"Gözler yıldız kaş hilal Almış ele okla yay Gel bir turan kuralım Kızımız olsun Umay" 🐺🎶 Kitabı okurken ezip ezip suyunu içtiğim, gece gündüz dinlediğim ve kitapla bağdaşan bu parça ile başlamak istiyorum sözlerime. -Kitapla bağdaşan çok şey vardı. Resmen…devamı"Gözler yıldız kaş hilal
Almış ele okla yay
Gel bir turan kuralım
Kızımız olsun Umay" 🐺🎶
Kitabı okurken ezip ezip suyunu içtiğim, gece gündüz dinlediğim ve kitapla bağdaşan bu parça ile başlamak istiyorum sözlerime. -Kitapla bağdaşan çok şey vardı. Resmen benim için anılar kitabı gibi bir şey oldu. -
O kadar güzeldi ki, o kadar güzeldi kiii. Kelimelerim, cümlelerim bu eseri anlatmaya yeter mi? Hak ettiği değeri cümlelere dökebilirmiyim bilmiyorum.
21 yıllık ve daha ne kadar süreceğini bilmediğim şu ömrümde çevremde her zaman atsız aşığı insan vardı, olmayada kuvvetle muhtemel devam edecek. Her zaman adını duyduğum, türlü şaşalı cümlelerle anlatılan bu eseri sonunda okuduğuma oldukça müteşekkirim. Kalbimin en ince noktalarına, gönlümün en gizli hasretlerine ve sevdalarına o kadar güzel dokundu ki Nihal Atsız anlatamam. Bu kadar etkisi altında kalacağımı düşünmezdim.
Sevdaları, savaşları, duruşları, birbirlerine sahip çıkışları, yeri geldiğinde bozkır topraklarında yeri geldiğinde Ötükende o at koşturmaları ve daha niceleri...
Bozkır falan dedik, tüm olaylar gözümün önünde yaşandı. Kitabı okumadım adeta yaşadım.
Göktürkle ilgili parçaları dinlerken artık hissederek dinlediğimi fark ettim. Sözlerin hepsi o kadar mantıklı bir zemine oturdu ki benim için. "Kür Şad'ın gür sesiyle indik tanrı dağından." "İşte biz burdayız tükenmedi neslimiz."
Ne azimli milletmişiz dedirtti.
"Gök girsin kızıl çıksın" bu ise eski Türklerin yemin şekli. Sözümden dönersem bu kılıç bana Gök olarak girsin kanıma bulanmış olarak çıksın anlamı taşıyormuş.
Savaş emri verildikçe heyecanlandım, birbirini seven bozkurtlar ve asenaları gördükçe kalbim aşkla doldu, ailelerine bağlılıklarını okudukça aileme karşı sevgim daha çok arttı, düşmana karşı nasıl birlik olduklarını okudukça tüm milli duygularım harekete geçti ve kanım damarlarımda deli gibi akmaya başladı. Bir ara dağa falan çıkıp ulusam mı diye düşündüm cjdmjxsj
Hani bir ara dedim içimden dizisi falan çıksa da doya doya izlesem. Sonra okurken aldığım lezzeti alabilir miyim diye düşündüm. Kitap tüm tahayyül sınırlarımı zorladı. Kitabın içinde olsam ben de savaşsam, yiğit bozkurtlardan birine ben de aşık olsam falan dedim. Hele hele o ölüm uçurumu.. gönlümü aldı yerden yere çaldı adeta.
Kurulan budun uğruna düşünmeden kendilerinden vazgeçişleri vardı ya hani.. o kısımlarda o kadar hayranlık duydum ki. İnsan bir kez daha Türk olduğu için deliler gibi seviniyor. Hem de deli Ersegün bey gibi bir delirme.
Ben bu çağın insanı değilim dedirtiyor çoğu yerde. Millet aşkıyla yanıp tutuşan ve hâlâ okumamış olanlara kesinlikle öneriyorum.
Evet uzun ama gram sıkmıyor, evet tarih kitabı ama içinde ne ararsan var. Aşk, zamanını bekleyen sırlar, intikam, yoksulluk, umut...
Hoşuma giden şeylerden bir diğeri de bir sürü Göktürkçe kelime öğrendim ve hepsini şimdiden kullanmaya başladım. Annem en son "iyi ki bir okudun şu kitabı" falan diyordu cjsjxj
En sevdiğim kelimlerden birisi evdeş kelimesiydi galiba. Zevce anlamına gelen bu kelime beylerin hanımları için kullandıkları bir kelime. Ve çok naif 🥹 ne demişler önce yoldaş sonra yol.
Arık-Zayıf,Sıska
Bunlu-Kederli
Us-Akıl (erkek kardeşime sinirlendikçe sen de us yok diyorum. Mükemmel bir ablayım💪🏻)
Dilmaç-Tercüman
Tamu-Cehennem (bizim Göktürk beyleri çinlilere sürekli "seni kızıl tamuya gönderirim" falan diyorlardı.)
