Uzun zaman sonra bir filmi izler izlemez yorumluyorum. Taze taze yorumlamak istedim, çünkü beni bu kadar çok eğlendiren filmi unutmadan anlatmak istedim. İngiltere'nin ünlü komedi grubu Monthy Pyton'un Kral Arthur efsanesini anlattığı, kutsal bir kasenin peşinde oldukları filmleri. Film sınırlı…devamıUzun zaman sonra bir filmi izler izlemez yorumluyorum. Taze taze yorumlamak istedim, çünkü beni bu kadar çok eğlendiren filmi unutmadan anlatmak istedim.
İngiltere'nin ünlü komedi grubu Monthy Pyton'un Kral Arthur efsanesini anlattığı, kutsal bir kasenin peşinde oldukları filmleri. Film sınırlı imkanlarla, oldukça düşük bütçe ile çekilmiş. Filmin çekildiği 1975 yılını da baz alırsak bu kadar imkansızlıklar arasında yapılan filme büyük saygı duydum. Ufak tefek aksilikleri, eksiklikleri gözardı etmemin sebebi oldu.
Daha önce de İngiliz komedisi izlemiştim. İngiliz komedileri bana göre değil, beğenmem diye düşünürken bu film beni tamamen yanılttı. İzlerken çok eğlendim, 90 dakika nasıl geçti anlayamadım. Belki de film orijinal diliyle değil de absürt komedi olduğunu göz önüne alarak dublajlı halini izlediğim için espriler bana geçti ve eğlendim.
Filmlerdeki zorlama esprileri pek sevmem. Akıllıca yapılmadığı sürece yapılmak için yapılır ve rahatsız eder. Fakat absürt komedilerde durum böyle değildir. Her sahnede gülünç bir olay oluşturmak mümkündür. Karakterlerin saf halleri ile güldürmek için yeterlidir. Filmde saf halleriyle ön plana çıkan karakterlerle beraber anlamsız diyaloglarda gülmek için bir sebepti. Ya da film benim abarttığım kadar iyi değil, ben uzun bir mental çöküşten sonra gülmeye bahane aradım.
Abartılı, efekt olduğu belli olan efektler ciddi bir film olsaydı rahatsız ederdi, ama absürt komedilere böyle saçmalıklar dahi yakışıyor.
Birçok tuhaf, beni benden alan sahnelere sahip olan filmde Kral Arthur ve diğerlerinin hayali atlarına bayıldım. Herkesin kılıçtan geçirildiği sahnede filmin anlamsız sahnelerinden biriydi. Filmde o kadar çok anlamsız sahne var ki spesifik örnek vermek biraz saçma oldu. Fakat anlamsızlıkla dolu filmin yorumunda bir saçmalık yapmasam olmazdı.
Bazı sahneler karikatür olarak çizilmiş, filme ayrı bir hava katmış. Karikatür çizerinin kalp krizi geçirdiği sahne boşluğuma geldi. O kadar komik mi bilmiyorum ama gülmeden edemedim.
Filme dair en çok sevdiğim şey geçiş kısımları oldu, dış anlatıcıya bayıldım.
Bazı sahnelerde 4. duvar dediğimiz şeyi kırmış absürt komediye de bu çok yakışmış. Çünkü zaten ciddi olmayan bir filmde sadece bir film olduğunu göstermek için bu yapılmalıydı gibi geldi, ki yapmışlar.
Bazı sahnelerinde çok eğlendim, bazı sahnelerinden hiçbir anlam çıkaramadım. Bazılarında ise absürtlüğüyle beni aldı götürdü.
Bu kadar eğlenmeyi beklemiyordum dersem yalan söylemiş olurum, eğlenmeyi hiç beklemiyordum.
-Ben sizin kralınızım!
+Ben sana asla oy vermedim!
-Krallara oy verilmez.
+Peki o zaman nasıl kral oldun?
-O bir kaz kadar ağırsa...
+O zaman?
-O odundan yapılmıştır. O BİR CADI! HEEEYYYY!
-Ni. Ni. Ni. Ni.
+Siz yaşlı bir kadına 'ni' mi diyorsunuz?
- Evet.
+Ne kadar kötü bir zamandayız.