Nereden ve nasıl başlasam, hiçbir fikrim yok. Sanki anlatmaya başlasam kelimelerim kifayetsiz kalacakmış gibi hissediyorum.. İtiraf edeyim, uzun zamandır hiçbir filmi normal hızla izlemiyorum. Fakat bu film o laneti bozmayı başardı. Açıkçası, hızlandırarak izlersem çok şey kaybetmekten korktum. Sürekli aynı…devamıNereden ve nasıl başlasam, hiçbir fikrim yok. Sanki anlatmaya başlasam kelimelerim kifayetsiz kalacakmış gibi hissediyorum..
İtiraf edeyim, uzun zamandır hiçbir filmi normal hızla izlemiyorum. Fakat bu film o laneti bozmayı başardı. Açıkçası, hızlandırarak izlersem çok şey kaybetmekten korktum. Sürekli aynı sahneleri tekrar tekrar izleyerek kendime görsel şölen sunmayı tercih ettiğim için huzurluyum.
Yaklaşık 1 haftadır kahve tüketmemeye çalışıyorum. Her şey çok güzel, yerli yerindeydi. Ta ki bu filmi izleyene kadar… İlk başlarda su içerek izlemeyi denedim (5 bardak su içip sağlıklı olacağına inanan kız emojisi) ama başaramadım.. Bir yerde ipin ucunu kaçırdım ve mutfağa gidip kahve aramaya başladım. Çok şanslı biri olduğum için kahve bitmişti zaten. Bağımlılığıma yenik düşüp gecenin bir saatinde gidip alıp geldim. O anki mutluluğumu tarif edemem. (Bu da bir anı olarak kalsın burada.)
Filmden bahsedecek olursam, 11 farklı hikayeden oluşuyor. Bu 11 hikayede karakterlerin sohbetine tanık oluyoruz. Konuşmaktan daha çok dinlemeyi seven tarafım genelde. Her sohbette masadaki 3. şahıs benmişim gibiydi. O yüzden filmi izlemek benim için ayrı keyifliydi. Bazı sahnelerdeki kare desenli masaları ayrı bi’ sevdim. Beni satranç oynadığım eski günlere götürdü..
11 hikayenin her biri ayrı güzeldi. İzlerken zaman zaman kendimi yalnız hissettim. Birçok yerde de bazı şeyleri sorgulamama neden oldu. Kendimizle zaman geçirmenin eşsiz olabileceğini farkettim. Ve hayatımızdaki insanları arayınca "muhakkak ters bir şeyler vardır" diye düşünmeleri çok tuhaf. Oysa insanlar durduk yere de arar, birbirini merak eder. Konuşmaya, kendimizi anlatmaya ihtiyacımız vardır… (hayatımızda bir sorun olmasa dahi) İzlerken farkettiğim diğer şeylerden birisi şuydu; Zaman zaman sarılmaya da ihtiyacımız olur. Mesela, sahnelerden birinde babası çocuğuna para veriyor ona sarılması için fakat çocuk parayı alıp sarılmadan gidiyor. Bilemiyorum, ben o sahnede kırıldım. O an o amcaya sarılmak isterdim..
Birbirine benzeyen 2 kadın kuzenin olduğu sahne de oldukça etkileyiciydi. Şarkıcı olan kadının diğer kuzeninin hayatına özenmesi, birlikteyken sigara içebilmeleri ve zengin kuzen gittikten sonra garsonun şarkıcıya “burada sigara içemezsiniz.” söylemesi.. Tabii bir noktada insana şey dedirtiyor; Her şey para, ün müdür? Üstelik zengin kuzenin şu isimleri karıştırdığı sırada kızmamak elde değil. Zaten 2 yıl boyunca hiç görüşmemişsiniz, bari daha özenle dinle be abla.
Son bölüme “resmen hayran kaldım” desem yeridir. Yaşlı adamın müziği duyduğu sahneyi alıp bir ömür saklayasım var. <3
İzledikçe şey düşünmeye başladım. Bazı filmlerin ruhu var gibi. (Şu ana kadar söylediğim en saçma şeylerden biridir belki ama çok normal bir şeymiş gibi davranalım lütfen.) Hani nasıl anlatsam.. İncedir, naiftir. Dokunmaya kıyamazsın ya. İşte öyle bir film bu da. Herkese hitap etmez fakat seversen güzelliğiyle seni büyüleyiverir. Sohbet tarzı, yavaş akan filmleri seviyorsanız şans verebilirsiniz. 8/10
Filmi izlememe vesile olduğu için @rosa’ya minnettarım. Böyle güzel bir etkinlikte bulunmak benim için eşsizdi. Seçtiği filme de bayıldım bayıldımm..
En sevdiğim bölümler;
~Bu şeyler seni öldürecek
~Kuzenler?
~Champagne
Bu film bana Night on Earth’ü hatırlattı. Canım filmimi izleyeli 2 yıl olmuş neredeyse.. Eğer bunu sevdiyseniz onu da izleyebilirsiniz.
“-Çok komik, değil mi? Bir şeye paran yetmeyince gerçekten pahalı oluyor. Ama paran yetince bedava veriyorlar. Geri dönüşüm gibi, değil mi?
+Birçok yönden tüm dünya böyle sanırım.”
“-İyi misin Taylor?
+Hayır, pek sayılmaz.
-Ne oldu?
+Bilmiyorum. Sanki dünyadan boşanmış gibiyim.”
“Sende ‘Joie de vivre’ yok.”