Kuru otlar Üstüne Merhaba! İlk duyduğumdan beri beklediğim bu muhteşem film, Nuri Bilge Ceylan’ın 10. filmiydi. Eşsiz diyebilecek kadar eşsiz bir film. Bence Ceylan, on (10) filmlik bir serüveni tamamlayarak yeni bir kült'e imza attı. Filmdeki bir replik aslında filmin…devamıKuru otlar Üstüne
Merhaba! İlk duyduğumdan beri beklediğim bu muhteşem film, Nuri Bilge Ceylan’ın 10. filmiydi. Eşsiz diyebilecek kadar eşsiz bir film. Bence Ceylan, on (10) filmlik bir serüveni tamamlayarak yeni bir kült'e imza attı. Filmdeki bir replik aslında filmin sonu, başlangıcı ve diyalogları ile bağdaşıyor.
“Umut etmekten yoruldum”...
NBC’nin filmlerini sıraladığımda Kış Uykusu’ndan sonra çok fazla sevdiğim ‘Kuru Otlar Üstüne’ filmi, engelli bir öğretmenden, sığ bir köy kasabasına ve eğitim gören tüm öğrencilerine kadar birçok konuda bizlere bilgiler sunuyor. Eğitim faktörü adı altında şehirde yaşamanın ve köyde yaşamanın farkını da gözler önüne seren Cevahir Şahin ile Kürşat Üresin’in gözleri ile gördüğümüz film, sinematografisinin efsane bir şekilde hikâyeye bağlanmasıyla da kendisine hayran bırakıyor. Kuru Otlar Üstüne filmi sonradan izlendiğinde Kış Uykusu ve Mayıs Sıkıntısı tarzıyla benzeşse de bence bu film, başka bir noktaya değinmişti. Hem felsefe olarak hemde yaşantı olarak.
Merve Dizdar’ın (Nuray) oyunculuğu ile Cannes’de En İyi Kadın Oyuncu ödülünü almasının yanı sıra bence Cannes’da ödül alması gereken bir başka oyuncu da Deniz Celiloğlu (Samet) olmalıydı. Filmde, 4. duvarın yıkılma sahnesi efsane bir faktördü. Ceylan ailesinin yönettiği ve eşi Ebru Ceylan’la ve Akın Su ile senaryosunu yazdığı film, özellikle Nuri Bilge Ceylan’ın kendine ait çektiği fotoğraflarının gösterilmesiyle oldukça dikkat çekiciydi.
Ece Bağcı (Sevim) karakteri ile bir genç bir kızın köyde yaptıklarını, eğitim derslerini ve bakışsal olarak farklı noktalara çekilecek yanlışlarını ve o yanlışların getirlerini ve götürülerini çok güzel bir şekilde canlandırmıştı. Merve Dizdar’ın bakışsal olarak gözlemleme yaptığım karakterine, oyunculuğunu kullandığı karakter analizine bakıldığında, iki karakter de aynı serüveni yaşıyormuş gibi dursalarda bence kendi mimik hareketlerini usta şekilde kullanmaları ve kamera önüne geçmeyi düşünmeleri güzel bir detaydı.
Nuri Bilge Ceylan ve Ebru Ceylan’ın senaryo anlayışı ile edebiyat ve film anlayışını birleştiren sohbetlerini bayılarak izledim. Musab Ekinci (Kenan) ile Erdem Şenocak (Tolga)’ın da bu filmde yer alabilmesi bence filme başka bir boyut kazandırmıştı. Sanatı, değerleri ve coğrafya olarak gelinen Türk insan tanımını da bizlere sunan Ceylan, Türkiye coğrafi farklılıklarını göstermesi ve karakterlerine vermiş olduğu kırgınlığı, komedisi ve bir baba, anne şefkatini de göstermeye çalışması büyük bir yetenekti.
Filmi izlediğim salonda Deniz Celiloğlu’un sorulara cevabını da dinlediğimde “7 ay” bir rol için çalışması bence bu filmin çok iyi bir şekilde ortaya konulduğunun kısa bir açılımıdır. Uzun zaman sonra bu kadar uzun yazı yazmayı da bu filme bırakmam bu yüzdendir. Sanatı, Türkiye kırsalını ve bence insanlığımızı gözler önüne seren Nuri Bilge Ceylan ve tüm ekibi beni ve benimle izleyen tüm salonu tüylerimizi diken diken bıraktı. 3 saat 17 dakikadan oluşan ‘Kuru Otlar Üstüne’ filmini sinemada deneyimlemek gerekiyor. Daha fazla tutamdan “6” paragraflı yazımı bitiriyorum. Keyifli izlemeler.