Spoiler içeriyor
alev alatlı kitabı “nasihatname ı” olarakta geçer. günümüz turkiye'sinde ki beyin göçü yada ekonomik zorluklardan amerika yada avrupaya gitmek isteyenler de ders kitabı olabilecek düzeyde .şaka yapıyorum … aslında başlangıç olarak yada kitabın tanıtımı bu şekilde olamamalı çünkü içerik avro-amerikan…devamıalev alatlı kitabı “nasihatname ı” olarakta geçer.
günümüz turkiye'sinde ki beyin göçü yada ekonomik zorluklardan amerika yada avrupaya gitmek isteyenler de ders kitabı olabilecek düzeyde .şaka yapıyorum …
aslında başlangıç olarak yada kitabın tanıtımı bu şekilde olamamalı çünkü içerik avro-amerikan medeniyetinin geçmişten günümüze tarihi olaylarla gerçek kesitlerle anlatmış ,anlatmış derken bence tam bir baş yapıt bugünü anlamak için geçmişi anlamak gerekir desturumuz bu. ama ablamız o kadar donanımlı ki bu kadar bilgiyi kısa kısa cümlelere anlatıyor ki müzik sinema filozoflar sanat tarih dil din hayat ticaret felsefe matematik bilim edebiyat coğrafya ne bilim inanılmaz bir kültür karşısında verdiği örnekler ve kıyaslamalarla insanın aklını alıyor inanılmaz etkileyici ben çok büyük keyif aldım okurken heyecanlandım kızdım küstüm küfrettim yazarımız gibi “ yavrularım” size şu kadarını demek isterim vizyon ancak başka insanların tecrübeleri ve yaşanmışlıkları ve bilgilerini öğrenerek kazanılır .
Güneş her gün daha mütekâmil bir dünyaya doğmaz.
Tarih ezelden ebede dümdüz uzanan doğrusal bir hat değil, devirli bir oluşumdur.
Gün olur, en gerideki en öndekinden ileride olur.
Aristarkus, kopernik’e zıpçıktı astrolog’ diyen devrimci martin luther’den daha ilericidir.
Ahmet yesevi, kadızade mehmet’in çok ötesinde.
‘nasihatname’ dediğim kalıp, bu yolda bir temrin aslında.
Elim henüz kalem tutarken, tecrübemi tecrübenize, bildiklerimi bildiklerinize, hadi lafı dolandırmayayım, ömrümü ömrünüze katarak, 21.
Yüzyıldaki yolculuğunuzda size belirli bir avans sağlama gayreti.
Isterim ki, elinizden geleni değil, yapılması gerekeni yapın, dünyaya bir de benim pencerelerimden bakın.
Istemediklerinizi kapatın, yenilerini açın.
Istihkâmlarınızı güçlendirin, zor zamanları fırsata çevirin.
Benim yaşıma geldiğinizde, benim hiç olamadığım kadar hakîm, fehim, müstakim, emin, mekin ve metin olun. aziz ülkemize gelince; ille bir şeye benzetecekseniz, her budağından sürgün atan salkım saçak bir böğürtlen çalısına benzeteceksiniz türkiye’yi.
Bir sürgünü çiçeğe dururken, diğerinin kurumakta, ötekisinin meyve vermekte olduğunu görün.
Tek bir sürgüne takılıp kalmayın, bütüne bakmayı âdet edinin.
Unutmayın ki, düz akılla anlaşılmaz, pergele, cetvele gelmez, kendine has bir kimliği vardır türkiye’nin.
Batmaz.
Batarsa, okyanuslar taşar.” alev alatlı hafazanallah!-nasihatname 2 “gelin, amerika birleşik devletleri’nde yüzyıllar önce sahneye konulan yeni dünya düzeni’nin ‘tek din’ ilkesinin ete kemiğe büründürülmesi sürecinden söz edelim.
Yeni dünya düzeni’nde mevzubahis olan ‘tek din’, yahudilikle hıristiyanlığın füzyonu olan evangelizm’dir.
Evangelizm’in ne olduğunu bilmezsek, amerika birleşik devletleri’nin niye bu kadar ısrarla ve kayıtsız şartsız israil’i desteklediğini anlayamayız.
Abd’nin ırak’ta, orta doğu’da, hatta kara afrika’da ne yapmak istediğini de doğru okuyamayız.
Eski ahit’te eritilmiş, tevhit edilmiş hıristiyanlığın temellerinin daha 1867’de kurulan ‘kiliseler konseyi’ tarafından atıldığını bilesiniz.
Abd’nin israil düşkünlüğü, jeopolitik çıkarların ya da daha şimdiden alternatif enerji kaynaklarıyla ikame edilme yolundaki petrolün ötesinde spiritüel bir tutkuya dönüşeli nicedir.
Bir amerikan yerlileri eksikti diye düşünürüm, bir de reis tekumseh’in kemiklerinin sızladığını.