📌Bizimkisi bir aşk hikayesi, siyah beyaz film gibi biraz.🎵 Merhabalar efenim! Öncelikle sözlerime eserin arkasında yazan ve Ruhsati kaleminden çıkma bir dörtlük ile giriş yapmak istiyorum. ~Daha senden gayrı âşık mı yoktur Nedir bu telaşın hay deli gönül Hele düşün…devamı📌Bizimkisi bir aşk hikayesi, siyah beyaz film gibi biraz.🎵
Merhabalar efenim!
Öncelikle sözlerime eserin arkasında yazan ve Ruhsati kaleminden çıkma bir dörtlük ile giriş yapmak istiyorum.
~Daha senden gayrı âşık mı yoktur
Nedir bu telaşın hay deli gönül
Hele düşün devr-i Âdemden beri
Neler gelmiş geçmiş say deli gönül~
Yaşanmış, yaşadığımız, yaşanan ve yaşanmaya devam edecek binlerce aşk hikayesi var ve insan bazen aşk derdine düşenin, aşk uğrunda acı çekenin, aşk uğrunda ateşlerde yananın sadece kendisi olduğunu düşünür. Geçmişten günümüze bu konu hakkında nice nasihatler, nice öneriler verilir.
Fakat aşk derdine düşenin hali bir çaredir..
O kadar aşk yaşanır, insan bu aşkları okur, izler, duyar ve bazen en acı şekilde bunu yaşarda. Bunların olmasına rağmen kimsenin bu duruma deva bulamadığı ve bu devanın sadece sevilen aşıktan geldiğini biliriz. Sadece buna derman olacak kişi bir doktor olmamasına rağmen, bir ilaç olmamasına rağmen sevilen sevgilidir.
Eserde de geçen bir alıntıda dendiği gibi; "Aşk derdine düşenler, sevgiliyi hekim bilirdi."
Eseri burada birisinin yorumu ile keşfetmiş ve listeme eklemiştim. Daha sonra annemin de bir kaç yerde görüp "elif bak buna güzel diyorlar, aşk meşkte var ikimizde severiz bunu. Not al, temin edip okuyalım." Demesinin üzerine bundan bir kaç ay evvel eseri temin etmiş ve okunacağı zaman için rafımda yerini aldırmıştım. Gönül isterdi ki ben bu eseri farklı şartlar altında farklı bir şekilde okuyayım fakat kader bu şekilde olmasını istemiş ve bu şekilde oldu.
Bu kitabı keşfetmeme vesile olan hatırlayamadığım kişiye de buradan çok teşekkür ediyorum. Umarım kulağın falan çınlar xjsjxjsj
Böyle bir eser ve böyle derin aşkların işlendiği, böyle güzel, böyle yoğun duyguların cümlelerin bulunduğu bir eseri okumak benim için büyük bir zevkti. (Yanlış hatırlamıyorsam bu eseri @m.u.h.b.i.r hanımefendinin gönderisi ile keşfetmiştim ama gönderi yorumlarına bakarken denk gelemedim.)
Bu fasıllardan sonra eserin arka kapakta bulunan tanımına bir gelelim;
10 Haziran 1617 sabahı Kulaksız Kabristanında hatun kişi mezarı üzerinde, biri hanım üç ceset bulundu. Erkekler mezara kapaklanmış, kadın da erkeklerden birine sarılmış vaziyetteydi. Devrin ases teşkilatı aylar sonra üçünün de aynı vakitte öldüğünü açıkladı; aşk yüzünden...
Şu "aşk yüzünden" olan iki kelimeden oluşan cümleye nice duygular, nice olaylar, nice cümleler, nice umutlar ve nice nice nice olan şeyler sığar.
Daha detaylı bir konu tanımı isteyenler için; 20 yıl önce aşkları başlayan Müslüman Dülger Bahşı ve Hristiyan Çakır Yorgi adlı adamın kızı Kaknusia arasında 16, padişahımız olan Sultan Ahmet döneminde yaşanan aşkı ve bu aşk çevresinde yıllar boyunca yaşanan olayları, umutları, sabırları işliyor. Ayrıca eserde sadece bir aşk değil, dönemin en ihtişamlı yapıtlarından olan Sultan Ahmet Camiisinin yapım aşamasına da oldukça yer verilmiş. Tarih sevenlerin bayılacağı bir eser olduğunu düşünüyorum.
Eserin edebi dili, yazarın kalemi oldukça kuvvetliydi. İlk başta camiden çok fazla bahsedilince ve tarihi şeylere yer verildiğini görünce bir tık tadım kaçtı. Çünkü böyle bir durumda bitiremeyeceğimi düşünüyordum. Bu eser tarihi eserlere karşı ön yargımı kırmama yardımcı oldu.
