Spoiler içeriyor
🪷21 gün boyunca her gün bir kitap okuyorum. 1. GÜN🪷 İyi günler sevgili raflılar! Bugün 21 gün sürecek olan kitap serüvenimin ilk günü ile geldim. 2024 girdiğinde kendime bir kitap hedefi koydum her gün az veya çok farketmeksizin kitap okuyacaktım…devamı🪷21 gün boyunca her gün bir kitap okuyorum. 1. GÜN🪷
İyi günler sevgili raflılar!
Bugün 21 gün sürecek olan kitap serüvenimin ilk günü ile geldim.
2024 girdiğinde kendime bir kitap hedefi koydum her gün az veya çok farketmeksizin kitap okuyacaktım fakat hayat bazen bizim istediğimiz şekilde ilerlemez. Benimde öyle ilerlemedi. Kitap okumayı yeni yıla girdiğimden beri tam olarak bırakmadım haftada da olsa okumaya çalıştım ama eski düzenime göre kitap okuma düzenim fazlası ile allak bullak oldu. Aylardır düzenli bir şekilde ne bir kitap okuyabiliyorum ne dizi, film izleyebiliyorum. Tüm düzenimin şaştığı bir süreçten sonra bu şekilde devam etmemeli elif diyerek böyle bir serüvene çıkma kararı aldım.
21 gün boyuca her gün bir kitap ve bir film bitirmeyi hedefliyorum. Eski düzenime kavuşmak içinde bu kitapları olabildiğince ince seçmeye çalıştım ki adaptasyon sürecim daha iyi geçsin. Filmlere gelecek olursam filmleri listemden rastgele seçtim. Kısaca gönderilerimi okuyan sevgili raflılarımla 21 günlük kısa bir maceraya çıkıyoruz! :)
Velhasıl kelam bugün ilk gün ve ilk kitabımız çoğu kişi tarafından bilinen ve 100 temel eserden biri olan "Fareler ve İnsanlar"
Bu eserle lise bir dönemi edebiyat hocamız sayesinde tanışmıştım. Bizim ekstra okuma saatlerimiz olurdu ve grup grup ayrılır her birimiz bir kitap temin eder dönüşümlü şekilde o kitapları okurduk. Lise dönemi ilk kitabım da "Fareler ve İnsanlar" olduğu için yeri ben de ayrı eserlerdendir.
İlk okuduğumda da aşırı bayılıp kitabın sonunda balık gibi alık alık bakakalmıştım yine aynı duygular içerisindeyim ama bu sefer nostalji olduğum için alık alık oldum..
Ben normalde üçüncü kişi ağzından anlatılan kitaplardan hoşlanmam. Okurken bana daral gelir, darlanırım ama bu kitap ayıla bayıla okuduğum ve üçüncü ağızdan anlatılan efsane bir kitaptı.🤌🏻
Kitabı bunca yıl sonra tekrar okuduğumda dikkatimi çokça çeken ve farklı farklı anlamlar çıkarttığım paragraflar, diyaloglar oldu. Nereden başlasam inanın bilmiyorum. Umarım değinmek istediğim şeyleri unutmam diyorum ve başlıyorum. -->
Yazar çiftçi hayatını, ırgat hayatını çok iyi bir şekilde ele almış. Büyük veya küçük hepsinin hayalleri olduğunu kitap boyunca buram buram hissettim. Zaten kimin hayalleri olmaz ki? Neden bilmiyorum ama yazarın betimleyici kaleminden olsa gerek George ve Lennie'nin hayalleri içime çok dokundu.
Yazar çevreyi tasvir ederken o kadar iyi bir dil kullanmış ki resmen gözünüzün önünde tüm olaylar yaşanıyor. Ben çevre betimlemesi okumayı seven bir insan değilim ama okurken gram sıkmadı. Bunda muhtemelen doğa aşığı bir insan olmam etkili ama neyseee.
Kitap Lennie karakteri ile engellilere bakış açısını irdeler ve gözler önüne sunarken genel anlamda da dostluk ve dayanışma duygusunu işliyor. Kitap boyunca insan empati yapmadan duramıyor zaten. Tüm empati damarlarını kabartan o kitap işte bu kitap.
İnsanca bir hayat yaşamanın hayalini kuran bu iki arkadaşın (günümüzde çoğu insanın "insanca" bir hayat yaşadığını düşünmüyorum. İhtiyaç olan şeyler bile artık lüks haline geldi..) hayalleri ile yaşama tutunma çabalarını okuyoruz. Kitap zaten betimleme anlamında harika. E akıcılıkta var. Okurken çoğu paragrafta insana birşeyler de sorgulatıyor. (Birazdan altını çizdiğim yerler ile bunlara değineceğim.)
