Aklımdaki bilgileri teyit edip gerekli notları toparlayıp şu yazıyı yazmam 1 buçuk saatimi aldı, okumadan geçerseniz ayıp edersiniz.*** Sessiz sinema döneminin en ses getiren filmlerinden biridir Potemkin Zırhlısı. Her ne kadar günümüzde eski filmlere dair -hele ki sinemanın ilk yıllarına-…devamıAklımdaki bilgileri teyit edip gerekli notları toparlayıp şu yazıyı yazmam 1 buçuk saatimi aldı, okumadan geçerseniz ayıp edersiniz.***
Sessiz sinema döneminin en ses getiren filmlerinden biridir Potemkin Zırhlısı. Her ne kadar günümüzde eski filmlere dair -hele ki sinemanın ilk yıllarına- bir önyargı oluştuğu için çok kimse tarafından bilinmiyor, bilinse de izlenmemiş olmasına karşın sinemanın gelişimine katkı sağladığı için adını sinema tarihine altın harflerle yazdırmayı başarmıştır ve montaj veya kurgu denilince örnek gösterilen ilk filmlerden biridir.
Sinema tarihinin yapı taşlarından olan bu filmi 'çok iyiydi, çok etkiledi.' diye bir açıklama yapıp bırakmayacağım. Biraz teknik detaylara gireceğim, çünkü kesinlikle konuşmaya değecek bir film.
Potemkin Zırhlısı filmi 1905 yılında savaş gemisinde mürettebatın subaylara karşı çıkardığı ayaklanmayı anlatan bir propoganda filmidir. Sergei Eisenstein olayı kendi teknikleriyle ve bakış açısıyla yorumlayarak basit bir propoganda filmi olmaktan çıkarmış, halkı da etkilemeyi başarmıştır.
Potemkin Zırhlısı 1925 yılında Sovyet Rusya tarafından ısmarlanmış ve Sergei Eisenstein'de bu filmle beraber kurgu/montaj yeteneklerini test etme fırsatı da bulmuştur. Zira kendisi sinemada montajın önemine değinen ve montajın filmin etkisini arttırmakta önemli bir yer tuttuğunu savunan sinemacılardan biridir. Bu noktada Lev Kuleşov'un 1910'lu yıllarda keşfedip ortaya attığı ''Kuleşov Etkisi'' adı verilen montaj tekniğine değinmek isterim. Çünkü bu filmde de belki farkında olmadan belki de farkında olarak bu tekniği izleme şansı yakalıyoruz. Kuleşov'un keşfettiği bu tekniğe göre birbirini takip eden iki çekimlik bir sekanstan, tek bir çekime kıyasla daha fazla anlam çıkar. Bu anlamı veren şey ise iki aynı sekans arasına konulan başka bir sekanstır. Şu şekilde örnekleyebiliriz: Aynı yüz ifadesine sahip adamın 2 sekanslı görüntüsünün arasına bir tabak yemek koyarsanız seyirci adamın aç olduğunu algılar, güzel bir kadın resmi koyarsanız da izleyici adamın tutkulu olduğunu anlayacaktır. İki görüntünün arasına ölü bir çocuk fotoğrafı koyarsanız da izleyici de hüzün ve acıma duygusu uyanır. Kuleşov'un sinemaya kazandırdığı veyahut farkedip yorumladığı bu tekniğe bu filmde de rastlarız. Bu şekilde de Rus propogandası olmaktan çıkar ve duygularımızı etkiler.
Film 5 bölümden oluşmaktadır. İlk bölüm ''İnsanlar ve Kurtçuklar''dır. Bu bölümde Çarlık subayları tarafından kurtlu yemek yemeye zorlanan mürettebatı gösterir. Bu bölümle beraber isyanın sebebini, ayaklanmanın nasıl başladığını görmüş oluruz.
İkinci bölüm ise ''Limandaki Dram''dır. Artık ayaklanma başlamıştır. Bu bölümde ise gemide bir kargaşa hakimdir. Ayrıca sahneler (filmin tüm bölümleri için geçerli) birçok açıdan ve plandan çekilerek izleyicideki etkiyi arttırmak amaçlanmıştır. Sergei Eisenstein'in bu amacında başarılı olduğunu belirtmek isterim.
