Körlük kitabında Jose neye dikkat çekmek istemiştir? Bunun için şimdilik iki farklı teorim var sırayla yazıcam birazcık uzun olabilir bunun için kusura bakmayın. Saramago’nun izinden gidip noktalama işaretlerini en aza indirerek devam etmeyi düşünüyorum. ☺️ Kitabı hiç bir teoriye bağlamadan…devamıKörlük kitabında Jose neye dikkat çekmek istemiştir?
Bunun için şimdilik iki farklı teorim var sırayla yazıcam birazcık uzun olabilir bunun için kusura bakmayın. Saramago’nun izinden gidip noktalama işaretlerini en aza indirerek devam etmeyi düşünüyorum. ☺️
Kitabı hiç bir teoriye bağlamadan ele alalım öncelikle.
Kitabın baş kahramanı Dr’un karısı olduğu için yazıma ilk onunla mı başlamalıyım bilmiyorum belki de önce kitabın üslubu ile başlamalıyım.
Yazar noktalama işaretlerini minimum seviyede tutarak okuyucuya alan tanımış bence yani kitaba daha kolay adapte olup olaylara rahat dahil olabilelim diye. Günlük yaşantımızda da noktalama işaretleri kullanmayız pek öyle değil mi? Duygularımızı ifade ederken veya mesajla bir duygumuzu dile getirirken düz bir şekilde yazarız ve bu duygu noktalama işaretleri olmadan da karşıdaki kişiye geçer. Burada da alışılmışın dışına çıkan yazar noktalama işaretlerini minimal tutarak okuyucuya tam anlamıyla o duyguyu vermiş ve hepimiz okurken resmen o sahneleri yaşadık.
Kitapta karakterlere isim vermeyen yazar bence evrensel bir dil kullanmış. Yani kişisel bir isim kullanmak yerine benzetmeler kullanarak karakterlerle daha kolay bağ kurmamız sağlanmış oldu. En azından benim için öyle oldu. Kitabı okurken yer yer duygusal çöküş yaşadığımızı düşünürsek kitabı içselleştirdik ve bu yazarın ne kadar başarılı olduğunu gösteriyor.
Kitap içerisindeki olay örgüsüne gelecek olursak. İnsanların beyaz bir körlüğe hapsolması ile yaşanan bir panik ve çöküş görüyoruz. Bu çöküş ile birlikte insanların nasıl medeniyetten uzaklaşıp hayvani duygularla hareket ettiklerini görüyoruz. İnsanlar önce temizlikten vazgeçiyor mesela, oysa modern hayatın başında gelir temizlik hijyen. İnsanlar önce bunu kaybediyor sonrası yavaş yavaş geliyor zaten. Gücü elinde tutan (buradaki güç simgesi silah) tüm köyü yönetiyor. Bu köyde gasp, hırsızlık, aşağılama, taciz, tecavüz, şiddet, cinayet ne ararsanız var. Yönetimin çökmesi ile birlikte insanlıkta çöktü ya da insani duyguların çöküşü kötülüğü doğurdu.
Bir insanın kendi menfaatleri doğrultusunda ne kadar kötü ve acımasız olabileceğini gözler önüne seren bir kitap olmuş diyebilirim.
Teori 1.
Burada Dr’un karısı vicdanımız olarak ele alınmış olabilir. Körler ise hırslarımız, tutkularımız, körü körüne bağlandığımız veya savunduğumuz her şey diye düşünüyorum. Vicdanımız her şeyi görür ama yaşadığımız duygular bazen bunlara sesimizi çıkarmamızı engeller. Bu suskunluk karşısında da bir çok yıkım meydana gelebilir. Kitapta bu yıkımlar ahlaki olarak ele alınmış bence. Tecavüze uğrayan kadınlar cinayetler vicdanen bizi rahatsız eden olgulardır diye düşünüyorum ama buna rağmen üç maymunu oynamaya devam ederiz. Gözlerimiz görse kaç yazar ki öyle değil mi vicdanımız kör olduktan sonra. Kitapta da kör olanlar hırslarına tutkularına yenik düşenler en temiz olarak nitelendirilen Dr’un karısı diyebiliriz niyesini açmak gerekirse gözleri gören tek kişiydi eğer isteseydi kendisi için fazla yemek alabilirdir evinden çıkmak zorunda bile değildi kendisi için daha temiz bir alan oluşturabilirdi birçok seçeneği vardı ama yapmadı. Kör olmamasının nedeni de bu olabilir diye düşünüyorum.
Teori 2.
Yayında bir hocamız yaratıcıya bir serzeniş olabilir demişti düşününce bu bana çok mantıklı geldi. Şöyle bir bakış açısı ile bağ kurdum.
Akıl hastanesi = Dünya
Dr'un karısı = her şeyi herkesi gören yaratıcı
Körler = tüm insanlık
Yönetim = İnsanlık için indirilen kuralların yazılı olduğu kitaplar.
Hergün belirli saatte yayınlanan mesaj = belki de bizim için hergün aynı saatlerde okunan ezandır. Veya bir kilisenin ayin çanıdır. Diğer dinlere pek hakim değilim ama elimden geldiğince genel bakmaya çalışıyorum.
Yaratıcı kullarını yarattı ve dünyaya gönderdi. Hepimize bir irade güç verdi. Kimimiz bu iradeyi doğru kullandı kimimiz eline yüzüne bulaştırdı. Gücü yönetemeyenler kötülüğe başvurdu. Yaratıcı kulları için yazılı metinler gönderdi ama kulları bunu dikkate almadı duydu belki ama anlamadı. Hergün huzuruna çağırdı ama kulları duymazdan geldi.Sonra dünya bir kaosa sürükledi güçlü olan güçsüze eziyetler etti. Yaratıcı bunları görüyor evet yeri zamanı gelince müdahale de ediyor belli musibetlerle ama biz kulları bunları görmezden gelip yine bildiğimizi okuyoruz.
Körlük dediği dünyevi tutkular yüzünden edebi hayattan vazgeçmek, dünya üzerindeki hırslara tutkulara harama boyun eğmek. Bunun sonucunda kazandığın ne varsa kaybetmek belkide…
Ölüm diyoruz. Ölünce ilk ismimiz kaybediyoruz mesela isminin bir önemi kalmıyor nefes alırken ismin Asya olsa ne Ömer olsa ne ölünce cenaze oluyorsun cenaze geldimi diyorlar en basit örneği ile. Bu kitapta ölenlerin cesetleri dinlerine uygun bile defnedilmedi mesela. Kim oldukları bile belli değil çünkü ölünce her şeylerini kaybettiler kimliklerini kaybettiler. Körlükle kişiliklerini ölümle de kimliklerini kaybettiler. Bir kaosla birlikle insanlıklarını kaybettiler. Bu kitapta da böyle malesef gerçek hayatta da böyle.
Menfaatleri doğrultusunda insanlar her türlü kötülüğü yapabilir yeterki güç ellerinde olsun.
Yaratan bunu görüyor duyuyor biz kulları olarak ona yönelmeyi reddediyoruz. Kitaplarına gönderdiği mesajlara kulak vermek yerine kendi kurallarımızı yazıp kendi bildiğimizi okuyoruz. Umarım kendimi doğru ifade edebilmişimdir 🤭🦋