Çooook özlemişim. Ya bi kitap okuyup onun hakkında konuşmadan geri rafa kaldırmak nasıl bir duygu bilir misiniz? Ben size söyleyeyim, çok kötü. Okuduğum bütün kitaplar hakkında saatlerce konuşmak istiyorum. Bir de okurken alışkanlık olmuş şey yapıyorum, işte Raf'ta yorum yazarken…devamıÇooook özlemişim. Ya bi kitap okuyup onun hakkında konuşmadan geri rafa kaldırmak nasıl bir duygu bilir misiniz? Ben size söyleyeyim, çok kötü. Okuduğum bütün kitaplar hakkında saatlerce konuşmak istiyorum. Bir de okurken alışkanlık olmuş şey yapıyorum, işte Raf'ta yorum yazarken bu kısımdan bahsederim, bunun hakkında şunu derim. Sonra aklıma Raf kullanmadığım gelince hüzünleniyorum. Öncelikle birkaç cümleyle son birkaç ayımdan bahsetmek istiyorum. İsterseniz okumayın, geçin buraları. Aslında benim yorumlarımın hepsi kişisel oluyor ama siz bilirsiniz. İlk söylemek istediğim şey açığa geçtim. Bu aralar çok meşhur oldu zaten. Raf'taki birkaç kişi de geçmiş, öyle gördüm. Açığa geçtiğim için günümün çoğu bana kalıyor ve bu muhteşem bir şey. Okula gittiğim zaman kendimi hayatsiz gibi hissediyordum. Ama şuan iyiyim. Okul yerine dershaneye gidiyorum. Günümün çoğu orda geçiyor. Dershane ortamı>>>
Akşamları evde oluyorum. Kitap okuyorum, Friends izliyorum. Ya da Himym izliyorum. Yeni diziye başlamak hala yasak.
Deneme netlerim yükseliyor. Ve bu duruma çok seviniyorum. Verdiğim emeğin karşılığını almak mutlu ediyor. Pazar kpss sınavına girdim. Genel yetenek çok kolaydı. Genel kültürden de Elizabeth'cim sağolsun 3. Charles sorusunu yaptım.
Ne kadar boş bir insan olduğumu gördünüz. Şimdi kitap yorumlamak istiyorum.
Aslında bu kitabin filmi benim için özeldi. Yani hiç izlememiştim ama bu film, İncir Reçeli, Delibal, Aşk Tesadüfleri Sever, Issiz Adam... İşte çok bilinen kült olmuş aşk filmlerini özel biriyle izlemek istiyordum. Gerçekten o kişiyi bulduğum zaman bu filmleri sadece onunla izlemek ve sadece onunla konuşmak...
Merak etmeyin arkadaşlar aşka olan inancım ölmedi ama bu yaz yanlışlıkla bi hata yaptım. Benim için hiç özel olmayan biriyle bu filmi izledim. Neyse yaptık bi hata bari yorumlayalım. Aslında önce kitabını okuyup sonra filmini izledim. Ama filmini daha çok beğendim. Yani kitapta verilmek istenen çok üstü kapalıydı ve aşk o kadar da ön planda değildi. Kitapta ön planda olan şey baş karakterin girdiği buhran ve kendi içindeki tartışmasıydı. Belki de Müzeyyen'den ayrıldıktan sonraki halini okuduğumuz için böyle olabilir. Keşke biraz da ilişkilerinin ilk zamanlarını görebilseydik. Sadece tartıştıkları ve ayrıldıkları kısmı okumak öncesinde büyük bir aşk olduğunu düşündürtmüyor bana. Ama cıvıl cıvıl bi aşk anlatılsaydı kitabın türü bambaşka olurdu. Bu kitap postmodern bi kitap. Modern insanın, modern yaşamdaki karmakarışık duyuları...
Kitaptaki müzik alıntıları beni en çok etkileyen şeylerden biriydi. İsmi geçen bütün müzikleri dinledim. Yazar cidden zevkli birisi.