Bir günümüz aşklarına bakıyorum, bir eski sevdalara bakıyorum. Keşke eski dönemlerde yaşasaymışım diyorum. Her zaman içimde uhde kalacak bir şey bu..
Hangimiz günümüzde bir aşk için çeyrek asır bekler ki? Hangimiz yıllarca sürecek o hasrete dayanabilir? Hangimiz umudu yitirmeden bekleyebilir? Bahşı ve Kaknusia bunu başarmış bir çift.
"Senin için yaşayacak, senin için öleceğim. Bundan böyle sen bana azık, ben sana neşe, sen bana hayat, ben sana sevgi... Beraber yürümediğimiz hiçbir menzilim, birlikte sevinmeyeceğimiz tek arzum olmayacak... Konuştuğum sen, konum sen olacaksın...
Bundan böyle emir sendendir Bahşı, yapmak benden; sır sendendir, saklamak benden... Güvencim sen olacaksın, sevincim sen; sen sevgim ve sevgilim. Bağım ol bağbanım ol, gülün olayım, bülbülün olayım. İşte sana and; bundan böyle sen oldukça şakıyacak, sensiz susacağım."
✍🏻Sözleri eşliğinde sözünde duran bir kadının aşkı...
Sadece Kaknusia ve Bahşı da değil, (bir tık spoi olabilir belki) dört kişinin yüce aşkına şahitlik ediyor bu eser. Hepsinin karakteri, huyu suyu, dini, dili, ırkı farklı ama kalbe ilmek ilmek işlenen bir sevdaları var. Zaten aşk diyoruz, aşkın hiç dili, dini, ırkı olur mu? Aşkın yürekte hissedilen tek bir dili vardır, bu dilden haberi olanlar aşıklardır.
Her birinin aşkı ile ben eridim, ben bittim. Bahşı ile beraber sokak sokak ben gezdim ben aradım. Kaknusia ile birlikte ben bekledim, ben sustum. İshak ile ben umut ettim. Gunala ile ben sadakat gösterdim.
Aşkın işlendiği eserleri, aşığın derdine düşmüş ve divane olanların beğeneceği bir eser.
Yüreği ısıtan bir yanı var ve mutlaka okumalısınız diyorum. Bazı şeyler, bazı nağmeler gibi bu eserde "kalbi ısıtan bir kor gibi..."
Hatta eserde geçen şu alıntı gibi; "Yüreğime kordan daha sıcak bir ateş bıraktı ki, durmadan yanıyor, yanıyor, yanıyorum..."
Yazarı biraz araştırdığımda bu eserin en son basılan eser olduğunu ve önceden basılan eserlerinin daha çok beğenildiğini gördüm. Bu eser bile beni bu kadar etkilediyse diğer eserleri düşünemiyorum. Favori yazarlarım arasına hızlı bir giriş yaptı sevgili yazarımız.
Aşk okumayı zaten seviyorum, bu anlamda okuduğum eserleri de zaten çoğunlukla beğeniyorum ama şöyle bir düşündüğümde uzun bir aradan sonra heves ve merakla okuduğum bir eser oldu.
İslam bağlamında çoğu satırda insan bir kendine geliyor, bir yenileniyor ve hayata tutunacak o dalın farkına varıyor.
Aslında eserde hakiki aşığın kim olduğunu sorguluyor karakterler. Hangisinin daha saf ve yoğun sevdiğini tartışıyorlar ama hakikate varan aşkı unutuyorlar. Kavuşamayan ve kavuşulmayan her aşkı gördüğümde artık aklıma bu geliyor. Bu konuda Sultan Ahmete çokça imrendiğim dakikalar ve sorgulamalar yaşadım. Umuyorum her müslüman kardeşim ile birlikte bunu doya doya yaşarım.
Kitapta ki bir kaç soruyu buraya kadar okuyan ve cevaplamak isteyen raflılara sormak istiyorum. Aşk nedir? Aşıklık nedir? Aşık kimdir?
Bu sorular eşliğinde kitapla ve aşkla kalın diyorum!✨
📌Yumuşak huylu atın şaha kalkmasından çekinmek gerekirdi.
📌Hayat devam eder, zaman geçer, insanlar gider, bazen geri gelmezler, hatıralar kalır.
📌Nazarı bir çift gözün peşindeydi.
📌Şiddet, güç gösterisi değildir, unutma, sabır da eylemsizlik değildir.
📌Yerin gözümün içi, gözümü yumduğumda gönlümün köşesidir...
✍🏻(Yerim, yanım dizlerinin dibidir demenin başka bir yolumuydu aşk?)
