🪷21 gün boyunca her gün bir kitap okuyorum. 2. GÜN🪷 Hayırlı akşamlar ahali! Serinin ikinci günü ve ikinci durağımız olan "Balıkçı ve Oğlu" kitabının yorumu ile sizlerleyim. Öncelikle yazarın kalemini aşırı merak ediyordum ve sadece şunu söyleyebilirim ki yazarımızın şiir…devamı🪷21 gün boyunca her gün bir kitap okuyorum. 2. GÜN🪷
Hayırlı akşamlar ahali! Serinin ikinci günü ve ikinci durağımız olan "Balıkçı ve Oğlu" kitabının yorumu ile sizlerleyim.
Öncelikle yazarın kalemini aşırı merak ediyordum ve sadece şunu söyleyebilirim ki yazarımızın şiir gibi bir kalemi var. Çok fazla kederli, hayata karşı sorgulatan (özellikle günümüz binbir sorunları...), durup durup düşündüren bir yapısı olsada kitap herşeye rağmen benim için aşırı dinginlik içeren bir şekilde geçti.
Dünkü yazarımız gibi Zülfü beyinde çok iyi bir betimleme kalemi var. Hatta Zülfü beyin kalemini daha çok beğendiğimi ve tasvirlerini bayılarak okuduğumu söyleyebilirim.
Kitap şöyle bir bakınca genel anlamda balıkçı bir aile erkeği, bir aile hanımı ve çocuk üzerine dönüyormuş gibi görünse de her sayfada, satırların büyük bir çoğunluğunda günümüz sorunlarına ışık tutuyor.
Bunlar nelerdir? Hepimiz az çok tahmin ediyor ve son yıllarda ki bu konuda dalgalanmalardan dolayı oldukça farkındayız bence.
Fakat fakat inceden bir geçelim ki okumayanlar için fikir oluşsun.
Benim için en öncelikli olan doğanın ve ormanların tahrip edilmesi ve bunun ardı arkasının gelmemesiydi.
Güzelim ege ormanlarının yeni açılacak oteller için bir bir kesilmesi (yerlerine yenileri dikilse ne fayda kaç hektarlık alan beton yığınına dönüşüyor), maden-para pul uğruna yine ege ortamının alt üst edilmesine, bir harabeye çevrilmesine değiniyor.
Son can alıcı noktaya geliyoruz..
Asla tam olarak kontrol altına alınamayan büyük göçmen sorununu yazar çok iyi bir şekilde irdelemiş ve biz okurlara sunmuş bulunuyor.
Kısaca toplum olarak ortak bir şekilde paylaştığımız memleket meselelerini irdelemiş yazar ve çok iyi yapmış.
Şuan bulunduğumuz durumların bir kere daha farkına varmak benim içimi yaktı açıkçası.
Kitabın finalini okuduktan sonra bizleri 6 sayfalık bir söyleşi karşılıyor. Sevgili yazarımızın söyleşisi.
Yazar sorulara hem güzel hem de donanımlı cevap vermiş. Bu satırları okumakta hoşuma giden etkenlerden oldu. Kitabı okuyacak arkadaşların eş geçmemesini tavsiye ederim.
Kitap 135-140 civarı bir sayfadan oluşuyor ve akıcı bir şekilde ilerliyor. Günümüz sorunlarına ışık tutuyor ve ufuk açıyor yanii okunmaya değer fevkalede bir eserdi diyorum efendim ve kesinlikle öneriyorum.
Yine dün yaptığım gibi alıntılar vereceğim ve bu alıntılar üzerinden yorum yapacağım o yüzden bir tık spoilere gireceğinden dikkatli olmanızı tavsiye ederim.
‼️SPOİLER‼️
📌 Belki de balıkçı olmamalıydım, diye düşündü. Ama bunun için doğmuşum ben.
-Ernest Hemingway, Yaşlı Adam ve Deniz
Yazarın 60lı yıllarda bayıla bayıla okuduğu bir yazarmış. Ve kitabın ilk sayfalarında bu alıntıya yer verilmiş. Benim için hoş bir detaydı. Etkilendiği yazar gibi bir gün bir yerlere gelerek bunları kaleme almak çok güzel olmalı.
📌 Deniz'le birlikte soluk alır; o hırçınsa hırçın, durgunsa durgun, hüzünlüyse hüzünlü olurdu.
Sevgili balıkçı Mustafa'nın denizle arasında olan bağını hissettiren bir alıntıydı benim için.
📌 Görünmez mayınlar döşenmişti evin içine, en ufak bir yanlışlıkla patlamalar kaçınılmazdı. O eşiği aşarlarsa bir daha geri dönüş yoktu zaten.
Aile içi sorunların bazen geldiği o tehlikeli durumu hissettiren bir alıntıydı. Biriktirmemeye çalışın sevgili raflılar. Ne aile içi sorunlarınızı ne de insan ilişkilerinizde ki sorunları..
Birikince cidden mayın gibi patlıyor. Konuşmak ve iletişim halinde olmak her zaman en iyi yoldur. Birikince kırgınlıklarda çoğalır.
📌Çıkmayan can çıkmıyor işte. Nasipten ötesi yok.
