Issız eski parkta karlar içinde, Arıyor geçmişi iki gölge 🪷21 gün boyunca her gün bir kitap okuyorum. 7. GÜN 🪷 Bugün ki konuğumuz çok sevdiğim bir yazarın kaleminden "Geçmişe Yolculuk" sevgili raf ahalisi. Bu adamın kaleminden okuyup memnun kalmadığım bir…devamıIssız eski parkta karlar içinde,
Arıyor geçmişi iki gölge
🪷21 gün boyunca her gün bir kitap okuyorum. 7. GÜN 🪷
Bugün ki konuğumuz çok sevdiğim bir yazarın kaleminden "Geçmişe Yolculuk" sevgili raf ahalisi.
Bu adamın kaleminden okuyup memnun kalmadığım bir eser olacak mı cidden meraklıyım. Yaklaşık üç aydan sonra bir Stefan Zweig yapmak iyi geldi. Ben bu adamın okuduğum her kitabını öneririm bu eserde onların içinde.
Kitapları okurken insanı betimlemenin güzelliği kadar tavlayan başka bir şey daha yok. Bu kitapta betimleme anlamında başarılıydı.
Zweig zaten son yılların ve sosyal medyanın gözde yazarlarından ve sonuna kadarda hakediyor.
Bu kitabı da mutlaka bilenler ama henüz benim gibi okumayanlar vardır. Yine bir oturuşta biten bir eser o yüzden okumayanlara tavsiye ederken konusuna değinip detayları hakkında görüşlerimi belirtip sözlerimi sonlandıracağım.
Zamana, mekâna ve değişen koşullara direnen yasak ve tutkulu bir aşkın hikâyesidir. Bu çılgın aşk önce okyanusun ve daha sonra da Birinci Dünya Savaşı'nın araya girmesiyle dokuz yıllık bir kesintiye uğrar. Yıllar sonra yeniden buluşan iki sevgilinin hayatları büyük bir değişime uğramıştır.
Betimlemelerin güzelliğinden bahsetmiştim.
Bir diğer nokta ise yazarın ruhsal tahlilleri çok iyi kaleme alması. Diğer kitaplarında olduğu gibi bu eserinde de insan ruhunun derinliklerini ve duygularını çok iyi bizlere geçiriyor.
Erkek karakterimizin kitabın baş sayfalarında hissettiği ezici duyguyu, sayfalar arasında hissedilen o tutkulu aşkı karakterler ile yaşadım. Zaten bir kitabı iyi yapan etkenlerden biride bu duyguları okura geçirebilmektir ki yazar bu konuda oldukça başarılı.
Beni rahatsız eden bir etken vardı aslında.
İkili bir aşk yaşıyor ama kadın evli..
Bu durumdan ne kadın rahatsızlık duyuyor ne de erkek..
Hadi kadını boşverdik diyelim. En azından erkek karakterinin bunu bir nebze olsun hissetmesini isterdim ki aşk yaşadığı kadın ona bu çalışma fırsatını veren kişinin eşi..
Tamam kendiside başarılı ve zorluklarla büyümüş bir karakter ama bir okur olarak o suçluluk duygusunu okumak istemeden geçemedim.
Bu detay dışında beni doyuma ulaştıran bir edebi eser oldu.
Okuyanlar çok ama okumayanlar daha çok diyerek sözlerimi bitiriyorum. Günün film incelemesinde görüşmek üzere. ✨
📌 "Geldin işte!" Kollarını uzatıp, neredeyse iki yana açarak kadına doğru yürüdü. "Geldin işte," diye bir kez daha tekrarladı; sevdiği insanı şefkat dolu bakışlarla sarıp sarmalarken, ses tonu sürpriz ve mutluluk arasında dalgalanarak gitgide tizleşiyordu. "Gelmeyeceksin diye korkmuştum!"
"Tanrı'ya şükürler olsun, sonunda geldin işte..."
📌İlk kez 9 yıl aşkın bir süre önce karşılaşmışlar, aşılmaz mesafeler yüzünden o zamandan beri ayrı düşmüşlerdi, şimdiyse konuşmadan da olsa yeniden yakın ve birlikte olduklarını artan bir şiddetle hissediyorlardı.
