişti.…devamı“Bir kadının bir tek temiz yaşantısı olması gerektiği oysa bir erkeğin biri temiz öteki kirli iki yaşantısı olabileceği düşüncesi beni çileden çıkarıyordu.”
“Ne var ki ben erkeklere herhangi bir biçimde hizmet etme fikrinden nefret ediyordum.”
Yer inanılmaz derecede güvenli gelmişti. Zaten düştüğüm ve daha fazla düşemeyeceğimi bildiğim için rahattım.
Sırça fanus-Sylvia Plath
hayatımı önümde duran bir incir ağacı olarak gördüm. her dalın ucunda, bir mor incir gibi, harika bir gelecek parlıyordu. bir dalda harika bir eş ve mutlu bir evlilik vardı, diğerinde ünlü bir şair, bir başka dalda parlak bir akademisyen, öbüründe…devamıhayatımı önümde duran bir incir ağacı olarak gördüm. her dalın ucunda, bir mor incir gibi, harika bir gelecek parlıyordu. bir dalda harika bir eş ve mutlu bir evlilik vardı, diğerinde ünlü bir şair, bir başka dalda parlak bir akademisyen, öbüründe müthiş bir editör, daha ileride avrupa ve afrika’da seyahatler, başka bir yerde başarılı bir yazar, annelik, harika arkadaşlıklar… her incir bana göz kırpıyor ve beni çağırıyordu ama ben orada, ağacın altında, hangisini seçeceğimi bilemeden öylece oturuyordum. birini seçsem, diğer tüm incirlerden vazgeçmiş olacaktım. hepsini istiyordum ama karar veremedikçe incirler olgunlaştı, karardı, kurudu ve birer birer önüme düştüler.
Sabahın köründeyiz Ve ben sessizlik içinde dışarıyı izliyorum. Burası artık benim günlüğüm gibi oldu. İçimden geçenleri buraya dökmek bana gerçekten iyi geliyor.bir gün benide ne kafa açtın ya diyip kovucaksınız biliyorum olsun bende bu konuda pek gurur yoktur .gitmem zaten…devamıSabahın köründeyiz Ve ben sessizlik içinde dışarıyı izliyorum.
Burası artık benim günlüğüm gibi oldu. İçimden geçenleri buraya dökmek bana gerçekten iyi geliyor.bir gün benide ne kafa açtın ya diyip kovucaksınız biliyorum olsun bende bu konuda pek gurur yoktur .gitmem zaten istenmeyen ot gibiyimdir hemen beliririm olmadık yerde yinede valizim köşede hep hazır bekliyor
Ben hep melankolik biriydim. Sessiz, sakin ve biraz da içe dönük.etrafım tarafından depresifliğimle ünlüyümdür.iç karartıcı şarkılar filmler kitaplar okumayı severim.
bu zamana kadar her şeyi içime attım İnsanlara söyleyemediklerimi hep sustum kendime bile itiraf edemediğim şeyleri hep köşeye attım.hiçbişey yok gibi davrandım.kırılsam belli etmedim kızsam belli etmedim.beni dışarda görseniz uysal fino köpeklere benzetirsiniz öyle biriyim iyi kız olmak hayatımın bir numaralı kuralına uymak için kendimden çok ödün verdimhayatımın içinede o kural etti doğrusu.ha bu arada sizce iyi kız olmak ne demek çünkü ben bu hayatta hiç bunun cevabını bulamadım.bunu tartışabiliriz.yinede yetemedim kimseye.Hayatı uzun zamandır sanki her an ölebilecekmişim gibi yaşıyorum. Belki de bu yüzden, öldüğüm gün insanlar beni iyi hatırlasın istedim. Kırmadan, üzmeden, kimsenin yükü olmadan yaşamaya çalıştım.ne derlerse hep yaptım ki öldüğümde iyi kız olarak hatırlanayım
Ama son zamanlarda başka bir şeyi fark ediyorum.
Bir gün benim de gerçekten öleceğimi
Ve aklıma şu geliyor:
Madem bir gün ben de gideceğim, o hâlde insanlar bana da kibar davranmalı. Ben de incinirim. Benim de kalbim kırılır. Benim de güzel bir sözü duymaya ihtiyacım var. Sırf sessiz olduğum kırıldığım kızdığım zaman belli etmiyorum sessizleşiyorum diye yok görülmek istemiyorum.Ben de görülmek, anlaşılmak ve olduğum hâlimle kabul edilmek istiyorum.
Neyse dediğim gibi Hayatta hiçbir zaman gerçekten zevk almayı tam anlamıyla öğrenemedim. Güldüğüm anlar oldu elbette ama içimde hep eksik kalan bir şey vardı. Sanki hayatı herkes dolu dolu yaşarken ben hep biraz uzaktan izledim.