Bazen bazı şeyler akışına bırakılmalıdır. Bu da hissettiğim şey ise buydu. Bazen yaşananları "ben neden bunu yaşadım ki, neden benim başıma geldi ki"diye sorgulamamak ve an içinde kalınması gerekir.
📌Arkadaşlıktan sevgili aşamasına geçişin belirsiz, ürkek, acaba fazla mı ileri gittim, yoksa çok mu çekingen davrandım ikirciklenmeleri, her sözden her bakıştan anlam çıkarma çabaları, yolunu kaybetmiş bir denizcinin yön bulma kıvranmaları gibi bir acaba dönemi yaşanıyordu.
Bu paragraf hepimizin bir kez deneyimlediği o tatlı heyecanı gözler önüne seriyor. Çoğumuzun lise hayatında yaşadığı, bir çoğumuzun üniversite hayatında yaşadığı, bazılarımızın çocukluk aşkıyla yaşadığı o tatlı heyecanı anlatıyor. Kalbimizin pır pır olduğu o dönemlerin güzelliğinide..
📌Köy uyuyordu, uyurken kimseden zarar gelmezdi ama uyanıkken insanların şeytandan bir farkı pek yoktu.
Ortaokul veya lise bir zamanı memleketimizde mezarlığa girmeye korkmuş ve dışarıda beklemiştim. Benim yaşlarımda bir arkadaşım yanıma gelmiş buna benzer bir cümle kurmuştu. "Korkman gereken onlar değil elif, çok daha korkutucu şeyler var bu hayatta" diyerek beni cesaretlendirmiş ve vefat etmiş büyüklerimizin yanına götürmüştü. Dualarımızı okuyup oradan ayrılmıştık. Benim için çok huzurlu bir andı bu paragraf beni o günlere götürdü.
📌Çiçeğe dokunuşu çiçekten güzel.
Bu söze bir ara sürekli denk geliyordum. Kitapta bulunan olayla birlikte bu alıntıyı tekrar okumak benim için çok özeldi.
📌Ömer "Dokunma bana" diye silkindi. "Sen benim Mesude ablamı bırakmaya utanmadın mı? Mesude ablamı bıraktığın için eşeksin işte! Anladın mı, eşeksin."
Evet Mustafacım Eşeksin hem de büyük bir Eşek!!
Yaptığı bir durumdan sonra diğer yarısını bırakan Mustafa'ya bu sözleri söyleyen koca yürekli Ömerden geliyor bu cümle.
Ömer kitap boyunca şefkat beslediğim karakterlerdendi ve Mustafaya kurduğu cümleye sonuna kadar katılıyorum. Eşeksin sen Mustafa hem de büyük bir Eşek!
📌Karar verdiği zaman tavrının arkasında durmak gibi bir huyu vardı. Mustafadan çok daha güçlüydü!!
Bazı kadınlara özgü bir kararlığa, bir şeyi bitirdi mi tam bitirme yeteneğine sahipti.
Evet çoğu insan bunu başaramıyor..
Mesudenin kararlılığına cidden bayıldım. Mustafa'nın kaşına kaşına hak ettiği tavırda buydu.
📌Kadın ona baktı. Bakıştılar. Kadın kadını anladı. Kadın kadını hissetti. Kadın kadını sezdi.
En çok hoşuma giden kısımlardan biriside buydu. Kadınlar olarak birbirimizin gözüne bakınca çoğu şeyi birbirimize anlatabilme huyumuz beni aşırı mutlu ediyor. İki farklı ülkeden insanın dil bilmeden sadece bakışarak anlaşmaları muazzam bir şey. Ve bence çok sihirli de.. ✨
‼️SPOİLER BİTMİŞTİR‼️
Evet bugün ki yorumun sonuna gelirken kitapta geçen "Deniz Üstü Köpürür, Denizin Ortasında ve Beraber Islandık Biz Bu Denizde" adlı parçaları dinlemenizi tavsiye ederek sözlerimi sonlandırıyorum.
İzlemem gereken bir film var bugün sizlerle tekrar karşılaşacağız. (Evet bir tık geç kaldım bugün ama olsundu. Olsundu değil mi?)
Kendinize iyi bakın sevgili raflılarrr. ✨
🌊🌊🌊🌊🌊🌊
📌Gökyüzü, her gün yeni biçimler hazırlayarak insanları şaşırtmaya devam ederdi; bir bakardım mor, bir bakardım pembe, bir bakardın süt beyazı, ardından rengarenk hale gelir, denizin aynı yüzeyinde ışıl ışıl yansımaya başlardı.
📌Su durgundu, yollu kıvrak kayığı hiçbir engelle karşılaşmadan kayıveriyordu sakin denizde. Sabahın o saatinde öyle olacaktı elbette ama birazdan minik kıpırtılar başlayacak, güneş yükseldikçe deniz huysuzlaşarak kıpırtılarını büyütecek, öğleden sonra da kendini sevdiğine binbir nazla teslim eden bir aşık gibi hırçın rüzgarlarla kabaracaktı.
📌Denizin o nazlı hallerinden biri yaşanıyordu bu akşam.
📌Baba yunusun hediyesiydi bu bebek. Keşke insanlar da yunuslar kadar iyi olsaydı.