Spoiler içeriyor
... "çünkü kadın denen yaratık için kendine en güçlü erkeği seçmek ve sırtını bu güce dayamak kalıtsal bir zorunluluktu." ... "kadının erkeğini sahiplenme hırsı ile erkeğin mesleği arasındaki bir savaşımdı bu!" "...pahalı alırsın vardır hikmeti, ucuza alırsın vardır illeti." "...…devamı... "çünkü kadın denen yaratık için kendine en güçlü erkeği seçmek ve sırtını bu güce dayamak kalıtsal bir zorunluluktu." ...
"kadının erkeğini sahiplenme hırsı ile erkeğin mesleği arasındaki bir savaşımdı bu!"
"...pahalı alırsın vardır hikmeti, ucuza alırsın vardır illeti."
"... Delikanlılar ise Genevieve'e "Kremalı Şeftali" adını takmıştı, ama diğer kızları kendilerine düşman etmemek için bu takma adı yalnız kendi aralarında alçak sesle konuşurken ağızlarına alırlardı."
"... "Oyun"un gücü! Neydi bunun sırrı? Durup durup karşısındaki adama sarılmaktan, durup durup yumruk atmaktan, hele ha bire yumruk yemekten nasıl bir zevk alıyordu Joe'su? İnsan, canının yanmasından nasıl zevk duyabilirdi? Oysa kendisi Joe'ya çok daha büyük zevkler sunabilirdi hiç kuşkusuz. Joe'ya dinginliği sunabilirdi; rahatı sunabilirdi; neşeyi ve sevinci sunabilirdi. Joe'yu kazanmak, Joe'nun ruhunu kazanmak için "oyun"un verdiklerinden hem çok daha fazlasını, hem çok daha güzelini verebilirdi kendisi. Oysa Joe ikisiyle birden oynaşıyordu; bir yandan kendisini kollarının arasında tutarken, öbür yandan başını "oyun"a doğru çevirip onun ayartıcı sesine kulak veriyordu."Oyun" un sesindeki ayartıcılığın, karşı konulmaz çekiciliğin nereden geldiğini ise bir türlü anlayamıyordu Genevieve. "
".. Erkeklerin ruhunu pençesine alan; pençesine aldığı erkekle oynaşıp sonra ona ihanet ediveren; onun uğrunda canlarını tehlikeye atan erkeklerin kanını tutuşturarak tehlikeden tehlikeye atılmalarına neden olan; kadınların erkeklerini ellerinden alıp dilediği gibi gönül eğlendirdikten sonra, erkekten kalan artıkları alay edercesine kadınlarının önüne fırlatan; kadınların kısmetine sadece, erkekleri için saçlarını süpürge etmek, erkekleri için didinmek, erkeklerine çocuk doğurmak, erkeklerinin huysuzluklarına katlanmak düşerken, erkeklerin el emeklerinin ve alın terlerinin ürünlerini acımasızca sömüren; erkeklerinin yüreklerine taht kurmuş şu müthiş "oyun"un fendi(kurnazlığı) karşısında afallamış kalmıştı. .."
Yorumum: Hayatta insanın başına her türlü işin gelebileceğini, hayatın ne getireceğini asla bilemeyeceğimizi, tahmin etsek bile tersinin çıkabileceğini, aynısının hayalimizdeki gerçeklerin çıkmasının hiçbir garantisi olmadığını gösteren bir yapıt.(ki zaten düşününce hayatta olaylar gelişmeden önce düz mantık yarı yarıyadır[yani%50]) hayal kırıklığına uğramama ihtimalimiz olduğu gibi hayal kırıklığına uğrama ihtimalimizde düz mantık %50'şerdir, yani yarı yarıya ama olaylar geliştikçe ancak bir insan evladı olarak yapabileceğimiz şey; tahminde bulunmaktır ama o bulunduğumuz tahmininde tersinin çıkmayacağının hiçbir garantisi yoktur. Bu arada kadın denen salt varlığı kısmen anlayalbildiğimi bu kitap okumamdan gözlemleyebiliyorum. Ama tıpkı erkek gibi çok kompleks bir varlık, - yazarın deyimiyle yaratık - olduğunu da farketmiyor değilim. Keyifli bir oturuşta rahatlıkla bitirilebilecek, - kahve eşliğinde - okunabilecek bir kitap. Puanım realist olmasından ötürü 8/10 (bu arada yazarın okuduğum 2.kitabı adam çok başarılı bir yazar. Onuda belirtmeden geçemeyeceğim.)