📌-Umuduna çiçek gibi taze tutmalısın, solmasın!
-Dalından kopmuş bir kez, nasıl solmasın?
-Aşkınla sularsan solmaz; kalbini pınar eyle!
✍🏻(Ferdi Tayfurun, "sevgiler çiçek gibi soldurmayalım" dediği misal..)
📌İçimde bir soru var, cevabını bulmadan huzur duyamayacağım.
✍🏻(Çözemediğim içimdeki çetin sual sen misin der gibi.)
📌Sen canın için sevgili taşımışsın, hakikatli aşık ise sevgilisi için can taşır. Sen kurban için başkasını seçmişsin, aşık dediğin kendi canına kurban seçendir.
✍🏻("Ölüm ölüm dediğin nedir ki gülüm, ben senin için yaşamayı göze almışım." Diyen bir Polat Alemdar mısın sevgili yazarcım?)
📌İyilikler sevgiden doğar. Lakin sen yine de sevgini gördüğün iyiliğe göre ölçme, kalbine göre ölç. Çünkü nefislerin özlere birbirine benzer yaratılmıştır. Benzerler birbirine rastlayınca nefis benzerinin güzelliklerini tanımayı ister. Bu istek onda parlak bir nura dönüşür. Nur da benzerine kavuşma yolunu aydınlatır.
✍🏻(Gönül kendi gibi olana akarmış diye boşuna dememişler.)
📌Ben onu her yerde ararım nerede bulacağımı bilmesem de.
📌O benim her sabahki uyanma sebebimdir. Uyumadan önceki son şeyim, uyandığım zamanki ilk şeyim. Eğer yaşıyorsam, onu bulma arzusudur beni hayatta tutan! Beni asıl iyileştiren şey onu bulma ve kavuşma umudumdur.
📌Sevgiliyle aynı çatı Altında sabahladıkları için kendini sevgiliye yakın zanneden nice ahmaklar Yaşar şu dünyada. Sevgilinin hayali her gece benimle sabahlıyorsa kim onun bana yakın olmadığını söyleyebilir?
Kaldı ki sevgiliye yakın olduğunu söyleyenler ondan hep uzaktır. Ondan uzağım diyenlerin uzaklıkları ise sevgilinin yakınlığı ile örtülüdür.
📌İçindeki hüsran tortusu aşk alevi ile tutuşmuştu sanki, hem yanıyor, hem yakıyor, hem üşütüyordu.
📌Ondan ayrı geçen her bir anın kalbine bıraktığı ateşi, adını anmadığı saniyelerin geçmek bilmeyişini, duygularının derinliğini, içindeki aşk derdini ve kara sevda'yı ona artık anlatması, ardından da ciddi kararlar alma vaktinin geldiğini söylemesi gerekiyordu. Bunu yapınca belki de gözlerindeki ıslaklık sona ererdi, sebebi her neyse...
📌Aklına gelen her ihtimal ayrı bir işkenceye dönüşüyordu. Düşünmek bir yüktü. Akıl nimet olmaktan çıkmış bütün azapların kaynağı oluvermişti.
📌Rüzgar estikçe Ateş büyüyüp yangına döner. Ben onun yenini tutmadan da ateşine çekilirim, onu görmeden de yanarım.
📌Çektiğim Sevgi miydi, aşk mıydı bilemedim. Zamanı kaybettim... Şimdi bile bir girdaptayım, çıkamıyorum. Sahilim neresi bilemiyorum.
📌Gönül dilinden konuşuyordu.
✍🏻(Gönül dilinden konuştuğunuz insanları ve dostlarınızı bulduğunuzda onlara sımsıkı tutunup onları kaybetmeyin.)
📌Aşkı öğrenmek için Bahşı, mutluluğa değil hasrete, hicrana, ayrılığa ihtiyacın olduğunu bilmelisin. Aşkın azığı mutluluk değil kederdir, üzüntüdür, elemdir.
📌Geçmek bilmeyen bir gece... Sabretmek, dağı sırtına almak gibi...
📌Allah kullarının nasibini önceden ayırmıştır, zorlamak beyhudedir.
✍🏻(İnsanın nasibinin er veya geç ona denk geleceğini okumuştum. Bir kayanın altında bile olsa o şey o insana isabet edermiş. Bazı şeyleri diretmeyerek Allah'ın takdirine bırakmanın ne kadar güzel olduğunu hatırlatan cümleler içeriyordu. Ne olursa olsun benim olan benimdir ve bana gelecektir diyen bir insanada denk gelmiştim. O yüzden bir şeyler için direten insanlara sesleniyorum diretmeyin ve akışa bırakın. Sizin olan sizi bulacak. "Sana ait olan, seni bulur...")