Sessiz sinemanın usta ismi Charlie Chaplin'den iç ısıtan, bazen duygusallaştırsa da çoğunlukla güldüren romantik komedi filmi. Daha önce Kemal Sunal'ın En Büyük Şaban filmini defalarca izlemiştim, En Büyük Şaban filmiyle Şehir Işıkları filminin neredeyse birebir aynı senaryoya sahip olduğunu bildiğim…devamıSessiz sinemanın usta ismi Charlie Chaplin'den iç ısıtan, bazen duygusallaştırsa da çoğunlukla güldüren romantik komedi filmi. Daha önce Kemal Sunal'ın En Büyük Şaban filmini defalarca izlemiştim, En Büyük Şaban filmiyle Şehir Işıkları filminin neredeyse birebir aynı senaryoya sahip olduğunu bildiğim için pek hikaye beni heyecanlandırmadı, sadece kendimi olayların akışına bıraktım bazen buruk bir gülümsemeyle bazen de kahkalarla izledim. En Büyük Şaban filmini izlemeyen yoktur diye düşünüyorum. Aklına gelmeyenler için konusunu söyleyip hatırlatayım. İntihar etmek isteyen bir adam oluyor, Kemal Sunal bunu kurtarıyor, sonra adamla dost oluyorlar. Fakat adam sarhoşken Kemal Sunal'a en yakın arkadaşı gibi davranırken ayıldığında ise onu tanımıyor. Filmde çiçekçi görme engelli bir kız var, bir taraftan da Kemal Sunal ona aşık. Konusunu anlattığıma göre zihninizde bir şeyler canlanmış, en azından belli başlı akılda kalıcı sahneler göz önüne gelmiştir. İşte Charlie Chaplin'in Şehir Işıkları filmde bu senaryonun sessiz ve orijinal hali. Eğer o filmi izleyip beğendiyseniz, ve sessiz filmleri de seviyorsanız Şehir Işıkları filmini de kesinlikle izlemelisiniz. Ben sessiz, siyah beyaz orijinal versiyonunu daha çok beğendim. Diyaloglar yoktu, jest ve mimikler konuşuyordu. Duygunun daha fazla geçtiğini hisettim, diyalogları kendi kafamdan canlandırdım. Filmden büyük bir tat aldım. Bunu kesinlikle kendi sinemamızı kötülemek için demiyorum, ama orijinalinin gerçekten çok daha samimi, çok daha etkileyici olduğunu söylemek isterim. Tabii gerek Kartal Tibet olsun, gerek de Suphi Tekniker olsun, sinemanın sessiz yıldızını yerli ve sesli yapıma başarılı bir şekilde uyarlamışlar.
Sessiz sinema izlerken hep şunu düşünürüm; "acaba hiç sesli film dönemine geçilmeseydi, nasıl olurdu, sinema bu denli yayılabilir miydi, ve bu kadar çok dizi film çekilebilir miydi?" Sizlerin de cevabını merak ediyorum. Benim cevabım ise bu denli fazla yayılamaz olurdu, çünkü mimik yapmak zor iştir, konuşma sahneleri olduğu için bir şekilde diyalogla sahne kurtulabiliyor, ama günümüz dizilerine ve oyuncularının donuk ifadelerini ve sıfır mimiklerini göz önüne alırsak sesli sinema dönemine hiç geçilmeseydi sinema sektörü bu denli yaygınlaşamazdı.
Tekrar filme döneceksek olursak samimi, sıcak bir filmdi. Dram sahneleri dramı yaşattı, ama o dramın içinde bile mutluluk ve komedi vardı. Komedi sahnelerinde ise kahkaha attım, diyalog olmasa da hareketler ve Charlie Chaplin'in mimikleri gülmek için yeterli. Bu sımsıcak romantik komedi filmini eğer izlemediyseniz listenize bir an önce ekleyin.