Yalnızlık ise hep kaçtığım ama aynı zamanda sığındığım köşem oldu. İnsanlardan uzaklaştıkça kendime yaklaştığımı sandım. Oysa kendimle baş başa kaldığım her an, zihnim daha fazla konuşmaya başladı.
Çok düşünüyorum.
Belki gereğinden fazla.
Geçmişi düşünüyorum, geleceği düşünüyorum, olabilecekleri, olamayacakları düşünüyorum. Bazen tek bir cümleyi saatlerce zihnimde çevirip duruyorum. Sessizlik bana huzur vermesi gerekirken, bazen en gürültülü yer hâline geliyor.
Belki de kendimle kavgam bu yüzden.
Çünkü insan en çok, susturamadığı iç sesiyle yoruluyor.
Ve o ses, bazen başkalarının yıllar önce söylediği sözlerden daha acımasız olabiliyor.
Kendimi sevmek konusunda ise hâlâ yolun başındayım.
Aynaya baktığımda çoğu zaman kendimi değil, eksiklerimi görüyorum. Kendime söylediğim cümleleri başkasına söylemeye utanırım ama konu ben olunca en acımasız hâlime dönüşüyorum. İnsan, kendisiyle yaşadığı savaşın ne kadar yorucu olduğunu kimseye anlatamıyor.
Belki de insanın en ağır yalnızlığı, kendini sevmemesidir.
Saat sabahın bilmem kaçı ve ben hâlâ
Camdan dışarıyı izliyorum. henüz evdekiler uyanmamış.evde bulabildiğim nadir sessiz anlardan Bu saatlerde hayat daha hoş geliyor bana. Güçlü gözükmeye çalışmıyorum.rol yapmıyorum.maskemi köşeye bıraktım duruyorum
Ben de sessizce dışarıyı izliyorum.
Aslında dışarıyı değil, biraz da kendimi…
İçimde yıllardır taşıdığım bütün yorgunluğu, korkuları, yarım kalmış hayalleri, sevilmeyi beklememi,olmak istedğim kişiyi
Belki bugün de her şey değişmeyecek.
Belki yarın da kendimi bir anda sevmeye başlamayacağım.
Belki korkularım benimle yaşamaya devam edecek.
Belki yine sevdiğim insanlar tarafından sevilmeyeceğim
Ama bir gün inanıyorum kendimle başbaşa kaldığımda kavgam olmayacak ,seveceğim olacağım kişiyi ona hakaret etmeyeceğim aynaya baktığında mutlu olacak sadece zamana ihtiyacı var ve ben o zamanı ona verip bekleyeceğim
Belki bir gün bu satırları yıllar sonra yeniden okuyacağım.utanıp kızaracağım.
Belki o gün hâlâ kusurlarım olacak.
Ama umarım o gün bu satırları yazan kıza kızmam.
Çünkü o sadece sevilmek isteyen, yorulmuş ve elinden gelenin en iyisini yapmaya çalışan biriydi.
Ve belki de ilk defa, başkalarından önce kendisini anlamaya çalışıyordu.
Bu bir iç dökme yazısıdır yine ablanız çöküşe geçti bi kere zaten yükselişte olamadım. Hayatım boyunca hep çok çabuk pes ettim. Daha yolun başındayken yoruldum, zorlanınca geri çekildim. Belki de en çok kendime kızdığım şey bu oldu. Çünkü içimde hep…devamıBu bir iç dökme yazısıdır yine ablanız çöküşe geçti bi kere zaten yükselişte olamadım. Hayatım boyunca hep çok çabuk pes ettim. Daha yolun başındayken yoruldum, zorlanınca geri çekildim. Belki de en çok kendime kızdığım şey bu oldu. Çünkü içimde hep Bir kere olsun bir şeyin sonunu getirseydim.diyen bir taraf vardı.herkesi haklı çıkardım ama hep garezim kendime oldu hep kendimi hayalkırıklığına uğrattım
Belki de bunun bir sebebi vardı. Hayatım boyunca ailem etrafım tarafından çok eleştirildim, kendimi değersiz hissettim. Sürekli eksiklerime odaklanınca, zamanla ben de kendime inanmamaya başladım.
Bazen çocukluğuma hiç bişeyden haberim yokken etraftan bu kadar etkilenmediğim kişiliğimi özlüyorum.herkesden duyduğum çok geveze bıcır bıcır cin gibi bi kızdın sözleri hep beni üzmüştür şimdi ondan eser yok ölü gibi içine kapanık bir kıza dönüştüm.içimde bitmek bilmeyen bir sessizlik ihtiyacı var ben bunu kapatamıyorum
İnsan sürekli başarısız hissettiğinde, bir süre sonra denemekten bile yoruluyor. Ben de yoruldum. Başarısız olmaktan, kendime güvenip sonra hayal kırıklığı yaşamaktan yoruldum.
