Bu diziye karşı daha önce ön yargılarım vardı. Klişe hepimizin bildiği o Türk dizilerinden biridir ya. Ergen dizisi, lise dizisiydi sonuçta. Tabii dizi hakkında daha dizi yayımlanmadan çıkan olumsuz yorumlarda cabası. Kendimiz olanı bir gömme çabası var toplumda, tam da…devamıBu diziye karşı daha önce ön yargılarım vardı. Klişe hepimizin bildiği o Türk dizilerinden biridir ya. Ergen dizisi, lise dizisiydi sonuçta. Tabii dizi hakkında daha dizi yayımlanmadan çıkan olumsuz yorumlarda cabası. Kendimiz olanı bir gömme çabası var toplumda, tam da bundan etkilenerek bu diziyi izlemekten kaçınmıştım. Bugün dizinin ilk yayımlanmasından neredeyse 1 sene sonra hazır 1 sezonluk dizileri izlemeye karar vermişken bunu da listeye aldım ve izlemeye başladım. Birkaç güne yayarım, biter diye düşünürken 8 bölümlük dizi bir çırpıda bitti. 2. sezonunu merakla beklediğim nadir dizilerden olabilir. Bu kadar geç izlediğim için hayıflanmıyorum, çünkü ikinci sezon için çok beklemeyeceğim. Öyle mükemmel bir dizi değil, ama söylenen kadar kötü de değil. Merak ettirip izlettiriyor kendini.
Dizide rahatsız edici detaylar var, tabi bu rahatsız edici detaylar bu bir lise dizisi olduğu için rahatsız edici. Mesela öpüşmek. Her dizide var, ama bu dizide kötü algılanmış çünkü okul ortamında yapılıyor. Ya da alkol almak. Çoğu dizide var, ama bunu 17 yaşında çocuklar yaptığı için, öğretmenleriyle beraber yaptığı için yanlış algılanmış. Dizinin etkileme meselesine girmeyeceğim, etkilenecek yaşta bir çocuksa ailesi kontrol edip kısıtlama getirebilir, eğer yaşı büyük biri ise ve böyle şeylerden etkilenecekse kendi fikri yoktur, kişiliği oturmamıştır demektir. O kişiye de pek bir şey söyleyemem. Öncelikle lisenin bu olmadığını belirtmek isterim, lise böyle bir yer değil. Tabii bunu hepiniz biliyorsunuz da her neyse. Sinan gibi felsefe ile ilgilenebilirsiniz, düşünmek güzeldir. Alkol almayın demeyeceğim, ama ölçülü alın. Kendinizi kaybedip, kimse yokmuş gibi davranmayın, en azından sizi seven insanlara karşı umursamaz davranmayın. Eda gibi güçlü duran bir insan olun, ama güzellik uğruna sağlığınızı ihmal etmeyin. Güzel olmak her şey değildir, bir hayaliniz varsa peşinden koşun, tutunun ona. Kerem gibi kavgacı olmayın, konuşarak anlaşmaya çalışın. Tabii şu noktada Ziya Paşa'nın meşhur sözünü de hatırlatmak isterim. "Nush ile uslanmayanı etmeli tekdir, tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir." Osman gibi fındık yiyebilirsiniz, enerji verir, zeka açar. Ama bahis açmayın okulda, ya da bunu da yapabilirsiniz ileride ticari hayata atılmak kolay olur para kazanırsınız. Işık kadar saf olmayın, ama ne olursa olsun dostlarınıza sahip çıkın ve bu karanlık dünyaya hep bir ışıkla bakın. Kendi yolunuzu yalnızca siz aydınlatabilirsiniz. Okulunuzda bu kadar büyük hatalar yapmayın, çünkü neredeyse hiçbir eğitimci Burcu gibi değildir, Burcu gibi Kemal gibi hocalar hep hayal ürünü. Karşınızda hep Necdet gibileri olacaktır. Hata yaptığınızda özür dilemekten korkmayın. Ama gerçekten karşınızdaki özrü hak ediyorsa dileyin bunu. Ben ya gerçekten hatalıysam özür dilerim ya da laf anlatamadığım noktalarda. Eğer karşı taraftan bir özür bekliyorsam dilerim. Birileri egosunu tatmin edecek diye kendinizden ödün vermeyin, o noktada özür dilememiş olmaları gayet güzel bir davranıştı. Ben olsam ben de dilemezdim, ki diğer çocuklara mağdur gözüyle bakılmıştı. İleride anne-baba olacaksınız belki. Çocuğunuzun üstüne çok düşmeyin, bırakın hayatı kendi öğrensin. Kendi doğrularını yanlışlarını kendi bilsin. Yaşayarak öğrensin. Ama onu tamamen serbest bırakmayın da, zor bir anında arkasında bir ailesinin duracağının bilincinde olsun. Bir de Tuncay gibi de olmayın. Kendinize eş değil de hizmetçi arıyorsanız parasıyla bir gündelikçi tutun. Kimse size yemek yapmak, çay koymak, meyvenizi dilimleyip ağzınıza vermek için yok. Eşiniz hayatı paylaşmak için vardır. Eksik olan cinsellikse de bunu para ile yapanlar var.
''Bunları neden anlattın?'' diye sorabilirsiniz. Dizi aslında tam olarak bu anlattıklarıma dayanıyor, karakterlerin iç dünyaları bu şekilde. Diziyi izleyin demeden önce sizi uyarmak istedim. Hayatın içinden, yaşadıklarımız, yaşayacaklarımız. Hayat kavgası, yaşam mücadelesi... Bütün bunlara dayanıyor dizi... O bütün kötülüklerinin yanında. Belki de hayatı anlatan bir dizi olduğu için bu kadar sevdim. Ya da lisede yapmak istediklerimi yaptıkları için bu kadar sevdim. Yanlış anlaşılmasın lisede alkol almak, kavga etmek, öpüşmek, okulu yakı yıkmak istemiyordum. İsteğim sadece üzerimizden ego tatmini yapan hocaya iki çift laf edebilmekti, eğitim hayatım yanmasın diye sadece sustum. Hâlâ daha içimde uktedir bu durum. Karşıma çıktığı anda tüm kinimi kusmak istediğim bir eğitimci (!) var. Dizi aklıma ona getirdi. Onun dışında bana seçimleri düşündürdü, hayallerim için neler yaptığımı dostlarım için neleri feda ettiğimi... En çok da kendim için neler yaptığımı...
Yazımın sonuna gelmeden önce ufacık bir konusundan bahsetmek istiyorum, konusu da demeyelim tabii. Dizi Işık'ın yetişkinliğiyle başlıyor. 20 yıl sonra doğum gününde arkadaşları ile yeniden buluşmayı dileyen Işık, onlara bir mektup gönderir ve eski yalıda güzel bir masa hazırlar. Kimler geldi, kimler gelmedi söylemeyeyim. Tabii diziyi bence birçok kişi izlemiştir ama benim gibi önceden ön yargı yapanlar için spoiler olmasın.
Dizideki kötü olarak lanse edilen eylemleri bir kenara bırakırsak hayatı sorgulatıyor, kendini sorgulatıyor, eylemlerini, davranışlarını, seçimlerini, tüm hayatını sorgulatıyor. İlk bölümü izledikten sonra kendinizi kalan bölümlere izlemeye mecbur hissediyorsunuz çünkü sonunu, işlerin nereye varacağını merak ediyorsunuz. Kesinlikle izleyin demeyeceğim, ama izlemek de düşündüğünüz gibi zaman kaybı olmaz.