merhabalarr benim için zor olan bi okuma deneyimini daha geride bırakmış oldum. jean teule ile ilk defa bu eserinde tanıştım ve pek de mutlu olduğum söylenemez. kitaba başlarken beklentilerim daha başka şeylerdi. aslında konu olarak bi sıkıntı yok az çok…devamımerhabalarr
benim için zor olan bi okuma deneyimini daha geride bırakmış oldum. jean teule ile ilk defa bu eserinde tanıştım ve pek de mutlu olduğum söylenemez. kitaba başlarken beklentilerim daha başka şeylerdi. aslında konu olarak bi sıkıntı yok az çok tahmin ettiğim şekilde ilerledi ama yazarın dili mi yoksa akıcılık mı bilmiyorum bi eksiklik vardı ve okurken ciddi anlamda zorlandım. çoğu yerde sıkıldım artık bitsin diye sürüne sürüne okudum...
hatta hiç abartmıyorum 2 defa uyuyakaldım :') hayır tamam belki de çok uykum olduğu için ve yatarak okuduğum için de olabilir ama ama ama eğer ilgimi çekmiş olsaydı uykuya karşı bi savaş verip kitaba devam edebilirdim ama olmadı. sağlık olsun... (bazen bazı şeyler olmaz)
kitabın konusuna gelecek olursak eğer 1500'lü yıllarda açlığın, safeletin, yokluğun tam da kol gezdiği dönemlerde hanım ablanın birisi acıdan deliriyor ve dans etmeye başlıyor. ve bu dans sanki bulaşıcı bir hastalıkmış gibi yayılmaya başlıyor. (yeterince derdi yokmuş gibi ülkenin??)
ek olarak kitapta bool bol üst sınıf alt sınıf zengin fakir ayrımını da görüyoruz. aynı zamanda türk korkusuna da çok fazla yer verilmiş yani o dönemlerde ciddi anlamda türklerden korktukları belliymiş.
şimdi şöyle ki benim için en çarpıcı kısım olayın gerçek yaşama dayanıyor olması.(şaka gibi ama değil??) 13-17. yüzyıllar arasında görülmüş ve sebebine dair hâlâ bi fikir birliği yapılamamış dans çılgınlığı. ilk olarak 24 haziran 1374'de almanya'da gerçekleşmiş sonrasında hızla avrupa'ya yayılarak 1518'de -kitapta da anlatılan- strazburg'da yaşanan salgın meydana gelmiş.
en kuvvetli ihtimal olarak nemli çavdar saplarından oluşan bir küfün ekmeğe karışması sonucunda uyuşturucu etkisi yaratması insanları bu hâle getirmiş diyorlar yani ben uzmanların yalancısıyım onlar öyle diyor. diğer bir teori ise stres ve kaygının toplumsal bir depresyona yol açması sonucu insanların dans etmeye başlamış olmalarıydı. (bizim ülke bunu duymasın herkes topluca dansa başlar) bu özellikle john waller'ın savunduğu bi teori. waller'e göre böyle bir psikozun etkisi ile şehir sakinleri transa girmiş ve bilinçsiz bir şekilde dans etmişlerdir falan filan fistan. (yani verilen önemli bilgiyi falan filan fistan diyerek bitireni de ilk defa görüyorum ama neyse)
(kaynak wikipedia)
yav işte hiçbir şeyi çok kafana takmayacaksın anlıyor musun?? sonra böyle insan deliriyor. (bunu da en ufak olaya 2 aydır üzülen kişi söylüyo) akıl sağlığınıza sahip çıkın yani delirecek sebep arasak zaten çok var ama siz sakin kalmak için bulduğunuz sebeplere sarılın. öbür türlü yaşanmıyor (nerden biliyorsun diye sormayın) yani uzmanlar tarafından benim de psikolojimin pek iyi olmadığı söyleniyor zaten ama çok da şey yapmamak lazım en azından şu anlık dans etmeye başlamadım. şimdi de oturup sakince talk showumu izlicem. siz de böyle bozun bozacaksanız psikolojinizi. anlaştık mı?!
iyi akşamlar.