📌Henüz adı olmayan bir duyguydu bu, ancak gizlendiği yerde çoktan biçim bulmuş ve kora dönmüştü.
Ama aşk, bir cenin gibi bedenin karanlıklarında acıyla dönüp durmaktan kurtulduğu, nefes ve dudak aracılığı ile kendini zikir ve itiraf edebildiği zaman gerçek aşktı. Bu duygu çok ısrarcı olursa, bir an gelir ilmek ilmek dokunmuş tırtıl yuvasını deler, yükseklerden en derinlere doğru yuvarlanır ve ürkmüş yüreğe var gücüyle çarpardı.
📌Bu kadına aylardan beri sonsuz bir tutkuyla bağlandığını işte o anlamıştı.
📌Sarsılan bedenleri onlar anlayamadan alevler içinde buluşmuş, sayısız saatlerin ve günlerin bilinç altındaki susamışlığı ve hasretine sonsuz bir busede kana kana içmişlerdi.
📌Sarhoş olan birinin buğulu, şehvetli ve sıcak varlığı ötekine de sarhoş ediyordu.
📌Böylece birbirlerine ateşli notlar, alev alev yanan çılgınca mektuplar yazıyor, bunları okul çocukları gibi birbirlerinin ellerine tutuşturuyorlardı.
📌Acz içinde geçen yıllar. Duygularımıza karşı acz içinde geçen yıllar. 9 yıl oldu ve sesinin tek bir tonu değişmemiş, bedenimin tek bir siniri bile onu farklı algılamıyor. Hiçbir şey yitmemiş, hiçbir şey geçmemiş, varlığı eskiden olduğu gibi sevgi dolu bir mutluluk yaratıyor.
📌Ah, dün ve bugün arasına giren o karanlık, sonsuz yıllar, iki kıyı, iki yürek arasındaki kurşuni deniz!
📌Duygularının değişmediğini düşünse de içindeki ihtiraslı gerginlik artık yavaş yavaş çözülüyordu. Sadece anılarla yaşamak insanın doğasına aykırıydı; nasıl bitkiler ve bütün canlılar renklerinin solmaması ve çanak yapraklarının koruyup dökülmemesi için toprağın besleyici gücüne ve gökyüzünden süzülüp gelen canlı ışığa ihtiyaç duyuyorsa, aynı şekilde sözde gizli düşlerin bile belli ölçüde tensel gıdaya, duygulu ve canlı bir desteğe ihtiyacı vardı; aksi halde kanlar çekilir, ışıma güçleri zayıflardı.
📌Adamın önce bütün duyuları dikkat kesildi, ardından pır pır ederek aşağılara doğru inen ses kanını ansızın yüreğine hücum ettirdi işte o anda bir yangının içine düştü.
📌İnsan yaşlanıyor, ama değişmiyor.
📌-Her şey eskisi gibi, değil mi?
-Her şey eskisi gibi, sadece biz değiliz, biz değiliz!!
📌Aşikâr olanı anlamazdan geldi.
📌Düş görür gibi belirsize doğru bırak kendini, yabancı bir selle sürüklen, birbirinize dokunamadan ama yine de birbirinizi hissederek, birbirinize arzulayarak ama ulaşamadan, yazgıya doğru salınarak ama sonra dönüp kendi kaderine boyun eğerek. Böylece kal yalnızca, bu bitmeyen alacakaranlıkta, saatlerce, sonsuza kadar, düşlerle sarıp sarmalanarak.
📌Seninle yaşadığım hiçbir şeyi unutmadım!
📌Dans le vieux parc solitaire et glacé
Delux spectres cherchent le passé
(Issız eski parkta karlar içinde, arıyor geçmişi iki gölge.)
📌Şiirde -yalnızca şiirde bile olsa- "özlem" ve -başka dilde ve başkaları için söylenmiş bile olsa- "aşk" deyişini duydu, o sesten, onun sesinden bunları duymak sarhoş ediciydi.
📌Ne kadın eski kadında ne de adam eski adam...