Nereden bu sevda geldi başıma? 🪷21 gün boyunca her gün bir kitap okuyorum. 6. GÜN🪷 Uzun zamandan sonra beni derinden etkileyen bir kitap okumanın hem mutluluğu hem burukluğu ile geldim raf ahalisi! Yaşar Kemal kaleminden meşhur Ağrıdağı Efsanesi'nin görüşleri ile…devamıNereden bu sevda geldi başıma?
🪷21 gün boyunca her gün bir kitap okuyorum. 6. GÜN🪷
Uzun zamandan sonra beni derinden etkileyen bir kitap okumanın hem mutluluğu hem burukluğu ile geldim raf ahalisi! Yaşar Kemal kaleminden meşhur Ağrıdağı Efsanesi'nin görüşleri ile tekrardan sizlerleyim.
Sözlerime nereden başlayacağım cidden emin değilim ama söylemek istediğim ilk şey okuma sürecinde paragraflar arasında sürekli aklıma şarkılar ve şiirler gelmesiydi. Paragraflar arası çağrışım yapmadan duramadım.
Bunlardan bir kaçına değineceğim ve sizlere alıntılarda bulunacağım.
Kitabın başından beri aklımın bir köşesinde çalıp duran parça Kamuran Akkor tarafından seslendirilen Ben Sarhoş Oldum isimli parçaydı. Kitapta o kadar fazla sevda kelimesi geçti ki sözlerimin başında bir alıntı vermeden geçemedim.
Sevda kelimesini çok severken parçaylada son zamanlarda oldukça haşır neşirdim. Sebebi Ağrıdağı Efsanesini okumaya nail olmakmış diye yorumladım. 🥹
Diğer alıntılara sözlerimin arasında yer vereceğim. Şimdi kitap hakkında biraz bilgi vermeye geçeyim. -->
Kitap uzun zamandan sonra okurken yüreğimi kabartan kitaplardan oldu. Başlarken çok çekingendim. Yazarın kaleminden okuduğum ilk kitaptı ve nedense gözümde kaleminin sert olacağını sezinliyordum. Sevemem falan zannediyordum ama hiç yormayan aksine biraz daha sürseydi dediğim oldu. En yakın zamanda diğer kitaplarından temin edip okumak için sabırsızlanıyor olacağım.
Kitabımızın konusundan ufak ufak detaylarına değindiğimde kitap Ağrıdağında bulunan dağ köylerinden birinde yaşayan Ahmet ve o dönemde oranın yöneticisi olan Mahmut Han'ın kızı Gülbahar arasındaki sevdayı ve bu uğurda kavuşmak için çabalarını işleyen satırlar içeriyor.
Ahmet Bey'in kapısının önünde beliren bir at ile kaderleri kesişmeye ve hikayleri yazılmaya başlıyor.
Çok hoştu çok..
Ülkemin her bir noktasının sevdası ayrı güzel ayrı özelken yazar ikilinin sevdasını çok güzel kaleme almış.
Kim bilir şuan günümüzde de hangi köşede hangi kıyıda ne sevdalar yaşanıyor ve bu uğurda bekleniyor?
Dayanışma gibi konular üzerinden kitapta bulunan ince göndermeler vardı. Yöneticinin zalimliğine söyleyecek söz bulamıyorum. Açıkçası yaptığı zalimlikleri okurken benim bile betim benzim attı kitap karakteri Yusuf'u düşünemiyorum.
Her ne kadar bir yönetici olsada başta olsada burnu çok havada ve küçücük dağları ben yarattım havasındaydı.
Kitabın betimlemeleri benim için çok özeldi. Paragrafları çok özel. Vurgulanan sevda çok özeldi. Normalde benim için on puanlık bir kitap olsada kitabın sonunda yeterince tatmin olmadığım için bir puan kırdım. Kitap her ne kadar güzel olsada herkese hitap etmeyecek bir ağırlığada sahipti.
Önerirmiyim öneririm. Mutlaka hayatınızın bir döneminde okumanız gereken bir eser olduğunu düşünüyorum. Şimdi hakkında yine konuşmak istediğim paragraflar olacak. Kitabın içinden spoi niteliği taşıyabilir diye söylüyorum dikkatli olun!!
