Spoiler içeriyor
(sonlara doğru kendi kendimi haksız çıkarmaya oynuyorum, dayanabilirseniz okuyun) sıcağı sıcağına yorum yapamamıştım, çünkü entelektüel kesim içerisinde bu filmi beğenmenin aykırı kaçtığını gördüm letter'da, genel itibariyle amacından sapan ve kadını 'ölüme mahkum' kılmasıyla, filmdeki kaybı ikiye çıkarmasıyla güçsüzleşen bir film…devamı(sonlara doğru kendi kendimi haksız çıkarmaya oynuyorum, dayanabilirseniz okuyun)
sıcağı sıcağına yorum yapamamıştım, çünkü entelektüel kesim içerisinde bu filmi beğenmenin aykırı kaçtığını gördüm letter'da, genel itibariyle amacından sapan ve kadını 'ölüme mahkum' kılmasıyla, filmdeki kaybı ikiye çıkarmasıyla güçsüzleşen bir film olduğuna dair yorumlar kendimi sorgulamama sebebiyet verdi. ama bence filmin etkileyiciliği canı pahasına savaşım veren kadın kahramınızın ölümünde saklıydı, çünkü onun için ölüm bir acziyet değildi, intikam planına hizmet eden bir basamaktı. filmi daha mutlu, optimist, daha umut vadeden, daha ılıman bir sonla hayal etmem mümkün değil, çünkü filmin sonlarına doğru ciddi anlamda yükselen temponun vıcık vıcık bir sonla bitmesi izleyicideki duygusal yankılanmayı baltalayacaktı bence. filmin sonunda ağladığımı itiraf etmeliyim. yaptığı hukuksuzluktan dolayı vicdan azabıyla sınanan ve sonunda deliren avukatımızın af dilenmesiyle baş karakterimizin ona acıması ve onu sırf pişmanlık duyabildiği için bile vicdan azabından ve uykusuz gecelerden azad etmesi güçlü bir sahneydi. aynı zamanda olabilecekken olmayanların dillendirildiği bir sahne de içimi acıtmıştı, çok iyi bir doktor olma potansiyeline sahipken niye her şeyi geride bıraktığı sorulunca acı bir gülümsemeyle demek ki yeterince istememişim cevabını veren karakterimiz aslında hayallerine sırt dönmemiş, havlu atmak zorunda bırakılmıştır ve kimsenin de pek umru olmamıştır bu. Dağ evi sahnesindeki Britney'den Toxic şarkısının hiç alışık olmadığımız karanlık bir şekilde yeniden yorumlamasının çalması birçoklarının tüylerini ürpertmiştir diye düşünüyorum.
sonunda ağızda acı bir tat bırakan bir film olduğunu inkar etmemekle birlikte asla sığ, güçsüz bir senaryo olduğuna ikna olmuyorum.
filmdeki mevzubahis intikam olgusunun polis teşkilatına bel bağlamak ve faili hapishanede çürütmekten öteye geçmesini savunan bir kesim de var, biraz daha şiddetli olabileceği konusunda da hemfikirim onlarla.
Filmde bilinçli bir şekilde asla tecavüz kelimesinin geçmediği gibi bir detay dikkat çekiyor.
İletilmek istenen mesaj kurbanı güçlendirmek iken yapılabilecek en güçlüce, cüretkar hareketin ölmek olduğu imasını barındırdığı için filmden nefret edenlerin öfkesini de anlıyorum, cidden anlıyorum.
Ama daha iyisini veya başka türlüsünü ben hayal edemiyorum, daha iyi bir seçenek sunulsa özümsemeye açığım.
Kurtuluş tabi ki ölümden geçmiyor.
Ama bazen çok da seçeneğimiz olmuyor sanırım.
Başkarakterimizin olası failleri teşebbüsleri anında korkutup onlara bozuk zihniyetlerini aynalamasını ve onları düzelttiğini sanmasını fazla polyannacı, fazla iyimser, bir mantık hatası olarak görmek de mümkün.
İki ucu boklu değnek ve dengesiz bir inceleme getirdiğimin farkındayım, sanırım ben de ne hissettiğimi bilmiyorum.
Oyunculuğa söz söylenmeyeceği emin olduğum tek şey, ve öfkeli hemcinslerimin biraz failler üzerinden şiddeti seyreyleyip öfke sağaltımı yaşamayı dilemesi de anlaşılır.
Ölen, öldürülen fail olmalıydı muhakkak.
Hele bu faillerin statüko bağlamında yüksek kişilerden olması daha da dumura uğratıcı, doktor olarak kendimizi ve sevdiklerimizi emanet ettiklerimizin zamanında bir sapkın veya bir zorba olabileceği ihtimali beni hasta ediyor.
Bu bir hesaplaşma filmiydi, travmanın yıkıcı etkisini azaltmaması ve gerçek hayattaki kurbanları utanç gibi duygulardan sıyıracak kadar güçlü olmaması, öfkeyi boşaltamaması filmin noksan yönleriydi.
En azından bu dağınıklığı, kirliliği açıklamaya dair bir girişimdi.
Romantik birilerinin görmek isteyebileceği iyileştirici bir aşk içermeyen türden.
Filmdeki her erkeğin kötü karakter olduğu.
Bu yönüyle gerçek hayatlarımıza döndüğümüzde kuşkuculuğumuzu, ajite halimizi, paranoyalarımızı onları beslemek suretiyle tetikleyebilir de.
İnanın bilmiyorum, neye hizmet ettiğini çözemiyorum keskin sınırlarla.
Kafam kadar karışık bir gönderi oldu ama sanırım karışmayacağım.
Kendi kendime antitez üretmiş olmamı ve incelemenin sonunda baştaki fikrimden kopmuş olduğumu gözlemlemek garip bir deneyim.
Filmin yeterince provokatif olup olmadığı ise bir düğüm olarak, bir tartışma konusu olarak süregelecek.
Kendi içimde kendimle çatışacağım.