Aldım cipsimi elime. Gece yarısı olmuş olsa olsa bu saatte bir korku filmi gider dedim... Başladım arşivimi karıştırmaya.."Haute Tension" filmini ne zaman korku filmi seyretmek istesem, elime alır ama sonradan hep vazgeçerdim.. Çünkü Fransız filmi olmasından dolayı bu korku filmine…devamıAldım cipsimi elime. Gece yarısı olmuş olsa olsa bu saatte bir korku filmi gider dedim... Başladım arşivimi karıştırmaya.."Haute Tension" filmini ne zaman korku filmi seyretmek istesem, elime alır ama sonradan hep vazgeçerdim.. Çünkü Fransız filmi olmasından dolayı bu korku filmine hiç iyi gözle bakmıyordum.. Aslında hoş bir de kapağı var... Bir adam , üstünden kanlar damlayan bir ustura tutuyor... Neyse sonunda çok fazla bir beklentim olmadan başladım filmi seyretmeye... Hani bir tabir vardır ya... Çıtır Çerezlik bir film diye.. İşte bende filme o gözle bakıyorum... Film başlayalı henüz on dakika olmadı ki cinayetlerde işlenmeye başladı... "Hah tamam işte" dedim... Artık klişeleşmiş bir konu... Bir aileyi katleden psikopat ve ondan kaçan insanlar... Korku filmlerinde genelde katillerde bir karizma olur.. Kimisi maske takar, kimisi boylu postludur ya da film boyunca katilin yüzünü hiç göstermez... Bu film işte öyle değil... Bir kere katil daha ilk cinayetten itibaren gözüküyor... Hatta daha cinayetler başlamadan önce katilin sex hayatına bile göz atıyoruz... Adamda karizma namına hiçbir şey yok... Oto tamircilerinin giydiği bir tulum ,başında da enteresan bir şapka... Ayrıca katilin şişman ve kilolu oluşuda gözlerden kaçmıyor... Ama işlediği cinayetler , Michael Myers , Fredy Kruger ya da Jason'u bile solda sıfır bırakır... Filmin kan oranı oldukça yüksek... Belki Kill Bill'de harcanan kanlar bile bu filmde ki nin yarısı kadardır... Bu yüzden katil, işinin hakkını fazlasıyla veriyor diyebiliriz... Haaa korku filmlerinde olmazsa olmaz karakterlerden birisi de mevcut... Hani katilden kaçacağı yerde hep onun üstüne giden, resmen "gel beni öldür " diye avaz avaz bağıran tipler vardır ya.. İçiniz rahat olsun öyle bir tip de var... İşte bizde bu tip şimdi ölecek, ahanda şimdi kesin öldü diye diye sinirlenip duruyoruz... (hatta kimi yerlerde kendinizi tutamayıp küfretmeniz bile olası) Yanımızda olsa elimize geçen ilk şeyle döve döve biz öldüreceğiz konumuna geliyoruz... Neyse uzun lafın kısası klişeler hat safhada... Film sona doğru giderken bizler başladığı gibi bitecek diye düşünüyoruz... Ama böyle düşünmeyen birisi var... Yönetmen Alexandre Aja öyle bir çalım atıyor ki bizlere oturduğumuz yere apışıp kalıyoruz... Adeta son dakika golünü kalemizde görüyoruz... O ana kadar hatırı sayılır bir korku filmi gibi giderken bir anda tavan yapıyor... Ve benim için sinema tarihindeki en iyi korku filmlerinden birisi oluyor... Bizler son dakika golünün şokunu üstümüzden atamadan da film bitiveriyor... Böylece yüzümüzde hem şaşkınlık hem de bir tebessüm kalıyor... o tebessüm bir çok korku filminin bizlere komik gelmesinden sonra yüzümüze yerleşen bir gülücük değil... böyle bir filmi seyretmenin mutluluğu oluyor adeta... Şimdi bu kadar klişelerle dolu bir film nasıl oluyor da benim için sinema tarihinde ki en iyi korku filmlerinden birisi oluyor onu açıklayayım sizlere... Filmde ki sürpriz finali çıkartırsak bu film yine de hatırı sayılır bir korku filmi olur... Cinayetler gerçekten dudak uçuklatacak cinsten... Birçok sahnede kafanızı başka tarafa çevirmek ya da gözlerinizi kapatmak zorunda kalabilirsiniz.. Gerilim desek o da her şeyiyle tatmin ediyor... Ama sürpriz finali anlamsız gibi görülen filmi bir anda müthiş kılıyor... Bu yüzden bu filmi sakın ama sakın kaçırmayın... Filmin kötü olduğunu düşününler varsa, sırf müzikleri için bile bu filmi seyretmeliler... Korku filmlerini sevenler için biçilmiş kaftan.
Bu arada filmi seyretmek için önemli bir nedeni sona Sakladım.. başrollerde, Maiwenn ve Cecile de France oynuyor.. Sırf o ikisinin oynamasına bu filmi seyredecek Milyonlar biliyorum .. 😉🤗