''Ölü Bir Adam Adalet Arıyor.'' bölümünde ise Vakulinçuk'un cenazesinin başında halkın yas tutmasını izleriz. Bu bölümde ise anlaşılacağı üzere dramatik bir hava hâkimdir.
Gelelim 4. bölüme. Benim en çok etkilendiğim bölüm oldu ki filmin en çarpıcı ve en çok konuşulan bölümü de ''Odessa Merdivenleri'' bölümü olmuştur. Sahnede Çar'ın Kazak askerlerinin isyan eden halkı katletmesi gösterilmiştir. Bir yanda engelli bi gencin kaçmaya çalışması, bir annenin ölen çocuğunun ezilişini acıyla izlemesi, vurulan insanlar, merdivenlerden aşağı kontrolsüzce düşen bebek arabası tüm açılardan çekilmiş, tüm detaylarıyla gösterilmiş ve izleyici üzerinde oldukça büyük bir etki bırakmıştır. Odessa Merdivenleri bölümünde korkuyu, gerilimi, hüznü, ölümü, kaybı, acıyı hissederiz. Hatta bazı ülkelerde -sanırım İngiltere veya Almanya- film bu şiddet dolu sahnelerinden ötürü yasaklanmış veyahut sansüre uğramıştır. Sergei Eisenstein'in kurgu yeteneklerini en net biçimde gördüğümüz bölümde burasıdır. Halkın isyanını ve katledilişini hem uzak plandan alır. Böylelikle ayaklanmanın boyutunu ve kargaşayı göstermek ister. Hem de yakın plandan alarak gözlerindeki acıyı ve korku duygusunu gösterip duygusallığını da arttırır. Ayrıca hem askerler tarafından göstererek katliamı yapan kişi tarafında görünüp izleyicide suçluluk duygusu uyandırır, hem de halk tarafından göstererek katledilen kişiler tarafındaymış gibi görünüp bu sefer de izleyici de ölüm korkusu duygusunu uyandırır.
Not: Aslında Potemkin Ayaklanması zamanında veya öncesinde ya da sonrasında böyle bir katliam hiç yaşanmamıştır. Sergei Eisenstein'in filmin etkisini arttırmak ve çıkan isyanı daha etkili kılmak propogandayı güçlendirmek için kurguladığı bu sahne bazı kesimler tarafından katliamın gerçekten yaşandığının sanılmasına sebebiyet vermiştir.
Her ne kadar sessiz sinemanın yapı taşlarından biri olsa da filmde ses oldukça etkili biçimde kullanılmıştır. Film için seçilen müzikler de görüntüler kadar etkiili olmuştur.
Filmin tek renkli sahnesi olan göndere çekilen 'kırmızı bayrak' savaş ve tehlikenin yaklaştığının bir anlatısıdır. Film şeridinde elle renklendirilen bayrak sahnesinde Sergei Eisenstein yaklaşan tehlikeye vurgu yapmak istemiştir.
Herhalde son zamanlarda yaptığım en uzun ve en detaylı film yorumlaması oldu. İzleyin ya da izlemeyin diyebileceğim bir film değil. Eski filmlerin değerini bilen biri olarak sinemamıza yeni kurgu/montaj teknikleri kazandıran ve bir propoganda aracı olmaktan çıkıp izleyicinin birçok duygusunu etkilemeyi başarmış olan Potemkin Zırhlısı filmini ben çok sevdim. (5 yıl önce üniversitede izlemiştim, ama ilk defa tek başıma detaylara dikkat ederek izledim.) Eski dönem sinemasını merak ediyor, giriş yapmak istiyorsanız ya da sessiz sinemaya dair önyargılarınızın kırılmasına ihtiyacınız var ise öneririm. Dikkatli izlenilmesi, her sahnesine dikkat edilmesi gereken bir yapım. 75 dakikada o kadar çok şey anlatıyor ki...