Bu aralar farklı kültürlerin mitolojilerini araştırıyordum. Zaten Yunan mitolojisini çok severim. (En popüler ve bilindik olduğu için ilk Yunan mitolojisiyle başlamıştım.) Yenilerde de bir kitap aldım. Cadının Yüreği diye. İskandinav mitolojisini anlatıyormuş. Kitabı okumadan önce biraz İskandinav mitolojisini araştırıyım dedim.…devamıBu aralar farklı kültürlerin mitolojilerini araştırıyordum. Zaten Yunan mitolojisini çok severim. (En popüler ve bilindik olduğu için ilk Yunan mitolojisiyle başlamıştım.) Yenilerde de bir kitap aldım. Cadının Yüreği diye. İskandinav mitolojisini anlatıyormuş. Kitabı okumadan önce biraz İskandinav mitolojisini araştırıyım dedim. İşte birkaç saat internette yazılar okudum, videolar izledim. Sonra şunu düşündüm."Ey Yağmur sen Yunan ve İskandinav mitolojilerini araştırıyorsun da bir kere açıp kendi kültürünün mitolojisine baktın mı?" Sonra kendi içimde bi vicdan azabı yaşadım. Ve Türk mitolojisine bir yerden başlamaya karar verdim. İnternette Türk mitolojisi hakkındaki en önemli kaynağın bu kitap olduğu yazıyordu. Hatta bundan sonra yazılan kitaplar bile bu kitabı örnek alarak yazmış. Ve işin ironisine bakınki Türk tarihi hakkındaki bir kitabın yazarı yabancı. Aaaa şaşırdık mı? Ne kadar sahip çıkıyoruz kendi kültürümüze ya(!)
Neyse kitaba gelelim. Kitap bir nevi sözlük gibi. Türk tarihinden ve mitolojisinden belli başlı kavramlar ve açıklamaları var. Başlamak için mükemmel bi kitap seçmişim. Sizin de bu konu hakkında çok fazla bi bilginiz yoksa bu kitap ile başlayabilirsiniz. Herkes kitabın çok sade bi dili olduğunu söylemiş ama bana biraz ağır geldi ya. Sanki bi makale okuyormuş gibi hissettim. Sanırım roman tarzında okumaya alışık olduğum için bi olay olmayınca kitaba odaklanamıyorum. Bu biraz yordu beni çünkü bazı yerleri birkaç defa okumak zorunda kaldım. Aslında düşününce ilk defa bi kitabı iyi vakit geçirmek için değil de bilgilenmek için okudum. Benim için büyük bir adım.
Açıkçası kitabı okumadan önce daha ayrıntılı olur diye düşünmüştüm.Yani bahsedilmeyen çok fazla şey vardı. Ya da bi paragrafla anlatıp geçilmiş.
Bir de olayları İlyada ve Odessia'da olduğu gibi hikayeli bir şekilde bekliyordum. Bu tarz şeyleri okumayı daha çok seviyorum çünkü. Bu tarz bildiğiniz bi kitap varsa önerebilir misiniz?
Ha bir de şunu keşfettim. Yazar çoğu yerde Kaşgarlı Mahmut'tan alıntı yapmış. Yani yarısını da Kaşgarlı abimiz yazmış gibi. Bu yüzden bir sonraki okuma listeme Divanü Lügatı Türk'ü ekledim.
Şimdi sizi kültürlendiricem arkadaşlar. "Yağmur ile Kültür Saatine" hoş geldiniz.
Kültür 1)Kitapta ismi fazlaca geçen bi devlet var. Hiung-nu. Şimdi ben bunlar Türk mü değil mi anlamadım. Sizi kültürlendiricem dedim ama daha ben bilmiyorum sshshsheh. Neyse durun kitapta Türklerin çoğu kültürlerinin bu devletle olan benzerliklerinden bahsediyor. Ve kitapta bunların Türk değil Çinli olduğundan bahsediyor. Ama internette ise Türk olduğu yazıyordu. Neyse bilen bizi kültürlendirsinki konseptimiz bozulmasın.
Kültür 2) Bir Türk tarafından çizilmiş en eski dünya haritası Kâşgarlı Mahmud'un haritasıdır.
Kültür 3)Türklerin Alp Er Tonga olarak tanıdıkları kişi aslında İranlı kahraman Afrasiyâb.
Kültür 4) Türkler ölülerin mezarına öldürdüğü kişi sayısı kadar taş eklermiş. Buna Balbal denir.
Kitabı okurken birkaç bilginin altını çizdim ki böyle bi bölüm yaparım diye. Ama sonuna doğru çok sıkıldım ve erindim. Yeter artık bitsin diye okudum. Başta nasıl hevesliydim görün aahshsheh
4 bilgiyle idare edin amaaan. Ben olmasam bunu da bilmiyordunuz.
✨ALINTI TİME✨
"Cehennem ise, belkide hiçbir zaman ölülerin bir ikamet yeri olmamıştır. Her ne kadar dünyevi hizmetler karşılığında ahirette bir ödül yoksa da, cezalar henüz bu dünyada ölüm şeklinde verildiğinden, kişinin ölüm şekli ve ritüellerin yerine getirilip getirilmemesi ölünün kaderini belirleyebilmektedir"
"Önemli Türk gruplarının ölülerini ağaç'lara asma geleneği, mutlaka yeniden doğuş ve aynı zamanda ölülerini göğe sunma ve onları göğe uzanan yola çıkarma umudundan kaynaklanmaktadır."
"Çok ilginç bir anekdot, tüm canlıyı hatırlatmak için bir başın yeterli olduğunu göstermektedir."
"Kaşgarlı Mahmut tarafından alıntılanan bir atasözü 'Avcı ne kadar hile bilse, ayı o kadar yol bilir' demektedir."
"Türklerin yabancı dinleri benimsemeleri
sonucu eskiden kalma dinleri birden kaybolmamıştır. Eski dinleri yalnız büyük kültür merkezlerinin dışında yaşayanlarca muhafaza edilmemiş, bu merkezler de dahi bu eski gelenekler unutulup yitmemiştir. Zamanla gittikçe daha çok unutulup kaybolan bu eski gelenekler, günümüze kadar en azından birer ilke olarak hayatta kalmıştır."