Spoiler içeriyor
Eğer bu film televizyonda karşıma çıksaydı Bergman sinemasına ait bir yapım olduğunu anlamam zor olmazdı, Bergman'ın alışılagelmiş tarzıyla bu filmde de karşılaşıyoruz. 13. yüzyıl ortaçağsında yazılmış olan bir baladdan alıntı yapılarak senaryosu yazılan filmde karşımıza bol bol dini ögeler çıkıyor,…devamıEğer bu film televizyonda karşıma çıksaydı Bergman sinemasına ait bir yapım olduğunu anlamam zor olmazdı, Bergman'ın alışılagelmiş tarzıyla bu filmde de karşılaşıyoruz. 13. yüzyıl ortaçağsında yazılmış olan bir baladdan alıntı yapılarak senaryosu yazılan filmde karşımıza bol bol dini ögeler çıkıyor, ki konunun Hristiyanlık öğretisi üzerinden ilerlediğini söylemek de mümkün. Film Paganlıktan Hristiyanlığa yeni geçmiş ortaçağ İsveç'inde geçtiği için paganizmden de ayrıntılar görmek pek tabii ki mümkün. Dümdüz izleyince güzel gelen dikkat ederek izleyince anlamlı hâle gelen ve büyüleyen bir yapım. Bergman masumluğu bakire bir genç kız üzerinden aktarırken çok geçmeden vahşi bir hikayeye, ardından intikama tanık oluyoruz. Mareta'nın kızını öldüren çobanların kardeşi olan küçük çocuğa karşı duyduğu acıma duygusu bize onun anaçlığını aktarıyor. Katillerin konaklamak için seçtikleri evin kızın ailesinin evinin olması garip bir tesadüf diye düşündürse de en başından beri Tanrı'yı bilhassa Hristiyanlığı ele alan Bergman yaşanan o tesadüfinin Tanrı'nın bir eseri olarak düşünmemizi istiyor zannımca. Fakat yine aynı Tanrı masum bir çocuğun ölümüne izin veriyor, bu durumda da film izleyiciyi çelişkiye sokuyor. Sadece bu iki olay üzerine bile film tartışılabilinir.
Filmin suçu işleme, yakalanma, intikam ve bağışlanma sahnelerinde muazzam bir bütünlük ve ayrı ayrı anlamlar var. Filme baktığımızda tek suçluları iki çoban olarak görebiliriz. Fakat detayların hepsini değerlendirdiğimizde birden fazla suçlu çıkıyor karşımıza. Anladığım kadarıyla Ingeri ormanda benzer bir durum yaşamış, bu yüzden bu kadar korktu ve Karin'in ailesi de bunu bilmelerine rağmen o tekinsizliğe kızlarını gönderiyorlar, ve kız hâlâ eve dönmemesine rağmen baba olabildiğince soğukkanlı davranıyor. Baba ve anne dışında İngeri'de suçlu tabii. Olayı görmesine rağmen herhangi bir müdahelede bulunmuyor ve kızın ölümünü seyretmekle yetiniyor. Bunun dışında her ne kadar af dilese de masum olduğu belli olan küçük çocuğu acımasızca öldüren babayı da yine suçlu olarak düşünebiliriz. Genç kızın naaşın ardından bir pınarın akmaya başlaması yeni bir umudun başlangıcı olarak düşündürmenin yanında bir temizliğin, saflığın göstergesi olarak da düşündürebilir. Bergman filmine yerleştirdiği ince detaylarla izleyicisini tek bir anlama değil birden fazla anlama düşünmeyi itmiş, en azından ben öyle kavradım.
Filmi son olarak genel bir şekilde özetlemem gerekirse diğer filmlerinde alıştığımız gibi bunda da dini motifler ve öğretiler neredeyse her sahnede karşımıza çıkıyor. Neredeyse bütün diyaloglarında şiirsel bir anlatım ve felsefik bir yaklaşım var. Bu da filmin olduğundan daha çok sorgulanmasını sağlıyor. Bergman'ın filmlerini bu amaçla yaptığını anlamak da çok zor değil. Siyah beyaz atmosfer filme farklı bir hava katmış olsa da elbisenin renklerinin detaylı bir şekilde belirtilmesinde bile belki bir anlam olabilir... Uzun uzun sessizlikler tam da olması gerektiği yerlerde yapılmış, buradaki bakışmalar sıkıp boğmuyor, aksine filmin anlatısının güçlenmesini sağlamış. Film sadece ana temaya odaklanmış, dallandırıp budaklandırıp boşuna uzatmamış filmi Bergman. Süresi de gayet ideal. Oscar ödülüne ait olan bu dini öğelerle süslenmiş masumluk-intikam filmini mutlaka listenize koymalısınız.