"Yaşlanıp saçların ağardığında, uyuklarken Ocağın başında, eline al bu kitabı Ve oku yavaş yavaş düşleyerek bir zamanki Yumuşak bakışlarını ve gölgelerinin tatlılığını. Kaç kişi senin o mutlu inceliğini sevmişti, Kaç kişi güzelliğini, yalan ya da doğru. Ama bir kişi senin…devamı"Yaşlanıp saçların ağardığında, uyuklarken
Ocağın başında, eline al bu kitabı
Ve oku yavaş yavaş düşleyerek bir zamanki
Yumuşak bakışlarını ve gölgelerinin tatlılığını.
Kaç kişi senin o mutlu inceliğini sevmişti,
Kaç kişi güzelliğini, yalan ya da doğru.
Ama bir kişi senin o gezgin ruhunu
Ve değişen yüzünün hüznünü sevdi.
Şimdi eğil de korlaşmış kütüklere,
Mırıldan biraz üzgün bir sesle,
aşk nasıl alıp başını dağlara gitti
Ve gizledi yüzünü sayısız yıldızlarla diye."
(Sayfa 17)
1923 Nobel Edebiyat Ödülü sahibi İrlandalı şair/yazar William Butler Yeats'ı sonunda okudum. Dedikleri kadar varmış. Yüksek kaliteye sahip. Romantizm türünün en özgün şairleri arasında yer alıyor, okurken özgünlüğüne hayran kaldığımı belirtmeliyim.
Kitabın başında yazarın hayatını biraz özet geçmişler. İlk yıllarında romantizm ağırlıklı olsa da zamanla bu akımdan uzaklaşıp -özellikle modernizm gelişmesi ile birlikte- tarzını realizme kaydırmış. Hatta bu bağlamda en çok Amerikalı şair Ezra Pound'dan (nasip olursa onu da yakın zamanda okuyacağım) etkilenmiş, hatta ders bile almış.
Şaşırdığım bir nokta ise Yeats, özgünlüğün ve yaratıcılığın, cinsellik ile paralellik gösterdiğini düşünüyormüş. Bu yüzden aşk hayatı çok dolu. Hatta yaşlılık döneminde steinach ameliyatı (araştırdığım kadarıyla cinsel hormonları yeniden canlandırıyormuş) olmuş.
İlginç ama son derece kaliteli bir şair. Kesinlikle başka eserlerini okuyacağım. (yalnız çevirmen BAZI şiirlerde kötü çeviri yapmış, bilginiz olsun.)
Hoşuma giden birkaç şiir eklemek istiyorum;
"Sen dans et orada kıyıda
Senin ne umurunda
Rüzgâr ya da kükreyen sular?
Savur tuzlu damlalarla ıslanan
Saçlarını havaya.
Gençsin, nereden bileceksin
Soytarının zaferini ya da aşkın
Ele geçer geçmez yitirildiğini,
En iyi çalışanın ölüp gittiğini,
Bütün demetlerin dağıldığını?
Neden korkacakmışsın sen
Rüzgârın acımasız uğultusundan?"
(Sayfa 27)
"Düşlerle yıpranmışım ben;
Havanın aşındırdığı mermer
Bir salyangoz kabuğu derelerde;
Ve bütün gün sabahtan akşama
Gözlerim bu kadının güzelliğine takılı
Sanki bir kitabı açıp
Orada resmini bulmuşum
Bakanların gözlerine şölen
Ya da dinlemesini bilen kulaklar
Duyduğu için sevinen ve bilgeliğe
Aldırmayan bir güzelin;
Oysa oysa,
Bir düş mü bu benim gördüğüm, yoksa gerçek mi?
Ah keşke karşılaşsaydık
Gençliğimin ateşi sönmeden!
Oysa düşler içinde kocuyorum ben,
Havanın aşındırdığı mermer
Bir salyangoz kabuğu derelerde."
(Sayfa 35)