İlk önce film hakkında biraz konuşmak istiyorum. Sonra ise bu yorumu yapmamın asıl sebebi olan "MADIMAK KATLİAMI" hakkında konuşacağım. Böyle bir film yaptığı için Ulaş Bahadır'i tebrik etmek istiyorum. Ama oldukça amatör bir iş olmuş bence. Çok eski olmamasına rağmen…devamıİlk önce film hakkında biraz konuşmak istiyorum. Sonra ise bu yorumu yapmamın asıl sebebi olan "MADIMAK KATLİAMI" hakkında konuşacağım.
Böyle bir film yaptığı için Ulaş Bahadır'i tebrik etmek istiyorum. Ama oldukça amatör bir iş olmuş bence. Çok eski olmamasına rağmen görüntü kalitesi, ses kalitesi gerçekten çok kötüydü. Bu yüzden başarılı bir film değildi. Ama şu anlık türünün tek örneği olduğu için güzel bir film. Filmdeki diğer bir sıkıntı da oyunculuklardı. Gerçekten çok kötüydü. Yani sıradan bir film olsa asla açıp izlemezdim. Özelikle Carina'yı canlandıran oyuncuyu hiç sevemedim. Sürekli gereksiz gereksiz gülmesine sinir oldum. Onun dışında zaten filmde tek bir ana karakter olmadığı için oyunculara önem vermemişler diye düşünüyorum. Aziz Nesin'i canlandıran kişi, Carina'nın yanındaki kızlar, Nesimi Çimen'i canlandıran kişi. Bunların hepsi kötü oyunculardı bence. Özelikle Aziz Nesin'in olduğu sahnelere sinir oldum. Adam hiç oynayamamış be. Aziz Nesin gibi bir insanı canlandırıyorsun bari biraz özen göster. Sadece biraz Aziz Nesin'e benziyor diye onu seçtiklerine çok eminim. Oyunculuklar dışında beğenmediğim diğer bir nokta ise filmin Sivas'ta olmaması. Elbette öyle bir zorunluluk yok ama Sivas'ta çekilse çok daha güzel olurdu. Son olarak da kostümler çok saçmaydı. Bu film bi köyde falan geçmiyorki. Yani neden kadınların şalvar giydiğini anlamadım. Eminim o zamanlarda öyle bir şey yoktur. En basitinden Nesime Çimen'in karısı Makbule Çimen'in Katarsis programinda gösterdiği fotoğraflardan görebiliriz. 3 kadının otelde çekindikleri fotoğrafta üçüde normal giyinmişti. Yani şalvar falan giymemişlerdi. Şalvar giymek kötü bir şey demek istemedim. Sadece neden böyle bir şeye gerek duymuşlar onu anlamadım. Türk kadınları diyince aklınıza şalvar mı geliyor? Filmin kötü yanları olduğu gibi iyi yanları da vardı. Mesela Alevilik hakkında çok güzel bilgi vermeleri gibi. Açıkçası ben küçükken Aleviler'i kötü birileri olarak görüyordum. Bunda en büyük etken elbettteki aile. Tıpkı filmde de olduğu gibi. Ordaki insanların hepsi büyüklerinden bildiklerini yerine getiriyorlar. Bize böyle öğretildi diyorlar. Aleviler kötü. Onlar müslüman değil. Bu tip insanların tek sorunu araştırmayı bilmemesi. Türkiye'deki çoğu insanında bu kafa yapısına sahip olduğunu düşünüyorum. Aziz Nesin'in de dediği gibi. "Siz bu halkın cahilliğini fazla hafife alıyorsunuz."
Şimdi gelelim Madımak Katliamı'na. Açıkçası ben bu olayın ayrıntılarını bugün öğrendim. Şimdiye kadar elbette Madımak Olayı falan diye duyuyordum. Ama hiç araştırmadım. Buna gerçekten çok üzülüyorum. Her neyse bugün YouTube'da gezinirken tesadüf üzeri Hasret Gültekin'in "Bir İnsan Ömrünü Neye Vermeli" türküsünü dinledim. Yorumlarında herkes Madımak Olayı'ndan bahsediyordu. Ben de anlamadım tabi nolduğunu. Bi 6 saat falan bunu araştırdım. Ve gerçekten inanamadım. Bi insan bunu neden yapar asla anlayamıyorum. Bir grup insan sözde Müslümanlıkla insan öldürüyor. Bu vicdan azabıyla nasıl yaşıyorlar anlamıyorum. Eminim kendilerini "Biz cihat yaptık" diye avutuyorlardır. Aynen kardeşim öyle. Size YouTube gördüğüm bi yorumu paylaşmak istiyorum. İşte birisi şöyle yazmış. "İnsanlar içerden imdat çığlıkları atarken siz sevinç çığlıkları attınız" diye. Bu yorumun altına da şöyle bir cevap gelmiş. "Düşmanımızın çığlığı bize musiki gibi gelir." Evet böyle insanlar hala var. Hatta utanmadan bu saçma düşüncelerini savunuyorlar. Ben Sivas'ta yaşıyorum. İçimde de şöyle bir korku var. Ya o oteli yakanlardan birisini tanıyorsam diye. Ben bunun için bile vicdan azabı çekerken sizin içiniz nasıl rahat asla anlamıyorum.
Bildiğiniz gibi bu olayda en çok Aziz Nesin'i bahane ettiler. Bahane ettiler diyorum çünkü orada Aziz Nesin olmasa da bu olay olacaktı biliyorum. Aziz Nesin'de aynen böyle söylüyor. Maraş katliamında ben mi vardım diyor. Filmin 45. dakikasına bakarsanız. Masanın üstünde Şeytanın Ayetleri kitabını görebilirsiniz. Aziz Nesin bu kitabın çevrilmesini istemiş. Ama yine o "bir grup İslamcı kişiler" buna karşı gelmiş. Hatta 2 Temmuz'da Aziz Nesin'le röportaj yapan bir gazeteci bilerek ona bunları soruyor. O da "Ben kitapta yazan görüşlere katılmıyorum. Sadece çevrilmesini istiyorum" diyor. Müslüman olan kişi araştıran kişidir, okuyan kişidir. Farklı dinlerin kitaplarını okur, farklı görüşte tezler okur. Ve bunlar arasından doğruyu seçer. Her okuduğuna katılmak zorunda değilsin. Müslümanim diyen gezinen kişiler umarım bunları biliyordur. Ben de Şeytanın Ayetleri kitabını okumak istedim fakat kitap yasaklanmış.
En çok üzüldüğüm noktada Türkiye'nin çok değerleri sanatçılarını kaybetmesi. Ama Türkiye buna zaten alışık değil mi? Hasret Gültekin, Nesime Çimen, Metin Altıok, Muhlis Akarsu, Asim Bezirci, Asaf Koçak ve dahası hayatını kaybetti bu faciada.
Filmden bir iki alıntı bırakıp yorumumu sonlandırmak istiyorum.
"Bak en kolayı bu camianın içine sızmak. Bir iki dua bir iki elhamdülillah sonra hop aralarındasın."
"Koca Sivas'ta devlet yok oldu be."
Ve Belediye başkanının saldırganlara "Gazaniz mübarek olsun." demesi.