Bașlıyorum... Okumanız tavsiye edilir. Kendimi son derece sakin hissediyorum, nedense. Film bitti, ben odamdayım; etrafıma bakınıyorum. Kulağıma tiz sesler geliyor; gözlerim duvardaki küçük noktalara odaklanmıș; elimdeki telefonu müthiș bir kuvvetle tutuyorum. Az önce içtiğim çayın aromasını dilimdeki tomurcukların farkına vararak…devamıBașlıyorum... Okumanız tavsiye edilir.
Kendimi son derece sakin hissediyorum, nedense. Film bitti, ben odamdayım; etrafıma bakınıyorum. Kulağıma tiz sesler geliyor; gözlerim duvardaki küçük noktalara odaklanmıș; elimdeki telefonu müthiș bir kuvvetle tutuyorum. Az önce içtiğim çayın aromasını dilimdeki tomurcukların farkına vararak duyumsuyorum. Dünyamıza baktığımda karanlık görmüyorum. Çünkü her yer sanki bembeyaz; her șeyin farkına varmak çok kolay. Sevdiğimi arayıp sesini duyabilirim, salona gidip babamı görebilirim, mutfağa gidip karnımı doyurabilirim; daha binlerce nimetin tadını çıkarabilirim. (Bitti)
Bir gün sokakta ilerliyorum. Soğuk bir kıș gününü tüm zorluğuyla çekiyorum. Kaldırımlar tenha. Adım attıkça özgürlüğüme koșuyorum sanki. Eve geçiyorum. Mutfağa giriyorum; artık alıșmıșım. Doymak için, daha fazla Doymak ve zevk almak için yiyip içiyorum. Mutfaktayım... Aniden bir hüzün tüm bedenimi kapsıyor; gözyașlarımı tutamıyorum, yüzümde tüm mevcudiyetiyle akan yașları hissediyorum. Üzgün olușumun sebebini idrak edemiyorum. Sonra karamsar olduğum bu andan çıkıyorum. Yavașça dolabın kapağını açıyorum. Aldığım bir meyveyi ağzıma götürüyorum. O da ne? Koku alamıyorum...
Tüm bu garipliğin diğer insanlarda da olduğunu anlıyorum. Adeta bir salgın gibi insanlar koku duyularını kaybediyorlar. Daha sonra diğer duyularımın alevlendiğini, hâlâ bende bulunduklarını anlıyorum. Onlara değer veriyorum. Mânâları daha bir artıyor artık. Küçük bir eniği sever gibi okșuyorum onları. Zamanla diğer duyularımı da alıp götürüyor zaman... Bana kalan bir çift göz..
Bir gün otobüse biniyorum. Boș bir koltuğa oturuyorum. Sağımda evvelden beri așık olduğum, her bakıșta yanıp tutuștuğum bir kız var. Yanının boș olduğunu görüp heyecanla oturuyorum. Onu incelemeye bașlıyorum. Yüzündeki çilleri fark ediyorum. Gözlerimiz bulușuyor. Gözümü kapatıp açıyorum... O da tekrar tekrar aynı șeyi yapıyor.. Dünya birden kapkaranlık oluyor; görme yetimiz silikleșiyor. Son hatırladığım șey o mavimsi gözler ve yüzü süsleyen çiller oluyor. Sonra kör olduğumuzu anlıyoruz. Daha önce tüm duyularımızı yitirmișiz. Artık tek çare hisleri konușturmakta. Belki birbirimizi duymuyoruz; görmüyoruz, tatmıyoruz, koklayamıyoruz. Ama sarılınca birbirimizi hissedebiliyoruz. Sanki... Sanki tüm duyular bu eylemle yeniden var oluyor. Dünya kapkaranlık... Ve sanki... Bizim kalan tek anımız bu "An". Bir insan bizi görse, görebilse; normal bir çift sanırdı.
Filmden bir replikle, bu eserden esinlendiğim kısa hikayeme son vereceğim.
"Vücutları birbirine yakın. Etrafında olan bitenden bihaber. Çünkü hayat öylece devam eder. Öylece..."
Not: Bu sefer farklı bir șey denemek istedim arkadașlar. Aslında bu bir film eleștirisiydi. Paragraflarım filmdeki olan bitenlerin bende olușturduğu hislerdi. Teknik ya da performanslar açısından değerlendirme yapmadım. Hatam olduysa affola.
10/10