Kannış-Cilve
Albız-Şeytan
Böyle böyle bir çok kelime verilmiş eserde.
Eserin konusu hakkında cümleler kuramam çünkü kuracağım her cümle büyük spoiler olur. Anlatmaya, hissettiklerimi cümlelere dökmeye devam etsem sabaha kadar anlatırım bunu biliyorum. Bir yandan da eser anlatılacak değil okunup yaşanılacak bir eser. Okumayı düşünen varsa hemen okusun ve üzerine konuşalım xjsjxjsj çünkü hakkında kritik yapmak istediğim çok yer var. Okuyanları da yorumlara bekliyorum, gelirde şenlendirirseniz çok sevinirim.
Bu eseri okuyarak görevlerimden birisini tamamladığıma göre yeni görevimi kendime veriyor ve hilal bıyıklı bozkurdumu bulmak üzere at üstünde sonsuz bozkıra açılıyorum. (Rüyamda tabii ki)
Veya o beni bulsun diyeceğim de kitapta ki savaşçı kadınları gördükten sonra bunu ben de yapabilirim gibi geliyor. (Şaka)
Senin gülüşün bana Ötüken diyeceğim bir bozkurt istiyorum hayat bunu bana çok görme! (Tabii ki şaka🥰)
Alıntılarımı vererek daha fazla saçmalamadan kaçıyorum. ✨
📌Senin kılıç dediğin Türk'ün oyuncağıdır.
📌Gök Türklerin gönülleri şimdi Kür Şad'ın yeridir.
📌Türkler at üzerinde doğup at üzerinde ölüyorlar.
📌 "Türk tanrısı! Türk Yersuları! Umay! Yarın için bana güç verin! Öcüm yağıda kalmasın! Budun tutsak olmasın. Türk Tanrısı! Eşimi alıp on iki yıldır gönlümü kara kıldın. Gözlerimi alıp dokuz yıldır dünyamı karanlığa saldın; yüksünmedim. Yarın için bana ululuğu saç. Savaş bitinceye kadar gözlerimi aç! Kana kana vuruşayım. Doya doya kırışayım. Can gövdeme yük oldu. Bir umudum sende kaldı. Sonsuz karanlığımı aydınlat! Sönmez ışığından bir damlasını yoluma fırlat! Ocağımı söndür de budunu yaşat!... Türk Tanrısı! Can senin olsun, gözlerimi ver! Yıllarca neler çektim, kimse bilmedi. Gözlerim ışık aradı, ama bulamadı. Gözsüz at koşturdum, gönül tat almadı. Her şeyden vazgeçtim. Yalnız bir savaşlık ışık ver. Türk Tanrısı! Göğün rengini, güneşin parlaklığını, gecelerin süsü olan yıldızları, yeşil ağaçları, hatta arkadaşlarımı, yakınlarımı, oğlumu bile gösterme. Yalnız ben dövüşüp ölünceye kadar yağıyı göster. Sadağımdaki ok, kolumdaki güç, damarlarımdaki kan tükeninceye kadar yağıyı göster..."
📌 Galiba gönlüne od düşmüş, kağan kızına gönül kaptırmıştı.
📌Acıya alışmış, acı ile yoğrulmuş kişiye bahtiyarlık güneşinin, ışıklarını kısa bir an göstererek sonra yine onu karanlığa boğmasında sanki ne mâna vardı?
📌Dağ dağa kavuşmaz, kişi kişiye kavuşur. Bir gün yine buluşuruz.
📌O kız çarpar insanı
Ayrı eder usundan...
📌Şurada yere oturmuş ağlıyordu. Niçin ağladığını sordum. Yaram sızlıyor dedi. Dağlamak için yanına indim. Yaram gözükmez, gönül yarası dedi.
📌 Kür Şad ölmüş, fakat attan düşmemişti.
Ölmüş, fakat yenilmemişti...
📌Delinse yer; çökse gök, yansa, kül olsa dört yan
Yüce dileğe doğru yine yürürüz yayan.
Yıldırımdan, tipiden, kasırgadan yılmayan;
Ölümlerle eğlenen tunç yürekli Türkleriz!
Bu türkü hâlâ göklerde çınlıyor. Kür Şad ve kırk arkadaşı, aylı kızıl bayrağı bekleyerek hâlâ ufukları gözlüyor...
📌Dünyada en güçlü kişi ölümü göze almış olandır.
📌Sanma gönül dinlenir
Ufukta gün batınca.
Bunalırım kederle
Gece gelip çatınca.
Bakışların puslanır,
Gönül dağım sislenir,
Göz pınarlarım ıslanır
Sevgi kuşu ötünce.
Sevgi yaman bir gerçek;
Yâr uzakta bir çiçek.
Sevgim sürüp gidecek
Tâ dirliğim bitince.
Bir güzeli özleyiş...
İşte en güzel deyiş!
Ömür tüket, gönül deş
Sevgi seni tutunca
Yârı her bir anışım
Bir ölümdür, tanışım!
Belki diner yanışım
Son uykuya yatınca...