📌-Bu at senin kısmetindir.
-Han bilmez mi ki at bana yadigar'dır. Yadigar gelen at kimseye verilmez. Baş verilir at verilmez.
İki aşığın yollarının kesişmesine vesile olan bir at..
Benim hep duyduğum bir söz var "At murattır."
Hikayenin bu detayı ile oldukça uyuşan bir söz. Cidden iki insan için kısmetti..
📌İçinden ne olduğunu bilmediği sıcacık, dostça bir duygu geçti.
Sevdayı hissettiği o ilk safha.. Neyin olduğunu anlamlandıramadığı o tatlı duygunun yaşandığı yer.
📌Yazığım geliyor Sofi'ye.
Bundan neden bahsediyorum bilmiyorum ama söylemezsem içimde kalıcak xjsjxjsj
Bu alıntıda Sofi karakterine duyulan üzüntü anlatılıyor. Ama benim bir huyumla örtüşüyor cümle.
Mesele bir şeye gülüyorsam gülüp gülüp sonra şey diyorum "ay gülmem geldi" icsjkcks
Mesela çok sarılmak isteğim geldiyse yine şey diyorum "sarılmam geldi, hadi sarılalım" cisjjcjsbcj öyle garip bir huy annem tuhaf tuhaf bakıp gülerek sen delisin diyor cjjsjcsj
📌"Benim öpmeye kıyamadığım," diyor, bir ağıt olmuş, canını dişine takmış Ahmet'i kurtarma çareleri düşünüyordu.
Evet alıntılar ve çağrışımlar demiştik..
Bir anadolu evladı olarak türkü ve bağrı yanık Bozlak parçalarını dinlemeyi çok severim. Bu kısımda aklıma Hulusi Gökmeşe'nin Gördün mü adlı parçası geldi. Seslendirmesi cidden çok iyiydi. Bilmeyenler ve bu türü sevenler bir iki tur dinleyebilirler.
📌Yaşatmayacağım onu.
Bu cümle çok sevdiğim bir şiiri aklıma getirdi.
Hemen satırlarıma ekliyeyim..
✨Her zamanda, her yerde sen bende yaşadıkça
Sen evreninde sana seni aratacağım.
Seni yaşayacağım, anlatılmaz,
Yaşayacağım gözlerimde;
Gözlerimde saklayacağım.✨
📌Sevda kuşu bir ateş oldu. Yalımdan bir yuva yaptı, yalımdan bir kavak ağacında. Sevda kuşu o yuvada yattı.
Evet bu aralar sürekli Resul Dindar çağrışımı yapmam çok tuhaf ama bu kesitte de sanatçının Sevda Kuşu adlı parçası kulaklarımda çınladı.
📌Çok insan var şu dünyada ama hayırlı bir iş için olsa böyle bir araya gelmezler.
Evet bizim toplumun kaçınılmaz o huyu..
Kitabın ben de etkisi cidden çok başka çok güzeldi. İyi ki okumuşum dediğim eserlerden oldu. Üsttede dediğim gibi ağır bir havası olsada beni yormadı. Mutlaka bakmanızı istediğim bir eser diyerek ve altını çizdiğim son alıntıları vererek sözlerimi sonlandırıyorum. Tekrar görüşmek üzere. ✨
🪽🪽🪽🪽🪽🪽🪽🪽🪽🪽🪽🪽🪽
📌 Bir bulup da bir yitirdiğim yüce dağın kartalı gönlümün sevdasıydı.
📌Görenin kanını kaynatan, uzak, bilinmez bir dünyanın ateşine alıp götüren bir tadı vardı duruşunun, bakışının. Gülbahar Ahmedi çok eskilerden tanır gibiydi. Sanki birlikte doğmuşlar, birlikte büyümüşlerdi. Öylesine aşinalık duyuyordu ona... Belki belki, kim bilir. Düşlerinde görmüştü belki de... Öylesine bildik, öylesine yakın.