Ve sanırım motivasyonumu yine kaybettim.
Ama garip bir şey var. İçimde başka bir taraf da hâlâ yaşıyor. Belki bugün çok yorgunum, belki bugün hiçbir şey yapmak istemiyorum
Bu sefer kendimden kusursuz olmamı istemiyorum. Sadece başladığım bir şeyin arkasında durmayı öğrenmek istiyorum.
Ben bu sınavı sadece atanmak için değil, kendime bir kez olsun yarım bırakmadığımı göstermek için çalışıyorum.
Belki kazanırım, belki kazanamam. Ama bu sefer kendime şunu söylemek istiyorum
“Ben denedim. Ben mücadele ettim. Ben kendimden kaçmadım.”
Belki benim asıl kazanmam gereken şey ayaklarım üzerinde durmak için sadece bir iş meslek değil. Belki asıl kazanmam gereken şey, kendime yeniden inanabilmek
Gece yarısı trenini ne kadar sevmesem de konusu aklıma kazındı; çıkmıyor. Kitabı bitirdim ama. Kitabın konusu beni bırakmadı. Sürekli aynı şeyi düşünüyorum: Eğer öldüğümde bana hayatımı şekillendiren anılar gösterilse, o anılar hangileri olurdu?geçmişe gitsem neleri değiştirirdim Bu soruyu düşündükçe içime…devamıGece yarısı trenini ne kadar sevmesem de konusu aklıma kazındı; çıkmıyor. Kitabı bitirdim ama. Kitabın konusu beni bırakmadı. Sürekli aynı şeyi düşünüyorum: Eğer öldüğümde bana hayatımı şekillendiren anılar gösterilse, o anılar hangileri olurdu?geçmişe gitsem neleri değiştirirdim
Bu soruyu düşündükçe içime garip bir sıkıntı çöküyor. Çünkü fark ediyorum ki o anıların hiçbirinde başrol ben değilim. Hepsinde başkalarının onayından geçmiş, başkalarının beklentilerine göre şekillenmiş bir karakter var. Ben sadece onun etrafında dönüp duran, yönü başkaları tarafından belirlenen bir figüran gibiyim.
Belki de asıl korkutucu olan sadece geçmiş değil. Geleceğe baktığımda da bambaşka bir şey göremiyorum. Sanki henüz yaşanmamış yıllarımın senaryosu bile çoktan başkaları tarafından yazılmış. Ben sadece sırası geldikçe sahneye çıkıp bana verilen replikleri ezberden okuyan bir oyuncuyum.
Daha da can sıkıcı olan şu Ortada yaşanmış büyük hikâyeler de yok. İçimi kemiren büyük pişmanlıklar, keşke diye başlayıp bitmeyen cümleler, cesaret edip yaşanmış ya da korkudan yaşanamamış aşklar… Hiçbiri yok. Sanki hayatı yaşamaktan çok, günü tamamlamaya çalışmışım. Aynı saatlerde uyanıp aynı şeyleri yaparak, kimseyi rahatsız etmeden, kimseye yük olmadan ilerleyen bir robot gibi.çok korkarak yaşamışım ve korkarakta yaşıyorum .çok fazla boyun eğmişim mesela Aslında beni sıkan şey pişmanlıkların çokluğu değil; hatırlamaya değer, Ben bunu seçtim.diyebileceğim anların az olduğu ve bugün bile eğer geçmişe dönsem değiştirirdim diyebileceğim bir cesaretim olmaması
Sanırım benim için gece yarısı treni Nescafe ille geçen cocuk sesi taze ekmek ve ağız kokulu boğucu bir kamilkoç seferi gibi olurdu .kaptan müsait bi yerde inebilirmiyim izletmeyin abi bana geçmişi geleceği falan darlandım
Gece Yarısı Treni'ne başlarken kendime onu bir günde bitirme hedefi koymuştum.nitekim bunuda başardım .Ama dürüst olmak gerekirse bitirebilmemin sebebi kitabı elimden bırakamadığım için değil, başladığım işi yarım bırakmayı istemediğim için kırk yılın başı ilk defa bir şeyi tamamlamak istediğim içindi…devamıGece Yarısı Treni'ne başlarken kendime onu bir günde bitirme hedefi koymuştum.nitekim bunuda başardım .Ama dürüst olmak gerekirse bitirebilmemin sebebi kitabı elimden bırakamadığım için değil, başladığım işi yarım bırakmayı istemediğim için kırk yılın başı ilk defa bir şeyi tamamlamak istediğim içindi ((kitaba 300 tl para vermeminde bunda etkisi büyük tabi )
burada bir arkadaştan imrenerek ki bu hayatımda kıskandığıma en mutlu olduğum şey olabilir.hemde kitap okuma alışkanlığımı geri kazanmak için böyle bir hedef koymak eğlenceli geldi üstelik. Bugün buna yeterli zamanımda vardı doğrusu neyse kitap yorumuma gelelim