Daha ne olsun yani diyorum. Bir kitapta olması gereken çoğu şey var arkadaşlar. Hala kitabı okumayan arkadaşlar neyi bekliyorsunuz? En yakın zamanda okuyun diyorum. Kitabı okumuş olup empati duygumu kaybediyorum, insanalara bakışım değişiyor falan diyenlerde varsa bir tur bu kitaba tekrar dönmelerini tavsiye ediyorum.
Şimdi o dikkatimi çeken yerlere gelelimm.
İlk başta Lennie'nin bulunduğu yerden kana kana su içerken George karakterinin ona kızması ve onun inatla hala su içmeye devam etmesi aşırı aşırı ben xjsjxjsj (napacağız bu dediğim dedik halleri Lennie?)
📌"Bizim gibi çiftlik ırgatlığı yapanlar, dünyanın en yalnız insanlarıdır, ne aileleri vardır, ne de yerleri yurtları. Bir çiftliğe gelir, çalışır didinir, biraz para kazanır, sonra kentte o parayı çar çur ederler. Yaşamdan hiçbir beklentileri yoktur. "
"Biz öyle değiliz! Neden değiliz? Çünkü sen bana bakarsın, ben sana bakarım da ondan. "
Lennie'nin şu hevesinden istiyorum aşırı ihtiyacım var.
Siz öyle değilsiniz Lenniecim çünkü siz birbirinize sahipsiniz 🥹
Bu paragraf bile dostluk önemini gözler önüne seriyor.
📌"Yoo, sen anlat. Ben anlatınca aynı olmuyor."
Buda aşırı tatlı mesela. Sevdiği insandan, yoldaşından, bilse dahi onun sesinden dinlemek ona müthiş bir lezzet veriyor. (Seni çok iyi anlıyorum Lenniecim <3)
📌"Bir gece, gitmek isteyen herkes gibi 'Hesabımı kapayın,' dedi, o kadar."
Çiftlikte önceden çalışan çiftçilerin çoğunun sonunu görüyoruz burdada. Hayaller ne kadar güzel olsada hayatında gerçekleri oluyor. Bu paragraf benim için bunu göz önüne seriyordu.
Hayallerimizi gercekleştirdiğimiz günler dilerim✨
📌"Seyisi mi haşladı?"
"Tabii. Seyis zenci de ondan."
"Zenci, ha?"
"Evet. Ama iyi adamdır. Sırtı da kambur. At çiftelemiş de. Patron kızdıkça onu haşlar. Ama o hiç aldırmaz. Bol bol okur. Odasında çok kitap var."
Evet şaşırdık mı? Hayır. Evet buradada ırkçılığı görüyoruz..
Bu paragrafta seyis kitap okuyup çok takmıyormuş gibi görünse de aslında kendisine takındıkları bu zorba tavır yüzünden kitap okumaya (hem de saatlerce), duvarları izlemeye, kendi kendine hayal kurmaya (istemsiz, olmayan şeyleri oluyormuş gibi görmeye) itiliyor. İlerleyen sayfalarda bir insanla konuşmaya ihtiyacının ne kadar fazla olduğunu görüyoruz zaten ve ona karşı sergilenen bu tavıra her ne kadar sert durmaya çalışsada içten içe içerlediğini..
Kim içerlemez ki zaten? Açıkçası internette veya bir dizi, filmde gördüğüm zorbalanan çocuklarda bile içim parçalanıyor. (Gerçek hayatta zorbalanan çocuklar daha fazla. Zorbalayan çocuklarda. Sadece zorbalayanlar çocuklarda değil bu arada. Bazen yetişkinler, bazen gençler, bazen şaka yapıyorum adı altında bile yaşlı insanlar yapıyor. Her neyse bu konuya girersem çıkamam. Zorbalığın olmadığı, çocuklarımızı saygılı yarınlara büyüttüğümüz günler diliyorum. ✨)
Lennie ile arası biraz iyi olunca eski anılarını, çocukluğunu, yaşadığı zorlukları falan anlatmaya başlıyor. Zaten kitap karakterlerinin çoğunda bir anlatma derdi var. Herkes iç dökme peşinde.
Etraf aslında çok kalabalıktır ama yalnız olur ya insan bazen heh işte tam olarak o durum burada da mevcudiyetini koruyor. Kalabalıklar içinde ki yalnızlıklar..