📌 Böyle, hiç konuşmadan, bazen de hiç kıpırdamadan, donmuş, uykulu, ayağa kalkmış ölüye benzer üç gün Gülbahar'ın ağzını bıçaklar açmaz dolaştı durdu. Yüzü sararmıştı. Donuk bir sarı. Saçları ışıltısını, dişi aklığını yitirmişti. İri gözleri sonsuz bir ışıltıda, bir parlayıp bir sönüyordu. Yüzünde, en tatlı yeri olan gamzelerinde derin bir gülüş, bir mutluluk, bir kıvanç donmuş kalmış, bir uzak kedere boğmuştu onun bütün bedenini.
📌 Gülbahar'ın içindeki öfke gittikçe kabarıyordu. Sevdası ne kadar köklü, derindeyse öfkesi de öylesine taşıyordu.
📌 Ahmet soluğunu tutmuş akşamdan beri onu bekliyordu. O gittiğinden beri her an bekliyordu.
📌 Bir an ikircikleniyor, düş mü gerçek mi, diye kendi kendine soruyor, iliklerine kadar sevdayla, mutlulukla doluyor, sonra gene boşluğuna, inanammazlığına, yalnızlığa dönüyordu. Demek at bunun için geldi de kapısında durdu. Demek Tanrı böyle yazmış. Bu at, bu kız bana tanrının ağrının armağanıdır.
📌 Konuşmalıyım, diye söylüyordu kendi kendine durmadan. Onunla konuşmalıyım, onun yalnızlığına, acısına derman olmalıyım.
📌Niçin hep onu düşünüyor, niçin o geliyordu gözlerinin önüne? Uykuda, düşte hep o vardı. Her nereye baksa onu görüyordu. Kime, neye dokunsa, önce ona dokunuyordu. Bir hoş olmuştu.
📌 Gülbahar tepeden tırnağa muhabbet kesilmişti. İliklerine kadar sevgiyle dolmuştu. Elinin her değdiği şey, canlı cansız bir sevgi yalımında ürperiyordu. Gülbahar sarayda bir sevgi uğuntusu gibi durmadan dönüyor, bir an olsun yerinde duramıyordu. Bir an büyük sevinç içinde çalkanıyor, bir an karanlık bir umutsuzluğa düşüyordu. Sevgisi de korkusu da hışım gibi vuruyordu.
📌 Gülbahar önüne geçilmez bir coşkunlukla düşünüyordu her şeyi. Sevgiyi, umutsuzluğu, ölümü, ayrılığı zulmü. Her duygusu dizgin tanımaz bir şahlanış içindeydi.
📌 Bekliyor, kimse gelmiyordu. Bekledikçe coşkusu artıyor, yüreği daha çok, vurulmuş bir kuş yüreği gibi çırpınıyordu.
📌Sanki çok eski zamanlardan beri dosttular, sevgiliydiler, candılar, ikisine de bir sevgi bulut sardı. Sıcak, güzel, dost... Bütün zindana dağıldı bu sevgi.
📌Ahmet uykuda mıydı, sevda'da mıydı, ölü gibi yorgun muydu?
📌Ben öpmeye kıyamazdım, bulayacaklar kızılkana diyor, ağlıyordu.
📌Aşk kuşu bir yalımdır. Dokunduğu yüreği yalım eder. Sevda yuvası yalımdır.
📌İnsanoğlunun gördüğü ilk Ateş Ağrıdağı'nın yüreğindeki ateştir.
📌Bu at geldi, artık Ahmet gidecekti. Bir daha hiç hiç Ahmedi göremeyecek, bütün bir ömrün mutluluğu bu kadar az süren bir sevgide kalacaktı. Bütün bir ömür dönüp dönüp bu gecenin tadını yaşayacaktı.
📌Bin yıllık sevda toprağına bin yıllık bahar toprağına diz çöktüm.
📌Şu insanlar, şu dünyada var oldukça her şeye akıl erdirecekler, kartalın uçuşuna, karıncanın yuvasına, ayın, günün doğuşuna, batışına, ölüme, kalıma, her şeye akıl erdirecekler, tek insanoğluna güçleri yetmeyecek. Onun sırrına ulaşamayacaklar.