İlk sayfalarda karşıma çıkan konu beni gerçekten heyecanlandırmıştı. Hatta kendi kendime varya bu fikirden çok etkileyici bir hikaye çıkacak diye düşünmüştüm. Çünkü romanın çıkış noktası gerçekten çok güçlü, çok merak uyandırıcı bir konu üzerine kurulmuş.ölümden sonra geçmişe bir trenle gidip hayatını film şeridi gibi izlemek .Ne yazık ki sayfalar ilerledikçe bu beklentim giderek azaldı. Bana göre yazar, elindeki bu güçlü fikri yeterince değerlendirememiş. Hatta kitabı bitirdiğimde aklımda kalan en baskın düşünce konunun heba edilmesiydi.Kitabın beni en çok zorlayan yanı, gereğinden fazla uzatılmış anlatımı oldu.edebiyat yapmak için edebiyat yapılmış hissine kapıldım. Uzun betimlemeler, bitmek bilmeyen düşüncelermve sürekli semboller arasında dolaşan anlatım beni çok sıktı doğrusu.bir noktadan sonra hikâyenin önüne geçmeye başladı. Sayfaları çevirdikçe olayların ilerlemesini bekledim ama çoğu zaman aynı yerde dönüp duruyormuş hissine kapıldım.ortada adam akıllı bir hikaye yok gibiydi aslında .beni en çok üzen bu konunun taşıdığı muazzam potansiyeldi. Oysa böyle bir fikir etrafında karakterlerin pişmanlıkları çok daha derin işlenebilirdi. Geçmişleriyle yüzleşmeleri, yarım kalmış aşkları, söyleyemedikleri sözler, yaşanmış ve yaşanamamış hayatlar, kaçırılmış fırsatlar.oysa kitap yazar sayfa başına para alsın diye uzatılmış gibiydi. .aşırı sinirlendim yine bak.Sonuç olarak Gece Yarısı Treni benim için kötü bir fikirden doğmuş kötü bir roman değil. Tam tersine, çok güçlü bir ana konusu varken fakat anlatım tercihleri nedeniyle potansiyelini gerçekleştirememiş bir roman.
Boklu dere dertlenmesi üç demek isterdim ama saat çok geç şuan uzun bir yürüyüşe öyle çok ihtiyacım varki.uyku tutmadı yine beni ne kadar takviye alsamda asla işe yaramıyor.asla bir haftadır hiç ders çalışmadım ve bunun için kimseyi suçlayamam uygulamada çok…devamıBoklu dere dertlenmesi üç demek isterdim ama saat çok geç şuan uzun bir yürüyüşe öyle çok ihtiyacım varki.uyku tutmadı yine beni ne kadar takviye alsamda asla işe yaramıyor.asla bir haftadır hiç ders çalışmadım ve bunun için kimseyi suçlayamam uygulamada çok fazla zaman geçirdiğimi fark ettim ama doğrusu burası benim sosyalleştiğim arkadaşlara sahip olduğum sevdiğim konulardan konuşabildiğim tek yer sanırım sınava kadar burayıda bırakmam gerekecek.neyse gelelim dert yanmaya dediğim gibi bir haftadır hiç ders çalışamadım depresyonun en kötü özelliklerinden biri bana sorarsanız beynin mala bağlamasıdır beynim asla hiç bir şey almıyor buraya izlediğim okuduğum kitaplardan incelemeler yazıyorum ama onu ne kadar zorlukla anladığımı kaç kere geri sar yaptığımı hiç yazmadım doğrusu .bir kitabı okumak benim için on kitap okumak gibi bişey Neyse bunlar boş ayrıntılar .dediğim gibi kafam hiç bişey almıyor ama benim acilen konuları bitirmem gerekiyor.atanmak benim bu aile evinden kurtuluşumun son çaresi.üniyide sırf atanmak için bıraktım yani öyle bir gerekçe sundum bizimkilere .etrafımdaki insanların bu kız mal yapamaz bi bok dediklerini çok kez duydum ve onlara inat bir şeyler başarmak zorundayım .bu benim hayata tutunmak için son dalım gibi bir şey ama şuan karar verdim yarından itibaren düzenli çalışacağım ve kafamı yastığa vicdanım rahat bi şekilde uykularım kaçmadan koyacağım.dediğim gibi uygulamaya artık girmeyeceğim.burada çok güzel insanlar tanıdım hepiniz kendinize çok çok dikkat edin benim için realdeki arkadaşlardan daha öndesiniz.ne kadar hayatımı kibar davranmak üzerine kursamda arada benim de illaki size karşı kabalığım olmuştur affola kimseyi kırmak istemem 🌸🫶🏻🫂