📌"Nedendir bilmem. Belki de herkes birbirinden korkuyor bu dünyada."
Yine aşırı günümüz değil mi..?
📌"İnsanın iyi olmak için akla ihtiyacı yoktur. Hatta bana zaman zaman bunun tam tersi olmalı gibi gelir. Çok zeki birini ele al, hemen hiçbir zaman iyi biri olmadığını görürsün."
Zeki biride iyi bir insan olabilir. Bu tanıma çok katılmıyorum. İnsaniyet insanın içinde ve özünde olan bir şeydir.
Bu paragrafta aklıma gelen ise hala günümüzde bile iyi niyetli insanların "enayi, saf" kisvesi adı altında adlandırılmaları..
📌"Adamın biri konuşur, konuşur, anlatır durur; ama öteki duymaz, anlamaz bu lafların bir tekini bile... Hiçbir değer taşımaz. Ya konuşuyorlardır ya da oturuyor ama konuşmuyorlardır."
Burada Lenine'nin durumundan bahsedilse bile yine aşırı aşırı günümüz.
Anlatırsın, anlatırsın yine usanmaz anlatırsın ama anlamaz ya insanoğlu veya anlamak istemez veya istediği gibi anlar. Bu veyalar da böyle uzar uzar gider zaten..
"Ehline denk gelmeyen herşey ziyan olur." Bu söz bu paragrafa cuk uyuyor.
Ehline denk geldiğimiz insanlar, her zaman dilediğim gibi anlaşıp, anlaşıldığımız insanlara ve dostlara denk düşelim inşallah. ✨
📌"İnsanoğlu ne yapar, hiç kimse bilemez."
"Diyelim ki, gelmek istiyor da gelemiyor. Öldürüldü ya da yaralandı, geri dönemiyor."
Kıssadan hisse. Hayat birazda böyle...
Yapmak istesende yapamayacağın durumda bırakır bazen. Ne demiş candan ablam "gamsız hayat..."
Herkese başka kuruyor tuzaklarını.
📌"İnsanın can yoldaşına ihtiyacı var. İnsan çıldırır kimsesi yoksa. Kim olduğu hiç önemli değil. Yeter ki seninle olsun."
Hayat yolunda bir yoldaşın önemini vurgular nitelikte. Kim olduğu hiç önemli değil diyor. Geçen gönderide ne demiştik; "bazen bir hayvan, bazen bir bitki, bazen bir kişi, bazen sana iyi gelen biri"
Öyle işte. Bulmak isteyince bu bazenlerde uzar gider. O yüzden bazeninizi bulun arkadaşlar. Sonra kaybetmeyin ama.
📌"Hani bazen olur ya, o an uzadı, her andan çok daha uzun bir an oldu. Ses kesildi, hareket durdu... uzun süre öylece havada asılı kalakaldı her şey."
Hayat yine bazen böyle..
Ses kesilmesin. Sesinizi bulun. Hareket durmasın. Harekete geçin. Şayet size iyi gelmiyorsa o anlar uzamasın. Her andan çok daha uzun olmamasına dikkat edin.
Son dikkatimi çeken birşeyden daha bahsedip sözlerimi sonlandıracağım.
Lennie karakteri sürekli birşeyleri sevmeye dokunmaya meraklı ve bunu severek yapan bir insan.
Hayatımızda ve insan ilişkilerimizde çoğu zaman Lennie gibi ipin ucunu kaçırabiliyor ve karşı tarafı boğabiliyoruz. O yüzden herşeyin azı karar çoğu zarar diyerek sevgi dozajlarınızı iyi ayarlayın diyorum raf ailem.
Kitabı çok fazla okuyan, illaki denk gelen, adını sanını bilen insanlar fazlası ile mevcut olduğu için ben ana konuya çok değinmek istemedim. Sizlerde okurken mutlaka paragraflar da hissettiğim şeyleri hissetmiş ve düşünmüşsünüzdür. Fakat genel anlamda bu şekilde ele alınmadığı için ve benim dikkatimi çokça çektiği için ayrıca ayrıca benim birazcık yazasım olduğu için ben bu şekilde ele almak istedim ve ortaya böyle bir gönderi çıktı. Uzun süreden sonra cidden keyifle yazdığım bir gönderi oldu. Ben yazarken çok keyif aldım umuyorum sizlerde okurken aynı keyfi alırsınız.
İyi günler diliyorum. Sevgi ve saygı dolu yarınlara diyorum efendim kendinize iyi bakın. ✨