2018 YILININ EN İYİ 50 KİTABI LİSTESİNE GİREBİLEN TEK GİZEM-GERİLİM-POLİSİYE ROMANI. (Hürriyet Kitap Sanat yazarları Doğan Hızlan, Selim İleri, A. Ömer Türkeş, Ömer Erdem, Yücel Kayıran, Haydar Ergülen, İhsan Yılmaz, Metin Celâl ve Erkan Aktuğ’un oylarıyla seçilmiş.) Ve benim şimdiye…devamı2018 YILININ EN İYİ 50 KİTABI LİSTESİNE GİREBİLEN TEK GİZEM-GERİLİM-POLİSİYE ROMANI. (Hürriyet Kitap Sanat yazarları Doğan Hızlan, Selim İleri, A. Ömer Türkeş, Ömer Erdem, Yücel Kayıran, Haydar Ergülen, İhsan Yılmaz, Metin Celâl ve Erkan Aktuğ’un oylarıyla seçilmiş.)
Ve benim şimdiye kadar okuduğum abartısız söylüyorum en iyi kurgulanmış roman.
[ Çoğu kişinin aksine bu kitabı Barış Özcan tavsiyesiyle değil, aylar önce @znurabr hocamın tavsiyesi üzerine fark etmiştim ve daha yeni okuyabildim. Biter bitmez de buraya koştum. Eğer bu gönderiyi görüyorsanız tavsiyeniz için çok teşekkür ederim hocam :) ]
Kitaptan önce kitabın yazarından bahsetmek istiyorum. Yazarımız mühendis. Endüstri mühendisi. Ve ben sanırım ilk defa bir mühendisin elinden çıkmış bir kitap okudum. Bana göre bu adam birilerinin deyimiyle "büyük bir şirkette çalışan küçük bir çark (mühendis)" olmaktan daha fazlası olabilmiş birisi mesela. Yaşadığı şehri merak etmiş, bazı yerlerin tarihini öğrenebilmek için aylarca araştırma yapmış -röportajlarını da okuyabilirsiniz bu konuda-, 6 yılını vermiş ve ortaya değerli bir eser çıkarmış değerli bir yazar. Kitabın içindeki başlıkların bile bir anlamı var. Bulmaca misali. Kitabın finali bile doğrudan verilmek yerine bulmaca olarak verilmiş. İnternetten bulduğum kadarıyla yazarımız Arif Ergin bölüm başlıkları olarak kullandığı harflerle ilgili şu bilgileri vermiş bizlere:
"1- Romanın her bir bölümünün başındaki harfler belirli bir sıralamayla bir cümle oluşturuyor.
2- Farklı bir sıralamayla kutsal bir metin oluşturuyor.
3- Eksik harfleri ile bir kod numarası oluşturuyor.
4- Eksik harflerin kod numarasının ebcet değeri bir tarih veriyor.
5- Bazı bölüm başlarındaki harfler o bölümde belirli bir sayıda ve o sayının katları şeklinde geçiyor.
6- Kitaptaki her saat bir yılı, her yıl bir saati veya kutsal kitaplardan (Kuran, Tevrat) bir bölümü (bap/ayet/sure) veriyor.
7- Kitaptaki iki bölümün yeri değiştirilince yeni bir roman ve farklı bir sona ulaşıyorsunuz.
8- Bölüm başlarının belirli bir sıralamadaki ebcet değeri Kurandaki ayet sayısının karesini veriyor.
Ve henüz açıklayamadığım onlarca detay var. Bunlar çok küçük bir kısmı inanın. Tekvin'i 6 yıl boyunca ilmek ilmek kurguladım."
6 yılın emeği...
Bu kitap benim için fazlasıyla anlamlı oldu çünkü içinde Bahçeköy, İstiklal Caddesi, Galata Kulesi, Taksim, Şişli vb. ismine aşina olduğum ve çoğunu kendi gözlerimle gördüğüm çok fazla yer vardı ve iyi ki bu kitabı İstanbul'a geldikten sonra okumuşum diyorum çünkü bahsedilen yerleri birebir görmüş olmak okurken farklı duygulara yol açıyor.
Kitabın kapağı için ayrı bir paragraf açmak istiyorum. Üstündeki resme dikkatli baktığımızda arka planda yer alan ve bir kadının resmedildiği bu eskizin, Osman Hamdi Bey’in 1901 yılında çizmiş olduğu ve 2001 yılından itibaren kayıp olarak nitelendirilen ”Genesis (Yaratılış)”, Türkçe kaynaklarda sıklıkla
kullanılan ismi ile ”Mihrap” veya kitapta da sıkça karşılaşacağımız şekilde ”Tekvin” isimli ünlü tablosu olduğunu görüyoruz. Beyaz sarmalın altında bir kabala var ve üstündeki sarmal da DNA'yı temsil ediyor bence. Bunların ne olduğunu ve aralarında nasıl bir bağlantı olduğunu kitabı okumadan anlamanız zor ancak kitabın içeriğine girip spoi vermek de istemiyorum maalesef.
Kitabı okurken çoğu yerde acaba bu doğru mu diye açıp Google'dan baktığım oldu ve tarihi mekanlar ile kitapta yazılan olayların bütünleşmesi kadar efsane çok az şey gördüm ben hayatımda okuduğum bunca polisiye kitabın içinde.
Aslında okurken size yazarın kalemi ve anlatılanlar bol bol Ahmet Ümit ile Dan Brown'u çağrıştırıyor ancak yazarımız röportajlarının birinde Dan Brown'dan çok Umberto Eco'ya benzetilmesi gerektiğinden bahsetmiş. Ama daha hiç Umberto Eco eseri okumadığım için bu konuda bir şey diyemeyeceğim maalesef.
Kitaptaki dini bilgiler, felsefi benzetmeler (Platon'un mağara alegorisi çok güzel bir yere yerleştirilmişti mesela), İstanbul'un bilmediğimiz pek çok özelliği çok güzel kullanılmıştı kitapta.
Bir kısmı benim için özellikle anlamlı olan birkaç alıntıyı da aşağıya bırakıp gidiyorum şimdi.
💧Hiç konuşmamak yapılabilecek en iyi şeydi bazen.
💧Aralarında bir ilişki olmamasına rağmen muhabbet kesilince kendini terk edilmiş gibi hissetmişti Derya. O an anlamıştı bu adamdan ne kadar çok hoşlandığını. Bir adam çekip gittiğinde acıtıyorsa ona karşı bir şeyler hissediyorsun demekti.
💧Adab-ı muaşeret kuralıdır, şerefe kaldırılan kadeh ilk alınan yudumdan sonra masaya geri konulmaz, bir süre elde bekletilip ancak ikinci yudumu da aldıktan sonra masaya koyulabilir.
💧Aslında hiçbirine inanmıyorum. Yaratılmış olduğumuz düşüncesi bana saçma geliyor. Tesadüfen oluşmuş doğanın tesadüfen oluşmuş çocuklarıyız işte.
💧Bak oğlum. Centilmen olarak doğmak bir tesadüftür, ama bir centilmen olarak ölmek, işte bu büyük bir başarıdır.
💧Ama neticede kadın kadındır, köylüsü kentlisi fark etmez. Hepsinin aradığı, güvendir.
💧Yapabileceği bir şey yok gibiydi. Kaçıp gitmişti her şeyden. Ama bir insan kendi kendisinden ne kadar uzağa gidebilirdi ki?