Diğer bi hoşuma giden şey ise karakterimizin kapı kilitleri ile yaptığı sohbet. Bunu çok sevdim. Bu kitabı okuduktan sonra insanın kapı kilitlerine olan ilgisi artıyor shshsh
Bir de yazar bir şey anlatırken ordan oraya atlaması bunu yaparken de bizi de içine çekmesi çok güzel. Kitapla zerre alakası olmayan ama okurken de ne okuyorum dedirtmeyen çok güzel bölümler var. Aslında bu son cümlem kitabın özeti oldu. Kitabı ağustosta okumuştum. Aslında gecen ay yeniden okudum. Ama çok akılda kalmıyor. Zaten bir nevi başucu kitabı yapmak istiyorum. Her sayfasını pos-itledim nerdeyse sürekli açıp açıp okumak çok güzel.
Haymatlos'un Müzeyyen şarkısı da çok güzel değil mi? Bilmiyorsaniz kesinlikle dinleyin.
Okurken bu karakterler birbirini nasıl sevmiş hiç anlayamadım. Adam tamamen hayalperest kadın ise çok realist. Zıt kutuplar birbirini çekmez arkadaşlar! Zaten ilişkinin sonu da belli. Kadın başka birine gitti. Ah be Müzeyyen.
Ekşi'de bi yazı okumuştum. Kitabin ilk basimlarında sonunda "belki bitmemiştir" gibi bir şey yazıyormuş. Ondan sonraki basimlarda ise "bitse ne olur, bitmese ne olur" yazıyıyor. Sanırım yazarımızın da aşka olan inancı kalmamış.
Kabul ediyim biraz abartılmış ve popüler kültürün etkisiyle herkesin okuduğu bir kitap. Ama bunda filmin etkisi çok büyük. Filmi hiç olmasaydı bu kitap hakkında belki de başka şeyler düşünecektim. Emin değilim.
Aşırı birbirinden kopuk ve iğrenç cümlelerim ile yazdığım yorum bitti. 3 ay olmuş affedin. Ha şimdi şey mevzusu var ben hani gitmişim? Bunu başta diyecektim ama unuttum. Açığa geçtiğim için çok zamanim oluyor. Bu yüzden arada eski telefonumu(yani Iphone 4 olmayan telefonumu) açıp Raf'a veya başka şeylere giriyorum. Kitap okumak için de zamanım oluyor. Yani Raf'i okuduğum kitapları yorumlamak için kullanacağım. Haftada bir iki defa yazar giderim. Arada da sohbet ederiz. Aslında son okuduğum kitap hakkında da konuşmayı çok istiyorum. Ama üst üste bir sürü gönderi de atmak istemiyorum. Konusunu unutmazsam Dublörün Dilemması hakkında da bir şeyler yazarım. Murat Menteş mükemmel bir yazar ya. Neyse ben çooook konuştum. Her zamanki gibi birkaç alıntıyla yorumu bitiyorum canlarımm
"Evden tam çıkıyorum, bir şeyin eksik olduğunu, eksik olanın ruhu mu olduğunu fark ettim. Önemsemedim. Yol, bana uygun bir ruh önerebilirdi"
"Bir şeyin gerçekte öyle mi olduğu yoksa bana mı öyle geldiği konusu her zaman kafamı karıştırırdı."
"Her şey benden önce olmuşsa, bana olacak bir yer, durum kalmıyor muydu? Bana ait tek kişilik bir iskemle, o da yok muydu bu dünyada?"
"Uzaklaşan şeylerin gözden gidişini görmemek için, gözlerimizi başka yöne çevirsek bile, yine de ne bok yemeye bir taraflarımızda geyik gibi bakardık?"
"Ya sevmenin kendisini ya da seven hali ile kendini seviyor."
"Fakat nedense biri yarım sayar ve iki yaparak tamamlamaya çalışırlar. İki lanet bir sayıdır, kendine yetmez ,hep üçe koşar ve sonra sil baştan."