Spoiler içeriyor
Dün izledim filmi. Çok karmaşık aynı zamanda çok da düşündüren bir filmdi. Başrolümüzün ruhsal yapısı derinden hissediliyor. Donnie'nin odasının üstüne uçak düşüyor, ki filmi ana hatlarıyla izlemeye buradan başlıyoruz. Bir zaman kırılması oluyor ve normalde oluşmaması gereken bir evren ortaya…devamıDün izledim filmi. Çok karmaşık aynı zamanda çok da düşündüren bir filmdi.
Başrolümüzün ruhsal yapısı derinden hissediliyor. Donnie'nin odasının üstüne uçak düşüyor, ki filmi ana hatlarıyla izlemeye buradan başlıyoruz. Bir zaman kırılması oluyor ve normalde oluşmaması gereken bir evren ortaya çıkıyor. Filmdeki önemli yan karakterlerden biri olan yarı deli yaşlı kadın Roberta Sparrow’un kitabı The Philosophy of Time Travel‘da Frank’ten Manipüle Ölü diye bahseder. Evrenlerin birinde ölmüş ama diğerinde yaşayan bir kişidir. İki evren arasında adeta arafta kalmış ve Donnie’nin rüyalarına girerek her şeyin olması gerektiği gibi gitmesini sağlamak için seçilmiş. Ancak olmaması gereken bir şey olmuş ve kader planında işler karışmıştır.
Donnie o esnada uyurgezer olması sebebiyle odasında değil. Bu şekilde ölmekten kurtuluyor. Ama çok daha fazlası da peşini bırakmıyor. Bundan sonra kabus şeklinde Frank adında korkunç bir tavşan görmeye başlıyor. Bu tavşan Frank, Donnie'ye istediklerini yaptırmaya başlıyor. Tam 28 gün 6 saat 42 dakika 12 saniye sonra kıyametin kopacağını, göklerin yarılacağını ve herkesin öleceğini söylüyor. Ve geri sayım başlıyor. Bir kader çizgisi doğrultusunda önce Donnie'ye okula su bastırtıyor ki buralarda Donnie kendinde değil ama olayları kendisi yaptığını biliyor. Sonrasında su bastığı için okulu tatil oluyor ve şansa bakın ki sonrasında sevgilisi olacağı kızla tanışıyor. Yani Gretchen'le. Dediğim gibi her şey bi kader çizgisi doğrultusunda gidiyor. Kızla sevgili oluyorlar.
Gretchen'le bir gün film izlemeye gidiyolar, bu esnada Frank'i görüyor, Frank'in gözü yaralı hatta Donnie ne oldu diye soruyor ve sonra hatırlamış gibi gülüyor bu da filmin sonuna işaret. Sonrasında Frank tekrar kendisi için bir şey yapmasını istiyor. Cunningham'ın evini yakmasını. Ve kader yine çizgisini belli ediyor. Kardeşi Samantha'nın dans ekibini götürecek kişi Kitty yerine annesi olur. Ve evde ablası Elizabeth'le tek kalırlar. Evde bir parti verirler. Partiye Gretchen'de katılır ve bu parti esnasında Donnie'yle Gretchen iyice birbirlerine aşık olurlar.
Sonrasında Frank'in kullandığı araba Gretchen'e çarpar ve ölür. Sevdiği kadının ölümüne neden olan Frank’i vuran Donnie, artık hem katil olmuş hem de sevdiği kadını yitirdiği için kendinden vazgeçmiştir. Yirmi sekizinci gün, yani her şeyin yok olacağı gün zaman kırılmasında geriye gider. Aynı uçak motoru bir kez daha odasına düşer ama bu kez uyanık olmasına rağmen odasından çıkmaz ve düşen uçak motorunun altında kalarak ölür. O andan sonra evrenin işleyişi eskiye döner ve paralel evren, birincil evreni yok edip yerini almak yerine kendisi yok olur. Evren kurtulur ve herkes yaşamlarını sürdürmeye devam eder.
Ama sonda paralel evrenin kaybolmasıyla hiç tanışmayan Donnie'nin annesi Gretchen'le birbirlerine el sallarlar, bu da biz izleyicilere acaba her şey yaşandı mı sorusunu sorduruyor.
İnanılmaz sevdim diyemem, çok karışıktı, bahsedemediğim bir sürü de detay var. Ama genel hatlarıyla izlenir. Filmin IMDb si 8 ama bence o kadarı da hakedecek bir film değildi. Okuduğunuz için teşekkür ederim:)