Spoiler içeriyor
Bu animenin ben de uyandırdığı duyguları nasıl tarif edeceğimi bilmiyorum. Sanırım şunu söylemeden geçemeyeceğim. Tek kelime ile; mükemmeldi! Evet, izlediğim animeler arasında en en en iyisiydi. Büyük bir hayranlıkla başlayıp büyük bir hayranlık ve duygusallıkla bitirdim. İyi ki listemde FMA…devamıBu animenin ben de uyandırdığı duyguları nasıl tarif edeceğimi bilmiyorum. Sanırım şunu söylemeden geçemeyeceğim. Tek kelime ile; mükemmeldi! Evet, izlediğim animeler arasında en en en iyisiydi. Büyük bir hayranlıkla başlayıp büyük bir hayranlık ve duygusallıkla bitirdim. İyi ki listemde FMA karşıma çıktığında forum sitelerinden diziyi araştırıp FMAB izleyin yorumlarını okumuşum. Yoksa böyle kusursuz bir işten daha geç haberim olacaktı.
Kısaca animenin konusundan bahsedip hakkındaki düşüncelerime geçmek istiyorum. Edward ve Alphonse adlı iki kardeş ölen annelerini geri getirmek için simyayı kullanmak isterler. Fakat eşit takas kanunu gereği öleni geri getirmek için bir şeyleri feda etmek zorundasındır. Bu simya sonucunda Ed bacağını, Al ise hayatını kaybeder. Annesini geri döndürmeyi başaramayan Ed, Al'ı kaybetmemek için kolunu feda eder ve Al'ın ruhunu bir zırha bağlar. Bundan sonrasında iki kardeş Al'ın bedenini geri almak için orduyla birlikte hareket edecek ve Homonculus adı verilen amansız düşmanlarla mücadele edeceklerdir.
Sadece şu konu bile diziyi izlemeye teşvik ediyor bence. Fakat ben daha fazlasını yazacağım. Çünkü hakkında doya doya yazmak istiyorum.
Din, felsefe, bilim kurgu, fantastik içinde ilgimi çekebilecek tüm konulara doyasıya yer verilmişti. Sadece dizinin yoğun aksiyonunu değil, anlatısını, öğretisini ve karakter bağlarını özellikle Ed ve Al arasındaki kardeşlik bağını çok sevdim. Eh haliyle de benim için kusursuz bir hâle geldi bu anime.
Baştan sona yüksek tempoyla giden, fakat ara ara nefes alma imkanı verip karakterleri tanıtan, gösteren, öğreten, sorgulatan, hakikati aratan bir animeydi. Aksiyon özellikle Kuzey bölgesine gidilen bölümden sonra yükseldi. O kısımdan sonraki bölümleri izlerken ki heyecanımı tarif bile edemem. Mükemmel bir tempoydu.
Hakikat ve yalan, Tanrı ve insan, ölüm ve yaşam... Tüm bu kelimelerin anlamlarını kendi fikirlerince pek güzel anlatmışlar. İzlemeye doyamıyorsunuz. Söylediğim gibi sadece aksiyon ve dövüş sahneleriyle değil bu yönüyle de epey öne çıkıyor. Zaten sadece aksiyon temalı bir anime olsaydı eminim bu kadar yükselmezdim.
Homonculus'ların her biri 7 büyük günahı temsil ediyorlardı. Mesela Envy'i kıskançlığı (benim en sevdiğim Homonculus'tu kendisi), Pride gururu, Greed ise aç gözlülüğü temsil ediyordu. Bu detaya bayıldım. Şehvet, gurur, kibir, aç gözlülük, oburluk, öfke ve tembelliğin ne kadar kötü olduğu ve bu 7 büyük günahın insanı nasıl yıkıma sürüklediği harika şekilde anlatılmış. Öyle üzerlerinden üstünkörü geçmemişler. Oldukça detaylı bir şekilde her şeyi anlatmışlar.
Çizimleri pek güzeldi, özellikle dövüş sahnelerinde gösterilen vahşete ve Homonculus'ların çizimlerine bayıldım. Bazı anlarda karakterler tatlı şekillere giriyorlardı, o da güzeldi.
Bu tür bir dizide beni en çok cezbeden ve görmek istediğim iki tür karakter vardır; ilki güçlü kadın karakterler ikincisi ise tek vuruşta Allah'ına kavuşmayan zeki ve güçlü ya da en azından sadece güçlü veyahut zeki kötü karakterler. FMAB'de bu karakterlerden fazlasıyla vardı. May, Olivier Armstrong, Winry, Izumi, Riza, Lan Fan gözü pek güçlü, kendini ezdirmeyen, korkmayan, savaşmaktan geri kalmayan ve de oldukça zeki kadın karakterlerdi. İçlerinde en sevdiklerim May ve Lan Fan oldu. May gibi boyundan büyük işlere kalkışan, şirin ve güçlü karakterleri pek severim. Onu gözümden kalp fışkıra fışkıra izledim.
Envy, Kimblee, Bradley, Pride ve de Baba (Elric kardeşlerinin babası olan Hohenheim değil, Homonculus'ların yaratıcısı olan baba) düşman olmanın hakkını verdiler. Bazen alçakça dövüştüler, en sert yerden vurdular, zekalarını kullandılar, güçlerini sonuna kadar gösterdiler. Homonculus'lar temsil ettikleri günahı, Baba ise Tanrı rolünü muazzam bir şekilde oynadı. En sevdiğim kötüler ise Envy ve Kimblee oldu.
Anime hiçbir yan karakteri yabana atmamış, neredeyse hepsi aklınızda yer ediniyor. Hepsi mükemmel tasarlanmış. Karakterleri harika, konusu mükemmel, temposu yüksek, işleyiş kusursuz... Bir animeden daha ne bekleriz ki?
Kuzey bölgesine gidildikten sonra temponun yükseldiğini söylemiştim. Hele finalden önceki son 3 bölümde epey zirveye çıktı. Final ise diziye göre biraz daha durgundu. Zaten animeler böyle oluyor herhalde, ya da mangalar. Her şey bittikten sonra durgun, duygusal ama içten bir finalle veda ediyorlar. FMAB'de vedasını öyle bir finalle yaptı. Bayıldım!
Al'i, Ed'i, May'i, Envy'i, Mustang'ı, Winry'i, Scar'ı, Armstrong kardeşleri, Hohenheim'i, Greed'i, Lan Fan'ı ve Ling'i özleyeceğim...