📌Zaman sonsuz gibiydi, geçmek bilmiyordu. 🪷21 gün boyunca her gün bir kitap okuyorum. 17. GÜN🪷 Tekrar bir Zweig kalemi ile karşınızdayım! Hayırlı akşamlar diliyorum öncelikle. Kitabımız üç kısa öyküden oluşan 50 sayfalık bir kitap. Bir oturuşta biten, başla bitir akıcı…devamı📌Zaman sonsuz gibiydi, geçmek bilmiyordu.
🪷21 gün boyunca her gün bir kitap okuyorum. 17. GÜN🪷
Tekrar bir Zweig kalemi ile karşınızdayım! Hayırlı akşamlar diliyorum öncelikle.
Kitabımız üç kısa öyküden oluşan 50 sayfalık bir kitap.
Bir oturuşta biten, başla bitir akıcı başka bir Zweig eseri daha..
Kitabımıza ismini veren öykümüz ise ilk öykümüz olan "Lyonda Düğün."
"Lyonda Düğün" iki aşığın zorlu bir dönemde zorlu şartlar altında kavuşmalarını ve bu kavuşmanın sonsuz bir mutlulukla sonlanmasını anlatırken "İki Yalnız İnsan" öyküsü, acı çeken ve toplumdan dışlanmış iki karakterin birbirini bularak birbirlerini anlamalarını, birbirlerinin acılarını dindirmelerini anlatıyor. Son öykümüz olan "Wondrak" ise Bohemyanın küçük bir kentinde ki çirkin bir kadının uğradığı tecavüzü, bu tecavüz sonucu doğan bir çocuk ile yaşama tutunmasını, sonra patlak veren savaş ile bu mutluluğu yitirmemek üzere verdiği çabayı ve hazin sonu okuyoruz..
Bu üç öykünün ortak bir yanı var. Üçünde de toplum tarafından dışlanmış, toplum tarafından hoş görülmeyen, baskın bir şekilde psikolojik şiddete bunun yanında ardını bırakmayan fiziksel şiddete maruz kalan karakterleri okuyoruz. (Bu durum keşke sadece kitaplarda ders verme niteliği, göz açma niteliği olarak kalsa ama bu durumlar günümüzde oldukça fazla ve iç yakıcı bir durumda artarak devam ediyor.)
İkinci öyküde hiç şüphesiz benim için anlaşılmak ve anlamak temalarını işliyordu. Üç öyküde de empati duygusuna olan vurguyu hissedebiliyorsunuz. Yazar gerçekten insanlık duygularını çok iyi kaleme alabilen bir insanmış. Bizlere yeterince eser bıraksada insan daha fazlasını istemeden geçemiyor.
Beğendiğim yerler olurken dikkatimi çeken ve hoşnut olmadığım iki kısımda mevcuttu. Bunlardan birisi ilk öykünün kısa olması. Bir roman olsada doya doya okusam dedim. 🫠
Diğer sorun ise üçüncü öykünün ucunun açık bitmesi. En uzun öykünün o olmasına rağmen ucu en açık biten ve merakta bırakan eser oydu.
(Buda muhtemelen öykünün yazım sürecinde eksik kalması ve Zweig bey yerine başka birisinin tamamlamasından kaynaklı.)
Bu iki unsur dışında yine fevkaladenin fevkinde bir eserdi. Kesinlikle rafınızda bu eserede yer vermelisiniz diyerek sözlerimi sonlandırıyorum.
Film yorumunda görüşmek üzere. ✨
📌Birbirlerini bulduklarına inanamıyor, gerçek mi değil mi anlamak için bir anlığına ayrılıyor ve imkansız olan kavuşmalarından duydukları sevinçten korkarak daha büyük bir hasret ve ateşle birbirlerine sarılıyorlardı.
📌Şu birkaç saatin tadını çıkarın, hiçbirimizde tek bir nefeslik bir yaşam dahi ikinci bir kez verilmeyecek ve böyle bir anda aşkı bulan onun keyfini çıkarmalıdır.
📌Fakat hayat mucizeleri sevse de, gerçek mucizeler konusunda cimri davranır.
📌Suskun düşüncelerle konuşmaya başlayan bir sessizlik.
📌Şimdiye kadar hiç kimseye söyleyemediklerini, hatta kendilerine bile itiraf edemedikleri şeyleri birbirlerine anlatıyordu bu iki yalnız insan, oysa birbirlerini doğru dürüst tanımıyorlardı bile. Fakat birinin yüreğinden kopan çığlık diğerinde karşılık buluyordu, çünkü onların acıları akrabaydı.
📌Karel her zaman yanındaydı. Onu görmesine, sesini duymasına izin yoktu. Fakat onu hissediyordu. Orada olduğu müddetçe ümit vardı.
📌Hayır, o mutluydu, sonsuzca mutluydu, çünkü sevdiğiyle aynı saat öleceğini biliyordu ve biri diğeri için yas tutmak zorunda kalmayacaktı.